<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gazete Münevver</title>
    <link>https://www.gazetemunevver.com.tr</link>
    <description>Doğru, Güvenilir ve Tarafsız Habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 00:43:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne’de 9 kişinin öldüğü gemi kazası: Ulaştırma Bakanı Arıklı görevden alındı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-9-kisinin-oldugu-gemi-kazasi-ulastirma-bakani-arikli-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-9-kisinin-oldugu-gemi-kazasi-ulastirma-bakani-arikli-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs’ın Girne kenti açıklarında 9 kişinin yaşamını yitirdiği gemi kazası sonrası Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı görevden alındı. Başbakan Ünal Üstel, soruşturmanın genişletildiğini açıkladı. Arıklı ise dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis’e başvuracağını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs’ın Girne açıklarında meydana gelen ve 9 kişinin hayatını kaybettiği gemi kazasının ardından hükümette dikkat çeken bir değişiklik yaşandı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Başbakan Ünal Üstel tarafından görevden alındı.</p>

<p>Başbakan Ünal Üstel, düzenlediği basın toplantısında gemi kazasıyla ilgili soruşturmanın genişletildiğini belirterek, soruşturmanın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve kamuoyunun vicdanının rahatlaması amacıyla idari tedbir aldıklarını söyledi.</p>

<p>Üstel, Arıklı’nın görevden alınmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu çerçevede Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı'mız Sayın Erhan Arıklı'yı görevden aldığımı kendisine bildirdim. Yürütmenin başı olarak görevim, soruşturmanın selameti ve kamu vicdanının rahatlaması için gerekli bütün idari tedbirleri almaktır.”</p>

<p><strong>ARIKLI’DAN DOKUNULMAZLIK AÇIKLAMASI</strong></p>

<p>Görevden alınmasının ardından açıklama yapan YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı ise kazayla ilgili herhangi bir hukuki veya adli sorumluluğunun bulunması halinde adli makamların soruşturmayı rahatça yürütebilmesi için dokunulmazlığının kaldırılmasını talep edeceğini açıkladı.</p>

<p>Arıklı, Cumhuriyet Meclisi’ne başvuracağını belirterek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Gemi kazasında hukuki ve adli bir sorumluluğumuz varsa, adli makamların bu konuda rahat hareket edebilmesi ve gerektiğinde ifadenin alınıp yargıya taşınabilmesi için Cumhuriyet Meclisine başvurup dokunulmazlığımın kaldırılmasını isteyeceğim.”</p>

<p>Arıklı ayrıca Limanlar Dairesi’nin Başbakanlığa bağlanmasını talep edeceklerini açıkladı.</p>

<p>YDP Parti Meclisi’nin gündeminde bulunan “Hükümetten Çekilme” toplantısının da ileri bir tarihe ertelendiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-9-kisinin-oldugu-gemi-kazasi-ulastirma-bakani-arikli-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/arikli.webp" type="image/jpeg" length="89075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli’den Amedspor ve “İslami araştırma” açıklaması: “Barış iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrede”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/bahceliden-amedspor-ve-islami-arastirma-aciklamasi-baris-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/bahceliden-amedspor-ve-islami-arastirma-aciklamasi-baris-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amedspor taraftarlığı ve Kürt kimliği arasındaki ilişkiyi konu alan araştırmaya sert tepki gösterdi. Bahçeli, çalışmanın “Terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye” yönelik olduğunu savunurken, Amedspor’un başarısından memnuniyet duyduğunu ancak kulübün “kirli projelere alet edilmemesi” gerektiğini belirtti. Bahçeli ayrıca İslami araştırma adı altında yayımlanan başka bir çalışmayı da eleştirerek kamuoyu araştırmalarına yönelik ye]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle hazırlanan “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” hakkında açıklama yaptı.</p>

<p>Bahçeli, partisinin resmi sosyal medya hesabından yayımladığı yazılı açıklamada, araştırmanın “Terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük” bir girişim olduğunu öne sürdü.</p>

<p>Araştırmada, yaklaşık 12,5 milyon yetişkin Kürt nüfusunun üçte birinin Amedspor’u desteklediği, katılımcıların yüzde 38’inin kulübü “kimliğin temsilcisi” olarak gördüğü, yalnızca yüzde 24’ünün ise “salt bir futbol takımı” olarak tanımladığı sonucuna yer verilmişti.</p>

<p>Bahçeli, açıklamasında Amedspor araştırmasının yanı sıra İslami inançlara ilişkin yayımlanan başka bir araştırmayı da eleştirdi.</p>

<p><strong>“BARIŞ VE KARDEŞLİK İKLİMİNİ ZEHİRLEMEK İSTEYEN DİNAMİKLER DEVREDE”</strong></p>

<p>Bahçeli’nin açıklamasının Amedspor araştırmasına ilişkin bölümü şöyle:</p>

<p>“Son günlerde hedef kitlesi farklı olsa da maksadı aynı olan, emperyalizmin kuklası sözde araştırmacılar tarafından terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük girişimler dikkat çekicidir.</p>

<p>Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen ‘Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması’ 28 Ağustos 2026 tarihinde açıklanmıştır.</p>

<p>Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Yine, güvenirliği sıfırlamış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur.</p>

<p>Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir.”</p>

<p><strong>“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ ÖNEMLİ BİR AŞAMAYA GELDİ”</strong></p>

<p>Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ile önemli bir aşamaya ulaştığını belirtti.</p>

<p>Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesini “milli iradenin izdüşümü” olarak nitelendiren Bahçeli, bunun barış, kardeşlik, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kararlılığın göstergesi olduğunu savundu.</p>

<p>Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Terörsüz Türkiye kardeşlik, barış ve refah ümidi, gelecek Türk asırlarının müjdesidir.</p>

<p>Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, terör illetinden kurtulmak, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileştirmektir.</p>

<p>Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu terörsüz Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkmış olacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, terörsüz ve istikrarlı bölgeye açılan kapı, Emperyalist senaryolara vurulan darbe, bölge halklarının kendi geleceklerine sahip çıkma iradesidir.</p>

<p>Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme gayretinde ve kararlılığındayız.</p>

<p>Nitekim ülkemiz, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p>Türkiye ekonomik ve sosyal hayatın canlandığı, huzur, güven ve refahın artığı, milletçe hep birlikte Türkiye olmanın hazzının alındığı, barış ve kardeşliğin kök saldığı bir iklimdedir.</p>

<p>Emek emek, ilmek ilmek örülen, milli birlik ve dayanışmanın, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği böylesi bir ortamda çeşitli araştırma adı altında Türk milletinin milli ve manevi dinamikleriyle oynanmak, hayırlı gelişmeler sabote edilmek istenmektedir.</p>

<p>Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir.”</p>

<p><strong>“SPOR ALANI KİMLİK SİYASETİNE ALET EDİLMEMELİ”</strong></p>

<p>Bahçeli, açıklamasının devamında sporun toplumsal barış ve dayanışma açısından taşıdığı role dikkat çekti.</p>

<p>“Spor; kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve toplumsal bütünleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Bu nedenle spor alanının kimlik siyaseti, ayrıştırıcı söylemler veya siyasi amaçlarla kullanılmasından özenle kaçınılmalıdır.</p>

<p>Sporun temelinde rekabetin yanı sıra ahlak, fair-play, karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk anlayışı bulunmalıdır. Başarı da kuşkusuz bu değerlerden taviz verilmeden elde edilmelidir.</p>

<p>Türkiye’nin toplumsal huzurunu, birlik ve beraberliğini güçlendirmeye yönelik hassasiyet gözetilmeli; spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.</p>

<p>Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir.</p>

<p>Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.</p>

<p>Haddi de olmamalıdır.</p>

<p>Türk milletinin kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır.”</p>

<p><strong>“AMEDSPOR’UN BAŞARISINDAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından 4 Mayıs 2026’da kulüp başkanı Nahit Eren’e yönelik yaptığı açıklamayı da hatırlattı.</p>

<p>“Amedspor ‘un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; ‘1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum.’ demiştim ve aynı kararlılıktayız.”</p>

<p>Bahçeli, ardından araştırmaya ilişkin eleştirilerini sürdürdü:</p>

<p>“Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir.</p>

<p>Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır.</p>

<p>Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir.</p>

<p>Amed Sporun Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır.</p>

<p>Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir.</p>

<p>Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.</p>

<p>Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.</p>

<p>Amed Spor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır.”</p>

<p><strong>“TRİBÜNLER PROVOKASYON ALANI HALİNE GETİRİLMEMELİ”</strong></p>

<p>Bahçeli, futbolun ele alınış biçimine ilişkin değerlendirmelerini de şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Futbol; kaliteli, ahlaklı, milli değerler etrafında dayanışmacı bir anlayışla ve uluslararası düzeyde yükselişlere, milli takım başarılarına odaklanan bir yaklaşımla ele alınmalıdır.</p>

<p>Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır.</p>

<p>Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz.</p>

<p>Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir.</p>

<p>Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.</p>

<p>Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.</p>

<p>7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur.</p>

<p>Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.”</p>

<p><strong>BAHÇELİ’DEN “İSLAMİ ANKET” TEPKİSİ</strong></p>

<p>Bahçeli, açıklamasının devamında spor araştırmasıyla eş zamanlı olarak gündeme gelen İslami inançlara ilişkin araştırmayı da eleştirdi.</p>

<p>“Sporla beraber İslami anket adı altında bir başka tahrik, tahribat ve yönlendirme eş zamanlı olarak gündeme sokulmuştur.</p>

<p>Yüzde 99’u Müslüman olan Türk milletini inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle olduğundan farklı göstererek köklü medeniyetimizi inkar edecek bir tablo ile zihinler karıştırılmak istenmektedir.</p>

<p>Türk milletini köklerinden kopmuş, türedi topluluklar gibi göstermek maksatlıdır.</p>

<p>Bu asil milleti itikadından, imanından, inanç ve değerlerinden yoksun lanse etmek büyük kötülüktür.</p>

<p>Bunların kime ve hangi amaca hizmet ettikleri ifşa edilmelidir.</p>

<p>İslam milletçe müşerref olduğumuz son dindir.</p>

<p>Kutlu ceddimiz asırlar boyunca İslamın sancaktarı olmuştur.</p>

<p>İki cihan serveri Peygamber Efendimiz rehberimizdir.</p>

<p>Yahya Kemal Beyatlı’nın ‘Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.’ mısralarında vurguladığı gibi Türk milleti zaferlerini şehit ve gaza ruhuyla, imanla, inançla kazanmıştır.</p>

<p>Gelecek Türk asırları da bilimde, ekonomide, dış politikada bu inanç, iman ve sadakatle gerçekleştirilecektir.</p>

<p>İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.</p>

<p>Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır.</p>

<p>Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.</p>

<p>Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır.”</p>

<p><strong>“KAMUOYU ARAŞTIRMALARINA YASAL DÜZENLEME YAPILMALI”</strong></p>

<p>Bahçeli, kamuoyu araştırmalarına ilişkin yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce gündeme getirdiğimiz üzere, kamu ayu araştırması adı altında bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, toplumu yönlendirmeye dönük olarak servis edilen çalışmaların önüne geçmek, bilimsel ve hukuki temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.</p>

<p>Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.</p>

<p>Dezenformasyonla ve algı operasyonlarıyla Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durdurmaya, toplumsal mühendislik hesaplarıyla Türkiye’yi kargaşa ve kaos iklimine sokmaya, ülkemizin rotasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.”</p>

<p><strong>“TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DEN GERİYE DÖNÜŞ OLMAYACAKTIR”</strong></p>

<p>Bahçeli, açıklamasının son bölümünde Terörsüz Türkiye hedefinden geri dönüş olmayacağını vurguladı.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır.</p>

<p>Muhatapları bilsin ki şer cephesinde kurulmaya çalışılan tuzakların farkındayız.</p>

<p>Türkiye’nin yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği, birçok insanımızın canına ve malına sebep olan terörden ilelebet kurtulma fırsatı ihanet şebekelerini rahatsız etmektedir.</p>

<p>Kardeşliğimizin güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin yükselişinin önündeki engellerin kaldırılması Türkiye hasımlarının uykularını kaçırmaktadır.</p>

<p>Terör, şiddet ve bölücülüğün zihinlerden de silinmesinden, birlik ve beraberliğin kök salmasından rahatsız olanlar sözde araştırmalar üzerinden toplumu enfekte etmeye çalışsa da milletimizin feraseti kirli oyunları bozacak güçtedir.</p>

<p>Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde vatandaşlarımızın refahını artıracaktır.</p>

<p>Türkiye’nin terör meselesini; iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir.</p>

<p>O sebeple gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz.</p>

<p>Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılık ve kaosu süreklileştirerek siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık üretme çabası bilinmektedir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir.</p>

<p>Milletimiz terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor ve terörün bütün unsurlarıyla gündemimizden çıkmasını istiyor.</p>

<p>Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor.</p>

<p>Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor.</p>

<p>İnanıyoruz ki milletçe provokasyonlara gelmeyecek, bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefi, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekün milletimizin eseri olacaktır.</p>

<p>Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/bahceliden-amedspor-ve-islami-arastirma-aciklamasi-baris-iklimini-zehirlemek-isteyen-dinamikler-devrede</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/10/bahceli-1.jpg" type="image/jpeg" length="24067"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi’nde yeni operasyon: İki başkan yardımcısı gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/uskudar-belediyesinde-yeni-operasyon-iki-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/uskudar-belediyesinde-yeni-operasyon-iki-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklandığı soruşturma kapsamında belediyeye yönelik yeni operasyon düzenlendi. Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ile Mithat Özdemir ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınırken, Meclis 1. Başkan Vekili Ali Aral ile Başkan Yardımcısı Nihat Doğan ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından, belediyeye yönelik soruşturma kapsamında Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ile Mithat Özdemir, ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alındı.</p>

<p>Meclis 1. Başkan Vekili Ali Aral ile Başkan Yardımcısı Nihat Doğan ise savcılıkta ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.</p>

<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın, Üsküdar Belediyesi’ndeki yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bu süreçte “rüşvet” ile “irtikap” suçlarının işlendiği iddialarına ilişkin olduğu bildirildi.</p>

<p><strong>SEÇİM SÜRECİNDE GÖZALTILAR</strong></p>

<p>Üsküdar Belediyesi’ne yönelik operasyonda Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından belediye başkanvekili seçimi yapılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5 Ağustos’ta gerçekleştirilen seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya, dördüncü turda 22 oy alarak başkanvekili seçilmişti. Seçimde AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin ise 18 oyda kalmış, 4 oy geçersiz sayılmıştı.</p>

<p>Oylama sonucunda bazı oy pusulalarıyla ilgili karşılıklı itirazlar yaşanmış, AKP Grubu seçim sonucuna ilişkin Meclis Divanı’na başvurmuştu.</p>

<p>AKP’nin itirazı üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediyesi’ndeki başkanvekili seçimi hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu karara yapılan itirazın Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesiyle seçimlerin yenilenmesi kesinleşti.</p>

<p>İstanbul Valiliği de yeni başkanvekili seçilinceye kadar belediye başkanlığı görevini Üsküdar Belediye Meclisi Birinci Başkanvekili Ali Aral’ın yürüteceğini açıklamıştı.</p>

<p><strong>SEÇİM YENİDEN YAPILACAK</strong></p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi’nin itirazı reddetmesinin ardından Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçiminin yeniden yapılması kesinleşti. İstanbul Valiliği, yeni seçimin 5 Eylül Cumartesi günü yapılacağını duyurdu.</p>

<p>Üsküdar Belediyesi’nde başkanvekilliği seçim süreci devam ederken, aynı zamanda belediye meclis üyesi olan isimlerin de soruşturma kapsamında gözaltına alınması dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/uskudar-belediyesinde-yeni-operasyon-iki-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/uskudarbelediyesi-1.webp" type="image/jpeg" length="28783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti’de Alevi tartışması | Şerafettin Halis’ten Bakırhan’a sert tepki: Liyakat, neredesin, yetiş]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partide-alevi-tartismasi-serafettin-halisten-bakirhana-sert-tepki-liyakat-neredesin-yetis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partide-alevi-tartismasi-serafettin-halisten-bakirhana-sert-tepki-liyakat-neredesin-yetis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski BDP Milletvekili Şerafettin Halis, DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın Kürt Hareketi ve Abdullah Öcalan’a yönelik eleştiriler üzerinden yaptığı açıklamalara tepki gösterdi. Halis, Bakırhan’ı Alevilerin kaygılarını dile getirmeye tahammül göstermemekle eleştirerek sert ifadeler kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski BDP Milletvekili Şerafettin Halis, DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın Kürt Hareketi ve Abdullah Öcalan’a yönelik eleştirilere ilişkin sözlerine yanıt verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rudaw Türkçe’nin aktardığına göre Halis, Bakırhan’a yönelik açıklamasında sert ifadeler kullanarak, Alevilerin kaygılarını dile getirmesine dahi tahammül edilmediğini savundu.</p>

<p><strong>HALİS’TEN BAKIRHAN’A SERT SÖZLER</strong></p>

<p>Halis, Bakırhan’a yönelik açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Alevilerin kaygılarını dillendirmesine bile tahammül edemeyen, Kars Eliza Sarayı’nda doğmuş büyümüş (sokağı küçümseyen) bu zat, Kürt halkının bedelleriyle ayakta duran bir partinin eş genel başkanı. Liyakat neredesin, yetiş.”</p>

<p><strong>BAKIRHAN NE DEMİŞTİ?</strong></p>

<p>DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Kürt Hareketi ve Abdullah Öcalan’a yönelik eleştiriler üzerinden yaptığı açıklamada, eleştirilerin artık “aydın” olmanın bir göstergesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:</p>

<p>“Kürt Hareketi'ni ve Sayın Öcalan'ı eleştirmek 'aydın' olmaksa valla kusura bakma o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok. Üç beş oy uğruna, bir yerde bir makam, bir koltuk kapmak için birlikte oyunu aldığın partiye bari bunu yapma. Bir eleştirin varsa kapımız açık. Milletvekili olmak için o kapıda bir hafta beklediğin kapıyı tanıyorsun. Aç, gel tartışalım.”</p>

<p>Halis’in açıklaması, Bakırhan’ın bu sözlerine yönelik doğrudan yanıt olarak gündeme geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Rudaw</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partide-alevi-tartismasi-serafettin-halisten-bakirhana-sert-tepki-liyakat-neredesin-yetis</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/s-e-r-a-f-e-t-t-i-n.png" type="image/jpeg" length="99431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zülfü Livaneli: “Çatışmanın, silahın yerini barışın alması çok sevindirici”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/zulfu-livaneli-catismanin-silahin-yerini-barisin-almasi-cok-sevindirici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/zulfu-livaneli-catismanin-silahin-yerini-barisin-almasi-cok-sevindirici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müzisyen ve yazar Zülfü Livaneli, Kürt meselesinin çözümü amacıyla yürütülen sürecin daha güçlü sahiplenilmesi gerektiğini belirterek iktidara somut adımlar atma çağrısı yaptı. Sanatın barışla kopmaz bir ilişki içinde olduğunu söyleyen Livaneli, “Sanatçılar barış kışkırtıcısı olmalı” derken, topluma güven verecek adımlardan birinin de Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması olduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Müzisyen ve yazar Zülfü Livaneli, Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürecin daha güçlü sahiplenilmesi amacıyla iktidarı somut adımlar atmaya çağırdı.</p>

<p>ANF’nin sorularını yanıtlayan Livaneli, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutlayarak, “Barış Günü bütün barışı özleyen dostlara kutlu olsun ve umarım barış yolunda bir aşama olur” dedi.</p>

<p>Kültür-sanat alanının barışla ilişkisinin önemini vurgulayan Livaneli, sanatın başlı başına bir barış eylemi olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>“KÜLTÜR BAŞLI BAŞINA BİR BARIŞ EYLEMİDİR”</strong></p>

<p>Livaneli, kültür ile barış arasındaki ilişkinin kopmaz olduğunu belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Kültürle barış ilişkisi zaten kopmaz bir ilişkidir. Kültür, başlı başına bir barış eylemidir. Kültür alanındaki çalışmalar böyledir. Savaşı kışkırtmak, savaş kültürü oluşturmak gibi bir sanat anlayışı zaten olamaz; onu sanattan saymıyoruz. İnsanları ajite edip ölüme yollamak, genç insanları ölüme göndermek sanat değildir. Sanat, bütün dallarıyla birlikte barışa hizmet eder, etmelidir daha doğrusu. Tarihe baktığımız zaman da her zaman barışı savunan şairler, yazarlar, filozoflar kalmıştır bu dünyada; ötekiler kalmamıştır.”</p>

<p><strong>“SANATÇILAR BARIŞ KIŞKIRTICISI OLMALI”</strong></p>

<p>Nefreti körükleyen yaklaşımlara tepki gösteren Livaneli, sanatın insanın içindeki iyilik duygusunu ortaya çıkardığını söyledi. Livaneli, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Sanat, insan yüreğine güvenmek demektir. İnsan yüreğinin derinliklerinde birtakım iyilik kıvılcımları olduğunu görmektir. En kötü insanda bile. Yaşar Kemal’in dediği gibi, en kötü insanın bile yüreğinde bir iyilik tohumu olduğunu görmektir. Sanat bunu bir nevi provoke eder. Yani Charlie Chaplin’in ‘Ben bir barış kışkırtıcısıyım’ dediği gibi, o barışı kışkırtır; barış duygularını, insani duyguları, insan olmayı hatırlatır.</p>

<p>İnsan olmanın birinci şartı da empatidir. Kendi acını duyuyorsun ama karşıdakinin acısını da duyacaksın. Bunu duyamadığın zaman zaten yok olursun. Ama medyanın dilinde bunları duyamıyorsun, politikacıların dilinde bunu duyamıyorsun. Sadece birer rakama indirgeniyor her şey ve ideolojik yorumlanıyor.</p>

<p>Ama sanatçılar, karşıdakinin de bir insan olduğunu, acı çektiğini, düşündüğünü, ailesinin olduğunu sana gösterdiği zaman inanılmaz bir şey ortaya çıkıyor. Yani ‘100 bin kişi öldürüldü’ haberi bir şey ifade etmiyor. Ama bir kişinin, bir ailenin başına gelenleri iyi bir sanat eseriyle gösterdiğiniz zaman herkesin yüreği sızlıyor.</p>

<p>Bu bakımdan sanat ve kültür çok önemlidir. Ve bütün halkların kültürleri, istisnasız bütün halkların dünyadaki kültürleri saygıdeğerdir. Çünkü yüzlerce, binlerce yıldan akıp gelmektedir. Bu kültürlere saygı duyarak ve o insanlara -hangi kültürden olursa olsun- kültürüyle, diliyle, müziğiyle hitap edebilmek bizim dünyadaki en büyük kurtuluşumuz olacaktır herhalde.”</p>

<p><strong>“TOPLUMA GÜVEN VERECEK ADIMLAR ATILMALI, DEMİRTAŞ BIRAKILMALI”</strong></p>

<p>Süreçte sanatçıların ve aydınların rolüne de değinen Livaneli, iktidara sorumluluklarını hatırlattı.</p>

<p>Livaneli, geçmişte barış için yaptıkları çalışmaları hatırlatarak şöyle konuştu:</p>

<p>“Evet, şimdi mutlaka bir ülkenin aydınları, sanatçıları sorumluluk hissettiği zaman toplumla yakınlaşıyor. Biz tabii yıllarca, biliyorsunuz, bu konularda çok basın toplantıları yaptık, imza kampanyaları yaptık. Duruşma salonlarına gittik; Yaşar Kemal, Mehmet Uzun ve rahmetli bütün dostlarımızla. Yunanlarla apayrı bir şey yürüttük. Ermeni dostlarımızla yaptık ve böylece ezilen herkesin yanında olduk. Bugün de olabilir fakat bugün tabii iş daha karmaşık. Daha siyasi, daha karmaşık. İnsanların kafasında birtakım bulanıklıklar var. Barış elbette hepimizin çok onayladığı, istediği bir şey; bir an önce olsun, silahlar sussun ve analar evlatlarına kavuşsun. Bu, bizim baştan beri dileğimiz, rüyamız hatta.</p>

<p>Ama mesela hepimizi rahatlatacak, topluma güven verecek adımlar olabilir. O adımlardan birisi de şudur: Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması. Şimdi böyle bir şey olduğu zaman toplum daha çok güvenir bu olaylara. Çünkü bir yandan bu görüşler, aflar falan hayata geçerken, Demirtaş gibi barışı savunmuş bir siyasi liderin kaç yıldır içeride olması bir çelişki yaratıyor. Bu çelişkiler de insanların kafalarını bulandırıyor doğrusu.</p>

<p>Ama gene de barış barıştır. Barıştan daha güzel bir söz yoktur dünyada. Ve yani ölüme, öldürmeye dayalı birtakım tedbirler, birtakım çatışmalar, harpler yerine o güzel barış günlerinin gelmesini yüreğimin derinliklerinden istiyorum. Bu benim hayat rüyamdır. ‘Bunu görmeden ölmeyeyim’ diyordum. 80 yaşıma geldim, inşallah göreceğiz.”</p>

<p><strong>“İKİ TARAF DA ACI ÇEKTİ, ÇATIŞMANIN BİTMESİ ÇOK SEVİNDİRİCİ”</strong></p>

<p>Zülfü Livaneli, Abdullah Öcalan’ın çağrısını sevindirici bulduğunu belirterek, Kürt meselesinin çözümünde müzakerenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Livaneli, İngiltere’de IRA ile, İspanya’da ise Bask bölgesinde yürütülen barış süreçlerini hatırlatarak şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Şimdi biliyorsunuz, İngiltere’de IRA ile barış yapıldı, İspanya’da Bask’ta barış yapıldı. Bu böyledir zaten. Yıllarca yazdık: ‘Bunun tek yolu müzakeredir, başka bir şey değildir’ diye. Çok fazla acı çekildi, çok fazla kayıp verildi. Çok insan öldü. İşte o genç çocuklar… Yani askerler, o dağdakiler, diğerleri… Hep böyle evlatları birbirine kırdırdılar.</p>

<p>Şimdi bu noktada elbette ki o şiddetin, çatışmanın, silahın yerini barışın alması çok sevindiren bir şey. Ama dediğim gibi, şu anda kafalarda ve vicdanlarda bir karışıklık var, bunu hissediyorum. Bunun giderilmesi için rahatlatıcı eylemler lazım. Ve dediğim gibi, buna da Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakarak başlamak lazım. Şahsi kanaatim budur.”</p>

<p>Livaneli, barışın toplum tarafından daha güçlü sahiplenilmesi için sanatçı ve aydınların sorumluluk alması gerektiğini vurgularken, iktidarın atacağı somut adımların da sürece yönelik güveni güçlendireceği mesajını verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/zulfu-livaneli-catismanin-silahin-yerini-barisin-almasi-cok-sevindirici</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/zulfu-livaneli-00.jpg" type="image/jpeg" length="84374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mazlum Abdi “terör listesi”nden çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-teror-listesinden-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-teror-listesinden-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin, SDG’nin feshedildiğinin duyurulması ve Suriye yönetiminde danışman olarak atanmasının ardından Türkiye’nin “terör listesi”nden çıkarıldığı ortaya çıktı. Abdi’nin “Ferhat Abdi Şahin” adıyla yer aldığı kırmızı listedeki kaydının bugün yapılan aramalarda bulunmadığı görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin (Ferhat Abdi Şahin), 25 Ağustos’ta SDG’nin feshedildiğini resmen duyurmasının ve Suriye yönetiminin lideri Ahmed el Şara’nın danışmanlığına atanmasının ardından dikkat çeken bir gelişme yaşandı.</p>

<p>Mazlum Abdi, Türkiye’de kırmızı kategoride yer alan “terör listesi”nden çıkarıldı.</p>

<p>Türkiye’nin kırmızı kategoride bulunan isimlerin yakalanmasına yardımcı olanlara 20 milyon liraya kadar para ödülü vadettiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>“FERHAT ABDİ ŞAHİN” İSMİ LİSTELERDEN SİLİNDİ</strong></p>

<p>Abdi, ağustos ayının sonunda “Ferhat Abdi Şahin” ismiyle Türkiye’nin arananlar listesinde yer alıyordu.</p>

<p>Ancak bugün yapılan aramalarda “Ferhat Abdi Şahin” isminin tüm listelerden silindiği ortaya çıktı.</p>

<p>Abdi’nin listeden çıkarılması, SDG’nin feshedilmesi ve Suriye yönetiminde üstlendiği yeni görev sonrasında gerçekleşmesi nedeniyle dikkat çekti.</p>

<p><strong>AHMED EL ŞARA’NIN DANIŞMANI OLARAK ATANMIŞTI</strong></p>

<p>Suriye yönetiminin 164 sayılı kararnamesinde, Mazlum Abdi’nin yeni görevine ilişkin, “Cumhurbaşkanı Ahmed Şara 2026 tarihli ve 164 sayılı kararnameyle Mustafa Halil Abdi’yi (Mazlum Abdi) Cumhurbaşkanlığı nezdinde danışman olarak atamıştır” ifadelerine yer verilmişti.</p>

<p>Böylece SDG Genel Komutanı olarak görev yapan Abdi, Suriye yönetimi içerisinde Cumhurbaşkanlığı nezdinde danışman olarak görevlendirilmişti.</p>

<p><strong>SİPAN HEMO DA LİSTEDEN ÇIKARILMIŞTI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mazlum Abdi’nin ardından dikkat çeken bir başka isim de Sipan Hemo (Semir Asu) oldu.</p>

<p>SDG’nin komutanlığını yapan ve YPG’nin kurucu isimleri arasında gösterilen Hemo, Suriye yönetimi tarafından Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanmıştı.</p>

<p>Sipan Hemo da ağustos ayının ortalarında Türkiye’deki “terör listesinden” çıkarılmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Evrensel</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-teror-listesinden-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/mazlum-4.jpg" type="image/jpeg" length="14768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme: Zeinal Abarakov 4 saat sorgulandı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-zeinal-abarakov-4-saat-sorgulandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-zeinal-abarakov-4-saat-sorgulandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Tutuklu bulunan eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Tunceli Adliyesi’ne getirilerek yaklaşık 4 saat yeniden ifade verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Dosya kapsamında tutuklu bulunan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, yeniden ifade verdi.</p>

<p><strong><i>Hürriyet’in haberine göre,</i></strong> Erzincan’daki kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan Abarakov, kolluk kuvvetlerinin oluşturduğu güvenlik konvoyu eşliğinde Tunceli Adliyesi’ne nakledildi.</p>

<p>SORGULAMA YAKLAŞIK 4 SAAT SÜRDÜ</p>

<p>Abarakov’un sorgulaması, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu tarafından bizzat yürütüldü. Yaklaşık 4 saat süren sorgulamada şüpheliye, Gülistan Doku’nun kaybolduğu güne ilişkin çeşitli sorular yöneltildi.</p>

<p>İfade işleminde Abarakov’a, olayın gerçekleştiği güne ait HTS ve sinyal kayıtları, dosyaya giren teknik bulgular ile “suç delillerini gizleme ve yok etme” iddialarına ilişkin sorular soruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CEZAEVİNE SEVK EDİLDİ</p>

<p>Sorgulama işlemlerinin tamamlanmasının ardından Zeinal Abarakov, yeniden tutuklu bulunduğu Erzincan’daki cezaevine sevk edildi.</p>

<p>Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybolmuş, olayla ilgili soruşturma Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülmüştü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Kadın, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-zeinal-abarakov-4-saat-sorgulandi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/04/bassavcidan-talimat-gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme.webp" type="image/jpeg" length="58503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Keçiören Belediyesi’nde uyuşturucu testi tartışması: Savcılık ve Emniyet karşı karşıya geldi]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/kecioren-belediyesinde-uyusturucu-testi-tartismasi-savcilik-ve-emniyet-karsi-karsiya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/kecioren-belediyesinde-uyusturucu-testi-tartismasi-savcilik-ve-emniyet-karsi-karsiya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keçiören Belediyesi’nde çalışanlara uygulanan uyuşturucu testleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü arasında yazışma krizine dönüştü. Savcılık konuyla ilgili işlem yapılmasını isterken, Emniyet hakkında herhangi bir şüphe bulunmayan kişilerden zorunlu test alınmasının mevzuata uygun olmadığı değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi’nde çalışanlara yönelik başlatılan uyuşturucu testi uygulaması, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü arasında yazışma krizine dönüştü. Savcılık, Emniyet Müdürlüğü’nden konuyla ilgili işlem yapılmasını isterken, Emniyet ise uygulamanın mevzuata aykırı olabileceğine ilişkin tereddütlerini savcılığa bildirdi.</p>

<p><strong><i>Sözcü’de yer alan habere göre</i></strong> süreç, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den ayrıldığı dönemde belediyedeki tüm personele uyuşturucu testi uygulanacağını açıklamasıyla başladı. Özarslan, test yaptırmayı kabul etmeyen çalışanların görevden çıkarılacağını ve haklarında savcılığa başvurulacağını söylemişti.</p>

<p>Belediyede gerçekleştirilen testlerde bazı çalışanların sonuçlarının pozitif çıktığı, testi kabul etmeyen bazı personelin ise istifa ettiği veya işten çıkarıldığı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Mart 2026’da Ankara Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazı göndererek kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılmasını istedi.</p>

<p><strong>SAVCILIK YAZI YAZDI, EMNİYET İTİRAZ ETTİ</strong></p>

<p>Ankara Emniyet Müdürlüğü, savcılığın yazısına verdiği yanıtta kamuoyuna yansıyan haberlerin araştırıldığını bildirdi. Ancak Emniyet, hakkında herhangi bir şüphe bulunmayan kişilerden zorunlu uyuşturucu testi alınmasının mevzuata uygun olmadığı değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Emniyet ayrıca savcılığın yazısında kendilerinden açıkça hangi adli işlemin gerçekleştirilmesinin istendiğinin belirtilmediğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu yanıtın ardından savcılık ikinci kez Emniyet Müdürlüğü’ne yazı gönderdi. Savcılık, daha önce talep edilen işlemlerin yerine getirilmediğini belirterek konunun yeniden ele alınmasını istedi. Yazıda, aksi halde ilgililer hakkında adli işlem başlatılabileceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>27 Temmuz 2026 tarihli belgeye göre Ankara Emniyet Müdürlüğü, Ankara Adli Tıp birimine gönderdiği yazıyla bir uyuşturucu soruşturması kapsamında listede bulunan kişilerden örnek alınmasını talep etti.</p>

