Güncel

Bahçeli: Barış dili güçlü devlet kapasitesiyle mümkündür

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin barıştan yana duruşunun dış politikada taviz anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM'de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada Türkiye’nin iç ve dış politikadaki duruşuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, iç cephesi zayıf olan ülkelerin dış politikada manevra kabiliyetinin azalacağını belirterek, Türkiye’nin barış dilinin güçlü devlet kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, Türkiye’nin barıştan yana tutumunun Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs’ta aleyhe gelişmelere sessiz kalınacağı anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak, “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışının dış politikaya yön verdiğini söyledi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ”

Bahçeli açıklamasında, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda etnik ve mezhepsel ayrışmalara karşı net bir duruş sergilediklerini belirtti. Toplumsal birliğe vurgu yapan Bahçeli, farklı kimliklerin aynı bayrak altında ortak bir gelecek etrafında birleşmesi gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını ancak milli çıkarlar söz konusu olduğunda kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğini kaydetti.

Bahçeli konuşmasında şunları söyledi:

"YASAL SÜREÇ HIZLANACAK, PARTİLERDEN ÖNERİLER ALINACAK"

'Terörsüz Türkiye' diye adlandırdığı sürece ilişkin konuşmasında geniş yer veren Bahçeli, "Bu sürecin en önemli yönlerinden biri de meselenin gazi Meclisimizin çatısı altında ele alınmış olmasıdır. TBMM'de terörsüz Türkiye hedefinin komisyon çalışmalarıyla farklı siyasi partilerin katkılarıyla, raporlarla, müzakerelerle ve nihayet yasal düzenleme hazırlıklarıyla ilerlemesi son derece anlamlıdır. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu bu açıdan tarihi vazife üstlenmiştir. Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler var. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak. Kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacak" dedi.

Öte yandan PKK bugün, feshedilmesinin yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaparak"Sürecin sonuca gitmesi için Önder Apo’nun statüsünün belirlenmesi, yasal ve hukuki adımların atılması gerekmektedir” çağrısı yaptı.

"ABDULLAH ÖCALAN’IN STATÜ MESELESİ YOKMUŞ GİBİ DAVRANARAK SÜRECİN SAĞLIKLI İŞLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL"

Bahçeli de Abdullah Öcalan'ın statüsüne dair şu açıklamayı yaptı: " 20 Mart 2025 tarihinde yaptığımız açıklamada terörsüz Türkiye hedefi bakımından Hıdırellez’in arifesine işaret etmiş; 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş’un Malazgirt ilçesinde PKK’nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koymasını ve bu işi bitirmesini teklif etmiştik. Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, bu tarihi çağrının ve terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.

STATÜ ÖNERİSİ: İHTİYAÇ DUYULACAK MEKANİZMANIN ADI NE OLURSA OLSUN ÖZÜ AÇIK OLMALIDIR

Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, toplumsal barışı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilinir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması..."

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }