<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gazete Münevver</title>
    <link>https://www.gazetemunevver.com.tr</link>
    <description>Doğru, Güvenilir ve Tarafsız Habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 00:41:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne’de batan Filo Jet’te 6. naaşa ulaşıldı: Can kaybı 14’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-batan-filo-jette-6-naasa-ulasildi-can-kaybi-14e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-batan-filo-jette-6-naasa-ulasildi-can-kaybi-14e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında batan Filo Jet isimli yüksek hızlı yolcu gemisinde kayıp yolculara yönelik arama-kurtarma çalışmalarında 6. naaşa ulaşıldı. Son bulunan naaşla birlikte faciada hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükselirken, kayıp 14 kişi için arama çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs’taki Girne Limanı ile Mersin’deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan Filo Jet isimli yüksek hızlı yolcu gemisinin 30 Ağustos Pazar günü batmasının ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmalarında bir kişinin daha naaşına ulaşıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar kapsamında ulaşılan 6. naaşla birlikte can kaybı 14’e yükseldi, kayıp kişi sayısı 14’e düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GEMİ KISA SÜRE SONRA SU ALMAYA BAŞLADI</p>

<p>Filo Jet, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne Limanı'ndan Taşucu Limanı'na gitmek üzere hareket etti. Gemi, sefer başladıktan kısa süre sonra ön bölümünden su almaya başladı.</p>

<p>Girne Limanı’na dönmeye çalışan gemi, kısa süre içerisinde alabora olarak battı. Kazanın ardından denizden ve havadan arama-kurtarma çalışmaları başlatıldı.</p>

<p>267 KİŞİ BULUNUYORDU</p>

<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel'in daha önce yaptığı açıklamaya göre gemide toplam 267 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Kazanın ardından 239 kişi kurtarılırken, 13 kişinin naaşına ulaşılmış ve 15 kişi kayıp olarak aranıyordu. 6. naaşın bulunmasıyla birlikte son bilanço 14 can kaybı ve 14 kayıp olarak güncellendi.</p>

<p>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının da katıldığı arama-kurtarma faaliyetleri devam ediyor. Girne açıklarında yürütülen çalışmalarda kayıp yolculara ulaşılması için deniz ve su altındaki aramalar sürdürülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/girnede-batan-filo-jette-6-naasa-ulasildi-can-kaybi-14e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/girne-gemi.jpg" type="image/jpeg" length="25707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuğba Ekinci’nin ifadesi ortaya çıktı: “Paylaşımın suç unsuru olduğunu düşünmedim”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/tugba-ekincinin-ifadesi-ortaya-cikti-paylasimin-suc-unsuru-oldugunu-dusunmedim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/tugba-ekincinin-ifadesi-ortaya-cikti-paylasimin-suc-unsuru-oldugunu-dusunmedim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müstehcenlik soruşturması kapsamında tutuklanan şarkıcı Tuğba Ekinci’nin savcılık ifadesi ortaya çıktı. Ekinci, soruşturmaya konu videoyu kendisinin çekip Instagram hesabında “story” olarak paylaştığını kabul ederken, paylaşımın suç unsuru taşıdığını öngörmediğini ve ailesinin tepkisi üzerine kısa süre içinde kaldırdığını savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından sosyal medya platformlarında “müstehcenlik” suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 5 ilde 7 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda şarkıcı Tuğba Ekinci’nin de aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alınırken, bir şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü, bir diğer şüphelinin ise ceza infaz kurumunda bulunduğunun tespit edildiği bildirildi.</p>

<p>Ekinci’nin soruşturmaya konu paylaşımına ilişkin savcılık ifadesinde yaptığı savunmanın ayrıntıları da ortaya çıktı.</p>

<p><strong>“PAYLAŞIMIN SUÇ UNSURU OLDUĞUNU DÜŞÜNMEDİM”</strong></p>

<p>Ekinci, ifadesinde kendisini “vatana ve milletine bağlı bir insan” olarak tanımlayarak, özellikle kolluk kuvvetleri, şehit ve gazi yakınları ile yardıma muhtaç kişilere yönelik katıldığı programlardan para almadığını belirtti.</p>

<p>Ekinci, soruşturmaya konu paylaşımın kendisine ait Instagram hesabında yayımlandığını kabul etti. Videoyu kendisinin çektiğini ve “tugbaekinciofficial” adlı Instagram hesabında paylaştığını belirten Ekinci, paylaşımın ana sayfada sabitlenen bir gönderi olmadığını, “story” olarak adlandırılan geçici bir paylaşım olduğunu söyledi.</p>

<p>Ekinci ifadesinde şöyle dedi:</p>

<p>“Vatana milletime bağlı bir insanım. Özellikle kolluk kuvvetleri, şehit ve gazi yakınları ile yardıma muhtaç kişiler yönelik yapmış olduğum programlarda para almadım. Yaptığım paylaşımın suç unsuru olduğunu öngörmedim. Eğer şayet suç unsuru olduğunu bilseydim böyle bir paylaşım yapmazdım. Konu hakkında söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.”</p>

<p><strong>“X HESABIM YOK”</strong></p>

<p>Ekinci, soruşturma kapsamında gündeme gelen X hesabının kendisine ait olmadığını da savundu. “brazmagazin” isimli hesabın kullanıcısını tanımadığını belirten Ekinci, videoyu kendisinin çektiğini ancak Instagram hesabında paylaştığını ifade etti.</p>

<p>Ekinci şöyle konuştu:</p>

<p>“Benim X isimli platform üzerinde herhangi bir hesabım yoktur ve bir paylaşımım bulunmamaktadır. Bahse konu videonun paylaşımını X isimli platform üzerinde ben yapmadım. Bahse konu brazmagazin isimli hesabın kullanıcısını ve hesabı tanımıyorum. Dosyaya konu paylaşımdaki videoyu ben kendim çektim ve tarafımca kullanılan ‘tugbaekinciofficial’ isimli Instagram hesabımda paylaştım.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AİLEMİN TEPKİSİ ÜZERİNE PAYLAŞIMI HEMEN KALDIRDIM”</strong></p>

<p>Ekinci, paylaşımın kalıcı bir gönderi olmadığını, “story” formatında yayımlandığını belirterek suç unsuru taşıdığını düşünmediğini söyledi. Sosyal medyada daha müstehcen olduğunu düşündüğü içeriklerin de bulunduğunu savunan Ekinci, bu nedenle kendi paylaşımının suç oluşturabileceğini düşünmediğini ifade etti.</p>

<p>Ekinci, paylaşımın ailesinin tepkisi üzerine kısa süre içerisinde kaldırıldığını söyledi:</p>

<p>“Burada yaptığım paylaşım ise ana sayfada sabitlenmeden story olarak adlandırılan anlık bir paylaşımdır. Çektiğim ve paylaşmış olduğum bu videonun suç unsuru olduğunu düşünmedim. Kaldı ki çok daha müstehcen olarak değerlendirebileceğim ahlaksız uyuşturucu ve yasaklı madde içerikli paylaşımları sosyal medya organları üzerinde görmekteyiz. Bu denli paylaşımları izledikten sonra kendi yaptığımın suç olabileceğini düşünmedim. Bu paylaşımı yaptıktan çok kısa bir süre sonra ailem tarafından tepki çekmem üzerine paylaşımı hemen kaldırdım.”</p>

<p><strong>“İZNİM VE BİLGİM DIŞINDA KOPYALANDI”</strong></p>

<p>Ekinci, Instagram hesabının çok sayıda kişi tarafından takip edildiğini ve paylaşımın kendisi tarafından kaldırılmasına rağmen farklı mecralarda yayıldığını savundu.</p>

<p>İfadesinin devamında Ekinci şunları söyledi:</p>

<p>“Fakat Instagram hesabım birçok takipçim tarafından takip edilmekte olup, bahse konu paylaşım iznim ve bilgim dışında başka kişiler tarafından kopyalanarak farklı mecralarda paylaşılmış, konu tamamen bundan ibarettir.”</p>

<p>Ekinci’nin emniyet ve savcılık ifadelerine ilişkin kamuoyuna yansıyan ayrıntılarda, soruşturma konusu görüntülerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği ancak videonun X’te yayımlandığı hesabın kendisine ait olmadığını savunduğu görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Kültür-Sanat, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/tugba-ekincinin-ifadesi-ortaya-cikti-paylasimin-suc-unsuru-oldugunu-dusunmedim</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/t-u-g-b-a.webp" type="image/jpeg" length="69666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Feti Yıldız’dan “siyasi partiler” mesajı: Anayasa’daki yasakları sıraladı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/feti-yildizdan-siyasi-partiler-mesaji-anayasadaki-yasaklari-siraladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/feti-yildizdan-siyasi-partiler-mesaji-anayasadaki-yasaklari-siraladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “Meraklısına notlar” başlığıyla yaptığı paylaşımda siyasi partilerin faaliyetlerine ilişkin Anayasa’da yer alan hükümleri sıraladı. Yıldız, siyasi partilerin Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ve seçimlerin temel ilkelerine aykırı faaliyet yürütemeyeceğini hatırlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sosyal medya hesabından “Meraklısına notlar” başlığıyla siyasi partilerin uyması gereken anayasal esaslara ilişkin paylaşım yaptı. Yıldız’ın paylaşımında, siyasi partilerin Cumhuriyetin temel niteliklerini, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, milli egemenlik ilkesini ve demokratik seçim esaslarını değiştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunamayacağına ilişkin hükümler sıralandı.</p>

<p><strong>SİYASİ PARTİLER HANGİ ESASLARA UYMAK ZORUNDA?</strong></p>

<p>Yıldız paylaşımında siyasi partiler açısından şu hükümleri sıraladı:</p>

<p>“Siyasi partiler:</p>

<p>a) Türkiye Devletinin Cumhuriyet olan şeklini; Anayasanın başlangıç kısmında ve 2’nci maddesinde belirtilen esaslarını; Anayasanın 3’üncü maddesinde açıklanan Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, bayrağına, milli marşına ve başkentine dair hükümlerini; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunun ancak Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanılabileceği esasını; Türk Milletine ait olan egemenliğin kullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı veya hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmünü; seçimler ve halkoylamalarının serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılması esasını değiştirmek;</p>

<p>b) Bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamaz veya adlarını kullanamazlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>c) Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.</p>

<p>d) Askerlik, güvenlik veya sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunamazlar.</p>

<p>e) Genel ahlak ve adaba aykırı amaçlar güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.</p>

<p>f) Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.”</p>

<p><strong>YILDIZ’IN PAYLAŞIMLARI SEÇİM VE SİYASİ PARTİLER YASASINI DA GÜNDEME GETİRMİŞTİ</strong></p>

<p>Feti Yıldız, 5 Eylül’de yaptığı bir başka “Meraklısına notlar” paylaşımında ise Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyumlu yeni bir siyasi partiler yasası ile seçim yasasının geniş bir mutabakatla hazırlanacağını belirtmişti.</p>

<p>Yıldız’ın son paylaşımı da siyasi partilerin anayasal sınırları ve faaliyet alanlarına ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.</p>

<p>Anayasa’nın 68’inci maddesinde siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu, tüzük, program ve eylemlerinin Anayasa’da belirtilen temel ilkelere aykırı olamayacağı düzenleniyor. Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin esaslar ise Anayasa’nın 69’uncu maddesinde yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/feti-yildizdan-siyasi-partiler-mesaji-anayasadaki-yasaklari-siraladi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/09/feti.png" type="image/jpeg" length="63655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kasımpaşa 2-0 öne geçti, Amedspor pes etmedi!]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/kasimpasa-2-0-one-gecti-amedspor-pes-etmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/kasimpasa-2-0-one-gecti-amedspor-pes-etmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trendyol 1. Lig’in 4’üncü haftasında Kasımpaşa’ya konuk olan Amedspor, 2-0 geriye düştüğü karşılaşmada iki gol bularak skoru 2-2’ye getirdi ve İstanbul’dan 1 puanla ayrıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol 1. Lig’in 4’üncü haftasında Amedspor, İstanbul’da Kasımpaşa’nın konuğu oldu. Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda oynanan karşılaşma 2-2 beraberlikle sonuçlandı.</p>

<p>Hakem Oğuzhan Çakır’ın yönettiği mücadeleye beyaz formayla çıkan Amedspor, karşılaşmanın ilk bölümünde rakibi karşısında 2-0 geriye düştü. Geriden gelen Amedspor, bulduğu iki golle skoru eşitleyerek mücadeleden 1 puanla ayrılmayı başardı.</p>

<p><strong>TRABZONSPOR GALİBİYETİNİN ARDINDAN 1 PUAN</strong></p>

<p>Amedspor, ligin 3’üncü haftasında sahasında ağırladığı Trabzonspor’u 2-1 mağlup ederek 3 puan kazanmıştı. Kasımpaşa karşısında da 2-0’lık dezavantaja rağmen geri dönüş yapan Amedspor, yenilmezlik serisini sürdürdü.</p>

<p><strong>AMEDSPOR 6 PUANDA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasımpaşa karşısında alınan beraberliğin ardından Amedspor, 6 puanla 5’inci sırada yer alıyor. Kasımpaşa ise 5 puanla 8’inci sırada bulunuyor. Ancak ligin diğer maçlarının henüz tamamlanmamış olması nedeniyle puan durumunda sıralama değişebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Spor</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/kasimpasa-2-0-one-gecti-amedspor-pes-etmedi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/amed-6.jpg" type="image/jpeg" length="61025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tartıda fark etmiyorsunuz: Her yıl biriken yarım kilo 15 yılda 7,5 kiloya çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/tartida-fark-etmiyorsunuz-her-yil-biriken-yarim-kilo-15-yilda-75-kiloya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/tartida-fark-etmiyorsunuz-her-yil-biriken-yarim-kilo-15-yilda-75-kiloya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsimsel kilo değişimleri, her yıl tamamen sıfırlanmayabiliyor. Yaz aylarında bozulan uyku düzeni, düzensiz öğünler, dışarıda yemek ve artan alkol tüketiminin ardından sonbaharda aktivitenin azalması, birkaç yüz gramlık kalıcı kilo artışlarına yol açabiliyor. Yıllık küçük artışlar ise yıllar içinde önemli bir kilo yüküne dönüşebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Her yaz sonunda tartıda aynı rakamı görmek, vücuttaki değişimin de aynı kaldığı anlamına gelmeyebilir. Araştırmalar, yıl içinde yaşanan mevsimsel kilo dalgalanmalarının tamamen eski seviyesine dönmeyebildiğini ve her döngünün geride küçük bir “artık” bırakabildiğini gösteriyor. Yılda yalnızca yarım kilo olarak görünen bu artış, 15 yılın sonunda 7,5 kiloluk bir birikime dönüşebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR?</strong></p>

<p>Amerika’da 165 kişinin uzun süre takip edildiği bir araştırmada, insanların sonbahar-kış döneminde ortalama yarım kilo aldığı ve bu kiloyu takip eden ilkbahar ya da yaz aylarında tamamen veremediği ortaya konuldu.</p>

<p>Yeni çalışmalarda da benzer bir mevsimsel döngüye dikkat çekiliyor. Buna göre vücut ağırlığı yaz döneminde en yüksek seviyesine ulaşırken sonbaharda düşüyor, kış aylarında yeniden bir miktar artıyor ve ilkbaharda tekrar azalıyor. Ancak bu döngünün her yıl tamamen kapanmadığı, küçük miktarlarda kilo artışının geride kalabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Avustralya’da yapılan bir araştırmada mevsimlerin ters yaşandığı güney yarımkürede de benzer bir örüntünün görülmesi, durumun yalnızca belirli tatil veya bayram alışkanlıklarıyla açıklanamayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>YAZIN GİZLİ FATURASI</strong></p>

<p>Yaz aylarında güneşe daha fazla maruz kalınması, uyku düzeninin değişmesi, dışarıda yemek ve alkol tüketiminin artması, tatil ve seyahatler nedeniyle öğün saatlerinin düzensizleşmesi günlük yaşam alışkanlıklarını değiştirebiliyor.</p>

<p>Sonbahara geçişte ise gün ışığının azalması ve fiziksel aktivitenin düşmesi bu tabloya eklenebiliyor. Bu nedenle kilo açısından kritik noktanın yalnızca yaz ayları değil, yazdan çıkış sürecinin nasıl yönetildiği olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>YARIM KİLONUN YILLAR İÇİNDEKİ BEDELİ</strong></p>

<p>Bir yılda alınan yarım kilo ilk bakışta önemsiz görünebilir. Ancak bu artış her yıl kalıcı hale geldiğinde 15 yılda 7,5 kiloya ulaşabiliyor.</p>

<p>İngiltere’de 3,6 milyon yetişkinin verileriyle yapılan büyük bir araştırmada ise 40 yaşındaki bir kişi açısından obezitenin, sağlıklı kiloya kıyasla yaşam süresini erkeklerde 4,2 yıl, kadınlarda 3,5 yıl azaltabildiği bildirildi. Fazla kilonun da yaşam süresinde yaklaşık bir yıllık azalmayla ilişkilendirildiği aktarıldı.</p>

<p><strong>SONBAHAR, ALIŞKANLIKLARI YENİLEMEK İÇİN FIRSAT</strong></p>

<p>Dr. Furkan Burak, yaz döneminin ardından yeni bir düzen oluşturulmasını “yaz sonrası rejimi” olarak tanımlıyor. Bunun katı bir kısıtlama yerine günlük alışkanlıklara dönüşü sağlayacak bir “geri dönüş protokolü” olarak ele alınabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Öne çıkan öneriler şöyle:</p>

<p>Uyku ve sirkadiyen ritmi düzeltin: Yaz aylarında değişen uyku düzeninin iştah üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor. Düzenli saatte yatıp kalkmak, beslenme düzeninden önce atılabilecek adımlardan biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Alkole ara verin: Yaz aylarında artan alkol tüketiminin hem kalori alımını hem de uyku kalitesini etkileyebileceği belirtilerek eylül ayında tüketimin durdurulması öneriliyor.</p>

<p>Tuzu azaltın: Dışarıda yemek alışkanlığı yüksek tuz tüketimini artırabilir. Evde yemek düzenine dönerek tuz tüketiminin bilinçli biçimde azaltılması öneriliyor.</p>

<p>Paketli gıdadan doğal beslenmeye dönün: Tatil döneminde artabilen hazır ve işlenmiş gıdaların yerine evde hazırlanan yiyeceklere dönmenin tuz ve şeker tüketimini azaltmaya yardımcı olabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Sosyalleşmeyi sürdürün: Tatil dönüşünde yaşanan moral düşüklüğünün yalnızca spor rutinine dönerek değil, arkadaş ve komşularla sosyal ilişkileri sürdürerek de daha kolay aşılabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Uzman değerlendirmesine göre önemli olan, tek bir büyük hatadan ziyade zaman içinde fark edilmeden oluşan küçük değişiklikleri erken fark etmek. Sonbaharın ilk haftaları ise yaz dönemindeki alışkanlıkları gözden geçirerek daha düzenli bir yaşam biçimine dönmek için uygun bir dönem olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN TÜRK</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/tartida-fark-etmiyorsunuz-her-yil-biriken-yarim-kilo-15-yilda-75-kiloya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/kilo.webp" type="image/jpeg" length="49695"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pervin Buldan: “Birkaç ay sonra Demokratik Cumhuriyet Hareketi olarak yeni bir hareket inşa edeceğiz”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/pervin-buldan-birkac-ay-sonra-demokratik-cumhuriyet-hareketi-olarak-yeni-bir-hareket-insa-edecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/pervin-buldan-birkac-ay-sonra-demokratik-cumhuriyet-hareketi-olarak-yeni-bir-hareket-insa-edecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti 5’inci Olağan Kongresi’nde oy kullanan TBMM Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, partinin yeni bir inşa dönemine girdiğini söyledi. Buldan, birkaç ay sonra yeniden kongre yapılacağını belirterek, “Demokratik Cumhuriyet Hareketi olarak yeni bir hareketi inşa edeceğiz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti 5’inci Olağan Kongresi Ankara’da devam ederken, TBMM Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, oy kullandıktan sonra kongreye ve önümüzdeki döneme ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>ANKA Haber Ajansı’na konuşan Buldan, partinin yeni bir inşa dönemine girdiğini belirterek, Türkiye halklarıyla birlikte kalıcı barış için mücadele edeceklerini söyledi.</p>

<p><strong>“YENİ BİR İNŞA DÖNEMİNE GİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Buldan, kongrenin ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Hayırlı olsun diyelim. Yeni bir inşa dönemine giriyoruz parti olarak. Türkiye halklarıyla birlikte bu inşa döneminde barışı kalıcı bir hale getirebilmek için büyük bir mücadele vereceğiz.”</p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL BARIŞA İHTİYACI VAR”</strong></p>

<p>Türkiye’nin toplumsal barışa ihtiyaç duyduğunu belirten Buldan, kongrede eş genel başkanların verdiği mesajlara dikkat çekti.</p>

<p>Buldan şöyle konuştu:</p>

<p>“En azından bugünkü kongreden sonra eş genel başkanlarımızın vermiş olduğu mesajlar açık ama şunu ekleyebilirim tabii ki. Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Toplumsal bir barışa ihtiyacı var ve bunun artık adımları atıldı. Yeni yeni aşamalar var önümüzde.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buldan, önümüzdeki aşamaların “krizsiz ve pürüzsüz” ilerlemesi gerektiğini belirterek, toplumun hak ettiği bir barış sürecinin birlikte inşa edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Bu yeni aşamalar krizsiz, pürüzsüz ve toplumun hak ettiği bir barış sürecini hep birlikte inşa etmemiz gerekiyor. Yeni partimiz bugünden itibaren bu merdivenleri çıkmaya başlayacak.”</p>

<p><strong>“DEMOKRATİK CUMHURİYET HAREKETİ OLARAK YENİ BİR HAREKETİ İNŞA EDECEĞİZ”</strong></p>

<p>Buldan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise önümüzdeki aylarda yapılması planlanan yeni kongreye ilişkin oldu.</p>

<p>Birkaç ay içerisinde yeniden kongre yapılacağını söyleyen Buldan, bu kongrenin “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” olarak yeni bir hareketin inşasının başlangıcı olacağını ifade etti.</p>

<p>Buldan şöyle dedi:</p>

<p>“Muhtemelen birkaç ay sonra yeniden bir kongreyle aslında Demokratik Cumhuriyet Hareketi olarak yeni bir hareketi inşa edeceğiz. Bunun bugün ilk mesajı verildi, adımı atıldı.”</p>

<p>Buldan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Hepimize hayırlı olsun diyorum. Türkiye halklarına hayırlı olmasını temenni ediyorum.”</p>

<p>Buldan’ın açıklamaları, DEM Parti’nin 5’inci Olağan Kongresi sonrasında parti içerisinde yeni bir yapılanma ve daha kapsamlı bir kongre hazırlığının gündeme geleceğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/pervin-buldan-birkac-ay-sonra-demokratik-cumhuriyet-hareketi-olarak-yeni-bir-hareket-insa-edecegiz</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/bakirhan-27.webp" type="image/jpeg" length="73851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında çarpıcı gelişme: Umut Altaş FBI’a “Cinayeti gördüm” dedi]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-carpici-gelisme-umut-altas-fbia-cinayeti-gordum-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-carpici-gelisme-umut-altas-fbia-cinayeti-gordum-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi istenen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı. Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş, Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedin bagaja taşınmasına yardım ettiğini iddia etti. Altaş ayrıca olayın ardından dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini öne sürdü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku hakkında yürütülen soruşturmada yeni ve dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı.</p>

<p>Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık FD-302 soruşturma tutanağına göre Altaş, Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, ardından cesedin birlikte aracın bagajına taşındığını ve olay sonrasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini öne sürdü.</p>

<p>Tutanakta yer alan anlatımlar, Altaş’ın beyanları olarak kayda geçti. Söz konusu ifadelerin henüz bağımsız delillerle doğrulandığına ilişkin bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p><strong>109 SORULUK LİSTEYLE İKİ GÜN SORGULANDI</strong></p>

<p>Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma kapsamında Türk makamları tarafından Altaş’a yöneltilmek üzere 109 soruluk bir liste hazırlandı.</p>

<p>FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri, Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde, Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde sorguladı.</p>

<p>FBI’ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısıyla Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık FD-302 raporu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Türk adli makamlarına ulaştırıldı.</p>

<p><strong>“GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU”</strong></p>

<p>FBI görevlilerinin Altaş’a, “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” sorusunu yönelttiği belirtildi.</p>

<p>Altaş’ın başını sallayarak “Evet” yanıtını verdiği ve ardından cinayeti gördüğünü söylediği aktarıldı.</p>

<p>Altaş’ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020’de yaşandı. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte köprü kenarında gördükleri Gülistan Doku’yu BMW marka araca aldıklarını iddia etti.</p>

<p>Altaş, aracın sürücü koltuğunda Sonel’in, ön yolcu koltuğunda kendisinin, arka koltukta ise Doku’nun bulunduğunu öne sürdü. Doku’nun araç içerisinde “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” dediğini, ardından tartışma çıktığını ve genç kadının çığlık attığını iddia etti.</p>

<p>Altaş, Sonel’in torpido gözünden üzerinde Türk bayrağı işlemesi bulunan siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Doku’yu vurduğunu öne sürdü.</p>

<p>FBI görevlilerinin Doku’nun ölüp ölmediğini sorması üzerine de Altaş’ın “Evet” yanıtını verdiği aktarıldı.</p>

<p><strong>“BABAM BU İŞİ HALLEDECEK”</strong></p>

<p>Altaş, olayın ardından Sonel’e tepki gösterdiğini ancak Sonel’in kendisine susmasını söylediğini öne sürdü.</p>

<p>Altaş’ın ifadesine göre Doku’nun cansız bedeni, Sonel ile birlikte aracın bagajına taşındı.</p>

<p>Altaş ayrıca cesedin bagaja konulmasının ardından Sonel’in, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ve yaklaşık 15-20 dakika görüştüğünü iddia etti.</p>

<p>Altaş, Sonel’in kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme” dediğini, itiraz etmesi üzerine ise “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak” ifadelerini kullandığını öne sürdü.</p>

<p>Ertesi sabah Sonel’in kendisini aradığını belirten Altaş, bu görüşmede kendisine “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme” dediğini iddia etti.</p>

<p><strong>CESET İÇİN PERTEK YOLUNU İŞARET ETTİ</strong></p>

<p>FBI tutanağında Doku’nun cesedinin akıbetine ilişkin Altaş’ın aktardığı iddialar da yer aldı.</p>

<p>Altaş, Sonel’in kendisine cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 30 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü.</p>

<p>O dönemde bölgede yeni bir yol yapıldığını belirten Altaş, Doku’nun cesedinin Pertek yolu çevresindeki yeni yolun kenarına gömülmüş olabileceğini iddia etti.</p>

<p>Altaş, bu bilginin kendi gözlemine dayanmadığını, Sonel’in kendisine aktardığı bir bilgi olduğunu özellikle belirtti.</p>

<p><strong>BAZ VE PTS KAYITLARI SORULDU: “KAMERALARA BAKMAK İÇİN GERİ DÖNDÜK”</strong></p>

<p>Türk soruşturma makamlarının baz ve Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarına ilişkin tespitleri de FBI sorgusunda Altaş’a yöneltildi.</p>

<p>Kayıtlara göre Altaş’ın 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarında olduğu belirtildi.</p>

<p>Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise 22.08’de aynı bölgede bulunduğu; PTS kayıtlarında Sonel’in önce tek başına Elazığ yönüne gittiği, ardından saat 22.30’da Altaş ile birlikte Tunceli yönüne döndüğünün tespit edildiği aktarıldı.</p>

<p>Çelişkili ifadelerin ardından Altaş’ın, olaydan sonra aynı araçla köprüye geri döndüklerini kabul ettiği belirtildi.</p>

<p>Altaş, Sonel’in kendisine “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz” dediğini aktardı.</p>

<p>Ayrıca Sonel’in kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne süren Altaş, kayıtların kim tarafından silindiğini bilmediğini ifade etti.</p>

<p><strong>“BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM”</strong></p>

<p>Altaş, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel tarafından tehdit edildiğini de iddia etti.</p>

<p>Sonel’in kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim. Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar” dediğini öne süren Altaş, susması karşılığında kendisine para teklif edildiğini iddia etti.</p>

<p>Altaş, bu parayı kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına zorla para koyduğunu öne sürdü.</p>

<p><strong>HAMİLELİK İDDİASI DA SORULDU</strong></p>

<p>FBI sorgusunda Altaş’ın eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmeler de gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keskin’e, Sonel’in Doku’dan kürtaj olmasını istediği ve Doku’nun bunu reddetmesi üzerine öldürüldüğü yönünde ifadeler kullandığı hatırlatılan Altaş’ın, önce sessiz kaldığı, ardından söz konusu beyanların kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı.</p>

<p>Altaş ise Doku’nun hamile olduğu yönündeki sözlerinin bir tahmin olabileceğini savundu.</p>

<p><strong>WHATSAPP’TAN GÖNDERİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLEN VİDEO</strong></p>

<p>Altaş’a daha önce verdiği ifadelerde sözünü ettiği bir video da soruldu.</p>

<p>Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden bir kez görüntülenebilen, birkaç saniyelik ve parçalanmış bir cesedin bulunduğu video gönderdiği yönündeki beyanı hakkında görüntüyü aldığını doğruladı.</p>

<p>Ancak görüntüdeki kişinin Gülistan Doku olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ileri sürdü. Daha önce görüntüdeki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki ifadeleri hatırlatıldığında ise bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net olarak göremediğini savundu.</p>

<p><strong>BABASINA MESAJI DA DOSYADA</strong></p>

<p>Soruşturma dosyasında Altaş’ın babası Celal Altaş’a gönderdiği “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin” şeklindeki mesaj da yer aldı.</p>

<p>Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden böyle bir mesaj attığını hatırlamadığını söyledi.</p>

<p>ABD’ye gidiş sürecine ilişkin de bilgi veren Altaş, 25 Mayıs 2022’de İstanbul’dan Meksika’ya, oradan da ABD sınırına geçtiğini anlattı. Yasa dışı geçiş için bir kişiye ödenen 10 bin doların babası tarafından karşılandığını belirtti.</p>

<p><strong>FBI TUTANAĞI KELİMESİ KELİMESİNE İFADE DEĞİL</strong></p>

<p>İki günlük sorgunun ardından Altaş’ın beyanları Türk adli makamlarına ulaştırıldı.</p>

<p>Ancak dosyadaki 34 sayfalık FD-302 raporunun kelimesi kelimesine hazırlanmış bir ifade dökümü olmadığı, FBI görevlilerinin görüşmeyi özetleyerek tutanağa geçirdiği belirtildi.</p>

<p>Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının, Altaş’ın çelişkili ifadeler de içeren beyanlarını HTS, PTS kayıtları ve diğer tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirdiği ve soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p>

<p><strong>GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA YENİ AŞAMA</strong></p>

<p>Umut Altaş’ın FBI tutanağındaki anlatımları, Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasından yaklaşık 6 yıl sonra soruşturma dosyasına giren en dikkat çekici beyanlardan biri oldu.</p>

<p>Altaş’ın iddiaları arasında Doku’nun araç içerisinde öldürüldüğü, cesedin bagaja taşındığı, olayın ardından bazı kişilerin devreye girdiği, kameraların kontrol edildiği ve cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceği yönündeki anlatımlar bulunuyor.</p>

<p>Bu anlatımlar Altaş’ın beyanlarıdır ve soruşturma makamlarınca diğer delillerle birlikte değerlendirilmektedir. Nitekim Mustafa Türkay Sonel, daha önceki ifadesinde Gülistan Doku’yu tanımadığını ve hakkındaki suçlamaları reddettiğini söylemişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/gulistan-doku-sorusturmasinda-carpici-gelisme-umut-altas-fbia-cinayeti-gordum-dedi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/04/gulistan-2.webp" type="image/jpeg" length="63199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti Kongresi: PM'ye yeni seçilen 28 asil üye belli oldu]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresi-pmye-yeni-secilen-28-asil-uye-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresi-pmye-yeni-secilen-28-asil-uye-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde mevcut Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yeniden seçildi. Parti Meclisi’ne ise 28 yeni isim seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 5’inci Olağan Kongresi’ni Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Delegelerin ve farklı siyasi parti temsilcilerinin katıldığı kongre, saygı duruşunun ardından açılış konuşmalarıyla başladı.</p>

<p>Kongrede konuşan mevcut Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kongrenin beklenen büyük dönüşüme bir hazırlık olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından ise, faaliyet ve mali raporlar okunarak, onaylandı. Ayrıca DEM Parti Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi’nin faaliyet raporunu da delegasyona sunuldu.</p>

<p>Tek liste ile gidilen seçimlerde, 600 civarında delege oy kullandı. Yapılan seçimler sonucunda mevcut Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yeniden eş genel başkanlığa seçildi.</p>

<p><strong>PM’YE 28 YENİ İSİM</strong></p>

<p>Kongrede, Parti Meclisi (PM), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) gibi kurulların yedek ve asli üyeleri de seçildi.</p>

<p>PM, merkez disiplin ve uzlaşma kurulunda toplamda 45 isim değişti.</p>

<p>Kongrede, 80 kişiden oluşan PM'ye yeni 28 asil üye seçildi.</p>

<p>Seçilen yeni isimler şöyle:</p>

<p>"Asiye Kolçak, Ayfer Fatma Çelik, Aylin Hacaloğlu, Berdan Gündüz, Berivan Elter, Berna Çelik, Besriye Tekgür, Çiğdem Köse, Doğan Erbaş, Ekaterini Nikalao, Ekrem Baran, Elif Çoban, Eylem Saruca, Fikret Melih Çolakoğulları, Saruhan Oluç, İbrahim Ateş, Mehmet Resul Baykara, Metin Kılavuz, Muhsin Dalfidan, Nayif Bulğa, Ömer Kulpu, Sedat Şenoğlu, Sevda Çelik Özbingöl, Seyfettin Aydemir, Sezgin Kartal, Turkut Çatar, Vaysi Unat, Zeyyat Ceylan.”</p>

<p><strong>KİMLER YER ALMADI</strong></p>

<p>Önceki dönemde PM’de bulunan 35 isim ise yeni asıl PM listesinde yer almadı.</p>

<p>Bu isimler Tülay Hatimoğulları Oruç, Tuncer Bakırhan, Aysel Batyar Önsel, Bahattin Karaman, Berkat Kar, Beybün Aslan, Cabbar Leygara, Cemile Turhallı Balsak, Edanur İbrahimoğlu, Funda Buyruk, Halime Bayram, Hülya Ateş Koç, Hülya Kavuk, Kemal Bülbül, Kerem Fırtına, Livan Orman, Lütfü Kaya, Mediha Yüksel, Mehmed Ali Yavuz, Mehmet Bozgeyik, Metin Kılıç, Muhammed Ayten, Murat Gökdağ, Naciye İskender, Onur Hamzaoğlu, Selda İlgöz Kocayiğit, Selçuk Odabaşı, Semiha Şahin, Senem Eriş, Ömer Görünmek, Özcan Teker, Şakire Şeyda Ataş, Tülay Korkutan, Vedat Çınar Altan ve Vezir Coşkun Parlak oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Rudaw</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresi-pmye-yeni-secilen-28-asil-uye-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/demkongre.webp" type="image/jpeg" length="93839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalp krizi bir anda mı gelir? Yeni araştırma dikkat çekti: Vücut yıllar öncesinden sinyal verebilir]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/kalp-krizi-bir-anda-mi-gelir-yeni-arastirma-dikkat-cekti-vucut-yillar-oncesinden-sinyal-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/kalp-krizi-bir-anda-mi-gelir-yeni-arastirma-dikkat-cekti-vucut-yillar-oncesinden-sinyal-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir sağlık sorunu olarak görülse de araştırmalar, kalp-damar hastalıklarına giden sürecin yıllar öncesinden başlayabileceğine işaret ediyor. Yeni bir çalışmada binlerce protein ve metabolitin birlikte analiz edilmesiyle bazı kalp-damar hastalıklarına ilişkin riskin, hastalık ortaya çıkmadan 15 yıl öncesine kadar öngörülebileceği gösterildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cem Yılmaz’ın geçirdiği kalp krizinin ardından kalp sağlığı yeniden gündeme gelirken, bilimsel araştırmalar kalp krizinin yalnızca olayın gerçekleştiği anda değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kalp krizi dakikalar içinde gelişebilse de damar hastalığına zemin hazırlayan süreç; kan basıncı, kan yağları, kan şekeri, fiziksel aktivite, uyku düzeni, vücut yağının dağılımı ve beslenme alışkanlıkları gibi birçok faktörün yıllar boyunca birikmesiyle şekillenebiliyor.</p>

<p>Beslenme Uzmanı Dilara Koçak’ın kalp sağlığı ve beslenme ilişkisine ilişkin değerlendirmelerinde de bu geniş çerçeveye dikkat çekiliyor. Özellikle ultra işlenmiş gıdalar, bel çevresi, uyku düzeni ve kandaki biyolojik göstergelerin kalp-damar sağlığı açısından giderek daha fazla araştırıldığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>KALP KRİZİ İÇİN YALNIZCA KOLESTEROLE BAKMAK YETERLİ Mİ?</strong></p>

<p>Kalp-damar hastalıkları dünya genelinde önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca kolesterol ve tansiyon gibi klasik göstergelere değil, vücudun genel metabolik durumuna da bakılması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Kan basıncı, kan şekeri ve kan yağlarının yanı sıra kişinin hareket düzeyi, uyku düzeni, beslenmesi ve vücudundaki yağın dağılımı da uzun vadeli risk açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>ULTRA İŞLENMİŞ GIDALAR DA GÜNDEMDE</strong></p>

<p>Kalp sağlığı ve beslenme denildiğinde uzun yıllardır yağ tüketimi ve kolesterol öne çıkıyor. Ancak son araştırmalar, gıdanın ne kadar işlendiğine de daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>The American Journal of Medicine'de yayımlanan ve 17 bin 24 erkek bireyin verilerinin incelendiği çalışmada, ultra işlenmiş gıda tüketimi daha yüksek olan erkeklerde prostat kanseri riskinin daha yüksek olduğu görüldü. Çalışmada en yüksek tüketim gruplarında risk artışı yaklaşık yüzde 30 düzeyindeydi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu araştırma doğrudan kalp krizi üzerine yapılmadı. Dolayısıyla çalışmadan ultra işlenmiş gıdaların kalp krizine doğrudan neden olduğu sonucu çıkarılamaz. Bununla birlikte araştırmacılar, yüksek ultra işlenmiş gıda tüketimi ile çeşitli olumsuz sağlık sonuçları arasındaki ilişkinin daha fazla araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu nedenle beslenmede amaç, pakete giren her ürünü tamamen yasaklamak değil; günlük beslenmenin ne kadarının gerçek ve besin değeri yüksek gıdalardan, ne kadarının besin değeri daha düşük ultra işlenmiş ürünlerden oluştuğuna dikkat etmek.</p>

<p><strong>KALP SAĞLIĞINDA BEL ÇEVRESİ NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p>

<p>Kalp-damar riski değerlendirilirken yalnızca tartıdaki rakama bakmak yanıltıcı olabilir. Vücut ağırlığının nerede toplandığı da önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle karın ve iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik açıdan önem taşıyor. Bu nedenle aynı kiloya veya aynı beden kitle indeksine sahip iki kişinin kardiyovasküler riski birbirinden farklı olabilir.</p>

<p>2026'da yayımlanan JAMA Network Open çalışması da obezite değerlendirmesinde bel çevresi ölçümünün önemini destekleyen bulgular ortaya koydu; araştırmacılar, klinik uygulamada BKİ ve/veya bel çevresinin kullanılmasının pratik ve güçlü bir yaklaşım olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>KALBİ KORUYAN TEK BİR BESİN YOK</strong></p>

<p>Kalp sağlığı açısından mucizevi tek bir besin bulunmuyor. Asıl önemli olan, genel beslenme düzeni.</p>

<p>Sebze ve meyvelerin, tam tahılların, baklagillerin, yağlı tohumların ve zeytinyağının daha fazla yer aldığı; balık tüketiminin desteklendiği ve ultra işlenmiş ürünlerin daha sınırlı olduğu bir beslenme düzeni öne çıkıyor.</p>

<p>Bu noktada Akdeniz tipi beslenme modeli dikkat çekiyor.</p>

<p>Beslenme düzeninde yapılabilecek küçük değişiklikler de uzun vadede önem taşıyabilir. Örneğin:</p>

<p>Haftada birkaç öğünü baklagillere ayırmak,</p>

<p>Tabağa daha fazla sebze eklemek,</p>

<p>Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünleri daha sık tercih etmek,</p>

<p>Lif tüketimini artırmak,</p>

<p>Ultra işlenmiş atıştırmalıkları azaltmak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balık ve bitkisel protein kaynaklarına daha fazla yer vermek.</p>

<p><strong>LİF, BAĞIRSAK VE KALP SAĞLIĞI ARASINDAKİ İLİŞKİ</strong></p>

<p>Kalp sağlığı açısından lif tüketimi de önem taşıyor. Mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagiller hem lif hem de bitkisel protein açısından güçlü seçenekler arasında.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası ile kalp-damar sistemi arasındaki ilişki de son yıllarda daha fazla araştırılıyor. Kalp yetmezliği bulunan bazı kişilerde bağırsak mikrobiyotasındaki bakteri çeşitliliğinin daha düşük olduğuna ilişkin çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ancak bağırsak mikrobiyotasının kalp hastalıklarındaki rolü halen araştırılan bir alan. Bu nedenle tek bir besin veya takviyenin kalp hastalığını önlediği şeklinde kesin bir sonuç çıkarmamak gerekiyor.</p>

<p><strong>KALBİN GECE VARDİYASI: UYKU NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p>

<p>Kalp sağlığında gözden kaçırılmaması gereken başlıklardan biri de uyku.</p>

<p>130 binden fazla kronik uykusuzluk yaşayan yetişkinin sağlık kayıtlarını inceleyen bir araştırmada, en az bir yıl boyunca melatonin kullanan kişilerde beş yıllık takipte kalp yetersizliği tanısı, kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış veya ölüm gibi sonuçların daha sık görüldüğü bildirildi.</p>

<p>Ancak bu bulgu, “melatonin kalp yetersizliğine neden oluyor” anlamına gelmiyor. Araştırmanın gözlemsel niteliği nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurulamaz. Örneğin melatonin kullanan kişilerin daha ağır veya uzun süreli uyku problemlerine sahip olması gibi başka faktörler de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Dolayısıyla melatonin ve benzeri takviyelerin uzun süre ve kontrolsüz kullanılmaması, özellikle düzenli kullanım söz konusuysa sağlık profesyoneline danışılması önem taşıyor.</p>

<p><strong>KALP HASTALIĞININ İZİ 15 YIL ÖNCEDEN GÖRÜLEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici bölümü ise kandaki biyolojik göstergelerle ilgili.</p>

<p></p>

<p>Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, UK Biobank verilerini kullanarak kandaki 2 bin 920 protein ve 168 metaboliti yapay zekâ destekli modellerle analiz etti. Çalışmada koroner arter hastalığı, inme, kalp yetersizliği, atriyal fibrilasyon, periferik arter hastalığı ve venöz tromboembolizm olmak üzere altı kardiyovasküler hastalık incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, protein ve metabolitlerden elde edilen skorların klinik verilerle birlikte kullanılmasının bazı kalp-damar hastalıklarının riskini hastalık ortaya çıkmadan 15 yıla kadar önce öngörme kapasitesini artırabildiğini bildirdi.</p>

<p>Bu bulgu, gelecekte kalp-damar hastalıklarında yalnızca mevcut risk faktörlerine değil, kandaki çok sayıda biyolojik sinyalin birlikte değerlendirilmesine dayanan kişiselleştirilmiş risk analizlerinin önem kazanabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>ANCAK BU, “15 YIL SONRA KALP KRİZİ GEÇİRECEKSİNİZ” DEMEK DEĞİL</strong></p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırı burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bugün rutin bir kan testi yaptırarak bir kişinin 15 yıl sonra kesin olarak kalp krizi geçirip geçirmeyeceğini söylemek mümkün değil. Söz konusu çalışma, çok sayıda biyolojik göstergenin yapay zekâ modelleriyle bir arada değerlendirilmesinin risk tahminini geliştirebileceğini gösteriyor; bireysel düzeyde kesin gelecek öngörüsü sunmuyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle bilim insanlarının üzerinde çalıştığı yaklaşım, “krizi önceden kesin olarak bilmekten” çok, hastalık ortaya çıkmadan önce yüksek riskli kişileri belirleyebilmek.</p>

<p><strong>KALP SAĞLIĞINDA ASIL MESAJ: YILLAR ÖNCESİNDEN ÖNLEM</strong></p>

<p>Kalp krizi birkaç dakika içinde gerçekleşebilir. Ancak kalp-damar hastalığına zemin hazırlayan süreç çok daha uzun sürebilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı hissetmek, kalp-damar riskinin tamamen olmadığı anlamına gelmiyor. Tansiyonun, kan şekerinin ve kan yağlarının düzenli takip edilmesi; hareketli bir yaşam sürdürülmesi; dengeli beslenme, kaliteli uyku ve sigaradan uzak durulması uzun vadeli kalp sağlığının temel unsurları arasında yer alıyor.</p>

<p>Yeni araştırmaların ortaya koyduğu tablo ise giderek daha net: Kalp krizinin kendisi ani olabilir, ancak ona giden yol her zaman ani olmayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/kalp-krizi-bir-anda-mi-gelir-yeni-arastirma-dikkat-cekti-vucut-yillar-oncesinden-sinyal-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/kalpkrizi.webp" type="image/jpeg" length="58002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KPSS Lisans soruları açıklandı: Cevap anahtarı erişime açıldı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/kpss-lisans-sorulari-aciklandi-cevap-anahtari-erisime-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/kpss-lisans-sorulari-aciklandi-cevap-anahtari-erisime-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Temel Soru Kitapçığı ile Cevap Anahtarı’nın yüzde 10’luk bölümü ÖSYM tarafından yayımlandı. Adaylar sınavın tamamına ait sorulara ise ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden 10 gün süreyle erişebilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 6 Eylül 2026 tarihinde uygulanan 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Temel Soru Kitapçığı ve Cevap Anahtarı’nın yüzde 10’unu erişime açtı. ÖSYM’nin duyurusuna göre adaylar, sınavda kullanılan kitapçık dizilimindeki soruların tamamını Aday İşlemleri Sistemi üzerinden görüntüleyebilecek.</p>

<p><strong>KPSS LİSANS SORU KİTAPÇIĞI YÜZDE 10 ORANINDA YAYIMLANDI</strong></p>

<p>ÖSYM tarafından yayımlanan temel soru kitapçığı ve cevap anahtarının yüzde 10’luk bölümü, kamuoyunun erişimine açıldı. Adaylar, yayımlanan bölüm üzerinden sınavda yer alan soru ve cevapları inceleyebilecek.</p>

<p>ÖSYM’nin resmi duyurusunda, soruların telif haklarının kuruma ait olduğu ve yazılı izin olmadan çoğaltılamayacağı, dağıtılamayacağı veya yayımlanamayacağı belirtildi.</p>

<p><strong>KPSS SORULARININ TAMAMINA NASIL ULAŞILACAK?</strong></p>

<p>Sınava başvuran adaylar, Temel Soru Kitapçığı diziliminde verilen sınav sorularının tamamına 6 Eylül 2026 saat 13.15’ten itibaren ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden ulaşabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adayların sisteme T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle giriş yapması gerekiyor. ÖSYM AİS’te 2026-KPSS Lisans için “Temel Soru Kitapçığı Görüntüleme” işleminin 6 Eylül 2026 saat 13.15’te başladığı ve 16 Eylül 2026 saat 23.59’da sona ereceği görülüyor.</p>

<p><strong>ÖSYM’DEN TELİF UYARISI</strong></p>

<p>ÖSYM, yayımlanan soruların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliğinde olduğunu ve telif haklarının ÖSYM’ye ait bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Duyuruda, soruların ÖSYM’nin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde çoğaltılamayacağı, dağıtılamayacağı ve yayımlanamayacağı vurgulandı.</p>

<p><strong>2026 KPSS LİSANS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?</strong></p>

<p>ÖSYM’nin 2026 KPSS Lisans sınav takvimine göre Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Sonuçların açıklanmasıyla birlikte adayların puanlarını ve başarı durumlarını ÖSYM’nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden takip etmesi bekleniyor.</p>

<p>Cevap anahtarı <a href="https://osym.gov.tr/2026-kpss-lisansgenel-yetenek-genel-kultur-temel-soru-kitapcigi-ve-cevap-anahtari-10" rel="nofollow" target="_blank"><strong>burada.</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim, Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/kpss-lisans-sorulari-aciklandi-cevap-anahtari-erisime-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/09/kpssde-cevap-anahtari-yayimlandi-qywk.webp" type="image/jpeg" length="82426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti kongresinde Hatimoğulları ve Bakırhan’dan “barış” mesajı: “Kürt meselesi ertelenebilir değil, bir zorunluluktu]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresinde-hatimogullari-ve-bakirhandan-baris-mesaji-kurt-meselesi-ertelenebilir-degil-bir-zorunluluktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresinde-hatimogullari-ve-bakirhandan-baris-mesaji-kurt-meselesi-ertelenebilir-degil-bir-zorunluluktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti’nin 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara’da sürüyor. Kongrede konuşan Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, Kürt meselesinin Türkiye açısından artık ertelenebilir bir konu olmadığını belirterek “bir zorunluluk” olduğunu söyledi. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ise 50 yıllık çatışma ve şiddetin sonuna doğru yüründüğünü savunarak “Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti, 5’inci Olağan Büyük Kongresi’ni Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor. Yasal zorunluluk nedeniyle düzenlenen kongrede parti yönetiminde kapsamlı bir değişiklik beklenmezken, mevcut Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yeniden seçilmesi bekleniyor.</p>

<p>Kongrede parti organlarının seçilmesinin yanı sıra tüzüğün değerlendirilmesi ve yeni döneme ilişkin siyasi bildirgenin ele alınması bekleniyor. Parti yönetimi, 6 Eylül kongresini daha kapsamlı bir dönüşüm kongresine hazırlık olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Kongre öncesinde yaşamını yitiren Ağrı Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Akkuş için de başsağlığı dileğinde bulunuldu. Bir süredir kanser tedavisi gören Akkuş, 5 Eylül'de hayatını kaybetti. DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, Akkuş için yayımladıkları mesajda, “Kaybımız yalnızca Ağrı’nın değil, birlikte mücadele ettiğimiz tüm yol arkadaşlarımızın ve partimizin kaybıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>HATİMOĞULLARI: “ÜÇ YIL ÖNCE YAPTIĞIMIZ KONGREDEN BU YANA YER YERİNDEN OYNADI”</strong></p>

<p>Kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son kongreden bu yana dünyada ve Türkiye’de önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.</p>

<p>Hatimoğulları, küresel sermayenin krizinin bedelinin halklara açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma olarak ödetildiğini belirterek, emperyalizmin yeni bir düzen kurmaya çalıştığını savundu.</p>

<p>Hatimoğulları şöyle konuştu:</p>

<p>“Üç yıl önce yaptığımız kongreden bu yana deyim yerindeyse yer yerinden oynadı. Küresel sermayenin krizinin bedelini açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma biçiminde halklara ödetiliyor. Emperyalizm yeniden bir düzen kurarken bütün dünyayı özellikle Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor. Silahlanmaya ayrılan bütçeler hızla büyüyor ve dünya bir nükleer tehdit altında. Suriye hâlâ yeni düzenini arıyor.”</p>

<p>Hatimoğulları, küresel ölçekte büyük göç dalgalarının yaşandığını ve iklim krizinin derinleştiğini belirterek teknolojik gelişmelerin de dünyayı yeni bir döneme taşıdığını söyledi.</p>

<p>“Büyük göç dalgaları yaşanıyor küresel ölçekte ve küresel iklim krizi gittikçe derinleşiyor. Dijital ve teknoloji çağı hayatı hızlandırmış durumda, yapay zekânın geldiği boyut ve üretim biçimini belirlemesi ve üretime katılımıyla birlikte dünya adeta yepyeni bir uygarlığın haberini bekliyor.”</p>

<p><strong>“KÜRT MESELESİ TÜRKİYE İÇİN ERTELENEBİLİR BİR MESELE DEĞİL”</strong></p>

<p>Hatimoğulları, küresel gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin kendi içindeki sorunlarla da yüzleşmesi gerektiğini belirterek, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Dünyadaki gelişmeler böyleyken ve dışarıdaki fay hatları derinleşirken, içeride yüzyıldır taşıdığımız Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülebilmesi için bizler bu dönemi çok sağlıklı bir şekilde değerlendirmeliyiz. Bu mesele şu an bu koşullarda Türkiye için ertelenebilir bir mesele değil, bir zorunluluktur.”</p>

<p>Hatimoğulları, önümüzdeki dönemin Türkiye açısından tarihsel bir sınav niteliğinde olduğunu ifade ederek kongrenin aynı zamanda son üç yılın muhasebesi olduğunu söyledi.</p>

<p>“Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülkede yaşayacağımızın tarihsel sınavını hep beraber vereceğiz. Bu kongre aynı zamanda üç yılın muhasebesidir.”</p>

<p><strong>“KANUN SADECE BİR KAPI AÇABİLİR”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatimoğulları, TBMM’de kabul edilen kanuna ilişkin değerlendirmesinde ise yasal düzenlemenin önemine dikkat çekmekle birlikte, tek başına bir kanunun toplumsal barışı sağlayamayacağını söyledi.</p>

<p>“Kabul edilen kanunu çok önemsiyoruz. Ama aynı zamanda eksikliklerini de belirttik. Hiçbir kanun tek başına toplumsal barış yapamaz. Kanun sadece bir kapı açabilir. Bu kapıdan nasıl geçileceğine siyaset, hukuk ve toplum birlikte karar verir.”</p>

<p>Önlerinde daha zor bir aşama bulunduğunu ifade eden Hatimoğulları, bunun barışın toplumsallaşması olduğunu belirtti.</p>

<p>“Şimdi önümüzde çok daha zor bir aşama var. O da barışın toplumsallaşmasıdır. Barış mahallelere, okullara, belediyelere, parlamentoya girmezse barış olmaz.”</p>

<p>Hatimoğulları, barışın herhangi bir iktidarın topluma sunacağı bir lütuf olmadığını belirterek, yıllar boyunca verilen mücadelelerin ve ödenen bedellerin süreci bugünkü noktaya taşıdığını söyledi.</p>

<p>“Barış hiçbir iktidarın topluma bahşettiği bir lütuf da değil. Bu ihtimali yıllar boyunca ayakta tutan büyük bir toplumsal mücadele ve bedeller var. Bunlarla barış süreci bugün bu seviyeye geldi.”</p>

<p><strong>“EĞER BUGÜN İMRALI’DA BİR MASA KURULDUYSA…”</strong></p>

<p>Hatimoğulları, İmralı’da kurulan masaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>“Eğer bugün İmralı’da bir masa kurulduysa bu verilen emek, mücadele, ödenen bedeller ve ülkenin geldiği koşulların dayatmasıyla olmuştur. O halde barışı kim kuracak? Hepimizin üstünde durması gereken konu bu.”</p>

<p>Sürece eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenen Hatimoğulları, eleştiri ve özeleştirinin siyasi hareketler açısından önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>“Sürece eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenmek istiyorum. Eleştiri ve özeleştiri can suyudur ve ilerleticidir. Ama birbirimize ihtiyacımız var. Eleştirilerimizle, farklılıklarımızla barış yolunu gelin hep beraber yürüyelim.”</p>

<p><strong>“GEÇMİŞİMİZİ ASLA İNKÂR ETMEYECEĞİZ”</strong></p>

<p>Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların ve ödenen bedellerin unutulmayacağını belirterek, geçmişle yüzleşme vurgusu yaptı.</p>

<p>“Geçmişimizi asla inkar etmeyeceğiz, ödenen bedeller asla unutulmayacak. Ama şu bir gerçek ki biz yaşanan bütün acılarla yüzleşeceğiz. Bunu yaparken çocuklarımızı o acıların içinde yaşamaya mahkûm etmeyeceğiz.”</p>

<p>Hatimoğulları’nın konuşmasında öne çıkan temel başlıklardan biri, barış sürecinin yalnızca siyasi aktörler arasında değil, toplumun tamamında karşılık bulması gerektiği mesajı oldu. Kongre, parti yönetiminin daha kapsamlı bir dönüşüm için hazırlık dönemini başlatması açısından da önem taşıyor.</p>

<p><strong>BAKIRHAN: “ÇOK BEDEL ÖDEDİK”</strong></p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da kongrede yaptığı konuşmada, partisinin ve siyasi hareketin geçmişte karşılaştığı baskılara değindi.</p>

<p>Bakırhan, son 10 yılda parti binalarının kurşunlandığını, siyasetçilerin tutuklandığını ve belediyelere kayyım atandığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Bugün buradayız ama buralara kolay gelmedik. Çok bedel ödedik. Yarım asır boyunca yaşadıklarımızı anlatmaya kalksak günler yetmez. Son 10 yılda her türlü baskıya, hakarete, zulme maruz kaldık. İl binalarımız kurşunlandı, yoldaşlarımız katledildi, eş genel başkanlarımız tutuklandı, belediyelerimize kayyım atandı. Birçok yoldaşımız sürgüne gitmek zorunda kaldı.”</p>

<p>Bu uygulamaların siyasi hareketi dağıtmayı ve siyaset alanından çekilmeye zorlamayı amaçladığını savunan Bakırhan, buna rağmen mücadeleye devam edeceklerini söyledi.</p>

<p>“Bunun bir amacı vardı. Niye bunları yaptılar? Dağılmamızı, yılmamızı, siyaset alanını terk etmemizi istiyorlardı. Bugün burada olduğu gibi ayaktayız. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”</p>

<p><strong>“KENDİ EKSİKLERİMİZİ GÖRMEKTEN ÇEKİNMEYECEĞİZ”</strong></p>

<p>Bakırhan, siyasi hareketlerin yalnızca dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi eksikleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Bir siyasi hareketin gücü geçmişiyle yüzleşme cesaretinden gelir. Kendini yenileyebilmek ancak bu cesaretle mümkündür. Bir dönemi değerlendirirken sadece dışarıdan gelen baskıları gerekçe gösteremeyiz. Kendi eksiklerimizi görmekten çekinmeyeceğiz.”</p>

<p>Toplumla bağ konusunda da özeleştiri yapan Bakırhan, bazı dönemlerde sorunlara geç tepki verdiklerini ve örgütsel reflekslerin yeterince hızlı devreye girmediğini ifade etti.</p>

<p>“Zaman zaman toplumla aramızdaki bağı yeterince güçlü tutamadık. Kimi meselelerde sesimizi geç duyurduk. Örgütsel reflekslerimiz her zaman aynı hızla devreye girmedi. Kendi doğrularımızı tekrarlamakla yetindiğimiz anlar oldu.”</p>

<p>Bakırhan, yeni kadroların yetiştirilmesi ve genç kuşakların siyasete dahil edilmesi konusunda da daha yaratıcı olunabileceğini belirterek, bu eksikliklerin farkında olduklarını söyledi.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE KRİZLERİN ÜLKESİ OLMAKTAN ÇIKMALI”</strong></p>

<p>Türkiye’nin içeride yaşadığı sorunların dış politikada da maliyet yarattığını savunan Bakırhan, artık yeni bir döneme girilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Türkiye içerideki dar korkular yüzünden sadece içeride değil, dışarıda da büyük bir maliyet ödedi. Ama hepimiz için artık hatadan dönme zamanıdır. Bu ülke bu insanlar sonu gelmeyen krizleri hak etmiyor. Biz iddialıyız, bu ülkeyi krizlerin ülkesi olmaktan çıkarmaya kararlıyız.”</p>

<p><strong>“50 YILLIK ÇATIŞMALAR VE ŞİDDETİN SONUNA DOĞRU YÜRÜYORUZ”</strong></p>

<p>Bakırhan, konuşmasının devamında Türkiye’deki Kürt meselesine ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>“Bugün bir başka baharın eşiğindeyiz. 50 yıllık çatışmalar ve şiddetin sonuna doğru yürüyoruz.”</p>

<p>Bakırhan, diyalog ve müzakere yolunun açılmasında rol oynadığını savunduğu siyasi aktörlere teşekkür ederek, Abdullah Öcalan’ın adını da konuşmasında andı.</p>

<p>“Memlekete barış imkânı sunan, diyalogla müzakerenin yolunu açan başta Sayın Öcalan olmak üzere bütün siyasi aktörlere binlerce kez bir daha teşekkür etmek istiyorum.”</p>

<p><strong>“ARTIK MALİYET ÖDEME DEĞİL, HASAT ALMA DÖNEMİDİR”</strong></p>

<p>Bakırhan, Türkiye’nin yaklaşık bir asırdır “isyan ve inkâr” denklemine sıkıştığını savunarak yeni bir siyasi dönemin başlaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Yüzyıldır isyan ve inkar denklemine sıkıştık. Şimdi, Türkiye bu kısır döngüden çıkmak istiyor.”</p>

<p>Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün Türkiye’ye ağır maliyetler yüklediğini savunan Bakırhan, Ortadoğu’daki gelişmeler açısından da Kürtlerin belirleyici konumuna dikkat çekti.</p>

<p>“Türkiye, son 50 yılda Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklı çok büyük maliyetler ödedi. Orta Doğu'da oyun kurucu vasfını kazanabileceği her denklemde Kürt dengesiyle karşı karşıya kaldı. Artık maliyet ödeme değil, hasat alma dönemidir.”</p>

<p><strong>BAKIRHAN: “DEMOKRATİK CUMHURİYET HAREKETİNİ BAŞLATIYORUZ”</strong></p>

<p>Bakırhan konuşmasının sonunda yeni siyasi döneme ilişkin mesajını “Demokratik Cumhuriyet” vurgusuyla verdi.</p>

<p>“Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da toprağa düştü. Kökü tutacak, dalı büyüyecek; yolumuz, yolunuz açık olsun.”</p>

<p>DEM Parti yönetiminin daha önce yaptığı açıklamalara göre 6 Eylül kongresi, kapsamlı kadro ve program değişikliklerinin yapılacağı nihai kongre olarak görülmüyor. Parti, daha geniş katılımlı ve kapsamlı dönüşüm içeren kongrenin ilerleyen dönemde yapılmasını planlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresinde-hatimogullari-ve-bakirhandan-baris-mesaji-kurt-meselesi-ertelenebilir-degil-bir-zorunluluktu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/d-e-m1.webp" type="image/jpeg" length="40399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni OVP açıklandı: Enflasyon tahmini yüzde 16’dan yüzde 28,4’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/yeni-ovp-aciklandi-enflasyon-tahmini-yuzde-16dan-yuzde-284e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/yeni-ovp-aciklandi-enflasyon-tahmini-yuzde-16dan-yuzde-284e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Programı açıkladı. Yeni programda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16’dan yüzde 28,4’e yükseltilirken, büyüme beklentisi yüzde 3,3’e çekildi. Programda enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e, 2029’da ise yüzde 9’a indirilmesi hedeflendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık dönemine ilişkin 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.</p>

<p>Yeni programın en dikkat çekici başlıklarından biri, 2026 yılı enflasyon tahminindeki büyük revizyon oldu.</p>

<p>Bir önceki 2026-2028 dönemini kapsayan OVP'de 2026 sonu enflasyon beklentisi yüzde 16 olarak açıklanmıştı. Yeni programda ise bu tahmin yüzde 28,4'e yükseltildi.</p>

<p>Böylece 2026 enflasyon tahmini bir önceki programa göre 12,4 puan yukarı yönlü revize edilmiş oldu.</p>

<p>Yılmaz, enflasyonun uygulanan politikalarla düşüş eğilimine girdiğini belirterek, 2026'nın son çeyreğinde yeniden düşüş beklediklerini söyledi.</p>

<p>Yılmaz, “2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun, 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesini hedefliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 3,3'E ÇEKİLDİ</strong></p>

<p>Yeni OVP'de büyüme beklentilerinde de aşağı yönlü revizyon yapıldı.</p>

<p>Cevdet Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahmininin yüzde 3,3 olarak güncellendiğini açıkladı. Sanayi büyümesi tahmini ise yüzde 2,3'e geriledi.</p>

<p>Yılmaz, büyümenin ilerleyen yıllarda yeniden hız kazanmasını beklediklerini belirterek şu tahminleri paylaştı:</p>

<p>2026: yüzde 3,3</p>

<p>2027: yüzde 4,2</p>

<p>2028: yüzde 4,6</p>

<p>2029: yüzde 5</p>

<p>Yılmaz, “2026'da yüzde 3,3 olmasını beklediğimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve 2029'da yüzde 5'e ulaşmasını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>MİLLİ GELİR 1,8 TRİLYON DOLARI AŞACAK</strong></p>

<p>Programda milli gelir hedefleri de açıklandı.</p>

<p>Cevdet Yılmaz, 2026 yılı sonunda Türkiye'nin milli gelirinin ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını beklediklerini söyledi.</p>

<p>Kişi başına milli gelirin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü belirten Yılmaz, program dönemi sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>

<p>Yılmaz ayrıca program dönemi sonunda kişi başına milli gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.</p>

<p><strong>İHRACAT HEDEFİ 450 MİLYAR DOLAR</strong></p>

<p>Yeni OVP'de dış ticarete ilişkin hedef de belli oldu.</p>

<p>Buna göre program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.</p>

<p>Öte yandan 2026 yılı için enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle enerji ithalatı ve dış ticaret açığı tahminlerinde de yukarı yönlü revizyon yapıldı. Cevdet Yılmaz, enerji ithalatı tahmininin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı tahmininin ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltildiğini açıkladı.</p>

<p><strong>BÜTÇE AÇIĞI İÇİN HEDEF YÜZDE 2,8</strong></p>

<p>Programda bütçe açığının da kademeli olarak azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Yılmaz, 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini belirtti.</p>

<p>2027 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olması hedefleniyor.</p>

<p><strong>2,1 MİLYON KİŞİYE İLAVE İSTİHDAM HEDEFİ</strong></p>

<p>Yeni OVP'de istihdam da önemli başlıklardan biri oldu.</p>

<p>Cevdet Yılmaz, program döneminde ekonomiye yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırılmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>

<p>Yılmaz, işgücüne daha fazla kişinin katılımının sağlanması ve toplumsal refahın artırılmasının amaçlandığını belirtti. Program kapsamında işsizlik oranının da yüzde 8'in altına indirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>OVP'DE ENFLASYON İÇİN 2029 HEDEFİ YÜZDE 9</strong></p>

<p>Yeni programın üç yıllık en önemli hedeflerinden biri enflasyonu yeniden tek haneye indirmek.</p>

<p>Hükümetin yeni tahminleri şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026: yüzde 28,4</p>

<p>2027: yüzde 21</p>

<p>2028: yüzde 13,5</p>

<p>2029: yüzde 9</p>

<p>Buna göre OVP, 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun üç yıl içinde kademeli olarak düşürülerek 2029'da yüzde 9'a çekilmesini öngörüyor.</p>

<p><strong>YENİ OVP'DE EKONOMİK VARSAYIMLAR DA DEĞİŞTİ</strong></p>

<p>Cevdet Yılmaz, yeni program hazırlanırken küresel ekonomik koşulların ve özellikle bölgedeki savaşın önceki OVP'de kullanılan varsayımları değiştirdiğini belirtti.</p>

<p>Yılmaz'ın açıkladığı verilere göre küresel büyüme tahmini yüzde 3,1'den yüzde 3'e, ticaret ortaklarının büyüme tahmini yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Euro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a indirildi.</p>

<p>MENA bölgesinde ise önceki OVP'de yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme tahmini yüzde eksi 0,5'e çekildi.</p>

<p>Yılmaz ayrıca geçen yıl 2026 için 64,3 dolar olarak varsayılan Brent petrol fiyatının ortalama 89,3 dolara yükseldiğini söyledi. Küresel enflasyon tahmininin de yüzde 3,6'dan yüzde 4,7'ye çıkarıldığını açıkladı.</p>

<p><strong>SAVAŞIN ENFLASYONA ETKİSİ 7 PUAN</strong></p>

<p>Yılmaz, bölgedeki savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisine de dikkat çekti.</p>

<p>Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu belirten Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin Türkiye'nin enflasyon görünümünü ve dış dengesini etkilediğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/yeni-ovp-aciklandi-enflasyon-tahmini-yuzde-16dan-yuzde-284e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/02/1738564287064-para.jpg" type="image/jpeg" length="97618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meteoroloji uyardı: Doğu Karadeniz’de kuvvetli yağış bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/meteoroloji-uyardi-dogu-karadenizde-kuvvetli-yagis-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/meteoroloji-uyardi-dogu-karadenizde-kuvvetli-yagis-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Doğu Karadeniz’de yarın sabah saatlerinden itibaren beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar nedeniyle uyarıda bulundu. Giresun’un doğusu, Trabzon’un batı ve doğu ilçeleri, Rize geneli ile Artvin’in kuzeyinde yerel kuvvetli yağış bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Doğu Karadeniz için yerel kuvvetli yağış uyarısı yaptı. Son değerlendirmelere göre, bölgede beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların 7 Eylül Pazartesi günü saat 06.00’dan itibaren etkili olması bekleniyor.</p>

<p><strong>DÖRT İL İÇİN KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI</strong></p>

<p>Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre yağışların Giresun’un doğusu, Trabzon’un batı ve doğu ilçeleri, Rize il geneli ile Artvin’in kuzeyinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p>Uyarının 7 Eylül Pazartesi saat 06.00’da başlayıp 23.59’a kadar geçerli olacağı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SEL VE HEYELAN RİSKİNE DİKKAT</strong></p>

<p>Kuvvetli yağışlarla birlikte meydana gelebilecek sel, su baskını ve heyelan gibi olumsuzluklara karşı yurttaşların dikkatli ve tedbirli olması istendi.</p>

<p>Meteoroloji ayrıca yağış sırasında yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgâr ve ulaşımda aksamalar yaşanabileceği konusunda da uyarıda bulundu.</p>

<p>Yetkililer, özellikle riskli bölgelerde yaşayanların ve yola çıkacak yurttaşların hava koşullarını takip ederek gerekli önlemleri alması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/meteoroloji-uyardi-dogu-karadenizde-kuvvetli-yagis-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/saganakkk.jpg" type="image/jpeg" length="44450"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa altınlarını geri çağırıyor: 86 ton Londra’ya taşındı, 129 ton Fransa’ya döndü]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/avrupa-altinlarini-geri-cagiriyor-86-ton-londraya-tasindi-129-ton-fransaya-dondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/avrupa-altinlarini-geri-cagiriyor-86-ton-londraya-tasindi-129-ton-fransaya-dondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa ülkeleri, ABD ve Kanada’da tutulan altın rezervlerinin bir bölümünü Avrupa’daki merkezlere kaydırıyor. Hollanda Merkez Bankası 2026’da yaklaşık 86 ton altını New York ve Ottawa’dan Londra’ya yönlendirirken, Fransa yaklaşık 129 tonluk ABD rezervini Paris’e taşıdı. Almanya ise daha önce New York ve Paris’ten 216 tonun üzerinde altını Frankfurt’a aktarmıştı. Hamlelerin arkasında jeopolitik riskler, krizlere hazırlık ve rezervlere daha hızlı erişim arayışı bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel jeopolitik gerilimlerin, ticaret savaşlarının ve ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemde merkez bankaları rezervlerinin yalnızca miktarına değil, nerede tutulduğuna da daha fazla önem vermeye başladı.</p>

<p>Altın rezervlerinin farklı ülkelerde ve finans merkezlerinde tutulması uzun yıllardır uygulanan bir rezerv yönetimi yöntemi. Ancak son dönemde bazı Avrupa ülkeleri, yurtdışındaki altınlarının bir bölümünü Avrupa'ya taşıyarak rezervlerine kriz dönemlerinde daha hızlı erişebilmenin yollarını arıyor.</p>

<p>Hollanda Merkez Bankası'nın son hamlesi bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.</p>

<p><strong>HOLLANDA 86 TON ALTINI LONDRA'YA TAŞIDI</strong></p>

<p>Hollanda Merkez Bankası (DNB), Mart-Ağustos 2026 döneminde New York ve Ottawa'da bulunan yaklaşık 86 ton altını Londra'ya kaydırdı.</p>

<p>DNB, hamlenin temel gerekçesini krizlere hazırlığı güçlendirmek, altının erişilebilirliğini ve işlem kabiliyetini artırmak olarak açıkladı. Londra'nın dünyanın en önemli fiziksel altın ticaret merkezlerinden biri olması da tercih açısından etkili oldu.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 86 tonun tamamı fiziksel olarak Atlantik üzerinden taşınmadı. DNB'nin açıklamasına göre yaklaşık 27 ton fiziksel olarak Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya taşınırken, New York'ta bulunan yaklaşık 59 tonluk bölüm satıldı ve karşılığı Londra'da yeniden satın alındı. Böylece rezervin konumu değiştirilirken Londra'nın yüksek likiditesinden yararlanıldı.</p>

<p>DNB'nin toplam altın rezervi yaklaşık 612 ton seviyesinde bulunuyor.</p>

<p><strong>FRANSA 129 TON ALTININI NEW YORK'TAN GERİ ALDI</strong></p>

<p>Hollanda'nın hamlesinden önce Fransa da benzer bir adım attı.</p>

<p>Fransa Merkez Bankası, New York'ta bulunan son büyük altın rezervi bölümünü tasfiye ederek yaklaşık 129 ton altını Paris'e geri getirdi.</p>

<p>Fransız merkez bankasının bu işlemi, New York'taki altınların Avrupa'ya dönmesi anlamına geldi. İşlem kapsamında ABD'deki altının satılması ve Avrupa'da yeniden alınması yoluyla rezervlerin konumlandırılması da kullanıldı.</p>

<p>Dolayısıyla Avrupa'daki hareket yalnızca fiziksel altın taşımacılığı olarak değerlendirilmemeli. Merkez bankaları gerektiğinde bir merkezdeki altını satıp başka bir finans merkezinde eşdeğer miktarda altın satın alarak da rezervlerinin coğrafi dağılımını değiştirebiliyor.</p>

<p><strong>ALMANYA YILLAR ÖNCE AYNI YOLU İZLEMİŞTİ</strong></p>

<p>Almanya'nın altınlarını Frankfurt'a taşıması ise yeni değil.</p>

<p>Alman Merkez Bankası Bundesbank, 2015 yılında New York ve Paris'ten Almanya'ya 216 tonun üzerinde altın taşıdı. Bunun 111 tonu New York'tan, 105 tonu ise Paris'ten Frankfurt'a getirildi.</p>

<p>Bundesbank, 2013'ten itibaren New York'tan 300 ton, Paris'ten ise yaklaşık 283 ton altını Frankfurt'a aktarmıştı.</p>

<p>Bu transferlerin temel amacı, Alman altın rezervlerinin önemli bölümünü ülke içinde saklamak ve rezervlerin dağılımını yeniden düzenlemekti.</p>

<p><strong>SOĞUK SAVAŞ'TA ALTINLAR NEDEN ABD'YE GÖNDERİLMİŞTİ?</strong></p>

<p>Avrupa'nın bugün yaptığı hamleyi anlamak için geçmişe bakmak gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soğuk Savaş döneminde Avrupa ülkeleri, Sovyetler Birliği'nden gelebilecek askeri tehdit karşısında altın rezervlerinin önemli bölümünü kendi ülkeleri dışında, özellikle New York Federal Reserve ve Londra gibi güvenli finans merkezlerinde tutmayı tercih etti.</p>

<p>Bunun arkasında yalnızca güvenlik değil, altının uluslararası finans sisteminde kolaylıkla kullanılabilmesi de bulunuyordu.</p>

<p>Bugün ise jeopolitik dengeler değişirken rezervlerin nerede tutulması gerektiğine ilişkin yaklaşım da yeniden tartışılıyor.</p>

<p><strong>ALTININ YÖNÜ NEDEN DEĞİŞİYOR?</strong></p>

<p>Merkez bankaları açısından altının nerede saklandığı, kriz dönemlerinde önemli hale geliyor.</p>

<p>Bir merkez bankası için rezervin: Güvenli bir yerde tutulması, gerektiğinde hızlı şekilde kullanılabilmesi, uluslararası piyasalarda kolayca alınıp satılabilmesi, siyasi ve hukuki risklere karşı korunması önem taşıyor.</p>

<p>Hollanda'nın Londra tercihi de bu açıdan dikkat çekiyor. DNB, Londra'daki altının kriz dönemlerinde New York ve Ottawa'daki rezervlere kıyasla daha kolay ve hızlı biçimde kullanılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla söz konusu hareket, yalnızca “ABD'den altın çekme” olarak değil, merkez bankalarının rezervlerini daha erişilebilir ve farklı coğrafyalara dağıtılmış hale getirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>MERKEZ BANKALARININ ALTIN İŞTAHI DA SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Rezervlerin yerinin değiştirilmesi, merkez bankalarının altına yönelik artan ilgisinin yalnızca bir boyutu.</p>

<p>Dünya Altın Konseyi'nin 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Araştırması'na göre merkez bankaları son dört yılda yılda ortalama yaklaşık 1.000 ton altın satın aldı. Bu rakam, önceki on yılın yaklaşık 500 tonluk yıllık ortalamasının iki katına denk geliyor.</p>

<p>2025'te ise merkez bankalarının net altın alımı 863,3 ton oldu. Bu rakam önceki üç yıldaki 1.000 tonun üzerindeki seviyenin altında kalsa da uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti.</p>

<p>Dünya Altın Konseyi, merkez bankalarının altın talebinde jeopolitik belirsizliklerin ve rezerv çeşitlendirme arayışının etkili olduğunu belirtiyor. 2026'nın ikinci çeyreğinde merkez bankalarının net altın talebi 289 tona yükselerek çeyreklik bazda güçlü bir artış gösterdi.</p>

<p><strong>ALTIN FİYATLARINDAKİ YÜKSELİŞİN ARKASINDA MERKEZ BANKALARI DA VAR</strong></p>

<p>Merkez bankalarının yüksek miktarda altın satın alması, küresel altın piyasasında talebi destekleyen önemli unsurlardan biri.</p>

<p>2022, 2023 ve 2024 yıllarında merkez bankalarının her yıl 1.000 tonun üzerinde net altın alması, altına yönelik kurumsal talebin geçici bir hareketten ziyade uzun vadeli rezerv stratejisinin parçası olduğunu gösterdi.</p>

<p>2025'te alım miktarı 863 tona gerilese de merkez bankalarının altına ilgisi devam etti.</p>

<p><strong>AVRUPA'NIN ALTIN HAMLESİ NE ANLAMA GELİYOR?</strong></p>

<p>Hollanda, Fransa ve Almanya'nın hamleleri birlikte değerlendirildiğinde Avrupa'da altın rezervlerinin depolanma stratejisinin yeniden şekillendiği görülüyor.</p>

<p>Ancak bu gelişmeyi Avrupa ülkelerinin ABD'ye güvenini tamamen kaybettiği şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Nitekim altın rezervlerinin Londra gibi Avrupa dışındaki önemli finans merkezlerinde tutulmaya devam edilmesi, meselenin yalnızca siyasi güven değil, likidite, erişilebilirlik, kriz hazırlığı ve rezerv çeşitlendirmesi ile de ilgili olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Özetle Avrupa'daki hareket, “altınlar ABD'den kaçıyor” şeklinde tek başına okunmaktan ziyade, merkez bankalarının küresel risklere karşı rezervlerinin hem miktarını hem de coğrafi dağılımını yeniden değerlendirmesi olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/avrupa-altinlarini-geri-cagiriyor-86-ton-londraya-tasindi-129-ton-fransaya-dondu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/a-l-t-i-n-1.webp" type="image/jpeg" length="35086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6-7 Eylül 1955’te ne oldu? Dönemin siyasileri ne dedi, olayların arkasında kim vardı?]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/6-7-eylul-1955te-ne-oldu-donemin-siyasileri-ne-dedi-olaylarin-arkasinda-kim-vardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/6-7-eylul-1955te-ne-oldu-donemin-siyasileri-ne-dedi-olaylarin-arkasinda-kim-vardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6-7 Eylül 1955’te İstanbul başta olmak üzere İzmir ve Ankara’da Rum, Ermeni ve Yahudi yurttaşların evleri, işyerleri ve ibadethaneleri hedef alındı. Saldırılar, Selanik’te Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu eve bomba atıldığı haberinin ardından başladı. Olayların hemen sonrasında sıkıyönetim ilan edilirken, dönemin hükümeti saldırıları soruşturduğunu açıkladı. Ancak yıllar boyunca 6-7 Eylül’ün nasıl örgütlendiği ve Demokrat Parti hükümetinin olaylardaki sorumluluğu tartışılmaya devam etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6-7 Eylül 1955 olayları, başta İstanbul Rumları olmak üzere Türkiye’de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudi yurttaşları hedef alan kitlesel saldırı, yağma ve yıkım dalgası olarak tarihe geçti.</p>

<p>Olaylar 6 Eylül 1955 akşamı İstanbul’da başladı; saldırılar İzmir ve Ankara’ya da yayıldı. Evler, işyerleri, kiliseler, okullar, mezarlıklar ve diğer gayrimüslimlere ait mekânlar hedef alındı.</p>

<p>Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan akademik çalışmada, olayların ardından bazı kentlerde sıkıyönetim ilan edildiği, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın TBMM’yi 12 Eylül 1955’te toplantıya çağırdığı ve konunun Meclis gündemine taşındığı belirtiliyor. </p>

<p>Olayların boyutuna ilişkin rakamlar kaynaklara göre değişiyor. Atatürk Ansiklopedisi’nde yer alan resmi kaynaklara göre 4 bin 214 işyeri, 1.004 ev, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır ve 26 okulun yanı sıra fabrika, otel ve benzeri yerlerin bulunduğu toplam 5 bin 622 tesisin saldırıya uğradığı belirtiliyor. </p>

<p>Bazı akademik çalışmalarda ise 5 bin 317 mekân rakamı kullanılıyor. Bu nedenle maddi hasar konusunda farklı kaynaklarda farklı toplamlar bulunuyor. </p>

<p><strong>6-7 Eylül olayları neden çıktı?</strong></p>

<p>6-7 Eylül'ün arka planında yalnızca bir gecede ortaya çıkan toplumsal öfke değil, Kıbrıs meselesi, Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki gerilim, milliyetçi propaganda ve dönemin siyasi atmosferi bulunuyordu.</p>

<p>1950'lerin ortasında Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan arasındaki en önemli dış politika başlıklarından birine dönüşmüştü.</p>

<p>Kıbrıs'ta EOKA'nın faaliyetleri 1955'te yoğunlaşırken Yunanistan, adanın Yunanistan'la birleşmesini ifade eden Enosis talebini gündeme taşıyordu. Türkiye ise Kıbrıs Türklerinin haklarının korunmasını savunuyordu.</p>

<p>TBMM'nin yayımladığı kronolojide, 1 Nisan 1955'te EOKA faaliyetlerinin başladığı, Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye'nin Yunanistan ve İngiltere'ye çeşitli diplomatik girişimlerde bulunduğu ve 29 Ağustos 1955'te Londra Kıbrıs Konferansı'nın başladığı belirtiliyor. </p>

<p>Bu ortamda Türkiye'de “Kıbrıs Türktür, Türk Kalacaktır” sloganı etrafında güçlü bir kamuoyu oluşturuldu.</p>

<p><strong>Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba haberi nasıl yayıldı?</strong></p>

<p>6 Eylül 1955'te olayların başlamasında en önemli gelişmelerden biri, Selanik'te Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu eve ve Türk Konsolosluğu'na yönelik bombalı saldırı haberiydi.</p>

<p>Atatürk Ansiklopedisi'ne göre 5 Eylül'de Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldığı haberi İstanbul Ekspres gazetesinde yayımlandı ve gerilim hızla arttı.</p>

<p>Basın tarihine ilişkin kaynaklarda ise İstanbul Ekspres'in olay günü ikinci baskısında “Atamızın evi bomba ile hasara uğradı” başlığını kullandığı ve gazetenin normal tirajının çok üzerinde basıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:</p>

<p>Selanik'teki bombalama olayı gerçekten gerçekleşmişti; tartışma, bu olayın Türkiye'deki kitlesel saldırıları tetiklemek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı ve saldırının arkasında kimlerin bulunduğu noktasında yoğunlaştı.</p>

<p>Nitekim daha sonraki yıllarda olayın bir provokasyon olduğu ve saldırıların önceden organize edildiği yönünde farklı iddialar ortaya atıldı.</p>

<p><strong>Saldırılar nasıl başladı?</strong></p>

<p>6 Eylül akşamı İstanbul'da önce protesto gösterileri düzenlendi.</p>

<p>Ancak gösteriler kısa süre içinde Rumlara ait ev, dükkân ve işyerlerine yönelik saldırılara dönüştü.</p>

<p>Beyoğlu, Taksim, Kurtuluş, Şişli, Nişantaşı, Eminönü, Fatih, Balat, Eyüp, Bakırköy, Yeşilköy, Ortaköy, Arnavutköy ve Bebek başta olmak üzere İstanbul'un çok sayıda bölgesinde saldırılar yaşandı.</p>

<p>Saldırılar yalnızca işyerleriyle sınırlı kalmadı. Evler yağmalandı, kiliseler ateşe verildi, mezarlıklar tahrip edildi ve dini semboller yok edildi. Olayların kapsamı İstanbul'un Rum nüfusunun yoğun olduğu bölgelerin çok ötesine taşındı.</p>

<p>İzmir ve Ankara'da da benzer saldırılar yaşandı.</p>

<p><strong>6-7 Eylül'de kaç kişi öldü?</strong></p>

<p>6-7 Eylül'deki can kaybı konusunda kaynaklar arasında farklı rakamlar bulunuyor.</p>

<p>Dönemin resmi rakamlarında 3 kişinin öldüğü ve 30 kişinin yaralandığı belirtilirken, Türk basınında daha sonra 11 ölüm rakamı da yer aldı. Yunan kaynakları ve bazı araştırmalarda ise ölü sayısının daha yüksek olduğu ifade edildi.</p>

<p>Cinsel saldırıların sayısı konusunda da benzer bir belirsizlik bulunuyor. Resmi kayıtlarda 60 tecavüz vakasından söz edilirken, araştırmacılar gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor. </p>

<p>Bu nedenle 6-7 Eylül'ün bilançosu aktarılırken tek bir rakamı kesin gerçek olarak vermek yerine “resmi kayıtlar” ve “araştırmacıların tahminleri” arasındaki farkı belirtmek daha doğru.</p>

<p><strong>Evler, işyerleri ve ibadethaneler hedef alındı</strong></p>

<p>Saldırıların ekonomik ve kültürel boyutu da son derece ağırdı.</p>

<p>Resmi kaynaklara dayanan rakamlara göre:</p>

<p>4 bin 214 işyeri,</p>

<p>1.004 ev,</p>

<p>73 kilise,</p>

<p>1 sinagog,</p>

<p>2 manastır,</p>

<p>26 okul ve fabrika, otel, bar gibi farklı yapıların bulunduğu binlerce mekân saldırıya uğradı.</p>

<p>Bu nedenle 6-7 Eylül yalnızca bir “sokak olayları” olarak değil, Türkiye'nin gayrimüslim yurttaşlarının ekonomik ve toplumsal varlığı üzerinde kalıcı sonuçlar yaratan kitlesel bir saldırı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Saldırılar ne zaman sona erdi?</strong></p>

<p>Olayların kontrolden çıkmasının ardından hükümet İstanbul, İzmir ve Ankara'da sıkıyönetim ilan etti.</p>

<p>TBMM, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın çağrısıyla 12 Eylül'de olağanüstü toplandı ve sıkıyönetim kararını görüştü. Hükümetin Meclis'e sunduğu tezkerede, olayların kamu huzur ve güvenliğini bozacak biçimde büyüdüğü ifade edildi.</p>

<p>Olayların ardından binlerce kişi gözaltına alındı ve saldırıların sorumlularına yönelik soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Ayrıca Kıbrıs Türktür Cemiyeti kapatıldı ve cemiyet yöneticilerinden çok sayıda kişi tutuklandı. Atatürk Ansiklopedisi'ne göre cemiyetin merkez ve şubelerinde görev yapan 87 kişi tutuklandı.</p>

<p><strong>Celal Bayar 6-7 Eylül için ne dedi?</strong></p>

<p>Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, 1 Kasım 1955'te TBMM'nin yeni yasama yılı açılışında 6-7 Eylül olaylarına değindi.</p>

<p>Bayar, olaylardan duyduğu üzüntüyü ifade ederken, sıkıyönetim sonrasında sorumlular hakkında soruşturma başlatıldığını belirtti.</p>

<p>Bayar'ın yaklaşımının önemli noktalarından biri, saldırıların hedef aldığı kişilerin din, dil ve ırk farkı gözetilmeksizin anayasal eşitlik güvencesindeki yurttaşlar olduğunun vurgulanmasıydı.</p>

<p>Bayar ayrıca maddi ve manevi zararın giderilmesi gerektiğini, benzer olayların yeniden yaşanmaması gerektiğini ve Türk-Yunan dostluğunun önemini dile getirdi.</p>

<p><strong>Adnan Menderes'in açıklamaları</strong></p>

<p>Dönemin Başbakanı Adnan Menderes de olayların ardından Meclis'te çeşitli vesilelerle konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>TBMM kayıtlarında Menderes'in 6-7 Eylül olayları nedeniyle Başbakan ve eski İçişleri Bakanı hakkında Meclis soruşturması açılması önergesi görüşülürken söz aldığı görülüyor.</p>

<p>Menderes ayrıca 6-7 Eylül'de İstanbul ve İzmir'de zarar görenlerin zararlarının karşılanmasına ilişkin yasa görüşmeleri sırasında da Meclis'te konuştu.</p>

<p>Dolayısıyla dönemin hükümeti, olayların ardından hem sıkıyönetim ve soruşturma yoluna gitti hem de saldırılarda zarar görenlerin zararlarının karşılanmasına yönelik yasal düzenleme yaptı.</p>

<p>Ancak bu, ilerleyen yıllarda hükümetin olaylardaki siyasi sorumluluğuna ilişkin tartışmaların sona ermesi anlamına gelmedi.</p>

<p><strong>İsmet İnönü: “Hiçbir hakikat söylenmedi”</strong></p>

<p>6-7 Eylül'ün siyasi açıdan en önemli tartışmalarından biri, olayların gerçek sorumlularının kim olduğu konusunda yaşandı.</p>

<p>Ana muhalefetteki CHP'nin lideri İsmet İnönü, 16 Aralık 1955'te TBMM'deki görüşmeler sırasında 6-7 Eylül'e ilişkin eleştiriler yöneltti.</p>

<p>Atatürk Araştırma Merkezi'nin çalışmasına göre İnönü, olaylar konusunda hâlâ gerçeklerin ortaya konulmadığını savundu.</p>

<p>İnönü ayrıca Türk-Yunan ilişkilerinin dostane biçimde sürdürülmesi gerektiğini, Kıbrıs Türkleri konusunda Türkiye'nin endişelerinin bulunduğunu ancak hükümetin savaşı çağrıştıran açıklamalarının ortamı daha da gerdiğini söyledi.</p>

<p>Bu açıklama, olaylardan birkaç ay sonra bile 6-7 Eylül'ün Meclis'te kapanmış bir dosya olmadığını gösteriyordu.</p>

<p><strong>Fuad Köprülü yıllar sonra Menderes'i suçladı</strong></p>

<p>6-7 Eylül'le ilgili en ağır siyasi suçlamalardan biri, Demokrat Parti'nin kurucularından ve dönemin eski Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü tarafından yapıldı.</p>

<p>27 Mayıs 1960 darbesinden yalnızca sekiz gün sonra bir gazeteye konuşan Köprülü, dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu suçladı.</p>

<p>Köprülü, olayların “baş tertipçisi ve müsebbibi” olarak Menderes'i gösterdiğini ve Kıbrıs politikasıyla bağlantılı bir plan yürütüldüğünü ileri sürdü. Ayrıca Atatürk'ün Selanik'teki evine yönelik bombalama olayının da bir tertip olduğunu iddia etti.</p>

<p>Bu sözler Köprülü'nün iddialarıydı; olayların hükümet tarafından organize edildiğini tek başına kanıtlayan bir belge olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Köprülü ile Zorlu arasında daha önce başlayan siyasi anlaşmazlıklar da bu açıklamaların değerlendirilmesinde önem taşıyor.</p>

<p><strong>Fatin Rüştü Zorlu neden suçlandı?</strong></p>

<p>Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Türkiye'nin Kıbrıs politikasının en önemli isimlerinden biriydi.</p>

<p>6-7 Eylül sonrasında Zorlu'nun hükümetten ayrılması ve daha sonra Yassıada'da yargılanması, olaylarla ilgili siyasi sorumluluk tartışmasını daha da büyüttü.</p>

<p>27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Yassıada'da 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili dava açıldı. Zorlu ve Menderes, olayların hükümet tarafından organize edildiği iddiasıyla yargılandı ve dava sonucunda altışar yıl hapis cezasına çarptırıldılar.</p>

<p>Yargılama sırasında, Zorlu'nun 1955'te Londra'dan Menderes'e gönderdiği ve Kıbrıs konusunda hükümetin elini güçlendirmek için “gerekli tedbirlerin alınmasını” istediği belirtilen telgraf da önemli bir delil olarak gündeme getirildi.</p>

<p>Ancak söz konusu telgrafın yargılama sırasında bulunamadığı, Zorlu'nun ise “tedbirler” ifadesiyle diplomatik önlemleri kastettiğini savunduğu aktarılıyor.</p>

<p><strong>Yassıada'da 6-7 Eylül davası</strong></p>

<p>27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Demokrat Parti yöneticileri Yassıada'da yargılandı.</p>

<p>6-7 Eylül olayları da bu davalar arasında yer aldı.</p>

<p>Dönemin iktidarının olayları organize ettiği yönündeki suçlama mahkemenin temel tartışmalarından biri oldu. TRT'nin Yassıada arşivlerine ilişkin çalışmasında da 6-7 Eylül suçlamasının, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların olayları tertip ettiği iddiasına dayandırıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu nedenle 6-7 Eylül'ün siyasi sorumluluğu konusunda 1955'teki Meclis tartışmaları ile 1960 sonrası Yassıada yargılamalarını birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>1955'te hükümet olayları soruşturduğunu ve sorumluların cezalandırılacağını açıklarken, 1960 sonrasında Demokrat Parti yöneticileri doğrudan olayların tertip edilmesi suçlamasıyla yargılandı.</p>

<p><strong>6-7 Eylül'ün arkasında devlet var mıydı?</strong></p>

<p>Bu soru, 6-7 Eylül tarihinin en tartışmalı başlıklarından biri.</p>

<p>Tarihçiler arasında olayların kendiliğinden gelişen bir halk öfkesi mi, önceden organize edilmiş bir saldırı mı, yoksa devlet içindeki bazı aktörlerin rol aldığı planlı bir operasyon mu olduğu konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor.</p>

<p>Bazı araştırmacılar saldırıların örgütlü niteliğine, farklı kentlerden insanların İstanbul'a taşınmasına, saldırıların eş zamanlılığına ve güvenlik güçlerinin müdahalesindeki sorunlara dikkat çekiyor.</p>

<p>Öte yandan olayların tümünün doğrudan hükümet tarafından planlandığını kesin biçimde kanıtlayan bir belge bulunduğu yönündeki iddia da tartışmalı.</p>

<p>Bu nedenle haber dilinde “devlet organize etti” gibi kesin bir ifade yerine, “devletin ve hükümetin sorumluluğu tartışıldı”, “organize edildiği yönünde iddialar ortaya atıldı” demek tarihsel açıdan daha doğru.</p>

<p><strong>6-7 Eylül neden özellikle Rumları hedef aldı?</strong></p>

<p>Bunun temelinde dönemin Kıbrıs meselesi ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki gerilim bulunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıbrıs'taki Enosis talebi, Türkiye'de Rumlara yönelik şüphe ve düşmanlığın yükselmesine neden olan siyasi propagandanın önemli unsurlarından biri haline gelmişti.</p>

<p>Ancak saldırılar yalnızca Rumlarla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Ermeni ve Yahudi yurttaşlar ile diğer gayrimüslim topluluklar da saldırıların hedefi oldu.</p>

<p>Bu nedenle 6-7 Eylül, yalnızca Türk-Yunan ilişkileri bağlamında değil, Türkiye'deki çok kültürlü ve çok dinli toplumsal yapının dönüşümü açısından da ele alınıyor.</p>

<p><strong>6-7 Eylül Türkiye'nin Rum nüfusunu nasıl etkiledi?</strong></p>

<p>6-7 Eylül sonrasında Türkiye'deki Rum toplumunun kendisini güvende hissetmesine ilişkin ciddi bir kırılma yaşandı.</p>

<p>Saldırılarda evleri ve işyerleri zarar gören, ekonomik varlıklarını kaybeden ve fiziksel saldırıya uğrayan çok sayıda Rum yurttaş Türkiye'den ayrılmaya başladı.</p>

<p>Bu süreç, 1964'teki Türkiye'nin Rum yurttaşlarına yönelik sınır dışı uygulamaları ve sonrasında yaşanan göçlerle birlikte İstanbul Rum toplumunun nüfusunun dramatik biçimde azalmasına yol açtı.</p>

<p>Dolayısıyla 6-7 Eylül'ün etkisi 6-7 Eylül gecesiyle sınırlı kalmadı; Türkiye'nin demografik ve kültürel yapısında uzun yıllar hissedilen sonuçlar yarattı.</p>

<p><strong>6-7 Eylül sadece İstanbul'da mı yaşandı?</strong></p>

<p>Hayır.</p>

<p>Saldırıların en ağır biçimde yaşandığı yer İstanbul olmakla birlikte İzmir ve Ankara'da da olaylar meydana geldi.</p>

<p>Atatürk Ansiklopedisi, olayların İstanbul'un yanı sıra Ankara ve İzmir'de de gayrimüslim yurttaşlara ait mülkleri hedef aldığını belirtiyor.</p>

<p>Bazı araştırmalarda ise saldırıların İstanbul dışındaki farklı bölgelere de yansıdığı aktarılıyor.</p>

<p><strong>6-7 Eylül neden bugün hâlâ tartışılıyor?</strong></p>

<p>Çünkü 6-7 Eylül yalnızca geçmişte kalmış bir saldırı dalgası değil.</p>

<p>Türkiye'nin: azınlık politikaları, milliyetçilik, Kıbrıs sorunu, Türk-Yunan ilişkileri, basının kriz önemlerindeki rolü, devlet-toplum ilişkisi, siyasi sorumluluk, gayrimüslim yurttaşların güvenliği, zorunlu göç ve demografik değişim başlıklarının kesiştiği önemli bir tarihsel dönemeç.</p>

<p>Ayrıca olayların gerçek sorumlularının kim olduğu sorusu da hâlâ tarih yazımının önemli tartışma alanlarından biri.</p>

<p><strong>6-7 Eylül'den geriye ne kaldı?</strong></p>

<p>6-7 Eylül, Türkiye'nin yakın tarihinde çok kültürlü toplumsal yapının ağır biçimde yara aldığı dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Olayların ardından yalnızca binalar, dükkânlar ve ibadethaneler zarar görmedi; toplulukların birbirine duyduğu güven de büyük ölçüde sarsıldı.</p>

<p>Bu nedenle 6-7 Eylül'ün yıldönümlerinde yapılan anmaların temel başlıklarından biri, hafıza ve yüzleşme oluyor.</p>

<p>Bugün 6-7 Eylül konuşulurken yalnızca “ne oldu?” sorusu değil, “nasıl bu noktaya gelindi, kimler sorumluydu ve benzer bir toplumsal saldırının yeniden yaşanmaması için ne yapılmalı?” soruları da gündeme geliyor.</p>

<p><strong>6-7 Eylül 1955 kronolojisi</strong></p>

<p>1 Nisan 1955: Kıbrıs'ta EOKA'nın silahlı faaliyetleri başladı.</p>

<p>29 Ağustos 1955: Londra Kıbrıs Konferansı başladı.</p>

<p>5-6 Eylül: Selanik'teki Atatürk'ün doğduğu eve yönelik bombalama haberi Türkiye'de yayıldı. İstanbul Ekspres'in ikinci baskısı gerilimi artırdı.</p>

<p>6 Eylül akşamı: İstanbul'da protestolar saldırı ve yağma hareketlerine dönüştü.</p>

<p>6-7 Eylül gecesi: Evler, işyerleri, kiliseler, okullar ve diğer gayrimüslimlere ait mekânlar hedef alındı.</p>

<p>7 Eylül: Hükümet İstanbul, Ankara ve İzmir'de sıkıyönetim ilan etti.</p>

<p>12 Eylül: TBMM, sıkıyönetim kararını görüşmek üzere toplandı.</p>

<p>1 Kasım: Cumhurbaşkanı Celal Bayar TBMM açılış konuşmasında olayları değerlendirdi ve sorumluların soruşturulduğunu açıkladı.</p>

<p>16 Aralık: İsmet İnönü, TBMM'de 6-7 Eylül'e ilişkin hükümeti eleştirdi ve olayların gerçeklerinin hâlâ ortaya konulmadığını savundu.</p>

<p>27 Mayıs 1960 sonrası: Demokrat Parti yöneticileri Yassıada'da yargılandı; 6-7 Eylül olayları da davalar arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/6-7-eylul-1955te-ne-oldu-donemin-siyasileri-ne-dedi-olaylarin-arkasinda-kim-vardi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/6-7-eylul-2.png" type="image/jpeg" length="57960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti’den 6-7 Eylül mesajı: “Nefretin örgütlenmesine izin vermemeliyiz”]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partiden-6-7-eylul-mesaji-nefretin-orgutlenmesine-izin-vermemeliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partiden-6-7-eylul-mesaji-nefretin-orgutlenmesine-izin-vermemeliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti, 6-7 Eylül 1955 olaylarının yıl dönümünde yayımladığı mesajda, Rum, Ermeni ve Yahudi yurttaşların hedef alındığı saldırıları hatırlattı. Partinin açıklamasında, geçmişle yüzleşmenin yalnızca yaşananları anmakla sınırlı olmadığı belirtilerek nefretin örgütlenmesine izin verilmemesi çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti, 6-7 Eylül 1955 olaylarının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, başta Rumlar olmak üzere Ermeni ve Yahudi yurttaşların evlerinin, işyerlerinin ve ibadethanelerinin hedef alındığı saldırıları andı. DEM Parti, olaylarda yaşamını yitirenleri anarken, geçmişle gerçek anlamda yüzleşmenin benzer acıların yeniden yaşanmaması için bugünün sorumluluğunun üstlenilmesini gerektirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“BU ÜLKENİN YÜZLEŞİLMEMİŞ EN AĞIR UTANÇLARINDAN BİRİ”</strong></p>

<p>DEM Parti’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “6-7 Eylül 1955 Pogromu bu ülkenin yüzleşilmemiş en ağır utançlarından biridir” denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, başta Rumlar olmak üzere Ermeni ve Yahudi yurttaşların evlerinin, işyerlerinin ve ibadethanelerinin hedef alındığı, insanların yaşamını yitirdiği ve yaralandığı belirtildi. Çok sayıda kişinin de doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda bırakıldığı ifade edildi.</p>

<p>DEM Parti, saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşları saygıyla andı.</p>

<p><strong>6-7 EYLÜL 1955'TE NE OLMUŞTU?</strong></p>

<p>6-7 Eylül Olayları, 6 Eylül 1955'te İstanbul'da başlayarak İzmir ve Ankara başta olmak üzere başka kentlere de yayılan, özellikle Rum yurttaşları olmak üzere Rum, Ermeni ve Yahudi toplumlarının hedef alındığı kitlesel saldırı ve yağma olayları olarak tarihe geçti. Akademik çalışmalarda olaylar sıklıkla “pogrom” olarak da tanımlanıyor.</p>

<p>Olayların öncesinde Kıbrıs meselesi nedeniyle Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim yükselmişti. 5 Eylül'ü 6 Eylül'e bağlayan gece Selanik'te Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu evin bulunduğu alanda bir bomba patlatıldığı haberi Türkiye'de yayıldı. İstanbul Ekspres gazetesinin haberi gerilimi daha da artırdı.</p>

<p>6 Eylül akşamı Taksim Meydanı'nda Kıbrıs meselesi nedeniyle düzenlenen protesto kısa sürede kontrolden çıktı. Kalabalıkların özellikle Rumlara ait ev, işyeri ve diğer mülklere yönelmesiyle saldırılar başladı. İstanbul'un farklı bölgelerine yayılan olaylarda evler, dükkânlar, kiliseler, okullar ve mezarlıklar tahrip edildi. İzmir ve Ankara'da da benzer olaylar yaşandı.</p>

<p>Olayların büyümesi üzerine İstanbul, Ankara ve İzmir'de sıkıyönetim uygulamasına başvuruldu. İstanbul'da kontrol ancak 7 Eylül gecesine doğru sağlanabildi. Resmî kayıtlara dayanan bir akademik çalışmada İstanbul'da 4 bin 25 dükkân ve 1021 evin talan edildiği; çok sayıda kilise, okul, mezarlık, otel, fabrika ve başka yapının da zarar gördüğü aktarılıyor.</p>

<p>6-7 Eylül saldırıları, Türkiye'deki gayrimüslim yurttaşların güvenlik ve aidiyet duygusunu ağır biçimde etkiledi. Olayların ardından özellikle İstanbul Rumlarının nüfusunda önemli bir azalma yaşandı; 1964'teki Rum göçüyle birlikte bu demografik değişim daha da belirginleşti.</p>

<p><strong>DEM PARTİ’DEN “YÜZLEŞME” ÇAĞRISI</strong></p>

<p>DEM Parti açıklamasında, “Geçmişle gerçek anlamda yüzleşmek yalnızca yaşananları hatırlamak değildir; benzer acıların bir daha yaşanmaması için bugünün sorumluluğunu üstlenmektir” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Açıklamada 6-7 Eylül'ün bıraktığı en büyük sorumluluğun nefretin örgütlenmesine izin vermemek olduğu belirtilerek, herkesin kimliği, dili ve inancıyla eşit ve özgür yaşayabileceği demokratik bir toplumun birlikte kurulması gerektiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-partiden-6-7-eylul-mesaji-nefretin-orgutlenmesine-izin-vermemeliyiz</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/dem-66.png" type="image/jpeg" length="62663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti kongresini topladı: Kapsamlı değişim 2027’ye bırakıldı]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresini-topladi-kapsamli-degisim-2027ye-birakildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresini-topladi-kapsamli-degisim-2027ye-birakildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti’nin 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde başladı. Yasal zorunluluk nedeniyle gerçekleştirilen kongrede parti organları seçilecek, tüzük değerlendirilecek ve yeni siyasi döneme ilişkin bildirgenin açıklanması bekleniyor. Kapsamlı değişim ve yeniden yapılanmanın ise 2027 baharında yapılması planlanan kongreye bırakılması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) 5’inci Olağan Büyük Kongresi, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde başladı. En son Ekim 2023’te olağan kongresini gerçekleştiren DEM Parti, yasal zorunluluk nedeniyle olağan kongresini topladı. Kongrede parti organlarının seçimi ve tüzük değerlendirmeleri yapılırken, önümüzdeki siyasi döneme ilişkin bildirgenin de kamuoyuna açıklanması bekleniyor.</p>

<p><strong>DİĞER SİYASİ PARTİLER DAVET EDİLMEDİ</strong></p>

<p>Katılımın sınırlı tutulduğu kongreye DEM Parti milletvekillerinin yanı sıra il ve ilçe örgütlerinden üyeler katıldı.</p>

<p>Kongrede TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Urfa Milletvekili Mithat Sancar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kongrenin çerçevesi doğrultusunda diğer siyasi partilere ise davet gönderilmedi.</p>

<p>Salonda üzerinde “5. Büyük Kongre, 5. Kongreye Mezin” ve “Jin, Jiyan, Azadi” yazılı dövizler yer aldı. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan salona alkışlar eşliğinde girdi.</p>

<p>Kongre Divanı'na Neslihan Şedal, Ali Kenanoğlu, Şevval Dicle Akay, Burcugül Çubuk ve Mehmet Onur Yılmaz seçildi.</p>

<p>Saygı duruşuyla başlayan kongrede Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan açılış konuşmalarını yaptı. Kongrenin ardından çalışmaların basına kapalı devam etmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>İSİM VE TÜZÜKTE DEĞİŞİKLİK BEKLENMİYOR</strong></p>

<p>Kongrede DEM Parti'nin isminde, tüzüğünde veya parti programında kapsamlı bir değişiklik yapılması beklenmiyor.</p>

<p>Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları'nın yeniden seçilmesine kesin gözüyle bakılırken, Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu'nda sınırlı sayıda değişiklik yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Parti kaynaklarına göre 6 Eylül'deki kongre, kapsamlı bir kadro ve program değişikliğinden ziyade yeni dönemin hazırlık aşaması niteliğinde olacak. DEM Parti de kongreyi daha kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriyor.</p>

<p><strong>ASIL DEĞİŞİM 2027 BAHARINDA</strong></p>

<p>DEM Parti'de kapsamlı değişim ve yeniden yapılanmanın, kongrenin ardından gerçekleştirilecek başka bir kongrede gündeme alınması planlanıyor.</p>

<p>Bu kongrenin, “çözüm” sürecine paralel olarak ve Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un uygulanmasıyla eşgüdümlü biçimde 2027'nin bahar aylarında gerçekleştirilmesi bekleniyor.</p>

<p>DEM Parti kaynaklarının daha önce yaptığı değerlendirmelere göre bu süreçte partinin kadroları, örgütlenme modeli ve siyaset yapma biçiminin yeni döneme göre yeniden ele alınması planlanıyor.</p>

<p><strong>KONGREDE YENİ DÖNEMİN SİYASİ MESAJI AÇIKLANACAK</strong></p>

<p>Kongrede parti organlarının seçiminin yanı sıra önümüzdeki siyasi döneme ilişkin bir bildirgenin kamuoyuna duyurulması bekleniyor.</p>

<p>Parti yönetimi, kongreyi yeni dönemin siyasi çerçevesinin oluşturulması açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriyor. Kongre sonrasında kapsamlı yeniden yapılanmanın hangi başlıklar üzerinden ilerleyeceği ve partinin yeni dönemde izleyeceği siyasi hattın daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/dem-parti-kongresini-topladi-kapsamli-degisim-2027ye-birakildi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/dem-67.jpg" type="image/jpeg" length="66780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deniz Göktaş’ın 7 yıl önce bakanlık desteğiyle çektiği kısa film mahkemeye kanıt olarak sunulacak]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/deniz-goktasin-7-yil-once-bakanlik-destegiyle-cektigi-kisa-film-mahkemeye-kanit-olarak-sunulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/deniz-goktasin-7-yil-once-bakanlik-destegiyle-cektigi-kisa-film-mahkemeye-kanit-olarak-sunulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ile suçu ve suçluyu övme suçlarından 9 yıl 8 aya kadar hapsi istenen tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın, 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle çektiği “Tatilin İlk Günü” adlı kısa filmi mahkemeye sunulacak. Gazeteci İsmail Saymaz, filmin Göktaş’ın söz konusu esprilerinde dini aşağılama kastı bulunmadığını göstermek amacıyla kullanılacağını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu komedyen Deniz Göktaş hakkında hazırlanan iddianamede, YouTube’da yayımlanan “Ölü Deniz” adlı gösterisindeki ifadeleri nedeniyle üç ayrı suçlama yöneltildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.</p>

<p>Savcılık, Göktaş’ın gösterisinde yer alan “dalgıç”, “oruç tutan canlı bomba” ve “Kuran’ı Kerim” ifadelerinin İslam dinini aşağılamaya yönelik olduğunu öne sürdü.</p>

<p>İddianamede, özellikle “oruç tutan canlı bomba” ifadesine ilişkin olarak, oruç tutan kişilerin canlı bomba olmaya müsait olduğu ve canlı bombanın oruç tutması halinde nerede patlayacağının belli olmayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı belirtildi.</p>

<p><strong>2019 YILINDA ÇEKİLEN KISA FİLM GÜNDEMDE</strong></p>

<p>Gazeteci İsmail Saymaz, Sözcü’de kaleme aldığı yazısında Göktaş’ın 2019 yılında çektiği “Tatilin İlk Günü” adlı kısa filme dikkat çekti.</p>

<p>Saymaz’ın aktardığına göre film, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 12 bin lira destek aldı.</p>

<p>Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan’ın, filmdeki haşema esprisinin dini aşağılama amacı taşımadığını ortaya koymak için söz konusu yapımı mahkemeye sunacağı belirtildi.</p>

<p><strong>FİLMDE HAŞEMALI KADIN İLE TARTIŞMA İŞLENİYOR</strong></p>

<p>Saymaz, kısa filmdeki sahneyi şöyle anlattı:</p>

<p>“Bu filmde bir adam, sahilde kumdan heykel yapıyor. Bir çocuk heykeli bozuyor. Adam çocuğu dövüyor. Senaryoda ‘Duyarlı kadın’ diye tanımlanan haşemalı kadın müdahale ediyor. ‘Aman beyefendi çocuk bunlar! Şiddet uygulamaya hakkınız yok!’ diyor. Adam, bu itirazı rejim krizine çeviriyor. Kadının kıyafetlerine bakarak, şöyle karşılık veriyor: ‘Bana mı öğreteceksiniz nerede ne yapılacağını? Zaten bir top tepmeyi bilirsiniz bir de bir şeyleri yıkmayı.’ Kadın ağlayarak tepki veriyor. Adam ‘Mahvettiniz ülkeyi. Bari tatilde rahat bırakın!’ diyerek üste çıkıyor.”</p>

<p>Göktaş’ın avukatının, filmin içeriğini mahkemeye sunarak komedyenin mizah anlayışının bağlamının değerlendirilmesini ve söz konusu esprilerin dini aşağılama kastıyla yapılmadığının ortaya konulmasını amaçladığı aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/deniz-goktasin-7-yil-once-bakanlik-destegiyle-cektigi-kisa-film-mahkemeye-kanit-olarak-sunulacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/deniz-1.webp" type="image/jpeg" length="77269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MHP’nin seçim sistemi planı: Ortak listeler ve vekil transferlerine sınır]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/mhpnin-secim-sistemi-plani-ortak-listeler-ve-vekil-transferlerine-sinir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/mhpnin-secim-sistemi-plani-ortak-listeler-ve-vekil-transferlerine-sinir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin değiştirilmesine yönelik tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mevcut yürütme modelinin korunmasından yana olduğu, ancak seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası’nda kapsamlı değişiklikler istediği öne sürüldü. Kulislerde ortak listeler, milletvekili transferleri, seçim çevreleri ve ittifakların sandalye hesabına etkisine ilişkin yeni formüllerin tartışıldığı belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mevcut yürütme modelinin korunması, buna karşın seçim mevzuatı ile Siyasi Partiler Yasası’nın yeniden düzenlenmesi yönünde bir yaklaşımı olduğu öne sürüldü. Bahçeli’nin Habertürk’e yaptığı son açıklamalarının ardından iktidar kulislerinde seçim sistemi, siyasi partilerin işleyişi ve seçim ittifaklarına ilişkin yeni düzenleme seçeneklerinin konuşulduğu belirtildi.</p>

<p><strong>BAHÇELİ: SİSTEM GÜÇLENDİRİLMELİ, AKSAKLIKLAR GİDERİLMELİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ün sorularını yanıtlarken Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin uygulamasında ortaya çıkan sorunların ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>MHP lideri, “Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek, hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir” dedi.</p>

<p>Bahçeli, bu tartışmanın yalnızca siyasetçiler tarafından değil, sivil toplum kuruluşları, aydınlar ve akademisyenlerin katılımıyla yürütülmesi gerektiğini belirterek yapılacak değişikliklerin yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>MHP MEVCUT YÜRÜTME MODELİNİN DEVAMINDAN YANA</strong></p>

