Güncel

Emek Partisi’nden Dudullu’da 1 Mayıs çağrısı: “Açlık grevindeki madenciler yalnız değildir”

Emek Partisi Ümraniye İlçe Başkanlığı, Dudullu’da yaptığı açıklamada Ankara’da açlık grevini sürdüren madencilere destek verirken, 1 Mayıs için güçlü katılım çağrısı yaptı.

Emek Partisi Ümraniye İlçe Başkanlığı, İstanbul Dudullu’da düzenlediği basın açıklamasıyla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü çağrıda bulundu.

Açıklamayı Emek Partisi Ümraniye İlçe Başkanı Sami Evren okurken, etkinliğe Tüm Emekliler Sendikası üyesi Mustafa Kaya ve SOL Parti Ümraniye ilçe yönetimi de katıldı.

Sendikaların çağrısıyla Kadıköy’de yapılacak kutlamalara güçlü katılım vurgusunun öne çıktığı açıklamada, işçilerin yaşadığı ekonomik sorunlar ve örgütsüzlüğün altı çizildi.

Açıklamada, Bağımsız Maden-İş öncülüğünde 13 Nisan’da Eskişehir’den yola çıkarak Ankara’ya gelen Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevinin 7. gününde olduğu hatırlatılarak, eylemlerini sürdüren madencilerin direnişi selamlandı.

DİRENEN MADENCİLERE DESTEK

EMEK Partisi İlçe Başkanı Sami Evren’in okuduğu açıklamada, “Madenciler, ödenmeyen ücretleri için eyleme geçiyor. İktidar, hakları için mücadele eden madencilerin karşısına jandarmayı çıkarıyor, işçileri yıldırmak için elinden geleni yapıyor. İşçilerin karşısına polisi dikiyor, ama işçiler geri adım atmıyor. Köylüler doğaları için mücadeleden vazgeçmiyor. Şuan Varto’da ve birçok yerde yapılmak istenen doğa talanına karşı insanlar birleşerek yaşam alanlarını savunuyorlar. Onlara da selam olsun buradan Kadıköy’de eylemlerini yapıyorlar. İşte bu yüzden, artık “kimse bir şey yapmıyor” deme lüksü yoktur. Bir şeyler yapanlar, halkın için mücadele edenler her zamankinden fazladır” denildi.

“BUGÜN TÜRKİYE’NİN ACİL SORUNLARININ BAŞINDA YOKSULLUK GELİYOR”

Dudullu’nun önemli bir işçi merkezi olmasına rağmen örgütsüzlüğün yaygın olduğuna dikkat çeken Evren, bölgede binlerce işçinin ağır çalışma koşulları altında çalıştığını anımsattı.

Evren, “Bugün Türkiye’nin acil sorunlarının başında yoksulluk geliyor. İşçi kenti Dudullu’da en ucuz kira bile asgari ücreti geçmiş durumda. İktidar Orta Vadeli Program ile asgari ücreti beklenen enflasyon altında bir zam oranı açıklayarak daha baştan işçileri sefalet ücretine mahkum etti. Bugün ise henüz yılın yarısına gelmeden enflasyonun beklenenin üstünde olduğunu görüyoruz. Ama ücretlere aynı artış yok. Gelen de giden de işçinin sırtından geçinmeye çalışıyor. Bu çürümüş düzen böyle gitmez diyenler var” ifadelerini kullandı.

BİRTEK-SEN GENEL BAŞKANI MEHMET TÜRKMEN UNUTULMADI

Antep'te ücretlerini alamadıkları için eylem yapan Sırma Halı işçilerine destek için katıldığı basın açıklamasındaki sözleri nedeniyle, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla 16 Mart'ta tutuklanan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in de unutulmadığı açıklamada Evren, “Bakın Antep’te işçiler her ses çıkardığında patronların isteğiyle Mehmet Türkmen’i içeri alan iktidar, yargı sopasıyla işçileri susturmaya çalışıyor ama başaramıyor” dedi.

“İŞÇİLER YALNIZ DEĞİL”

Açıklamada, işçilerin düşük ücret, mobbing, iş güvencesizliği ve kötü çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğu belirtilerek, bu durumun sistematik bir sorun olduğu ifade edildi.

İşçilerin yalnızlaştırıldığına dikkat çekilen metinde, birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yapılarak, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganı dile getirildi.