<p><strong>ÇALIŞANLAR ŞİKAYETÇİ</strong></p>

<p>Süreçle ilgili konuşan bazı belediye çalışanları ise uyuşturucu testlerinin belediye içerisinde oluşturulan bir alanda toplu şekilde gerçekleştirildiğini öne sürdü.</p>

<p>Çalışanlar, uyuşturucu kullanmadıklarını belirten bazı kişilerin testlerinin pozitif çıktığını iddia ederken, test sonuçlarının personele şeffaf biçimde açıklanmadığını savundu.</p>

<p>Belediye içerisinde ayrıca bazı pozitif test sonuçlarına rağmen ilgili çalışanların görevlerini sürdürdüğü ve bu kişilerin belediye yönetimine yakın olduğu yönünde iddiaların dile getirildiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/kecioren-belediyesinde-uyusturucu-testi-tartismasi-savcilik-ve-emniyet-karsi-karsiya-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/k-e-c-i-o-r-e-n.jpg" type="image/jpeg" length="28837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vertigo sanılıyor ama nedeni farklı olabilir: Ağrısız migren belirtileri neler?]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/vertigo-saniliyor-ama-nedeni-farkli-olabilir-agrisiz-migren-belirtileri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/vertigo-saniliyor-ama-nedeni-farkli-olabilir-agrisiz-migren-belirtileri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baş dönmesi ve denge kaybı denildiğinde akla ilk olarak vertigo gelse de uzmanlara göre her baş dönmesi kulak kaynaklı olmayabiliyor. Tekrarlayan baş dönmesi, hareket illüzyonu, bulantı, ışık ve ses hassasiyeti yaşayan kişilerde baş ağrısı olmadan seyreden vestibüler migren görülebiliyor. Uzmanlar, 5 dakika ile 72 saat arasında süren ve en az 5 kez tekrarlayan ataklarda nöroloji değerlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Baş dönmesi ve denge kaybı yaşayan birçok kişi ilk olarak vertigodan şüpheleniyor. Ancak baş dönmesinin altında her zaman kulak kaynaklı bir sorun bulunmayabiliyor. Özellikle kişinin kendisinin ya da çevresindeki cisimlerin döndüğünü hissetmesi, tekrarlayan baş dönmesi, bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti gibi şikayetler vestibüler migrenin, yani baş ağrısı olmadan seyreden migrenin belirtisi olabiliyor.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Nevin Çokpınar, baş dönmesi denildiğinde ilk olarak vertigonun akla geldiğini ancak bu şikayetlerin altında ağrısız migrenin de yatabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>HER BAŞ DÖNMESİ VERTİGO DEĞİL</strong></p>

<p>Vertigonun bir hareket illüzyonu olduğunu belirten Dr. Çokpınar, şikayetin bazen pozisyonla veya baş hareketiyle tetiklenebildiğini, bazen de ani şekilde ortaya çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Çokpınar, vertigonun kişinin kendisinin ya da çevresindeki cisimlerin döndüğünü hissetmesi olduğunu belirterek, nedenlerinin farklı olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Vertigonun kulak hastalıklarından, nörolojik rahatsızlıklardan veya damar tıkanıklıklarından kaynaklanabileceğini belirten Çokpınar, nedenlerden birinin de “vestibüler migren” olduğunu söyledi. Uzman, bunun migren hastası olan ya da olmayan kişilerde görülebilen bir baş dönmesi türü olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>“HASTALARIN NÖROLOJİ HEKİMİNDEN GÖRÜŞ ALMALARI UYGUN OLACAK”</strong></p>

<p>Kulak burun boğaz bölümünde herhangi bir bulgu tespit edilmediğinde doktorların genellikle nörolojiden görüş istediğini kaydeden Çokpınar, hastaları nörolojik açıdan değerlendirdiklerini belirtti.</p>

<p>Çokpınar, beyinde herhangi bir patoloji bulunmadığında migren tanı kriterlerinin sorgulandığını söyledi. Ancak bazı hastaların kulak burun boğaz polikliniğine başvurduktan sonra nörolojiye gitmeyebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, geçmeyen baş dönmesi ve hareket illüzyonu yaşayan hastaların şu tür şikayetler tarif edebildiğini belirtti:</p>

<p>“Sürekli teknede sallanıyor gibiyim.”</p>

<p>“Yer ayağımın altından kayıyor.”</p>

<p>“Yürürken başımı vitrinlere çevirdiğimde etraf sallanıyor gibi hissediyorum.”</p>

<p>Bu tür şikayetler yaşayan kişilerin nöroloji hekiminden de görüş almasının son derece uygun olacağını ifade etti.</p>

<p><strong>BAŞ DÖNMESİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Baş dönmesinin kişilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlayabildiğini belirten Dr. Çokpınar, ağrısız migren tanısı konulabilmesi için vertigo şikayetinin orta veya ileri şiddette olmasının beklendiğini söyledi.</p>

<p>Günlük hayatı aksatan durumların şiddetli vertigo olarak değerlendirildiğini belirten Çokpınar, hareket illüzyonunun kişiyi günlük yaşamında oldukça zorlayabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çokpınar, migren tedavisinde kullanılan koruyucu ve atak tedavisine yönelik yeni ilaçlarla bu şikayetlerin azaltılabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>5 DAKİKA İLE 72 SAAT ARASINDA SÜREN ATAKLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Baş ağrısı bulunup bulunmamasından bağımsız olarak tanı kriterlerine göre ağrısız migren tanısının değerlendirilebildiğini söyleyen Çokpınar, özellikle atakların süresine ve tekrarlama sıklığına dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, hastada vertigo ile birlikte migrende görülebilen bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtiler varsa ve ataklar en az 5 dakika, en fazla 72 saat sürüyorsa, ayrıca bu durum en az 5 kez tekrarladıysa ağrısız migren ihtimalinin bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Kişide klasik migren tipi baş ağrısının bulunmasının şart olmadığını vurgulayan Çokpınar, bazı migren ataklarının yalnızca baş dönmesi belirtileriyle seyredebildiğini söyledi.</p>

<p>Çokpınar, tanının mutlaka bir nörolog tarafından konulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“TEDAVİDEN SONRA ATAKLARIM ÇOK SEYREKLEŞTİ”</strong></p>

<p>Baş ağrısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye başvurduğunu belirten 21 yaşındaki Buse Sarıoğlu, tedaviyle birlikte şikayetlerinin azaldığını söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 3 aydır tedavi gördüğünü belirten Sarıoğlu, daha önce sık ve yoğun baş dönmeleri ile göz kararmaları yaşadığını ifade etti.</p>

<p>Sarıoğlu, hekim kontrolünde uygulanan ilaç tedavisinin ardından baş dönmelerinin ve ataklarının durduğunu belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Hastaneye başvurduğumda hekimimle tanıştım ve hemen bir tedaviye başladık. Yaklaşık 3 aydır tedavi görüyorum ve şikayetlerim şu anda oldukça azaldı. Daha öncesinde çok sık ve yoğun baş dönmeleri ile göz kararmaları yaşıyordum. Hekimimin kontrolü altında bir ilaç tedavisi gördüm. Tedaviyle birlikte baş dönmelerim ve ataklarım durdu, farkı bu şekilde hissetmeye başladım.”</p>

<p>Hastaneye başvurmadan önce böyle bir hastalığın varlığından haberdar olmadığını dile getiren Sarıoğlu, ağrısız migrenin doğrudan baş dönmesi ve göz kararmasıyla ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>

<p>Sarıoğlu, yaşadığı ataklar sırasında gözlerini açamadığını, konuşamadığını ve sese tahammül edemediğini ifade ederek tedavi sonrasında ataklarının oldukça seyrekleştiğini söyledi:</p>

<p>“Tedaviden sonra ataklarım çok seyrekleşti. Daha öncesinde iki üç günde bir atak yaşarken, şu anda bu kadar sık olmuyor.”</p>

<p><strong>“GÖZ KARARMALARINI ESKİSİ GİBİ HİSSETMİYORUM”</strong></p>

<p>Göz kararmaları nedeniyle çok fazla ışıkta duramadığını ve ekrana bakmakta zorlandığını belirten Sarıoğlu, tedavi sonrasında bu şikayetlerinin de azaldığını söyledi.</p>

<p>Sarıoğlu, yaşadığı değişimi şöyle anlattı:</p>

<p>“Artık bunların önüne geçtik, ekrana daha rahat bakabiliyorum ve göz kararmalarım bu kadar yüksek şiddette olmuyor. Eskiden ani hareketlerden kaçınırken, şimdi farkında olmadan ani hareket yapsam bile o göz kararmalarını eskisi gibi hissetmiyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN TÜRK</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/vertigo-saniliyor-ama-nedeni-farkli-olabilir-agrisiz-migren-belirtileri-neler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/basagrisi.webp" type="image/jpeg" length="54674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Karasu’dan süreç açıklaması: “Artık doğrudan Önder Apo’yla yüz yüze görüşmelerin olmasını bekliyoruz”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/mustafa-karasudan-surec-aciklamasi-artik-dogrudan-onder-apoyla-yuz-yuze-gorusmelerin-olmasini-bekliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/mustafa-karasudan-surec-aciklamasi-artik-dogrudan-onder-apoyla-yuz-yuze-gorusmelerin-olmasini-bekliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber TV’ye yaptığı değerlendirmelerde Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ekim ayındaki çağrısıyla başladığını belirten Karasu, PKK Kongresi’nde Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması yönünde karar alındığını söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber TV’ye yaptığı değerlendirmelerde Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece dair açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ekim ayındaki çağrısıyla başladığını hatırlatan Karasu, Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK Kongresi’nin toplandığını ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırıldığını belirtti.</p>

<p>Karasu, bu süreçte çeşitli adımlar atıldığını ancak sürecin bekledikleri hızda ilerlemediğini ifade etti. Karasu, “Bu aşamada bazı yaptıklarımız oldu” diyerek KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat’ın öncülüğünde 30 kişinin silah yakması ve Bakur’dan çekilen askeri güçlerin çekilmesine yönelik Sabri isimli kişinin yaptığı açıklamayı hatırlattı. Sürecin kendi adımlarına karşı AKP-MHP ittifakı ve iktidarın gereken karşılığı vermemesi nedeniyle gecikme yaşandığını söyledi.</p>

<p><strong>YOĞUN BİR GÖRÜŞME TRAFİĞİ</strong></p>

<p>Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmelere de değinen Karasu, süreç boyunca Öcalan ile kendileri arasında gidip gelen heyetlerin olduğunu, devlet heyetiyle de bazı kişilerin belli yerlerde görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti.</p>

<p>Karasu, sürecin devamında çerçeve yasanın çıkarılmasının gündeme geldiğini belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Yine Önderlikle bizim aramızda gidip gelen heyetler oldu. Yine devlet heyetiyle bizden bazı arkadaşların belli yerlerde görüşmeleri oldu. Yani böyle yoğun bir trafik olduğunu söyleyebilirim. Daha sonra bu çerçeve yasanın çıkması gündeme geldi.”</p>

<p>Abdullah Öcalan ile tartışmaların da yürütüldüğünü belirten Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Aslında bir yol haritası da ortaya çıktı. Fakat daha sonra işte artık neler yaşandıysa, tabii biz biraz bunu NATO toplantısına bağladık. İşte İran’daki gelişmelere bağladık. Türkiye biraz bunların sonucunu görerek mi acaba adım atacak yaklaşımıyla, bu gecikmeyi, çünkü yol haritası vardı, tartışılmıştı. İşte Önderlikle belli bir uzlaşmaya varacaklardı. Bir ortak görüş ortaya çıkacaktı bu yasa konusunda. Daha sonra bizim görüşümüz de alınacak ve bu yasa Meclis’e sunulacaktı. Böyle bir süreç bekleniyordu fakat olmadı. Daha sonra bir görüşme oldu Önderlikle.”</p>

<p>Abdullah Öcalan ile gecikmeli olsa da görüşmelerin olduğunu hatırlatan Karasu, “Orada yine bu yasa konusu tartışıldı” dedi ve şöyle devam etti:</p>

<p>“Fakat bu da yine pratikleşmedi. Gecikmeli bir durum ortaya çıktı. Erkenden Önder Apo belli görüşlerini sunmuştu. 6-7 maddelik görüşlerini sunmuştu. Bu tartışılacaktı hükümet tarafından. Ondan sonra İmralı’ya gelecekti. O da biraz gecikmeli oldu. Bu süreçte basına çerçeve yasanın içeriği konusu yansıdı. Buna karşı biz bir açıklama yaptık. Yine düşüncelerimizi belirli aracılarla devlet yetkililerine ilettik.”</p>

<p><strong>ÇERÇEVE YASA DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>

<p>Meclis’te gündeme gelen çerçeve yasaya da değinen Karasu, yaşanan süreci şöyle aktardı:</p>

<p>“Bu sürede Önderlikle bir görüşme oldu. Bu görüşmede yasa tartışıldı. Fakat bu yasada Önderliğin görüşleri de bizim görüşlerimiz de çok fazla dikkate alınmadı. Bunu belirtebilirim. Bir süreç var. Bu açıktan bellidir. Kürt sorunudur. Kürt sorununu çözme, demokratikleşme temelinde tartışmaların yapıldığı bir süreçtir. Biliyorsunuz, o Meclis Komisyonu olmuştu. Meclis Komisyonu’nun yaptığı tartışmalar, Meclis’teki görüşmelerin çoğu Kürt sorunu ve demokratikleşme üzerine yapılan tartışmalardı. Bu açıdan Önder Apo bu yasayı bir başlangıç olarak, bu sürecin bir yasaya kavuşması olarak, çatışmasızlığın kalıcılaşacağı ve bunun arkasından da demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmesinin bir başlangıcı olarak değerlendirdi, itiraz etmedi. Bir başlangıçtır, dedi. ‘Bin adım, bir adımla başlar’ dedi. Ve en önemlisi de Önder Apo bu tartışmalar sırasında şunu belirtti: ‘Önemli olan bu yasa çıktıktan sonra bana rol verilecek mi? Ben rolümü oynayabilecek miyim? Benim toplumla, örgütle ilişkilerim gelişebilecek mi? Bu benim için önemlidir. Bu olursa bu yasa bir başlangıç olur. Gelişmeler olur’ dedi. Şimdi bu noktadayız.”</p>

<p><strong>DEMOKRATİKLEŞME SORUNU</strong></p>

<p>Eksikliklerin giderilmesi meselesine dair de konuşan Karasu, sürecin yalnızca silahsızlanma üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:</p>

<p>“Şimdi şu açıktır. Bu sorun bir silahsızlanma sorunu değil. Evet, silahsızlanmanın da olması gerekiyor. Diyelim siyasal mücadele, siyasal çözüm açısından bu gerekli. Evet, biz bu nedenle silahlı mücadeleyi sonlandırdık. Ama süreci sadece bununla ele almak tıkar. Sorunu çözmez. Bu açıdan zaten Meclis’teki tartışmalarda da, yasa tartışmalarında da herkes dedi, bu bir demokratikleşme sorunu. Bunu CHP de söyledi, Yeni Parti de söyledi. Diyelim işte Yeni Yol Grubu var. Onlar da söyledi. Zaten DEM Parti sürekli söylüyor. Bu bakımdan bu sorunu silahsızlanmaya indirgememek ve demokratikleşme adımları atmak gerekiyor. Yoksa sürecin ilerlemesi söz konusu olmaz. Demokratikleşme olmasa nasıl sorun çözülecek?”</p>

<p>Karasu, sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Diğer taraftan gerçekten bunu kategorize etmek sorundur. Sen şimdi diyorsun, şu kadar gelecek, 2 bin kişi, 3 bin kişi gelecek, yöneticiler kalacak, 800 kişi kalacak. Nasıl olacak? Bu sorun değil mi? Bu yöneticiler ve 800 kişi ne yapacak? Kendisini nasıl koruyacak? Kendisini koruyacak. Kendisini korumak için silahlı güvenliği de olacak. Bu yönüyle işte şunlar gelecek, geldikten sonra Milli Güvenlik Kurulu teyit edecek. Peki, yöneticilerin durumu ne olacak? 800 kişinin durumu ne olacak? Bu böyle olabilir mi? Hadi bunlar da silahsızlandı, geldi. Tamam. Öyle mi düşünüyorlar? Bilemiyorum. Örgütün altını boşalttık zaten. Diyelim savaşçılarını da getirdik. Artık herhangi bir konuda adım atmaya gerek yok mu? Böyle bir yaklaşım mı var? Kuşku duyanlar çıkar. Çıkabilir. Biz illa da böyledir demiyoruz.”</p>

<p>Öcalan’ın İmralı’daki çalışma koşullarının belirlendiğini ancak henüz tamamen pratiğe geçirilmediğini ifade eden Karasu, devletin atacağı adımlarda daha ciddi ve hızlı olması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>“DOĞRUDAN GÖRÜŞME ZAMANI”</strong></p>

<p>Sürecin ilerlemesi ve taraflar arasındaki mutabakatın tam anlamıyla sağlanabilmesi için aracılarla yürütülen iletişimin ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Gelinen aşamada artık sadece böyle kanallarla değil, kanallar üzerinden değil. Yani doğrudan Önderlikle hareketimizin görüşmesi gerekiyor. Biz artık önümüzdeki süreçte doğrudan Önder Apo’yla yüz yüze görüşmelerin olmasını bekliyoruz.”</p>

