DEM Parti, 5’inci Olağan Büyük Kongresi’ni Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor. Yasal zorunluluk nedeniyle düzenlenen kongrede parti yönetiminde kapsamlı bir değişiklik beklenmezken, mevcut Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yeniden seçilmesi bekleniyor.
Kongrede parti organlarının seçilmesinin yanı sıra tüzüğün değerlendirilmesi ve yeni döneme ilişkin siyasi bildirgenin ele alınması bekleniyor. Parti yönetimi, 6 Eylül kongresini daha kapsamlı bir dönüşüm kongresine hazırlık olarak değerlendiriyor.
Kongre öncesinde yaşamını yitiren Ağrı Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Akkuş için de başsağlığı dileğinde bulunuldu. Bir süredir kanser tedavisi gören Akkuş, 5 Eylül'de hayatını kaybetti. DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, Akkuş için yayımladıkları mesajda, “Kaybımız yalnızca Ağrı’nın değil, birlikte mücadele ettiğimiz tüm yol arkadaşlarımızın ve partimizin kaybıdır” ifadelerini kullandı.
HATİMOĞULLARI: “ÜÇ YIL ÖNCE YAPTIĞIMIZ KONGREDEN BU YANA YER YERİNDEN OYNADI”
Kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son kongreden bu yana dünyada ve Türkiye’de önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.
Hatimoğulları, küresel sermayenin krizinin bedelinin halklara açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma olarak ödetildiğini belirterek, emperyalizmin yeni bir düzen kurmaya çalıştığını savundu.
Hatimoğulları şöyle konuştu:
“Üç yıl önce yaptığımız kongreden bu yana deyim yerindeyse yer yerinden oynadı. Küresel sermayenin krizinin bedelini açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma biçiminde halklara ödetiliyor. Emperyalizm yeniden bir düzen kurarken bütün dünyayı özellikle Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor. Silahlanmaya ayrılan bütçeler hızla büyüyor ve dünya bir nükleer tehdit altında. Suriye hâlâ yeni düzenini arıyor.”
Hatimoğulları, küresel ölçekte büyük göç dalgalarının yaşandığını ve iklim krizinin derinleştiğini belirterek teknolojik gelişmelerin de dünyayı yeni bir döneme taşıdığını söyledi.
“Büyük göç dalgaları yaşanıyor küresel ölçekte ve küresel iklim krizi gittikçe derinleşiyor. Dijital ve teknoloji çağı hayatı hızlandırmış durumda, yapay zekânın geldiği boyut ve üretim biçimini belirlemesi ve üretime katılımıyla birlikte dünya adeta yepyeni bir uygarlığın haberini bekliyor.”
“KÜRT MESELESİ TÜRKİYE İÇİN ERTELENEBİLİR BİR MESELE DEĞİL”
Hatimoğulları, küresel gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin kendi içindeki sorunlarla da yüzleşmesi gerektiğini belirterek, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini söyledi.
“Dünyadaki gelişmeler böyleyken ve dışarıdaki fay hatları derinleşirken, içeride yüzyıldır taşıdığımız Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülebilmesi için bizler bu dönemi çok sağlıklı bir şekilde değerlendirmeliyiz. Bu mesele şu an bu koşullarda Türkiye için ertelenebilir bir mesele değil, bir zorunluluktur.”
Hatimoğulları, önümüzdeki dönemin Türkiye açısından tarihsel bir sınav niteliğinde olduğunu ifade ederek kongrenin aynı zamanda son üç yılın muhasebesi olduğunu söyledi.
“Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülkede yaşayacağımızın tarihsel sınavını hep beraber vereceğiz. Bu kongre aynı zamanda üç yılın muhasebesidir.”
“KANUN SADECE BİR KAPI AÇABİLİR”
Hatimoğulları, TBMM’de kabul edilen kanuna ilişkin değerlendirmesinde ise yasal düzenlemenin önemine dikkat çekmekle birlikte, tek başına bir kanunun toplumsal barışı sağlayamayacağını söyledi.
“Kabul edilen kanunu çok önemsiyoruz. Ama aynı zamanda eksikliklerini de belirttik. Hiçbir kanun tek başına toplumsal barış yapamaz. Kanun sadece bir kapı açabilir. Bu kapıdan nasıl geçileceğine siyaset, hukuk ve toplum birlikte karar verir.”