<p><strong><i>Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre</i></strong> MHP, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nda toplandığı mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin korunmasını savunuyor.</p>

<p>Buna karşılık MHP’nin, mevcut modeli değiştirmek yerine seçim mevzuatı ve Siyasi Partiler Yasası üzerinden sistemi yeniden şekillendirmeyi istediği öne sürülüyor.</p>

<p>Bu kapsamda seçim ittifaklarına ilişkin kuralların yeniden ele alınması, siyasi partilerin seçim süreçlerindeki iş birliklerinin daha açık ve bağlayıcı hale getirilmesi gibi seçeneklerin değerlendirildiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>ORTAK LİSTE VE MİLLETVEKİLİ TRANSFERLERİNE SINIR GÜNDEMDE</strong></p>

<p>Kulislerde tartışılan başlıklardan birinin de farklı partilerden isimlerin başka partilerin listelerinden aday gösterilmesi olduğu aktarılıyor.</p>

<p>Bu uygulamanın sınırlandırılması, adaylara belirli bir süre parti üyeliği şartı getirilmesi ve ortak listelerin resmî seçim iş birliği kapsamında değerlendirilmesi gibi formüllerin gündemde olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Seçim sonrasında parti değiştiren milletvekillerine ilişkin yeni kurallar getirilmesi de tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Meclis’te grup kurma koşulları ve milletvekili transferlerinin de Siyasi Partiler Yasası kapsamında yeniden düzenlenebileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>SEÇİM ÇEVRELERİ DE YENİDEN DÜZENLENEBİLİR</strong></p>

<p>MHP’nin değerlendirdiği öne sürülen seçenekler yalnızca siyasi partilerin işleyişiyle sınırlı değil.</p>

<p>Dar veya daraltılmış seçim çevresi, seçim çevrelerinin milletvekili sayılarına göre yeniden düzenlenmesi ve seçim ittifaklarında kullanılan oyların sandalye dağılımına etkisi de tartışılan seçenekler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Bu başlıkların hayata geçirilmesi halinde milletvekili dağılımının ve siyasi partilerin seçim stratejilerinin önemli ölçüde değişebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>MUHALEFETİN SEÇİM İŞ BİRLİKLERİNE KARŞI YENİ FORMÜL İDDİASI</strong></p>

<p>MHP’nin yaklaşımının, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni değiştirmeden seçim mevzuatı üzerinden siyasi alanı yeniden şekillendirmeyi amaçladığı ileri sürülüyor.</p>

<p>Kulislerde ayrıca iktidar cephesinin, muhalefetin tek liste, çatı parti veya bölgesel seçim iş birliği gibi formüllerine karşı yeni kurallar oluşturmayı hedeflediği değerlendirmesi yapılıyor.</p>

<p>Bahçeli daha önce de Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne uygun biçimde siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmuştu. 19 Ağustos’taki açıklamasında, siyasi istikrar ve demokratik gelişimi esas alan bir anlayışla siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini belirtmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/mhpnin-secim-sistemi-plani-ortak-listeler-ve-vekil-transferlerine-sinir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2025/07/bahceli-den-kurt-ve-alevi-cumhurbaskani-yardimcisi-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="11494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mazlum Abdi Şam’a taşınıyor: Yeni görevi ve Ankara’ya ilişkin dikkat çeken iddia]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-sama-tasiniyor-yeni-gorevi-ve-ankaraya-iliskin-dikkat-ceken-iddia</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-sama-tasiniyor-yeni-gorevi-ve-ankaraya-iliskin-dikkat-ceken-iddia" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Al Arabiya’ya konuşan Abdi’ye yakın bir kaynak, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atanan Mazlum Abdi’nin henüz resmen görevine başlamadığını ve Haseke’den ayrılarak Şam’a kalıcı olarak yerleşmesinin planlandığını söyledi. Abdi’nin yeni görevinde Suriye içindeki ve dışındaki “Kürt dosyasını” takip edeceği öne sürülürken, Ankara’nın Abdi’yi terör listesinden çıkarmayı planladığı da iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) feshedilmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atanan Mazlum Abdi’nin yeni görevine ilişkin ayrıntılar gündeme geldi. Al Arabiya’ya konuşan Abdi’ye yakın bir kaynak, Abdi’nin henüz resmen görevine başlamadığını, uzun yıllardır bulunduğu Haseke’den ayrılarak Şam’a kalıcı olarak yerleşmeyi planladığını aktardı.</p>

<p><strong>ABDİ ŞAM’A KALICI OLARAK YERLEŞECEK</strong></p>

<p>Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin feshedilmesinin ardından 28 Ağustos’ta yayımlanan kararnameyle Mazlum Abdi’yi Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak görevlendirmişti. Atama, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin önemli adımlarından biri olarak değerlendirilmişti.</p>

<p>Al Arabiya’ya konuşan Abdi’ye yakın kaynağa göre ise Abdi henüz yeni görevine resmen başlamadı. Uzun süredir Haseke’de bulunan Abdi’nin önümüzdeki dönemde kentten ayrılarak Şam’a kalıcı olarak yerleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynak, Abdi’nin Haseke’de ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyona ait bir üste kaldığını da ileri sürdü.</p>

<p>Abdi’nin Şam’a taşınmadan önce sahada çözülmesi gereken bazı dosyaları sonuçlandırmasının beklendiği belirtildi. Bu başlıklar arasında yerinden edilmiş Kürtlerin kentlerine dönüşü ile feshedilen SDG’nin elinde bulunan ağır silahların Suriye ordusuna teslim edilmesi bulunuyor.</p>

<p><strong>YENİ GÖREVİ KÜRT DOSYASIYLA SINIRLI OLACAK</strong></p>

<p>Ahmed Şara’nın yayımladığı kararnamede Abdi’nin görev ve yetkilerinin ayrıntılarına yer verilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Abdi’nin yeni görevinin “Suriye içinde ve dışında Kürt dosyasının yönetimiyle” sınırlı olacağını öne sürdü.</p>

<p>Bu kapsamda Abdi’nin ilerleyen dönemde oluşturulması planlanan anayasa ve hukuk komisyonlarının çalışmalarını takip edeceği belirtildi. Bu komisyonlarda Suriye’de yaşayan Kürtlerin anayasal statüsünün ele alınması bekleniyor.</p>

<p>Abdi’nin ayrıca Suriye dışındaki Kürt aktörlerle yürütülecek temasların koordinasyonunda rol üstlenmesinin planlandığı ifade edildi.</p>

<p><strong>ANKARA’YA İLİŞKİN DİKKAT ÇEKEN İDDİA</strong></p>

<p>Haberde Türkiye açısından dikkat çeken bir başka iddia da yer aldı.</p>

<p>Suriye hükümetine yakın bir kaynak, Türkiye’nin Mazlum Abdi’yi terör listesinden çıkarmayı planladığını öne sürdü. Aynı kaynağa göre Şam yönetimi, konunun çözülmesi için Dışişleri Bakanlığı üzerinden Ankara ile temaslarını sürdürüyor.</p>

<p>Bu iddia henüz Ankara tarafından doğrulanmış değil. Nitekim Abdi’nin Türkiye’nin arananlar listesinden çıkarıldığına ilişkin önceki günlerde çıkan haberlerle ilgili farklı bilgiler de kamuoyuna yansımıştı. Bazı kaynaklar Abdi’nin listeden çıkarıldığını bildirirken, bazı haberlerde bu durumun bağımsız olarak doğrulanamadığı ve resmi açıklama yapılmadığı belirtilmişti.</p>

<p><strong>SİBAN HAMO DA LİSTEDEN ÇIKARILMIŞTI</strong></p>

<p>Haberde, daha önce SDG bünyesinde bulunan ve daha sonra Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilen Siban Hamo’nun da Türkiye’nin terör listesinden çıkarıldığı ileri sürüldü.</p>

<p>Siban Hamo’nun Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde görevlendirildiği daha önce de haberleştirilmişti.</p>

<p><strong>ABDİ’NİN SOSYAL MEDYA HESABINDA DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>

<p>Abdi’nin sosyal medya hesabında yaptığı değişiklikler de yeni dönemin işaretleri arasında gösterildi.</p>

<p>Buna göre Abdi, X hesabının kapak görselinden SDG bayrağını kaldırdı. Profilindeki görev tanımını “SDG Komutanı” yerine “Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı” olarak değiştirdi. Ayrıca ilk kez sivil kıyafetli bir profil fotoğrafı kullandı.</p>

<p>Değişiklikler, SDG’nin feshedilmesi ve Abdi’nin Suriye yönetimindeki yeni görevine geçiş süreciyle birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>SDG’NİN FESHEDİLDİĞİ AÇIKLANMIŞTI</strong></p>

<p>Mazlum Abdi, ağustos ayı sonunda Şam’daki Halk Sarayı’nda düzenlenen basın toplantısında SDG’nin, Kürt Özerk Yönetimi olarak adlandırılan yapının ve bunlara bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini açıklamıştı.</p>

<p>Abdi, söz konusu yapıların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edileceğini duyurmuştu. Bu açıklamanın ardından Ahmed Şara tarafından Abdi’nin Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atanması yeni dönemin önemli adımlarından biri olmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Güncel, Politika</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/mazlum-abdi-sama-tasiniyor-yeni-gorevi-ve-ankaraya-iliskin-dikkat-ceken-iddia</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2026/09/mazlumabdi-2.webp" type="image/jpeg" length="59822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erken emeklilik geliyor: Kimleri kapsıyor, detaylar ne?]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilik ile ilgili yapılacak yeni düzenleme ile Bağ-Kur prim gün sayısının, SSK'lılar gibi 7200 güne düşürülmesi gündemde. Böylece 1 milyon kişinin erken emekli olması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emeklilik sistemi için önemli bir değişiklik yolda. Geçtiğimiz yıl duyurulan Bağ-Kur prim eşitleme planı somut adımlarla hayata geçiriliyor. Bu düzenlemeyle yaklaşık 1 milyon kişinin erken emekli olması öngörülüyor.</p>

<p><img alt="20 Eodz.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/20-eodzjpg.webp" / width="750" height="421"></p>

<p>İktidara yakın medyaya yansıyan haberlere göre; planlanan düzenleme ile Bağ-Kur'luların prim gün şartının 9 binden 7 bin 200'ye indirilmesi bekleniyor. Bu değişiklikten etkilenecek olan yaklaşık 1 milyon Bağ-Kur'lu, emeklilik sürecinde büyük bir beklenti içinde.</p>

<p><img alt="10 K0Qp.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/10-k0qpjpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Düzenleme kapsamında, bakkal, kasap, berber, kuaför ve ayakkabı tamircisi gibi küçük esnaf işletmelerinin prim gün şartının 7 bin 200'e düşürülmesi hedefleniyor. Bu adımın, küçük esnafın emeklilik sürecinde önemli bir iyileştirme sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img alt="03 P7O3.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/03-p7o3jpg.webp" / width="640" height="362"></p>

<p>Ancak, küçük esnaf kategorisine hangi işletmelerin gireceği, henüz hazırlanacak olan kanun teklifiyle netlik kazanacak. Bu konuda konuşulan kriterler arasında 10 ve altında personel çalıştıran işletmelerin düzenlemeden yararlanabileceği belirtiliyor. Kanun teklifinin detayları ve içeriği, gelecek süreçte netlik kazanacak.</p>

<p><img alt="37 Kyav.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/37-kyavjpg.webp" / width="864" height="486"></p>

<p>Düzenleme kapsamına girecek olan Bağ-Kur'lular, 7 bin 200 prim gününü tamamladıklarında ve diğer koşulları da sağladıklarında emekli olabilecekler. Eğer reform tüm süreleri kapsarsa, 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan ve düzenlemeden etkilenecek Bağ-Kur'lu erkekler 60, kadınlar ise 58 yaşında emekli olabilecekler. Ayrıca, son 3.5 yıl içinde Bağ-Kur'dan SSK'ya geçenler de 7200 günü tamamlamışlarsa Bağ-Kur kapsamında emekli olabilecekler.</p>

<p><img alt="22 B3Ym.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/22-b3ymjpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Düzenlemeyle birlikte yaş şartının da göz önüne alındığı, 8 Eylül 1999'dan sonra sigortalı olan kadın ve erkek Bağ-Kur'luların prim gün şartının bin 800 gün azalacağı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="39 Pko8.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/39-pko8jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Ancak, bu kişilerin emekli olabilmeleri için 7 bin 200 prim gününü tamamlamalarının yanı sıra belirlenen yaş şartını da karşılamaları gerekecek. 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre belirlenen yaş şartını doldurmuşlarsa emekli olabilecekler.</p>

<p><img alt="49 29W4.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/49-29w4jpg.webp" / width="1280" height="720"><img alt="49 29W4.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/49-29w4jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>Bu düzenleme, son 3.5 yıl içinde SSK'lı çalışma durumunu ortadan kaldırarak, daha esnek bir emeklilik imkanı sağlayacak.</p>

<p>1 Ekim 2008'den önce sigortalı olanların emekli olacakları kurumu belirleyecek olan düzenleme, son 7 yıllık sigortalılık süresinin yarısından bir fazlasını hangi statüde gerçekleştirdiyse o statüden emekli olmalarını sağlayacak. Bu kural, emeklilik kurumunu belirlemede geçerli olacak ve sigortalının en çok prim ödediği dönemi esas alacak.</p>

<p><img alt="48 1J3J.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/48-1j3jjpg.webp" / width="864" height="486"></p>

<p>Bu gelişmelerle birlikte, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle Bağ-Kur'lular arasında emeklilikle ilgili süreçlerde önemli değişiklikler yaşanması bekleniyor.</p>

<p><img alt="02 Vzij.jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/02-vzijjpg.webp" / width="640" height="362"></p>

<h2>KİMLERİN YAŞI DA TAMAMLAMASI GEREKECEK?</h2>

<p>Düzenleme kapsamında, 8 Eylül 1999'dan sonra sigortalı olan ve düzenlemeden etkilenecek kadın ve erkek Bağ-Kur'luların prim gün şartı bin 800 gün azalacak. Ancak, emekli olabilmeleri için yaş şartını da tamamlamaları gerekecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemeyle birlikte, bu kişilerin prim gün şartı 7 bin 200'e indirilecek, ancak emekli olabilmeleri için yaş şartını da karşılamaları gerekecek. Dolayısıyla, 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre belirlenen yaş şartını doldurmuşlarsa emekli olabilecek.</p>

<p><img alt="89 Tcn6.Jpg" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/89-tcn6jpg.webp" / width="1280" height="720"></p>

<h2>5 YIL ÖNCE EMEKLİ OLUNABİLECEK</h2>

<p>Bağ-Kur'lular, EYT yasasından faydalanamadıkları için 9000 prim günü şartıyla emekli olamıyordu. Ancak, Bakanlık tarafından başlatılan bir çalışma hayata geçerse, Bağ-Kur'luların emeklilik için gereken prim günü şartı 7200'e düşecek ve böylece 5 yıl önce emekli olabilecekler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/erken-emeklilik-daha-geliyor-kimleri-kapsiyor-detaylar-ne</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2023/12/emekli-10.jpg" type="image/jpeg" length="66285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır surlarında 75 meşale ile Newroz kutlaması]]></title>
      <link>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü öncülüğünde Newroz ateşiyle sembolleşen Diyarbakır surlarında Newroz kutlaması yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü öncülüğünde Newroz ateşiyle sembolleşen Diyarbakır surlarında Newroz kutlaması yapıldı.</p>

<p><img alt="D S C F6440" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6440.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p><a href="https://artigercek.com/kultur-sanat/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi-287847h" rel="nofollow" target="_blank"><strong><em>Artı Gerçek’ten Refik Tekin’in haberine göre</em></strong>,</a> kutlamada erbane eşliğinde Kürtçe Newroz şarkıları seslendirildi.</p>

<p><img alt="D S C F6528" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6528.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Diyarbakır surları erbane ve meşalalerin eşlik ettiği Newroz kutlamasında tarihi anlara ev sahipliği yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="D S C F6440" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6440.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Tarihi surlarda akşam saatlerinde gerçekleştirilen kutlamada ikonik görüntüler ortaya çıktı.</p>

<p><img alt="D S C F6547" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6547.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Kutlamaya DEM Parti Diyarbakır il eşbaşkanları, milletvekili Adalet Kaya, DEM Parti büyükşehir belediye eşbaşkan adayları ve çok sayıda kişi katıldı.</p>

<p><img alt="D S C F6669" class="detail-photo img-fluid" src="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/d-s-c-f6669.jpeg" / width="1068" height="712"></p>

<p>Kutlamada 75 erbane ve meşale kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.gazetemunevver.com.tr/foto-galeri/diyarbakir-surlarinda-75-mesale-ile-newroz-kutlamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 01:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetemunevvercomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetemunevver-com-tr/uploads/2024/03/newrozzz.jpg" type="image/jpeg" length="20588"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