<p><strong>KAMPLARDA BEKLETİLME İDDİASI</strong></p>

<p>Kategorizasyon ve yöneticilerin kamplara alınması yönündeki tartışmalara dair de değerlendirmelerde bulunan Karasu, böyle bir şeyi kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Mümkün değil. Dünyada her şey olur, böyle bir şey olmaz. Biz öyle bir hareket değiliz. Biz irademizi götürüp belli kamplarda sınırlayan, kontrol altında olan bir hareket olamayız. Biz Kürt sorununu çözmek istiyoruz. Türkiye’ye gidip demokratik siyaset yapmak istiyoruz. Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin parçası olmak istiyoruz. Böyle bir devrimci demokratik hareketiz. Bize böyle işte gidecekler, şurada kamplarda bekleyebilirler gibi yaklaşımı kimse düşünmemeli. Fakat ben şunu düşünüyorum, Türk devleti de bizi tanıyor. PKK’yi tanıyor, hareketi tanıyor. Bizim böyle bir şeyi kabul etmeyeceğimizi onlar çok iyi biliyor.”</p>

<p><strong>ABDULLAH ÖCALAN İLE TEMASLAR</strong></p>

<p>Abdullah Öcalan ile temaslarına dair soruları yanıtlayan Karasu, şunları kaydetti:</p>

<p>“Bizimle, Önderlik, İmralı arasında bir temas var. Karşılıklı görüşlerin gidip geldiği bir kanal var. Böyle bir ilişkimiz var. Böyle bir ilişki var. Yoksa nasıl olacak? Bu sorun bizi ilgilendiriyor. Bizi ilgilendiren sorun konusunda bizim devletle hiç ilişkimiz olmayacak, bizim Önder Apo’yla hiç ilişkimiz olmayacak, bu süreç nasıl yürüyecek? Mümkün mü? Akıllı olan sıradan bir insan bile başka türlü olmayacağını düşünür. Tabii ki kanal da var. Zaman zaman bazı devlet yetkilileriyle bizim bazı arkadaşlarımızın belli mekanlarda, yerlerde oturup tartışmaları var, görüşmeleri var. Bazı konularda pratik adımlar atılıyor. İşte devletin rahatsızlıkları oluyor belli konularda. O iletiliyor. O konu tartışılıyor. Ya da bizim rahatsızlıklarımız oluyor.”</p>

<p>Karasu, temasların nasıl yürüdüğüne ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Diyelim işte devlet yetkilileriyle bizim arkadaşlar bir araya gelip tartışıyorlar. Bu normaldir. Bu niye böyle oluyor demenin hiçbir anlamı yok. O zaman nasıl çözülecek? Eğer İmralı ile bizim aramızda hiçbir ilişki olmayacaksa, hiçbir görüşme olmayacaksa, karşılıklı görüş alışverişi olmayacaksa, yine bizim devletle karşılıklı ilişkimiz, görüş alışverişimiz olmayacaksa, zaman zaman belli konularda bir araya gelmeyeceksek bu sorun nasıl çözülecek? Bu devasa sorun, 50 yıllık bir mücadele, işte 42 yıllık savaş sorunu nasıl çözülecek? Bu bakımdan yani siz sordunuz da yani sormadan da bunların hepsinin kamuoyu tarafından, halk tarafından, herkes tarafından bilinmesi gerekiyor.”</p>

<p>Devlet ile Abdullah Öcalan arasında görüşmelerin sürdüğünü dile getiren Karasu, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Evet, hem Önderliğin konumu konusunda görüşmeler devam ediyor. Devletle Önderlik arasında ilişkiler var. Devletle bizim aramızda kanallar var. Bizim de Önder Apo’yla aramızda kanallar var. Bunları tartışıyoruz. Özellikle Önderliğin konumu konusunda biz hassasız. Çünkü biz kongrede şu kararı aldık; Önderlik devreye girmeden bu süreç yürümez. Önderliğin bizzat yürütmesi gerekiyor. İşte silahsızlanma olacaksa da onun Önderlik tarafından yürütülmesi gerekiyor. Şöyle olamaz, hadi silahları bırakın, gelin. Böyle bir şey yok. Biz böyle bir silah bırakmaktan söz etmiyoruz. Biz Türkiye’ye dönüş olacaksa orada demokratik siyasal mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Şöyle değil. Biz gideceğiz Türkiye’ye, düşüncemizi bırakacağız. Demokrasi mücadelesini bırakacağız.”</p>

<p><strong>MAHMURLULARIN DÖNÜŞÜ</strong></p>

<p>Mahmur Mülteci Kampı’nın durumuna dair de değerlendirmelerde bulunan Karasu, şunları söyledi:</p>

<p>“Bunlar şuan tartışılan konular yani, İmralı’da da zaman zaman bu konular tartışılıyor. Yani evet, Mahmur da ciddi bir sorun. Bu savaşın sonucu topraklarını bıraktılar, geldiler. Cennet gibi köyleri var. Gerçekten kaldıkları yeri de, çölü cennet yapmışlar ama asıl kaldıkları yer cennettir. Ama şu anda durum nedir? Birçok köylerini korucular işgal etmiş. El koymuşlar. Bu sorunların çözülmesi lazım. Bir de şimdi bunların hepsi Kürtçe eğitim yaptı. Hepsi Kürtçe okuyor, Kürtçe düşünüyor. Ana dilde eğitimini böyle yaptı. Bu sorunlar nasıl çözülecek?”</p>

<p>Karasu, dönüş koşullarına ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bunlar da tartışılıp çözülmesi gereken konular. Tabii ki Mahmurlular yani demokratik bir çözüm olursa, gittiklerinde özgür olacaklarsa, baskı görmeyeceklerse, kendi kimlikleriyle, kültürleriyle yaşayacaklarsa tabii ki o cennet köylerine gitmek isterler. Haklarıdır ve doğrusu da odur. Bir süreç ilerler, gerçekten demokratikleşme ortaya çıkar. Kürtler üzerinde, dili, kimliği, kültürü üzerinde baskı ortadan kalkarsa, baskının ortadan kalktığı bir Türkiye ortaya çıkarsa tabii ki Maxmûrluların gidişi olabilir ama yani hemen olmaz yani. Belirli bir ilerleme olursa düşünülebilir, tartışılabilir.”</p>

<p>Dönüş sürecinin PKK’lilerle başlayacağını söyleyen Karasu, “Çünkü sorun esas olarak o eksende tartışıldığı için orada başlayacak. Gerilla da diyor, Önderlik çağırırsa gideriz ama Önderliğin belirttiği çerçevede böyle gitmeyecekler. Gidip orada örgütlenecekler. Demokratik siyaset yapacaklar. Tabii ki Mahmur da bu savaşın sonucu. Bu savaşın sonucu olduğuna göre o ortak sebeplerin ortadan kalkması lazım. Eski ortamın değişmesi gerekiyor. Yoksa niye gidecekler?” diye konuştu.</p>

<p><strong>AVRUPA’DA SÜRGÜNDE OLANLARIN DÖNÜŞÜ</strong></p>

<p>Karasu, Avrupa’da sürgünde olanlara dair ise şunları ifade etti:</p>

<p>“Avrupa’da da bir kere çok şey var. Bu baskılardan dolayı çok dışarı çıkan var. Belediye başkanı var, siyasetçiler var. Çünkü Kürtlük adına siyaset yapmak suç haline getirildi. Bu öyle Kürt Avrupa’ya gitti, siyasetçi Avrupa’ya gitti. Şimdi bunlar tabii ki dönmek ister. Evet, herkes dönmeyebilir. Ama önemli bir bölümü Avrupa’dan Türkiye’ye gelmek ister. Özellikle bu işçi olarak gitmemiş, siyasi olarak gitmiş, mülteci olmuş olanların önemli bölümü de döner. Ki evet, demokratik siyasal mücadele olacaksa tabii ki onların da ne yapması lazım? Gelip katkı sunarlar. Tecrübeleriyle, birikimleriyle siyasal mücadele içine girerler. Örgütlenme içine girerler.”</p>

<p><strong>“SİYASALLAŞMA KURULU”</strong></p>

<p>Kurul ve alt komisyonlara ilişkin de konuşan Karasu, 24 Ağustos’ta oluşturulan dört kuruldan birinin daha önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin belirttiği Barış ve Siyasallaşma Kurulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Karasu, kurulun adının farklı ifade edildiğini, konunun devlet yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de ele alındığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“24 Ağustos’ta oluşturulan dört kuruldan biri, daha önce Bahçeli’nin belirttiği Barış ve Siyasallaşma Kuruludur. Şimdi ismini tabii farklı ifade ediyorlar. Bunu devlet yetkilileriyle yapılan görüşmede de bunlar konuşulmuştur. Onlar da Devlet Bahçeli’nin önerdiği bu kurulun uygun olduğunu kabul etmişlerdir. Fakat bu kurul yasaya girmedi. Aslında yasaya girmesi için Önderliğin de isteği oldu, bizim de isteğimiz oldu. Fakat yasada bu kurulun adı açıkça ifade edilmedi. Sadece alt kurullar oluşturulacağı söylendi. Şimdi böyle bir alt kurul oluştu. Tabii ki bu komisyon içinde, yani bu kurul içinde Önder Apo olacak. Önder Apo o kurulun içinde etkin olmazsa bu süreç yürümez. Silahsızlanma süreci de, diğer bütün süreçler de yürümez.”</p>

<p>Karasu, kurulun nasıl çalışması gerektiğine ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bu bakımdan bizzat Önder Apo’nun o kurulla birlikte süreci yürütmesi gerekiyor. Yine Önder Apo’nun bu süreci yürütürken diğer kurullarla sürekli ilişki içinde olması gerekiyor. Bu yasaya açık yazılmadı ama bu kabul edildi. Hem Devlet Bahçeli açıkça söyledi hem de devlet yetkilileri kabul etti. Bu bakımdan zaten daha Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında kurul toplanmadan kamuoyuna yansıdı zaten. Bu doğrudur. Evet, Önderlik onun içinde olacak. O kurulda çalışacak. Silah bırakma nasıl olacak, hangi yöntemde olacak, ne zaman olacak, biçimi ne olacak, Türkiye’ye dönerlerse bunlar nasıl örgütlenecekler, bunların hepsi Önder Apo’nun içinde olduğu kurul tarafından konuşulacak ve diğer kurullarla diyalog içinde olacak. Bu olmazsa zaten süreç yürümez. Bunu açık söyleyelim.”</p>

<p>Karasu, “Abdullah Öcalan bu çalışmaya başladı mı ya da diğer kurullar henüz çalışmadığı için süreç beklemede mi?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:</p>

<p>“Şunu söyleyebilirim. Eski tartışmalara göre, devlet yetkilileriyle tartışmalarına göre, diyelim bunun işte pratiğe geçmesi, çalışması konusu artık süreçle bağlantılı. O kurulu ilgilendiren bir konu gündeme gelirse o kurul çalışacak. Örneğin diyelim bazı grupların silah bırakma konusu gündeme gelirse ki gelmesi bekleniyor, o zaman Önder Apo bu kurulda çalışacak. Ama şunu söyleyebiliriz, biz böyle söylüyoruz, böyle olması gerekiyor. Şu anda Önder Apo o kurulun içindedir. O kurulun aktif, en etkin, en belirleyici üyesidir. Böyle değerlendirmek gerekiyor.”</p>

<p><strong>“ÖNDER APO’NUN ÇALIŞMA KOŞULLARI BELİRLENDİ”</strong></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın koşullarında henüz bir değişiklik olmadığını söyleyen Karasu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Şu anda daha değişiklik olmadı. Olacak. Şunu belirtelim, orada bazı tartışmalar oldu. Bize de yansıdı, orada bazı kararlar alındı. İşte Önder Apo’nun çalışma koşulları orada belirlendi. Önder Apo’nun kimlerle çalışacağı belirlendi. Önder Apo’nun yanına kimler gidecek? Bunlar tartışıldı, konuşuldu, belirlendi. Bu yönüyle, bu süreçte Önder Apo’nun çalışma koşulları nasıl olacağı, hangi yol ve yöntemle çalışacağı, kimlerle çalışacağı, bunların hepsi belli oldu. Fakat şunu belirtelim, şimdi bize gelen bilgilere göre İmralı’da yapılan tartışmalar, kararlaşmalar vardı. Sanki bu konuda bir ayak sürüme var. Yani bu doğru değil. Şimdi uyulmuyor demeyelim de fakat hâlâ pratiğe geçirilmiş değil. Geçmişte de oldu. Bazı yol haritaları oldu. Sonra gerçekleşmedi. Bunlar doğru değil. Eğer gerçekten devletin bir ciddiyeti var, Önder Apo da ciddi yaklaşıyor, devletin ciddiyeti varsa, Önder Apo da ciddi yaklaşıyorsa, orada bazı tartışmalar varsa, bazı kararlaşmalar olmuşsa o zaman bunların pratikleşmesi gerekir. O zaman ne diyeceğiz yani eğer pratikleşmezse bu tartışmalar boş mu diyeceğiz? Alınan kararlar boş mu diyeceğiz? Öyle olmaz ki. O zaman niye tartışıyoruz, niye karar alıyoruz? Bu yönüyle biz inanıyoruz ki Önder Apo’yla yapılan tartışmalar önemli. Özgür çalışma imkanı biraz doğuyor. Gazetecilerle görüşecek, aydınlarla görüşecek, orada bir çalışma yapacak. Önderliğin bir ekibi olması lazım. Böyle bir süreci tek başına nasıl yürütecek? Devlet tek başına mı yürütüyor?”</p>

<p>Karasu, devlet yöneticilerinin de süreci tek başına yürütmediğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Diyelim Devlet Bahçeli veyahut Erdoğan tek başına mı yürütüyor? Ne kadar kurulu vardır? Diyelim çalışanı vardır. Onlarla birlikte bu süreci yürütüyor. Önderliğin de, tamam yanında dört arkadaş var. Bunlarla tartışıyor, konuşuyor ama daha başka arkadaşların da olması gerekiyor. Böyle kararlar vardı. Umarız bunlar uygulanır ve Önderlik daha aktif hale gelir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/mustafa-karasudan-surec-aciklamasi-artik-dogrudan-onder-apoyla-yuz-yuze-gorusmelerin-olmasini-bekliyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/09/ocalan-7.jpg" type="image/jpeg" length="40198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku'nun ailesinin avukatından Tuncay Sonel'e yanıt]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-dokunun-ailesinin-avukatindan-tuncay-sonele-yanit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-dokunun-ailesinin-avukatindan-tuncay-sonele-yanit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku'nun ailesinin avukatı Ali Çimen, soruşturmada tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in açıklamalarına yanıt verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gülistan Doku'nun ailesinin avukatı Ali Çimen, soruşturmada tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in sosyal medyadan yaptığı açıklamalara yanıt verdi.</p>

<p>X hesabından açıklama yapan Çimen, şöyle dedi:</p>

<p>'Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü iki ayrı soruşturma da bir çok suçtan tutuklu şüpheli Tuncay SONEL’in alıntıdaki uzunca paylaşımından gereksiz sözcükler, hezeyanlar ve dezenformasyonlar süzüldükten sonra geriye kalan;</p>

<p>a-“Dostlar”</p>

<p>b-“UCU nereye Dokunursa Dokunsun”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>c-Aleyhinize yorum yapanlara karşı hukuk süreç başlatılmasıdır.</p>

<p>'İLLEGAL TİPLERİN DOSTLUKLARI KELEPÇEYİ GÖRÜNCEYE KADARDIR'</p>

<p>Paylaşımda kullanılan bu kavramlara ilişkin değerlendirmemiz ise;</p>

<p>a-“DOST” dediğiniz şey kurduğunuz karanlık ilişki ağına yabancı bir kavramdır. Zira, illegal tiplerin dostlukları kelepçeyi görünceye kadardır. Örneğin hayırsever dostunuz Mehmet ACA ile olan durumunuz gibi… Kısaca DOST’luklar bitti.</p>

<p>b-Aleyhe yorum yapan ve yayın yapan kişiler hakkında hukuki süreç başlatacağınız kısmı, kabul edeyim bu kısım beni çok şaşırttı. Normalde siz böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen siber çeteye işi havale eder vatandaşın işkence ettirip sonra da evine böcek koyardınız. Örneğin; tutuklanma sebebiniz olan, sizi X platformunda eleştiren vatandaşa yaptığınız olay da olduğu gibi…</p>

<p>'UCUNDA SİZ VARSINIZ, TAM DA İŞİN SON UCUNDAYIZ'</p>

<p>c-UCU nereye Dokunursa Dokunsun demişsiniz. Bu temenni cümlesinin doğru ifade ediliş biçimi 'UCU Nereye Giderse Gitsin'di. Zaten tüm bu organize örtbasın ve kamu zırhının araçsallaştırarak kurduğunuz karanlık ilişki ağının merkezinde yani UCUNDA siz vardınız. Bu nedenle iki ayrı Cumhuriyet Başsavcılığı size dokundu. Sizde derdest edildiğiniz için bu gerçekleşmiş temenniyi yenilemiş olmanıza bir anlam veremedik. Zaten tam da işin SON-UCUNDAYIZ. Aleni yargılamada sorgunuzu yaptığımız sırada kaldığımız yerden devam ederiz.</p>

<p>Not: Sn ULAK şüpheli konumunda olan Tuncay SONEL’e bundan sonraki mektuplarında imza kısmına şüpheli sıfatını veya illa Vali diyecekse de Ma’zul Vali ifadesini derç etmesinin daha münasip olacağını tembih edersiniz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Artı Gerçek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-dokunun-ailesinin-avukatindan-tuncay-sonele-yanit</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/04/gulistan-2.webp" type="image/jpeg" length="80411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüm Doğan’dan Bakırhan’a yanıt: “Unuttuğu bir şey var, HDP’nin kurucu MYK üyesiydim”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/muslum-dogandan-bakirhana-yanit-unuttugu-bir-sey-var-hdpnin-kurucu-myk-uyesiydim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/muslum-dogandan-bakirhana-yanit-unuttugu-bir-sey-var-hdpnin-kurucu-myk-uyesiydim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın 53 Alevi aydının yayımladığı bildirgeye ilişkin “sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız” sözlerine, bildirgenin imzacılarından eski Kalkınma Bakanı ve HDP milletvekili Müslüm Doğan yanıt verdi. Doğan, Bakırhan’a “HDP’nin kurucu MYK üyesiydim” sözleriyle tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aralarında akademisyen, yazar, sanatçı ve eski milletvekillerinin bulunduğu 53 Alevi yurttaşın yayımladığı “Alevi Aydınlar Bildirgesi” sonrasında başlayan tartışma büyüyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın bildirgeyi imzalayanlara yönelik sert sözlerine, imzacılar arasında yer alan eski Kalkınma Bakanı ve HDP milletvekili Müslüm Doğan’dan yanıt geldi.</p>

<p>Bakırhan, bildirgeyi imzalayanlar arasında yer alan bazı isimleri hedef alarak, “sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız” ifadesini kullanmış ve bazı imzacıların aydın kimliğini sorgulamıştı.</p>

<p><strong>DOĞAN’DAN BAKIRHAN’A: “UNUTTUĞU BİR ŞEY VAR”</strong></p>

<p>Bakırhan’ın sözlerine sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren Müslüm Doğan, geçmişte HDP içerisinde üstlendiği kurucu role dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sn. Bakırhan doğru söylemiş… Ankara Yenidoğan ve Tuzluçayır'da büyüdüm… Sokak mücadelesinden geldim… Ama Sn. Başkan'ın unuttuğu bir şey var, ben HDP’nin kurucu MYK üyesiydim… Sn. Bakırhan’ın metni anlayamadığını da düşünüyorum… Neyse ülkemizde süren sürecin kalıcı toplumsal bir barışla sonuçlanmasını diliyorum…”</p>

<p><strong>BAKIRHAN NE DEMİŞTİ?</strong></p>

<p>Bakırhan, Alevi Aydınlar Bildirgesi'ne yönelik değerlendirmesinde imzacılar arasında farklı isimlerin bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:</p>

<p>“İçinde temiz, çok dürüst, tanıdığım bazı aydın arkadaşlarımız da var. Bir de sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız, hangi aydın kimliği var onu da bilmiyorum. Yani Kürt Hareketi'ni eleştirmek, Öcalan'ı eleştirmek, tırnak içerisinde aydın olmaksa bana kusura bakmayın o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok.”</p>

<p>Müslüm Doğan ise bu sözlere, HDP'nin kurucu MYK üyeleri arasında yer aldığını hatırlatarak karşılık verdi ve tartışmanın ötesinde devam eden sürecin kalıcı toplumsal barışla sonuçlanması temennisinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/muslum-dogandan-bakirhana-yanit-unuttugu-bir-sey-var-hdpnin-kurucu-myk-uyesiydim</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/muslum.webp" type="image/jpeg" length="52151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor-Trabzonspor maçı | “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyen taraftar gözaltında]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/amedspor-trabzonspor-maci-en-iyi-kurt-olu-kurttur-diyen-taraftar-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/amedspor-trabzonspor-maci-en-iyi-kurt-olu-kurttur-diyen-taraftar-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor-Trabzonspor maçı için Diyarbakır’a gelen bir taraftarın otobüste Kürtlere yönelik “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” ifadelerini kullanarak hakaret ve tehditlerde bulunduğu görüntüler büyük tepki çekti. Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner, söz konusu kişinin başsavcılığın başlattığı re’sen soruşturma kapsamında gözaltına alındığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor-Trabzonspor karşılaşması öncesinde sosyal medyada yayılan bir video, Kürtlere yönelik ırkçı ve tehdit içeren ifadeler nedeniyle tepki topladı. Trabzonspor taraftarı olduğu belirtilen bir kişinin, maç için Diyarbakır’a gelirken otobüste yaptığı konuşmada Kürtlere ve Amedsporlulara yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda kişinin “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” sözünü kullandığı, Kürtçe konuşanlara yönelik ağır hakaret ve tehdit içeren ifadeler sarf ettiği belirtildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine çok sayıda tepki gelirken, Amedsporlu Hukukçular Derneği de olayla ilgili suç duyurusunda bulundu.</p>

<p><strong>FARUK DİNÇ’TEN YASAL İŞLEM ÇAĞRISI</strong></p>

<p>HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Faruk Dinç, görüntüleri paylaşarak söz konusu ifadeleri eleştirdi ve yasal işlem başlatılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Dinç, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Kürt halkına yönelik ağza alınmayacak hakaretlerde bulunan bu densiz ve etrafındaki şakşakçılar hakkında derhal yasal işlem başlatılmalıdır. Bu alçak cezalandırılmadığı her saniye toplumun adalete olan güvenini sarsacaktır. Kimliği ne olursa olsun, insanların etnik kökeni üzerinden hakaret edenlere derhal müdahale edilmeli; toplumu kin ve düşmanlığa sevk edenler mutlaka cezalandırılmalıdır.”</p>

<p><strong>METİNER: “BU DÜPEDÜZ BİR AĞIR SUÇTUR”</strong></p>

<p>Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner de söz konusu görüntülere tepki gösterdi. Faruk Dinç’in paylaşımını alıntılayan Metiner, Kürtlere yönelik nefret söyleminin toplumsal barış açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Metiner, “En iyi Kürt ölü Kürt’tür!” sözünü hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Faruk kardeşim, ‘En iyi Kürt ölü Kürt’tür!’ diyebilecek kadar nefret kusan bir ırkçı zihin hem akidemiz, hem devletimizin bekası hem de toplumsal barışımız için çok ciddi bir tehdittir. Bu düpedüz bir ağır suçtur. İnanıyorum ki savcılarımız re’sen soruşturma açarak gereğini yapacaklardır. Değerli Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in ve değerli başsavcılarımızın buna izin vermeyeceğini herkes görecektir.”</p>

<p><strong>IRKÇI İFADELERİN SAHİBİ GÖZALTINA ALINDI</strong></p>

<p>Mehmet Metiner, bugün yaptığı paylaşımda videodaki kişinin başsavcılığın başlattığı re’sen soruşturma kapsamında gözaltına alındığını duyurdu.</p>

<p>Metiner ilk paylaşımında gözaltı kararını “Adalet Bakanımızın talimatıyla” şeklinde duyurdu. Ancak daha sonra bu ifadenin yanlış olduğunu belirterek paylaşımını düzeltti.</p>

<p>İkinci paylaşımında, “Düzeltme: ‘Talimat’, yanlış bir ifade oldu. Adalet Bakanımızın duyarlılığıyla başsavcılığımızın açtığı re’sen soruşturma doğrultusunda gözaltına alındı” diyen Metiner, böylece ilk açıklamasındaki “talimat” ifadesini geri çekti.</p>

<p>Gözaltının, sosyal medyada yayılan ve Kürtlere yönelik ağır hakaret ile tehdit içeren sözlerin ardından başlatılan re’sen soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/amedspor-trabzonspor-maci-en-iyi-kurt-olu-kurttur-diyen-taraftar-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/trabzontaraftar.jpeg" type="image/jpeg" length="49834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakırhan’dan Alevi Aydınlar Bildirgesi'ne tepki: Sokaktan alıp milletvekili yaptığımız isimlerin hangi aydın kimliği var]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/bakirhandan-alevi-aydinlar-bildirgesine-tepki-sokaktan-alip-milletvekili-yaptigimiz-isimlerin-hangi-aydin-kimligi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/bakirhandan-alevi-aydinlar-bildirgesine-tepki-sokaktan-alip-milletvekili-yaptigimiz-isimlerin-hangi-aydin-kimligi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 53 Alevi yurttaş ve aydının yayımladığı bildirgeyi eleştirerek, “Kürt Hareketi’ni ve Sayın Öcalan’ı eleştirmek ‘aydın’ olmaksa valla kusura bakma o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok” dedi. Bakırhan, Meclis’te kurulması beklenen İzleme Komisyonu’nun ise sürecin asli siyasi mekanizması olması gerektiğini savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeni süreç kapsamında yaptığı iddia edilen “Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” değerlendirmesi üzerinden başlayan tartışma sürüyor. 53 Alevi yurttaş ve aydının yayımladığı “Alevi Aydınlar Bildirgesi” DEM Parti’de tepkiyle karşılandı.</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, katıldığı televizyon programında bildirgeye imza atan bazı isimleri eleştirirken, partinin Meclis’te kurulması beklenen İzleme Komisyonu’na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Bakırhan, geçmişte DEM Parti’de milletvekilliği yapmış bazı isimlerin de bildirgeye imza attığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>“ÖCALAN’I ELEŞTİRMEK ‘AYDIN’ OLMAKSA O DÜNDÜ”</strong></p>

<p>Bildirgeye imza atan isimlere yönelik eleştirilerde bulunan Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“İçinde temiz, çok dürüst, tanıdığım bazı aydın arkadaşlarımız da var. Bir de sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız, hangi aydın kimliği var onu da bilmiyorum. Yani Kürt Hareketi'ni eleştirmek, Öcalan'ı eleştirmek, tırnak içerisinde aydın olmaksa bana kusura bakmayın o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok.”</p>

<p>“<strong>YAVUZ SELİM İLE İDRİS-İ BİTLİSİ ÜZERİNDEN BAĞ KURULAMAZ”</strong></p>

<p>Bakırhan, bildirgede yer alan tarihsel değerlendirmelere de tepki gösterdi. Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi’nin aynı bağlamda anılmasından Alevi karşıtlığı sonucu çıkarılmasını doğru bulmadığını belirten Bakırhan şöyle konuştu:</p>

<p>“İdris-i Bitlisi tarihte birisidir. İyilikleri, kötülükleri ortadadır. Yavuz Selim de Osmanlı'nın bir sultanıdır, padişahıdır. Yani ikisinin aynı kelime içerisinde geçiyor olması ve Alevi karşıtı bir şey yorumlamayı da ben birbirine bağını kuramıyorum. Velhasılı bunu eleştiriyorum.”</p>

<p><strong>“DEM PARTİ BÜTÜN İNANÇLARIN VE HALKLARIN SİYASET YAPTIĞI BİR ZEMİN”</strong></p>

<p>DEM Parti’nin temsil yapısına ilişkin de konuşan Bakırhan, partisinin Meclis grubuna, Merkez Yürütme Kurulu’na ve Parti Meclisi’ne bakılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Toplumsal katılım konusunda bu soru vesilesiyle Türkiye toplumuna şunu söylemek istiyorum. Bugün hiç öylesine derin analizlere gerek yok. DEM Parti'nin milletvekili tablosuna bakın. DEM Parti'nin Merkez Yürütme Kurulu ve Parti Meclisi'ne bakın. Hiçbir siyasi partide olmayan bütün renkler, bütün inançlar, bütün halklar, bütün dinlerin içerisinde siyaset yaptığı bir zemindir. Ve artı olarak da Alevilerin içerisinde en önemli rol ve görevlerde olduğu bir siyasi partiye böyle bir yakıştırma yapılabilir mi?”</p>

<p><strong>NE OLMUŞTU? “ALEVİ AYDINLAR BİLDİRGESİ”NDE NE DENİLDİ?</strong></p>

<p>Tartışmanın temelinde, 53 Alevi yurttaş ve aydının imzasıyla yayımlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi” bulunuyor.</p>

<p>Bildirgenin girişinde, Kürt sorunundan kaynaklanan son 40 yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine ilişkin taraflar arasındaki uzlaşmanın ve silahlardan arınmış bir sürecin başlamasının sevindirici olduğu belirtildi. TBMM’de yürütülen yasal çalışmaların da dikkatle izlendiği ifade edilerek, demokrasiyi güçlendirecek yasal adımların atılması istendi.</p>

<p>Ancak bildirgede, TBMM’de barış ve kardeşlik vurgusu yapılırken İmralı merkezli açıklamalarda tarihin kanlı bir dönemine referans verilmesinin güven ve inandırıcılık açısından sorun yarattığı savunuldu.</p>

<p>Bildirgenin en tartışmalı bölümünde şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>“16. yüzyılın bir diliminde Yavuz Selim ile İdrisi Bitlisi’nin işbirliği sonucu on binlerce Alevi’nin katledilmesi ve Alevilerin yüzyıllarca sürecek can, mal ve namuslarına yönelik saldırıların başlaması, bu ittifakın en ağır sonuçlarındandır.”</p>

<p>Bildirgeyi imzalayanlar, Abdullah Öcalan’ın siyasi yol haritası için bu ilişkiyi referans göstermesini “insan hakları, evrensel değerler ve barış adına kabul edilemez” olarak değerlendirdi.</p>

<p><strong>“ALEVİ KURUMLARININ SESSİZ KALMASI KABUL EDİLEMEZ</strong>”</p>

<p>Bildirgede, Öcalan’ın ittifak önerisinin Orta Doğu’daki siyasi denklem bakımından Türkiye ve Aleviler açısından tehlikeler barındırdığı savunuldu.</p>

<p>Suriye’deki gelişmelere de değinilen bildirgede, Alevilerin temel haklarından yoksun bırakılmasına ilişkin kaygılar dile getirildi. Bazı Alevi kurum ve aydınların Öcalan tarafından arzulandığı öne sürülen “21. yüzyıl Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” önerisine sessiz kaldığı savunularak bunun Alevi toplumunda kaygıya yol açtığı belirtildi.</p>

<p><strong>“DEMOKRATİK VE SEKÜLER BİR GELECEK”</strong></p>

<p>Bildirgeyi imzalayanlar, Kürt siyasetine yakın bazı akademisyenlerin İdris-i Bitlisi’ye ilişkin yaklaşımlarını da eleştirdi.</p>

<p>Bildirgenin sonunda talepler üç başlık altında sıralandı:</p>

<p>Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakın reddedilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alevi kurumları, aydınları ile sol, sosyalist ve demokrat çevrelerin demokratik yasal hakların güvence altına alınacağı bir barış sürecine daha duyarlı olması,</p>

<p>Kürt sorununun çözümüne yönelik yasal çalışmaların önemsenmesi ancak çözümün “16. yüzyıldan kalma arkaik ve kanlı bir referansla” yürütülmemesi.</p>

<p>Bildirge, evrensel değerler temelinde demokratik ve seküler bir geleceğin Türkiye ve Ortadoğu toplumlarının yararına olacağı vurgusuyla sonlandırıldı.</p>

<p><strong>DEM PARTİ NE DEMİŞTİ?</strong></p>

<p>Bildirgenin ardından DEM Parti tarafından yapılan yazılı açıklamada ise Abdullah Öcalan’ın söz konusu “Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” konusunda bir değerlendirmesinin bulunmadığı belirtilmiş, Alevilerin sürecin karşısında gösterilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilmişti.</p>

<p>Böylece tartışma, bir yandan Öcalan’a atfedilen sözlerin içeriği üzerinden sürerken, diğer yandan Meclis’te kurulması beklenen İzleme Komisyonu’nun süreci ne ölçüde denetleyeceği, raporlayacağı ve toplumsal kesimleri sürece nasıl dahil edeceği tartışmasını da gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/bakirhandan-alevi-aydinlar-bildirgesine-tepki-sokaktan-alip-milletvekili-yaptigimiz-isimlerin-hangi-aydin-kimligi-var</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/bakirhna.webp" type="image/jpeg" length="12598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan’dan çerçeve yasa mesajı: “Örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/erdogandan-cerceve-yasa-mesaji-orgutun-fiilen-silah-birakmasi-ve-tasfiye-olmasi-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/erdogandan-cerceve-yasa-mesaji-orgutun-fiilen-silah-birakmasi-ve-tasfiye-olmasi-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamasında, çerçeve yasanın uygulanmasının önündeki temel koşulu açıkladı. Erdoğan, yasanın hayata geçirilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ilerleyişine ilişkin önemli mesajlar verdi. Sürecin belirli bir takvime indirgenmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, devletin bu konuda bir yol haritası ve planlamasının bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Erdoğan, sürecin ilgili kurumların eş güdümüyle sürdürüldüğünü belirterek, Meclis’te ortaya çıkan güçlü mutabakatın önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı, özellikle çerçeve yasanın uygulanmaya başlanması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“SÜREÇ ADIM ADIM İLERLEMEKTEDİR”</strong></p>

<p>Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulunun, yasada tanımlanan görevler doğrultusunda atılacak adımları planlamaya başladığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir.”</p>

<p>Erdoğan, sürecin tüm unsurlarıyla dar kalıplara hapsedilmediğini belirterek, devletin sürece “devlet ciddiyetiyle” yaklaştığını söyledi. Milletin de “Terörsüz Türkiye” hedefine desteğini ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, sürecin provokasyona açık olması nedeniyle gereğinden fazla uzamaması gerektiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ERDOĞAN’DAN “BÜYÜK TÜRKİYE MUTABAKATI” VURGUSU</strong></p>

<p>Erdoğan, sürecin toplumsal bütünleşme boyutuna ilişkin de mesaj verdi. Farklılıkların ortadan kaldırılmasının değil, farklılıklarla birlikte Türkiye ortak paydasında kenetlenmenin hedeflenmesi gerektiğini belirten Erdoğan, bunu “Büyük Türkiye Mutabakatı” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen söylemlerin sürece zarar verebileceğini belirterek, iç cephenin güçlendirilmesinin farklılıkların yok edilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/erdogandan-cerceve-yasa-mesaji-orgutun-fiilen-silah-birakmasi-ve-tasfiye-olmasi-gerekir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/erdogan-79.webp" type="image/jpeg" length="30011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Silivri açıklarında gemi faciası: 10 denizciden haber alınamıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/silivri-aciklarinda-gemi-faciasi-10-denizciden-haber-alinamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/silivri-aciklarinda-gemi-faciasi-10-denizciden-haber-alinamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması sonucu 10 denizcinin bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisiyle irtibat kesildi. Geminin battığı değerlendirilirken, kayıp 10 denizciyi arama kurtarma çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un Silivri ilçesinin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde iki ticari geminin çarpışması sonucu 10 denizcinin bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisinden haber alınamıyor. 2 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 03.00 sıralarında meydana gelen kazanın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında şu ana kadar kayıp denizcilere ulaşılamadı.</p>

<p><strong>İKİ GEMİ ÇARPIŞTI</strong></p>

<p>Kocaeli’den Aliağa’ya seyreden ve 2 bin 999 ton motor yağı taşıyan Alsu isimli tanker ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden ve 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi, henüz belirlenemeyen nedenle çarpıştı.</p>

<p>Denizcilik Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre, saat 03.26’da Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemi (COSPAS-SARSAT) üzerinden alınan acil durum sinyali incelendi. Sinyalin Tuğberk İmamoğlu’na ait Acil Durum Konum Gösterici Radyo Vericisi’nden (EPIRB) geldiği belirlendi.</p>

<p>Saat 03.41’de ise Alsu tankerinin kaptanı, Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ne yaklaşık 03.15 sıralarında kimliği belirlenemeyen bir gemiyle çarpıştıklarını bildirdi.</p>

<p>Yapılan incelemeler sonucunda çarpışan gemilerin Alsu ve Tuğberk İmamoğlu olduğu tespit edildi ve arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. İlk deniz unsuru saat 04.10’da bölgeye hareket etti.</p>

<p><strong>TUĞBERK İMAMOĞLU'NUN BATTIĞI DEĞERLENDİRİLİYOR</strong></p>

<p>Tuğberk İmamoğlu’na yapılan çağrılara yanıt alınamaması ve gemide bulunan personelin cep telefonlarına da ulaşılamaması üzerine kuru yük gemisinin battığı değerlendirildi.</p>

<p>Denizcilik Genel Müdürlüğü, gemiye ait can kurtarma araçlarının, serbest düşmeli can filikası da dahil olmak üzere deniz yüzeyinde bulunduğunu ancak bu araçların içerisinde herhangi bir mürettebat tespit edilemediğini bildirdi.</p>

<p><strong>URALOĞLU: SAĞ OLARAK KİMSEYE ULAŞAMADIK</strong></p>

<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kazaya ilişkin yaptığı açıklamada Tuğberk İmamoğlu’nun yaklaşık 11 dakika içerisinde battığını belirtti.</p>

<p>Uraloğlu, “Batan gemide tamamı Türk 10 gemici vardı. Şu ana kadar sağ olarak kimseye ulaşamadık” dedi.</p>

<p><strong>12 DENİZ ARACI VE 2 HELİKOPTERLE ARANIYORLAR</strong></p>

<p>İstanbul Valiliğinin ikinci açıklamasına göre, arama kurtarma çalışmalarında Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığına ait 2 helikopter ve 9 deniz unsuru ile Kıyı Emniyetine ait 3 deniz aracı görev yapıyor.</p>

<p>Arama çalışmalarına ayrıca kazadan etkilenen Alsu tankeri de katılıyor.</p>

<p>Valilik, Tuğberk İmamoğlu’nun rulo sac metal ve inşaat demiri taşıdığını, kazanın meydana geldiği bölgede deniz derinliğinin yaklaşık 800-900 metre olduğunu açıkladı.</p>

<p>Çarpışmadan etkilenen Alsu tankerinin ise boş olduğu bildirildi.</p>

<p><strong>1990 YILINDA İNŞA EDİLDİ</strong></p>

<p>Yaklaşık 90 metre uzunluğunda ve 12,8 metre genişliğindeki Tuğberk İmamoğlu’nun 1990 yılında inşa edildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geminin AIS sistemindeki son verilere göre, irtibatın kesildiği sırada Marmara Denizi’nde seyir halinde olduğu bildirildi. Gemiden son konum bilgisi 1 Eylül 2026 saat 19.06’da alındı.</p>

<p>AIS kayıtlarında geminin varış noktası Ereğli, tahmini varış zamanı ise 3 Eylül 2026 saat 11.00 olarak yer aldı.</p>

<p>Kayıp 10 denizciyi bulmak amacıyla bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/silivri-aciklarinda-gemi-faciasi-10-denizciden-haber-alinamiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/s-i-l-i-v-r-i.jpg" type="image/jpeg" length="69194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Kılıç Koçyiğit: İzleme komisyonunun 1 Ekim’den sonra kurulamasını bekliyoruz]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-kilic-kocyigit-izleme-komisyonunun-1-ekimden-sonra-kurulamasini-bekliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-kilic-kocyigit-izleme-komisyonunun-1-ekimden-sonra-kurulamasini-bekliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreçte gözler Meclis’te kurulması beklenen İzleme Komisyonu’na çevrildi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, komisyonun yalnızca Cumhurbaşkanı Yardımcılığına bağlı kuruldan bilgi alan bir yapı olmaması gerektiğini belirterek, sahada süreci izlemesi, raporlaması, aksaklıklara müdahale etmesi ve Meclis’e öneriler sunması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kürt meselesinin çözümü amacıyla yürütülen süreçte, Meclis’te kurulması planlanan İzleme Komisyonu kritik başlıklardan biri haline geldi. Süreç kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısında dört alt komisyon kurulmasına karar verirken, Meclis bünyesinde oluşturulması beklenen İzleme Komisyonu’nun yapısı, yetkileri ve çalışma yöntemi henüz netleşmedi.</p>

<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mezopotamya Ajansı’ndan Diren Yurtsever’e yaptığı değerlendirmede, İzleme Komisyonu’nun sürecin yalnızca bürokratik ayağını takip eden bir yapı olmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“SAHADA OLAN, RAPORLAYAN BİR KOMİSYON GEREKİYOR”</strong></p>

<p>Koçyiğit, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurulun dönem dönem Meclis komisyonunu bilgilendirmesinin yeterli olmayacağını belirterek, komisyonun aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Koçyiğit’e göre İzleme Komisyonu; sahada bulunmalı, gerekli görüşmeleri yapabilmeli, silahsızlanma sürecini raporlaştırmalı ve geri dönüş sürecini izlemeli. Süreçte ortaya çıkabilecek aksaklık ve eksikliklerin giderilmesi için inisiyatif alması, Meclis’e öneriler sunması ve ileride yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin öneriler geliştirmesi de komisyonun görevleri arasında olmalı.</p>

<p><strong>“MECLİS SÜRECİN ASLİ MUHATABI OLMALI”</strong></p>

<p>Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın yanı sıra DEM Parti’nin de sürecin asli muhatabının Meclis olması gerektiğini savunduğunu belirtti.</p>

<p>Sürecin yalnızca bürokrasiye ve devlet mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini söyleyen Koçyiğit, Meclis’in siyasi sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Koçyiğit ayrıca sürecin yalnızca AKP ve MHP ekseninde yürütülmesi yerine, ana muhalefet partisi dahil olmak üzere diğer siyasi partilerin de sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>İZLEME KOMİSYONU NE ZAMAN KURULACAK?</strong></p>

<p>İzleme Komisyonu’nun üye sayısı ve kuruluş takviminin henüz kesinleşmediğini belirten Koçyiğit, komisyonun Meclis İçtüzüğü hükümleri doğrultusunda, siyasi partilerin Meclis’teki temsiliyet oranlarına göre oluşturulabileceğini söyledi.</p>

<p>Daha önce komisyonun 17 üyeden oluşacağına ilişkin bir rakamın gündeme geldiğini ancak daha sonra sayı açıklanmaktan vazgeçildiğini aktaran Koçyiğit, komisyonun ihtiyaca göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koçyiğit, kendilerine henüz yeni bir takvim iletilmediğini, ancak Meclis’in 1 Ekim’de açılmasının ardından İzleme Komisyonu’nun kurulmasını ve çalışmalarına başlamasını beklediklerini söyledi.</p>

<p><strong>SÜREÇTE SİVİL TOPLUMUN ROLÜ TARTIŞMASI</strong></p>

<p>Koçyiğit, İzleme Komisyonu ve diğer mekanizmalarda kadınların, baroların, insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının yer alması gerektiğini de belirtti.</p>

<p>Sürecin üçüncü bir göz ve sivil denetim mekanizmasından yoksun yürüdüğünü ifade eden Koçyiğit, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Ona göre kadınların ve sivil toplumun süreci izleyebileceği, katkı sunabileceği, denetleyebileceği ve raporlayabileceği mekanizmalar oluşturulmalı.</p>

<p><strong>DÖRT ALT KOMİSYON KURULDU</strong></p>

<p>Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun 24 Ağustos’taki ilk toplantısında dört alt komisyon oluşturulmasına karar verildi. Bunlar Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu oldu.</p>

<p>DEM Parti, bu alt komisyonların görev ve yetkilerinin kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini savunurken, Koçyiğit komisyonların MGK kararını beklemeden toplanarak kendi çalışma takvimlerini ve görev dağılımlarını oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“ÖCALAN’IN DOĞRUDAN İLETİŞİM KANALLARI AÇILMALI”</strong></p>

<p>Koçyiğit, süreçte Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Öcalan’ın sürecin baş muhatabı ve özellikle silahsızlanma sürecinin asli yürütücüsü olduğunu savunan Koçyiğit, sağlıklı bir süreç için Öcalan’ın kendi örgütü, devlet ve dışarıyla sürekli ve koordineli iletişim kurabileceği mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Koçyiğit ayrıca kamuoyunun bilmesi gereken konuların şeffaf biçimde paylaşılması ve Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan seslenebileceği iletişim kanallarının açılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu başlıklar kapsamında Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Diren Yurtsever’in sorularını yanıtladı.</p>

<p><strong>Röportajdan öne çıkan bazı bölümler şöyle:</strong></p>

<p>Yasa kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını yaptı ve komisyon kurulması kararını aldı. Bu aşamadan sonra hangi adımların atılması bekleniyor?</p>

<p>Çerçeve yasa 467 gibi çok yüksek orandaki bir destekle Meclis’ten çıktı. Cumhurbaşkanı’nın onayıyla Resmi Gazete de yayımlandıktan sonra aslında yasa yürürlüğe girdi. Fakat yasanın kendi içerisinde hayata geçmesi için ayrıca bir ön şart var. Yani onay mekanizması var. O da MGK’nın tespit ve tescil meselesi, silahların bırakıldığını tespit ve tescil etmesiyle artık yasa yasanın hayata geçmesi ve başvuru sürecinin başlamasını bekliyoruz.</p>

<p>Şimdi 24 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında biliyorsunuz ilk kurul toplantısını yaptı. Bu yasadan sonra zaten hemen toplanmasını bekliyorduk. O anlamda kısa bir süre içerisinde toplanmış olması da önemli. Bu kurul, bundan sonra süreçteki teknik meseleleri konuşacak, tartışacak, çözecek alt komisyonlarını da kurdu.</p>

<p><strong>Komisyonların işlevine ve detaylarına dair bir bilgilendirme yapıldı mı?</strong></p>

<p>Sadece 4 alt komisyon kurulduğuna dair bir bilgi var. Bunun dışında bir bilgiye hali hazırda biz de sahip değiliz. Bu komisyonların her birinin isminden biraz işlevini anlamak gibi bir imkanımız var açıkçası. Silahsızlanma ve Strateji Komisyonu, Hukuk komisyonu gibi. Bunların isimlerinden biraz neye hizmet edeceklerini, niçin kurulduklarını anlayabiliyoruz. Fakat her birinin rol ve misyonuna dair daha detaylı bir bilgilendirmenin elbette kamuoyuna yapılması gerekiyor. Kurulun, hükümetin bunu açıklaması gerekiyor.</p>

<p>Önümüzde iki aşama var. Birincisi, bu alt komisyonların toplanması, kendi iş takvimlerini, rol misyonlarını ve görev dağılımlarını yapmaları. İkincisi de MGK’nın hızlı bir şekilde silahların bırakıldığını tespit ederek, yasanın yürürlüğe girmesini sağlaması ve o aşamadan sonra da silah bırakanlarında, cezaevinde olanların da, Avrupa’da olanların da dönüş sürecinin başlaması gibi bir takvim var önümüzde.</p>

<p><strong>Bu alt komisyonların ne zaman çalışmaya başlayacağı ile ilgili bir tarih var mı? Bunun için de MGK’nin kararı mı bekleniyor?</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Başkanlığında toplanacak kurul için yasanın geçmesi yeterliydi. Bir MGK kararı ya da onayı gerekmiyordu. Zaten toplandı bu kurul. Yine kendi alt komisyonlarını oluşturdu. Bu alt kurulların toplanıp, görev dağılımı yapması ve çalışması önünde hiçbir engel yok. Bu anlamıyla bir problem yok. Zaten komisyonlara dair kısa sürede toplanmaları ve kendi yol haritalarını yani iş takvimlerini, iş belirlemelerine dair beklentimiz var. Bu anlamıyla bir MGK onayına ihtiyaç yok.</p>

<p>Çünkü sadece MGK’nın onayından sonraki sürece işi bırakmamak gerekiyor. Yani bir teknik hazırlık, bir ön hazırlık aşamasına da ihtiyaç var. O anlamıyla bu alt komisyonların kendi hazırlıklarını yapmaları, toplanmaları önemli.</p>

<p><strong>Bu komisyonlarda DEM Parti’den birileri de olacak mı?</strong></p>

<p>Bunları henüz tam tartışmış değiliz açıkçası. Biraz daha bu teknik detayları konuşmaya ihtiyaç var. Örneğin; geri dönüşlerle ilgili başvuru süreçleri, başvuru süreçlerinden sonra izlenecek yol, cezaevinden tahliyeler sırasında izlenecek yol, diasporadan sürgünden dönecekler için neler yapılabilir, uygulama birliğini sağlamak açısından nasıl önlemler alınabilir? Kimler kapsam dışıdır, kimler kapsam içerisine giriyor, teknik detaylar gibi. Aslında kendi cephesinden devletin, bakanlıkların hazırladığı dair bir kurul. O anlamıyla orada DEM Parti yer alır mı ona bir şey diyemiyorum açıkçası.</p>

<p>Ama ileriki süreçlerde tabii ki bu artık iş pratiğe döndüğü zaman zaten çok yoğun bir temas süreci başlamış olacak doğalında. Çünkü en nihayetinde her gün biz sahada bazı sorunlarla karşılaşacağız. Bu sorunlar muhtemelen birçoğu bize gelecek, partimize gelecek ve partimiz doğal olarak bu sorunları, hızlı bir şekilde muhataplarına ilgili mekanizmalar üzerinden iletecek. Bu anlamıyla sadece bir bürokratik mekanizma değil, aynı zamanda bu bürokratik mekanizmanın da canlı bir iletişim içerisinde olacağı bir dönemin kapısı aralanacak. Ama hala hazırda şu anda sadece kendi kurullarını oluşturmuş durumda bürokrasi ve kendi hazırlığını yapıyor, bize yansıyan bu.</p>

<p><strong>Abdullah Öcalan Silahsızlanma ve Strateji Alt Komisyonu’nda mı olacak?</strong></p>

<p>Bu konuda kamuoyuna deklare edilmiş ya da İmralı Heyetimiz tarafından deklare edilmiş net bir bilgi yok. Ama daha önceden bu tartışmalar yürürken, süreç gözetildiğinde Silahsızlanma ve Strateji komisyonunda en azından çalışmasını bekliyoruz.</p>

<p><strong>Abdullah Öcalan’ın çalışma yöntemi nasıl olacak? İletişim nasıl sağlanacak, bunlar tartışıldı mı?</strong></p>

<p>Sayın Öcalan bu sürecin baş muhatabı ve sürecin asli yürütücüsü, özellikle de silahsızlanma sürecinin muhatabı konumunda. Yine kendi örgütünün, sürecin sağlıklı yürüyebilmesi ve devam edebilmesi için Sayın Öcalan’ın yürütmesine dair açıklamaları var. Sürecin sağlıklı yürüyebilmesi, dönüşlerin sağlıklı olabilmesi, sürecin sağlıklı koordine edebilmesi için Sayın Öcalan’ın kendi örgütü ile sağlıklı iletişim kurabilmesi yaşamsal önemde. Elbette devletin sonuçta örgütle de Sayın Öcalan ile bir iletişimi var fakat aynı zamanda bunun koordineli olması gerekiyor. Yani Sayın Öcalan’ın hem kendi örgütüyle hem dışarı ile ve aynı zamanda devletle de açık, sürekli iletişim halinde olabileceği kanunların kurulması gerekiyor. Bunu nasıl yapacağını, ne şekilde sağlayacaklarını açıkçası bilemiyoruz.</p>