Önlerinde daha zor bir aşama bulunduğunu ifade eden Hatimoğulları, bunun barışın toplumsallaşması olduğunu belirtti.
“Şimdi önümüzde çok daha zor bir aşama var. O da barışın toplumsallaşmasıdır. Barış mahallelere, okullara, belediyelere, parlamentoya girmezse barış olmaz.”
Hatimoğulları, barışın herhangi bir iktidarın topluma sunacağı bir lütuf olmadığını belirterek, yıllar boyunca verilen mücadelelerin ve ödenen bedellerin süreci bugünkü noktaya taşıdığını söyledi.
“Barış hiçbir iktidarın topluma bahşettiği bir lütuf da değil. Bu ihtimali yıllar boyunca ayakta tutan büyük bir toplumsal mücadele ve bedeller var. Bunlarla barış süreci bugün bu seviyeye geldi.”
“EĞER BUGÜN İMRALI’DA BİR MASA KURULDUYSA…”
Hatimoğulları, İmralı’da kurulan masaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Eğer bugün İmralı’da bir masa kurulduysa bu verilen emek, mücadele, ödenen bedeller ve ülkenin geldiği koşulların dayatmasıyla olmuştur. O halde barışı kim kuracak? Hepimizin üstünde durması gereken konu bu.”
Sürece eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenen Hatimoğulları, eleştiri ve özeleştirinin siyasi hareketler açısından önemli olduğunu belirtti.
“Sürece eleştirel yaklaşan kesimlere de seslenmek istiyorum. Eleştiri ve özeleştiri can suyudur ve ilerleticidir. Ama birbirimize ihtiyacımız var. Eleştirilerimizle, farklılıklarımızla barış yolunu gelin hep beraber yürüyelim.”
“GEÇMİŞİMİZİ ASLA İNKÂR ETMEYECEĞİZ”
Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların ve ödenen bedellerin unutulmayacağını belirterek, geçmişle yüzleşme vurgusu yaptı.
“Geçmişimizi asla inkar etmeyeceğiz, ödenen bedeller asla unutulmayacak. Ama şu bir gerçek ki biz yaşanan bütün acılarla yüzleşeceğiz. Bunu yaparken çocuklarımızı o acıların içinde yaşamaya mahkûm etmeyeceğiz.”
Hatimoğulları’nın konuşmasında öne çıkan temel başlıklardan biri, barış sürecinin yalnızca siyasi aktörler arasında değil, toplumun tamamında karşılık bulması gerektiği mesajı oldu. Kongre, parti yönetiminin daha kapsamlı bir dönüşüm için hazırlık dönemini başlatması açısından da önem taşıyor.
BAKIRHAN: “ÇOK BEDEL ÖDEDİK”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da kongrede yaptığı konuşmada, partisinin ve siyasi hareketin geçmişte karşılaştığı baskılara değindi.
Bakırhan, son 10 yılda parti binalarının kurşunlandığını, siyasetçilerin tutuklandığını ve belediyelere kayyım atandığını belirterek şöyle konuştu:
“Bugün buradayız ama buralara kolay gelmedik. Çok bedel ödedik. Yarım asır boyunca yaşadıklarımızı anlatmaya kalksak günler yetmez. Son 10 yılda her türlü baskıya, hakarete, zulme maruz kaldık. İl binalarımız kurşunlandı, yoldaşlarımız katledildi, eş genel başkanlarımız tutuklandı, belediyelerimize kayyım atandı. Birçok yoldaşımız sürgüne gitmek zorunda kaldı.”
Bu uygulamaların siyasi hareketi dağıtmayı ve siyaset alanından çekilmeye zorlamayı amaçladığını savunan Bakırhan, buna rağmen mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
“Bunun bir amacı vardı. Niye bunları yaptılar? Dağılmamızı, yılmamızı, siyaset alanını terk etmemizi istiyorlardı. Bugün burada olduğu gibi ayaktayız. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“KENDİ EKSİKLERİMİZİ GÖRMEKTEN ÇEKİNMEYECEĞİZ”
Bakırhan, siyasi hareketlerin yalnızca dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi eksikleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
“Bir siyasi hareketin gücü geçmişiyle yüzleşme cesaretinden gelir. Kendini yenileyebilmek ancak bu cesaretle mümkündür. Bir dönemi değerlendirirken sadece dışarıdan gelen baskıları gerekçe gösteremeyiz. Kendi eksiklerimizi görmekten çekinmeyeceğiz.”
Toplumla bağ konusunda da özeleştiri yapan Bakırhan, bazı dönemlerde sorunlara geç tepki verdiklerini ve örgütsel reflekslerin yeterince hızlı devreye girmediğini ifade etti.
“Zaman zaman toplumla aramızdaki bağı yeterince güçlü tutamadık. Kimi meselelerde sesimizi geç duyurduk. Örgütsel reflekslerimiz her zaman aynı hızla devreye girmedi. Kendi doğrularımızı tekrarlamakla yetindiğimiz anlar oldu.”
Bakırhan, yeni kadroların yetiştirilmesi ve genç kuşakların siyasete dahil edilmesi konusunda da daha yaratıcı olunabileceğini belirterek, bu eksikliklerin farkında olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE KRİZLERİN ÜLKESİ OLMAKTAN ÇIKMALI”
Türkiye’nin içeride yaşadığı sorunların dış politikada da maliyet yarattığını savunan Bakırhan, artık yeni bir döneme girilmesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye içerideki dar korkular yüzünden sadece içeride değil, dışarıda da büyük bir maliyet ödedi. Ama hepimiz için artık hatadan dönme zamanıdır. Bu ülke bu insanlar sonu gelmeyen krizleri hak etmiyor. Biz iddialıyız, bu ülkeyi krizlerin ülkesi olmaktan çıkarmaya kararlıyız.”
“50 YILLIK ÇATIŞMALAR VE ŞİDDETİN SONUNA DOĞRU YÜRÜYORUZ”
Bakırhan, konuşmasının devamında Türkiye’deki Kürt meselesine ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Bugün bir başka baharın eşiğindeyiz. 50 yıllık çatışmalar ve şiddetin sonuna doğru yürüyoruz.”
Bakırhan, diyalog ve müzakere yolunun açılmasında rol oynadığını savunduğu siyasi aktörlere teşekkür ederek, Abdullah Öcalan’ın adını da konuşmasında andı.
“Memlekete barış imkânı sunan, diyalogla müzakerenin yolunu açan başta Sayın Öcalan olmak üzere bütün siyasi aktörlere binlerce kez bir daha teşekkür etmek istiyorum.”
“ARTIK MALİYET ÖDEME DEĞİL, HASAT ALMA DÖNEMİDİR”
Bakırhan, Türkiye’nin yaklaşık bir asırdır “isyan ve inkâr” denklemine sıkıştığını savunarak yeni bir siyasi dönemin başlaması gerektiğini söyledi.
“Yüzyıldır isyan ve inkar denklemine sıkıştık. Şimdi, Türkiye bu kısır döngüden çıkmak istiyor.”
Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün Türkiye’ye ağır maliyetler yüklediğini savunan Bakırhan, Ortadoğu’daki gelişmeler açısından da Kürtlerin belirleyici konumuna dikkat çekti.
“Türkiye, son 50 yılda Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklı çok büyük maliyetler ödedi. Orta Doğu'da oyun kurucu vasfını kazanabileceği her denklemde Kürt dengesiyle karşı karşıya kaldı. Artık maliyet ödeme değil, hasat alma dönemidir.”
BAKIRHAN: “DEMOKRATİK CUMHURİYET HAREKETİNİ BAŞLATIYORUZ”
Bakırhan konuşmasının sonunda yeni siyasi döneme ilişkin mesajını “Demokratik Cumhuriyet” vurgusuyla verdi.
“Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da toprağa düştü. Kökü tutacak, dalı büyüyecek; yolumuz, yolunuz açık olsun.”
DEM Parti yönetiminin daha önce yaptığı açıklamalara göre 6 Eylül kongresi, kapsamlı kadro ve program değişikliklerinin yapılacağı nihai kongre olarak görülmüyor. Parti, daha geniş katılımlı ve kapsamlı dönüşüm içeren kongrenin ilerleyen dönemde yapılmasını planlıyor.