<p>Fakat ilk günden beri Sayın Öcalan’ın çalışma ve yaşam koşullarının değiştirilmesi gerekiyor. Yani bu kadar önemli bir süreci yürütürken onun hala hazırda mevcut koşullarıyla bu süreci yürütmesinin mümkün olmadığını kendisi de belirtiyor, örgütü de belirtiyor. Bu anlamda burada bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. Bu anlamıyla bu komisyonda çalışırken, muhtemelen en azından beklentimiz kendisine bağlı da bir birim olmamı yönünde. Yani Sayın Öcalan bir komisyonda çalışacak. Ama aynı zamanda Sayın Öcalan’ın koordine edeceği, yöneteceği bir kurulun olması beklentimiz var.</p>

<p>Sayın Öcalan’ın kilit bir rolünün olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bu nedenle sadece bir komisyonun içinde çalışması değil, aynı zamanda süreci yürütmesi, rolünü oynaması gerekiyor ve bunun içinde kendisine bağlı olarak bir kurulun olması işleri kolaylaştıracaktır. Ama bütün bunlar henüz netleşmiş değil.</p>

<p><strong>Kimi sivil toplum örgütlerinin de bu kurullarda yer alma talepleri var. Bunlar tartışılıyor mu?</strong></p>

<p>Kadınların, baroların, insan hakları örgütlerinin içerisinde olacağı bir mekanizme kurmaya ihtiyaç var. Bunlar kurulan alt komisyonların bir kurulu olarak da inşa edilebilir. Ya da Meclis kendi komisyonunu bu kapsayıcılıkta kurabilir.</p>

<p>Türkiye’de yürüyen sürecin kendi özgüllüğü var. Yani bu süreçte üçüncü bir göz yok. Süreci Sayın Öcalan ve devlet yürütüyor. Bir sivil denetimden azade bir süreç yürüdüğünü ifade etmemiz gerekiyor. Şimdi bu meselenin birkaç boyutu var. Bir, gerçekten toplumsal katılıma açık olması gerekiyor. Sadece bir bürokratik mekanizma ya da sadece siyasi bir mekanizma yani meclisin içerisinde olduğu bir siyasi mekanizmayla bu kadar büyük, devasa ve toplumda çok büyük acılara mal olmuş bir sorunu çok yönlü çözmek, çok yönlü izlemek, çok yönlü raporlamak gerçekten çok mümkün değil. Ama yine bu süreci birazcık topluma da, halka da sivil topluma açmak gerekiyor. Onların müdahil olacağı, kadınların müdahil olacağı, söz söyleyebilecekleri, izleyebilecekleri, denetleyebilecekleri, raporlaştıracakları bir mekanizmaya, bir kurula, bir anlayışa ihtiyaç var açıkçası. Kadınların, baroların, insan hakları örgütlerinin içerisinde olacağı bir mekanizme kurmaya ihtiyaç var.</p>

<p>Bunlar kurulan alt komisyonların bir kurulu olarak da inşa edilebilir. Ya da Meclis kendi komisyonunu bu kapsayıcılıkta kurabilir. Yani kendi komisyonunu kurar ama aynı zamanda bütün kesimlerle bir iletişim, bir birlikte çalışma hukuku belirleyebilir. Bunun bir mekanizmasını kurabilir. Ya da bunların dışında bir kurul kurulur ve koordineli bir şekilde, Meclisten bürokrasiyle koordineli bir şekilde süreç yürütülebilir. Fakat bunlardan azade bir sürecin yürümesi, barışın toplumsallaşmasında ciddi eksiklikler içerecektir.</p>

<p><strong>Sadece devlet heyetinin içinde yer alacağı kurullar, aynı zamanda geri dönenler açısından bir güven sorunu da oluşturmaz mı? Güvenlikçi bir devlet bakışına sıkıştırılmış bir yaklaşım, dönenlerin toplumsal, hukuksal, siyasal tüm ihtiyaçlarını karşılayabilir mi?</strong></p>

<p>Bu mesele toplumdan yalıtıp, yürütülemez. Ya da bu meseleyi sadece siyasi ayak ve bürokratik ayak ya da devlet mekanizması içerisinde yürütemezsiniz. 86 milyon yurttaşın barışının geleceğini konuştuğumuz bir süreçteyiz. Bu anlamıyla ne kadar çok sürece toplum desteği olursa o kadar çok sağlıklı bir barış inşa edebiliriz. Bir de tabii ki şimdi bir devlet mekanizmasının içerisinde ihtiyaçları konuşmakla onları tartışmakla ya da bir siyasi mekanizma içerisinde ihtiyaçları konuşmakla, tartışmakla, bir sivil toplumun içerisinde ihtiyaçları konuşmak ve tartışmak bambaşka bir şey. Çoğu zaman sivil toplum her zaman için aslında yol gösterici olmuştur, ön açıcı olmuştur. Tabii ki güven açısından da öyle. Baroların içinde olduğu hukuki güvence, sivil güvence açısından çok önemli.</p>

<p>Bu iki mekanizmanın dışında sivil bir mekanizmanın da olması ve yeri geldiğinde iki tarafla da görüşmesi, iki tarafa da öneriler yapması gibi bir süreç olabilir. İkincisi bir toplumsal hazırlığa ihtiyaç var. Yani biz barışı konuşuyoruz, geri dönüşleri konuşuyoruz. Ama bu konuda bir toplumsal hazırlığımız var mı? Bu soruyla henüz yanıt oluşturabilmiş değiliz. Gerçekten gelen insanların ihtiyaçlarından tutalım da onların toplumla yeniden bütünleşme süreçlerine kadar bir dizi ihtiyaç var. Bunların gözetilmesi gerekiyor, bunların konuşulması gerekiyor ve bu anlamıyla bunların hazırlıklarının yapılması gerekiyor. Meclis Başkanı bizimle görüştüğü zamanda ifade ettik bunları. Yine iktidarla temaslarımız sırasında da sık sık söylüyoruz bunları. Bu sürecin asli başlıklarından, gerekliliklerinden birisi. Buna uygun bir hızlı organizasyona ihtiyaç var bizim kanaatimize göre.</p>

<p><strong>Meclis Başkanı ve iktidarla görüşmeleriniz oluyor. Bu görüşmeler sırasında sivil toplumun mekanizmalara dahiline dair iktidarın yaklaşımı nasıl oluyor?</strong></p>

<p>Hükümet kanadında, yol alalım, biraz görelim, biraz yolda ihtiyaçları görmek, yolda ihtiyaçları belirlemek üzerinden bir yaklaşım var.</p>

<p>Açıkçası biz yasaya kadınlarla ilgili bir başlık koymak için gerçekten çok uğraştık. İmralı heyetimizde bu konuda müzakereler yani görüşmeler yaptı. Komisyon aşamasında da ifade ettik. Yani mutlaka kadınların bu sürece dahiliyetini önünü açabilecek bir ibarenin olması gerekiyor diye söyledik. Ama ne yazık ki bu karşılık bulmadı. Hükümet kanadında şöyle bir anlayış var. Biraz yol alalım, biraz görelim, biraz yolda ihtiyaçları görmek, yolda ihtiyaçları belirlemek üzerinden bir yaklaşım var. Yani evet de denilmiyor, hayır da. Ama bunlar zamanla ilerletilebilecek başlıklar olarak önümüzde duruyor.</p>

<p>Ama bunları birazcık daha hep beraber tartışarak olumlaştırabileceğimize inanıyoruz açıkçası. Yani biraz toplumun da bunu yüksek sesle talep etmesi gerekiyor. Sivil toplumun bu konuda bazı çağrıları oldu bazı çevrelerden. Daha yüksek sesle bu konuda talebini dile getirmesi gerekiyor. Müdahillik başvurularında bulunmak gerekiyor. “Biz de bu sürecin bir parçası olmak istiyoruz, bu süreci gözlemlemek istiyoruz, bu sürece katkı sunmak istiyoruz” diye baroların ve insan hakları örgütlerinin ve diğer çevrelerin sürece dahil olabilmek için bir harekete geçmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Diğer bir meselede Meclis’te kurulacak izleme komisyonu. Bununla ilgili durum nedir? Mesela kuruldu mu, kurulmadıysa ne zaman kurulacak, üye sayısı belli mi?</strong></p>

<p>Henüz bu konular hiç netleşmedi, onu ifade edebiliriz. Muhtemelen Meclis İçtüzük hükümlerine göre kurulur. O da her partinin kendi temsiliyetine göre, grubu bulunan siyasi partilerden temsil oranlarına göre bir komisyon kurulabilir. Ya da daha esnek bir formülle de kurulabilir. O komisyonun da tabii ki yan yana gelmesi, çalışma prensipleri belirlemesi, neyi denetleyecek, neyi raporlaştıracak, nereden bilgi alacak, kim oraya bilgi verecek gibi başlıklarında biraz netleşmesi gerekir. Daha önceden bu komisyonun 17 üyeden oluşmasına dair bir rakam telaffuz ediliyordu. Fakat daha sonra sayı belirtmekten vazgeçildi.</p>

<p><strong>Neden?</strong></p>

<p>Çünkü şunu biliyoruz, yani daha önce bir Meclis komisyonu deneyimimiz oldu. Burada da ilk önce telafuz edilen sayılarla en son ulaştığımız sayı arasında ciddi fark oluştu. Bu anlamda sayının olmaması Komisyon sayısının belirtilmemiş olması çok önemli bizce. Burada ihtiyaca göre pekala kurulabilir.</p>

<p><strong>İzleme Komisyonu’nun işlevi tam olarak ne olacak?</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı’na bağlı kurulun, dönem dönem bu komisyonu bilgilendirmesi gibi bir tartışma vardı. Meclis başkanı ile görüşmede biz bunun yeterli olmayacağını o zaman da söylemiştik. Sadece kendisine bilgi verilen bir komisyon değil, aynı zamanda bizzat sahada olan, yeri geldiğinde yine gerekli bütün görüşmeleri herkesle yapabilen, silahsızlanma sürecini raporlaştıran, geri dönüş sürecini izleyen, bu konuda varsa aksaklıklar, eksiklikler, yetersizlikler bunları aşmak açısından inisiyatif alabilen, bunları Meclise önerebilen, aynı zamanda bundan sonra çıkabilecek yasalara dair önermeler yapabilecek işlevsel gerçekten bir komisyona ihtiyaç var.</p>

<p>Sayın Öcalan’ın da, bizim de ilk günden beri söylediğimiz sürecin asli muhatabının mutlaka Meclis olması gerektiği. Bu önemli. Birde siyasetin elini taşın altına koyması açısından önemli. İşi sadece bürokrasiye, sadece devlet mekanizmalarına havale etmeden asli sorumluluğu üzerine alması gerekiyor. Diğer bir önemi de dar bir siyasi çevreyle bu meseleyi konuşmak yerine en geniş siyasi çevreyle konuşmaktır. AKP-MHP sınırlılığında bir çözüm tartışması, bir silahsızlanma tartışması, bir barış tartışması yerine ana muhalefet partisi dahil diğer bütün partilerin sürecin bir parçası kılınmasını çok önemli görüyoruz.</p>

<p><strong>Ne zaman kurulacağına dair bir takvim var mı?</strong></p>

<p>Bu konuda bize yeni bir bilgilendirme yapılmadı. Meclis açıldıktan sonra, 1 Ekim’den sonra bu komisyonun kurulması ve çalışmalarına başlamasını bekliyoruz.</p>

<p><strong>Komisyonun kurulması öncesinde siyasi partilere ziyaretiniz olacak mı?</strong></p>

<p>Elbette her ihtiyaç olduğunda biz bütün siyasi partilerle görüşmeye çalışıyoruz. Aslında dinamik bir süreç. Bazen böyle bir fotoğrafın verildiği çok resmi görüşmeler düzleminden çıkıyor. Bazen telefonla eş başkanlarımız yapıyor bu görüşmeyi, bazen biz yapabiliyoruz, bazen İmralı heyetimiz yapıyor, bazen bunlar arka kapı diplomasisiyle oluyor. Önümüzdeki dönemde böyle bir ihtiyaç olursa her düzeyde bu görüşmeleri gerçekleştiririz.</p>

<p>İzleme komisyonunun kurulum aşamasından önce muhtemelen Meclis Başkanı belki yeni bir tur da yapabilir. Yasanın çok yüksek bir destekle çıkmış olması nedeniyle komisyon aşamasında çok ciddi bir sorunla karşılaşacağımızı düşünmüyorum. Birçok siyasi parti içinde yer alacaktır ve katkı sunacaktır diye en azından bir beklentimiz var.</p>

<p><strong>Abdullah Öcalan’ın doğrudan iletişim kanalları henüz oluşturulmadı. Son sızdırılan “tutanak” krizini partiniz “sabotaj”, Abdullah Öcalan’da “komplo” olarak değerlendirdi. Abdullah Öcalan’ın hala doğrudan iletişim kanallarının oluşturulmaması bu “sabotaj” girişimlerine yol açmaz mı?</strong></p>

<p>Bu süreci sabote etmek isteyen çevrelerin hiç boş durmadığını herkesin görmesi gerekiyor. Bu önemli. O anlamıyla olmayanı oldurmuş gibi göstermek ya da var olanı çarpıtmak, manipülasyon yapmak, algı oluşturmak, dezenformasyon gibi aslında bu süreç çok yönlü bir saldırı dalgası altında. Bu tür sabotajlara ya da bu tür yaklaşımlara karşı herkesin gerçekten sorumlulukla ve uyanık olması gerekiyor. Peki, bunu nasıl engelleyebiliriz? Birincisi kamuoyunun bilmesi gerekeni kamuoyuna anlatmak, yani şeffaflık. İkincisi de Sayın Öcalan’ın kamuoyuna direkt seslenebileceği iletişim kanallarını hızlı bir şekilde açmak. Gerçekten kamuoyunun bilmesinde hiçbir sakınca olmayan, kamuoyunun bilmesinde fayda olan başlıkları kamuoyuna Sayın Öcalan’ın bizzat konuşarak, seslenerek anlatması gerekiyor. Bu imkanların oluşturulması gerekiyor. Bunun olmayışı sorundur. Bu nedenle sorun alanı yaratabilecek başlıkları giderecek düzenlemeler ihtiyaç var.</p>

<p>Sayın Öcalan, örgütü silahsızlandırıyor ve lideri. Doğal olarak silahsızlandırma içinde örgütün üyeleriyle, oradaki komuta ya da her üyesi ile yeri geldiğinde konuşması, tartışması, anlatması gerekecek. Bu işin doğası gereği böyle. Konuyu, yok işte ‘örgütüyle de mi konuşuyor’ gibi bir yere sıkıştırmak yerine, evet konuşmalı diye anlatmak ve anlamak gerekiyor. Doğal olması gereken bir şeyi de çok böyle anormalmiş gibi anlamlar yüklememek gerekiyor. Bundan sonraki süreçte illa ki bir iletişim, bir trafik olacaktır. Bu direkt mi olur, dolaylı mı olur onu artık ilgili mekanizmalar bilir, devletin güvenlik mekanizmaları ile konuşulacak, tartışılacak başlıklar. Elbette Sayın Öcalan örgütüyle bir iletişim kurmak zorunda. Bu bir hakikat.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-kilic-kocyigit-izleme-komisyonunun-1-ekimden-sonra-kurulamasini-bekliyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/g-u-l-s-i-t-a-n.webp" type="image/jpeg" length="83218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hafize Gaye Erkan ve babası hakkında suç duyurusu: “Silahını çekip hepinizi vururdu”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/hafize-gaye-erkan-ve-babasi-hakkinda-suc-duyurusu-silahini-cekip-hepinizi-vururdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/hafize-gaye-erkan-ve-babasi-hakkinda-suc-duyurusu-silahini-cekip-hepinizi-vururdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum’daki Çağdaş Turgut Reis Tatil Evleri Sitesi Müdürü Ertuğrul Kara ile Swissotel Resort Bodrum Beach Genel Müdürü İlker Ali Şen, eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan ve babası Erol Erkan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Kara, Gaye Erkan’ın kendisini tehdit ettiğini öne sürerken, Şen de Erkan’ın otel çalışanlarına yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bodrum’da bulunan Çağdaş Turgut Reis Tatil Evleri Sitesi’nde yaşanan anlaşmazlıkla ilgili eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan ve babası Erol Erkan hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Sitenin Müdürü Ertuğrul Kara ile Swissotel Resort Bodrum Beach Otel Genel Müdürü İlker Ali Şen, savcılığa verdikleri ifadelerde Erkan ailesinin site sakinleri, çalışanlar ve otel misafirleriyle yaşadığı öne sürülen olayları anlattı.</p>

<p><strong><i>Ekonomim'den Sadi Özdemir'in haberine göre</i></strong>, Swissotel Resort Bodrum Beach Otel Genel Müdürü İlker Ali Şen, Erol Erkan ve Hafize Gaye Erkan'ın site sakinleri, otel çalışanları ve misafirlere yönelik sözlü ve fiziksel müdahalelerde bulunduğunu, hakaret ve tehdit içeren sözlerle otelin zarar gördüğünü iddia etti.</p>

<p><strong>“BEN MALİYE BAKANI OLACAĞIM, SİZİ ATTIRIRIM”</strong></p>

<p>Şen, savcılığa verdiği ifadede, çalışanlarından kendisine ulaşan şikâyet dilekçelerinin de suç duyurusuna eklendiğini belirtti. Hafize Gaye Erkan’ın personeline “Ben Maliye Bakanı olacağım, İçişleri Bakanı olacağım, sizi attırırım, sürdürürüm” şeklinde sözler söylediğini ileri süren Şen, Erkan ailesinin otel misafirlerinin hayvanlarına müdahale ettiğini ve özel güvenlik personeline de emir ve talimat vermeye çalıştığını iddia etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şen ayrıca, Erkan ailesinin otelin bulunduğu kampüsteki site alanlarında çeşitli sorunlara neden olduğunu öne sürdü.</p>

<p><strong>“SİTE ORTAK ALANLARINA KAMERA YERLEŞTİRDİLER”</strong></p>

<p>Çağdaş Turgut Reis Tatil Evleri Sitesi Müdürü Ertuğrul Kara da ifadesinde, Erol Erkan ve Hafize Gaye Erkan'ın sitenin ortak kullanımındaki geçiş yolu, sahil yolu, iskele ve bahçe gibi alanlara kameralar yerleştirdiğini ileri sürdü.</p>

<p>Kara, söz konusu kameraların yüz tanıma ve fotoğraf çekme özelliklerine sahip olduğunu düşündüğünü belirtti. Ayrıca site yönetiminin bilgisi ve rızası dışında ortak alanlara “özel mülktür, izinsiz girilmez” şeklinde tabelalar asıldığını iddia etti.</p>

<p>Kara, bu tabelaları site yönetiminin ortak kararı doğrultusunda kaldırmaya çalıştığı sırada Erol Erkan ve Hafize Gaye Erkan tarafından itildiğini öne sürdü. Olayla ilgili darp raporu almadığını belirten Kara, kamera kayıtlarının yaşananları gösterebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“SENİ İÇERİ ATTIRACAĞIM” İDDİASI</strong></p>

<p>Site çalışanlarının yalnızca kendi özel işlerinde çalıştırılmak istendiğini ve bu konuda personele baskı uygulandığını ileri süren Kara, 18 Ağustos 2026'da Hafize Gaye Erkan ile site ortak alanlarının kullanımı ve personelin özel işlerde çalıştırılması konusunda görüştüğünü söyledi.</p>

<p>Kara, bu görüşme sırasında Erkan'ın kendisine, “Dua et babam uyuyor, yoksa silahını çekip hepinizi vururdu, seni içeri attıracağım” dediğini iddia etti.</p>

<p>Kara, söz konusu sözlerin site ofisinde, kendisi ve Hafize Gaye Erkan dışında kimsenin bulunmadığı sırada söylendiğini ifade etti.</p>

<p>Suç duyurusuna konu edilen iddialarla ilgili hukuki sürecin nasıl ilerleyeceği savcılık incelemesinin ardından netleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/hafize-gaye-erkan-ve-babasi-hakkinda-suc-duyurusu-silahini-cekip-hepinizi-vururdu</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/gaye-9.webp" type="image/jpeg" length="66837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AKP kulislerinde DEM Parti ve PKK rahatsızlığı: “Silahı bıraktıysan tahriki de bırakacaksın”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/akp-kulislerinde-dem-parti-ve-pkk-rahatsizligi-silahi-biraktiysan-tahriki-de-birakacaksin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/akp-kulislerinde-dem-parti-ve-pkk-rahatsizligi-silahi-biraktiysan-tahriki-de-birakacaksin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çerçeve yasanın Meclis’ten geçerek yürürlüğe girmesinin ardından çözüm sürecinde sahadaki gelişmelere ilişkin AKP kulislerinde dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. AKP kurmaylarının, DEM Parti’nin açıklamaları, PKK mensuplarına ait posterlerin taşınması ve düzenlenen kutlamaların milliyetçi seçmende kopuşu hızlandırabileceği endişesini taşıdığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerçeve yasanın 467 milletvekilinin oyuyla Meclis’ten geçmesi ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından çözüm sürecinde gözler sahadaki gelişmelere çevrildi. Kulislere yansıyan bilgilere göre AKP kurmayları, DEM Parti ve PKK'nın süreç içerisindeki tutumundan rahatsızlık duyuyor.</p>

<p><strong><i>Cumhuriyet'in haberine göre</i></strong> AKP içerisinde, DEM Parti’nin bazı açıklamaları, PKK mensuplarının posterlerinin taşınması ve düzenlenen kutlamaların milliyetçi seçmende rahatsızlık yarattığı değerlendirmesi yapılıyor. Bu durumun milliyetçi seçmenin iktidardan kopuşunu hızlandırabileceği ve söz konusu kopuşun Cumhur İttifakı’nın seçim hesaplarını da etkileyebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>AKP kurmaylarının, DEM Parti’den “toplumu galeyana getirecek açıklama ve eylemlerden uzak durması” beklentisinde olduğu belirtilirken, süreçte silahların bırakılmasının tek başına toplumsal barış için yeterli olmayacağı görüşü dile getirildi.</p>

<p><strong>“GERÇEK BİR BARIŞTA ZAFER GÖSTERİSİ YAPILMAZ”</strong></p>

<p>AKP kurmayları, tarafların barış sürecinde birbirlerinin acılarına ve toplumsal hassasiyetlerine saygı göstermesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Kurmaylar, “Gerçek bir barışta taraflardan biri diğerine karşı zafer gösterisi yapmaz, onun yarasına basmaz” değerlendirmesinde bulunarak, barışın sürdürülebilmesi için karşı tarafın acısına ve onuruna saygı gösterilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamalarda, herkesin kendi acısını yaşama ve taziyesini kurma hakkı bulunduğu belirtilirken, bir tarafın kendi acısını yaşarken başka bir tarafın yarasına basmaması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>“SİLAH BIRAKMAK BAŞKA, TOPLUMSAL BARIŞ BAŞKA”</strong></p>

<p>AKP kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, silah bırakılması ile toplumsal huzur ve helalleşmenin birbirinden farklı süreçler olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurmaylar, bu ayrımı şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p>“Silah bırakmak başka şeydir, toplumsal huzur ve helalleşme bambaşka bir şeydir. Bu kavramlar birbirine karıştırılmamalı.”</p>

<p>Değerlendirmelerde, silahların bırakılmasının ardından toplumsal barışın hedeflenmesi halinde tarafların tahrik edici söylem ve eylemlerden kaçınması gerektiği savunuldu.</p>

<p>AKP kurmaylarının sürece ilişkin en dikkat çekici mesajı ise “Silahı bıraktıysan tahriki de bırakacaksın. Silah susup dil silaha dönüşürse kavga bitmiş olmaz, yalnızca şekil değiştirmiş olur” sözleri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/akp-kulislerinde-dem-parti-ve-pkk-rahatsizligi-silahi-biraktiysan-tahriki-de-birakacaksin</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/11/ocalann.jpg" type="image/jpeg" length="31141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni başvuru: Tuncay Sonel’in X hesabına erişim engeli talep edildi]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-basvuru-tuncay-sonelin-x-hesabina-erisim-engeli-talep-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-basvuru-tuncay-sonelin-x-hesabina-erisim-engeli-talep-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel adına kullanılan X hesabından yapılan paylaşımlar nedeniyle Tunceli Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruldu. Avukat Ali Çimen, hesabın Türkiye’den erişime engellenmesini talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avukat Ali Çimen, Gülistan Doku soruşturması kapsamında iki ayrı dosyadan ve çok sayıda suçtan tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel adına kullanılan “@tuncaysonel” isimli X hesabına Türkiye’den erişim engeli getirilmesi talebiyle Tunceli Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurdu.</p>

<p>Başvuruda, hesap üzerinden 31 Ağustos 2026 tarihinde yapılan paylaşımda Gülistan Doku’nun adının defalarca kullanıldığı ve devam eden soruşturmanın esasına ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu belirtildi. Tuncay Sonel, eşi ve oğlu hakkında kesin ve kategorik değerlendirmeler yapıldığı ifade edilen başvuruda, bu paylaşımlarla kamuoyu nezdinde soruşturmanın maddi vakıalarına ilişkin kanaat oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“DOKU AİLESİ AÇISINDAN MAĞDURİYETİ DERİNLEŞTİRİYOR”</strong></p>

<p>Başvuruda, devam eden kasten öldürme soruşturmasıyla bağlantılı ve tutuklu bulunan bir kişinin sosyal medya hesabının, Gülistan Doku’nun adı üzerinden kamuoyu oluşturma ve soruşturmanın taraflarına ilişkin savunma faaliyeti yürütme aracı haline getirildiği belirtildi.</p>

<p>Bu durumun müvekkillerin kişilik haklarını ve aile hayatını ağır biçimde ihlal ettiği savunulan başvuruda, Gülistan Doku’nun isminin bu şekilde kullanılmasının Doku ailesi açısından yaşanan mağduriyeti derinleştirdiği ve soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine zarar verme tehlikesi doğurduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>“ERİŞİMİN ENGELLENMESİ ZORUNLUDUR”</strong></p>

<p>Başvuruda, ihlalin yalnızca tek bir cümleden ibaret olmadığı belirtilerek hesabın niteliği, paylaşımın kapsamı, ulaştığı kitle ve devam eden soruşturma hakkında kamuoyu oluşturma amacı birlikte değerlendirildiğinde yalnızca ilgili paylaşımın URL’sine erişimin engellenmesinin yeterli olmayacağı ifade edildi.</p>

<p>Başvuruda şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<p>“Bu nedenle müvekkillerin haklarının, Gülistan Doku’nun kişilik değerlerinin ve devam eden ceza soruşturmasının selametinin korunabilmesi için @tuncaysonel kullanıcı adlı hesabın tamamına Türkiye’den erişimin engellenmesi zorunludur.”</p>

<p>Avukat Ali Çimen, bu gerekçeler doğrultusunda Tuncay Sonel adına kullanılan X hesabının tamamına Türkiye’den erişimin engellenmesini talep etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-basvuru-tuncay-sonelin-x-hesabina-erisim-engeli-talep-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/04/bassavcidan-talimat-gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme.webp" type="image/jpeg" length="59624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erken emeklilik geliyor: Kimleri kapsıyor, detaylar ne?]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilik ile ilgili yapılacak yeni düzenleme ile Bağ-Kur prim gün sayısının, SSK'lılar gibi 7200 güne düşürülmesi gündemde. Böylece 1 milyon kişinin erken emekli olması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emeklilik sistemi için önemli bir değişiklik yolda. Geçtiğimiz yıl duyurulan Bağ-Kur prim eşitleme planı somut adımlarla hayata geçiriliyor. Bu düzenlemeyle yaklaşık 1 milyon kişinin erken emekli olması öngörülüyor.</p>

<p><img alt="20 Eodz.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/20-eodzjpg.webp" / width="750" height="421"></p>

<p>İktidara yakın medyaya yansıyan haberlere göre; planlanan düzenleme ile Bağ-Kur'luların prim gün şartının 9 binden 7 bin 200'ye indirilmesi bekleniyor. Bu değişiklikten etkilenecek olan yaklaşık 1 milyon Bağ-Kur'lu, emeklilik sürecinde büyük bir beklenti içinde.</p>

<p><img alt="10 K0Qp.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/10-k0qpjpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Düzenleme kapsamında, bakkal, kasap, berber, kuaför ve ayakkabı tamircisi gibi küçük esnaf işletmelerinin prim gün şartının 7 bin 200'e düşürülmesi hedefleniyor. Bu adımın, küçük esnafın emeklilik sürecinde önemli bir iyileştirme sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img alt="03 P7O3.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/03-p7o3jpg.webp" / width="640" height="362"></p>

<p>Ancak, küçük esnaf kategorisine hangi işletmelerin gireceği, henüz hazırlanacak olan kanun teklifiyle netlik kazanacak. Bu konuda konuşulan kriterler arasında 10 ve altında personel çalıştıran işletmelerin düzenlemeden yararlanabileceği belirtiliyor. Kanun teklifinin detayları ve içeriği, gelecek süreçte netlik kazanacak.</p>

<p><img alt="37 Kyav.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/37-kyavjpg.webp" / width="864" height="486"></p>

<p>Düzenleme kapsamına girecek olan Bağ-Kur'lular, 7 bin 200 prim gününü tamamladıklarında ve diğer koşulları da sağladıklarında emekli olabilecekler. Eğer reform tüm süreleri kapsarsa, 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan ve düzenlemeden etkilenecek Bağ-Kur'lu erkekler 60, kadınlar ise 58 yaşında emekli olabilecekler. Ayrıca, son 3.5 yıl içinde Bağ-Kur'dan SSK'ya geçenler de 7200 günü tamamlamışlarsa Bağ-Kur kapsamında emekli olabilecekler.</p>

<p><img alt="22 B3Ym.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/22-b3ymjpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Düzenlemeyle birlikte yaş şartının da göz önüne alındığı, 8 Eylül 1999'dan sonra sigortalı olan kadın ve erkek Bağ-Kur'luların prim gün şartının bin 800 gün azalacağı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="39 Pko8.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/39-pko8jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Ancak, bu kişilerin emekli olabilmeleri için 7 bin 200 prim gününü tamamlamalarının yanı sıra belirlenen yaş şartını da karşılamaları gerekecek. 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre belirlenen yaş şartını doldurmuşlarsa emekli olabilecekler.</p>

<p><img alt="49 29W4.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/49-29w4jpg.webp" / width="1280" height="720"><img alt="49 29W4.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/49-29w4jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Bu düzenleme, son 3.5 yıl içinde SSK'lı çalışma durumunu ortadan kaldırarak, daha esnek bir emeklilik imkanı sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 Ekim 2008'den önce sigortalı olanların emekli olacakları kurumu belirleyecek olan düzenleme, son 7 yıllık sigortalılık süresinin yarısından bir fazlasını hangi statüde gerçekleştirdiyse o statüden emekli olmalarını sağlayacak. Bu kural, emeklilik kurumunu belirlemede geçerli olacak ve sigortalının en çok prim ödediği dönemi esas alacak.</p>

<p><img alt="48 1J3J.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/48-1j3jjpg.webp" / width="864" height="486"></p>

<p>Bu gelişmelerle birlikte, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle Bağ-Kur'lular arasında emeklilikle ilgili süreçlerde önemli değişiklikler yaşanması bekleniyor.</p>

<p><img alt="02 Vzij.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/02-vzijjpg.webp" / width="640" height="362"></p>

<h2>KİMLERİN YAŞI DA TAMAMLAMASI GEREKECEK?</h2>

<p>Düzenleme kapsamında, 8 Eylül 1999'dan sonra sigortalı olan ve düzenlemeden etkilenecek kadın ve erkek Bağ-Kur'luların prim gün şartı bin 800 gün azalacak. Ancak, emekli olabilmeleri için yaş şartını da tamamlamaları gerekecek.</p>

<p>Düzenlemeyle birlikte, bu kişilerin prim gün şartı 7 bin 200'e indirilecek, ancak emekli olabilmeleri için yaş şartını da karşılamaları gerekecek. Dolayısıyla, 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre belirlenen yaş şartını doldurmuşlarsa emekli olabilecek.</p>

<p><img alt="89 Tcn6.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/89-tcn6jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<h2>5 YIL ÖNCE EMEKLİ OLUNABİLECEK</h2>

<p>Bağ-Kur'lular, EYT yasasından faydalanamadıkları için 9000 prim günü şartıyla emekli olamıyordu. Ancak, Bakanlık tarafından başlatılan bir çalışma hayata geçerse, Bağ-Kur'luların emeklilik için gereken prim günü şartı 7200'e düşecek ve böylece 5 yıl önce emekli olabilecekler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2023/12/emekli-10.jpg" type="image/jpeg" length="89900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır surlarında 75 meşale ile Newroz kutlaması]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü öncülüğünde Newroz ateşiyle sembolleşen Diyarbakır surlarında Newroz kutlaması yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü öncülüğünde Newroz ateşiyle sembolleşen Diyarbakır surlarında Newroz kutlaması yapıldı.</p>

<p><img alt="D S C F6440" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6440.jpeg" / width="1068" height="712"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://artigercek.com/kultur-sanat/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi-287847h" rel="nofollow" target="_blank"><strong><em>Artı Gerçek’ten Refik Tekin’in haberine göre</em></strong>,</a> kutlamada erbane eşliğinde Kürtçe Newroz şarkıları seslendirildi.</p>

<p><img alt="D S C F6528" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6528.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Diyarbakır surları erbane ve meşalalerin eşlik ettiği Newroz kutlamasında tarihi anlara ev sahipliği yaptı.</p>

<p><img alt="D S C F6440" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6440.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Tarihi surlarda akşam saatlerinde gerçekleştirilen kutlamada ikonik görüntüler ortaya çıktı.</p>

<p><img alt="D S C F6547" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6547.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Kutlamaya DEM Parti Diyarbakır il eşbaşkanları, milletvekili Adalet Kaya, DEM Parti büyükşehir belediye eşbaşkan adayları ve çok sayıda kişi katıldı.</p>

<p><img alt="D S C F6669" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6669.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Kutlamada 75 erbane ve meşale kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 01:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/newrozzz.jpg" type="image/jpeg" length="30471"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