1 MAYIS İÇİN ÇAĞRI

1 Mayıs’ın tarihsel önemine de değinilen açıklamada, işçi haklarının mücadeleyle kazanıldığı hatırlatıldı.

Açıklamada, tüm işçilere 2026 1 Mayıs’ında Kadıköy’de bir araya gelme çağrısı yapılarak, şu mesaj verildi:

“Gelin, 2026 1 Mayıs’ında Kadıköy’de güçlü bir başlangıç yapalım. İşçi sınıfının mağlup değil, kazanan olduğu bir yıl için mücadeleyi büyütelim.”

Dudullu’da yapılan açıklamada, işçilerin ekonomik kriz ve artan yaşam maliyetleri karşısında daha fazla örgütlenmesi gerektiği vurgulanırken, mücadele çağrısı öne çıktı.

EMEK Partisi Ümraniye İlçe örgütünün açıklaması şöyle:

Ümraniyeli komşularımız, emekçiler;

Bugün burada, 2026 1 Mayıs’ının arifesinde bir araya geldik.

1 Mayıs’a giderken, bu günün önemini anlamak için kısaca tarihçesini hatırlatmak isterim:

1 Mayıs, işçilerin kendilerinden çalınan güneşlerini geri kazanma mücadelesiydi.

Kapitalizmin ilk gelişim aşamasında hâkim olan “gün doğumundan gün batımına” çalışma sistemine karşı bir isyandı 1 Mayıs.

“8 saat çalışma, 8 saat uyku, 8 saat canımız ne isterse” diyen, başta Amerikalı işçiler olmak üzere,

bunun için verilen mücadeleleri tüm dünyaya yaymak amacıyla 2. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı bundan yaklaşık 150 yıl önce

İŞÇİLERİN ULUSLARARASI BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ olarak ilan etti.

O günden bugüne değişmeyen bir gerçek var önümüzde:

Kapitalizme, yani ücretli kölelik düzenine karşı işçiler ve emekçiler hangi hakkı kazandıysa, bunu yan yana gelerek ve mücadele ederek kazanmıştır.

Oy hakkından sendikal örgütlenme hakkına, tazminat hakkından iş güvencesine kadar emekçilerin güvencesi olan yasalar her zaman mücadelenin konusu olmuştur. Aynı şekilde, mücadelenin eksikliğinde de bu yasalar rafa kaldırılmıştır.

İşte sınıf savaşı dediğimiz şeyde budur.

Unutmayalım, patronların iktidarında haklarımız kimsenin insafına değil, sadece mücadelemize emanettir.

Bunu çok yakın zamanda, yanı başımızda bulunan Dardanel fabrikasında da gördük. Tazminat hakkı için bile, işçiler mücadele etmek zorunda kaldılar ve mücadeleyle kazandılar.

Dudullu bir işçi kenti. Ama ne yazık ki örgütsüz de bir işçi kenti. Sendikalı olan yerlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Hâlbuki sadece Dudullu OSB’de 150 fabrikada 50 bin işçi çalışıyor.

OSB’nin çevresi ve işçilerin aileleriyle birlikte düşündüğümüzde, birçok şehirden büyük bir nüfustan söz ediyoruz. Ama işçiler bu kadar kalabalık olmalarına rağmen yalnızlaştırılıyor ve daha kolay sömürülecekleri bir düzen de bu şekilde kuruluyor.

İşte bu yüzden bu örgütsüzlüğün sadece işçilerin tercihi olmadığını bilmeliyiz; bu patronların sistematik baskının sonucu olduğunu görmeliyiz.

Hakkını arayanın karşısına polisin dikileceği, yalnız kalacağı fikri her fırsatta işçilerin kulaklarına fısıldanan ve işçilerin birliğini daha başlamadan bozmaya dönük bir hamledir bu.

• İşler kötü bahanesiyle ücretleri geç yatan,

• her gün “daha iyi performans göstermezsen” sözleriyle mobbinge maruz kalan

• ve işten çıkarılma tehdidi altında çalışan,

• işçi sağlığı önlemlerinden mahrum bırakılan emekçiler;

Dudullu işçileri, bilin ki Emek Partisi sizin partinizdir. Yalnız değilsiniz.

Bu sorunlar yalnız sizin sorunlarınız olmadığı gibi mücadelede de tek değilsiniz.

Yoksulluk arttıkça iktidarın kendiliğinden dize geleceğini, sandıkta yenileceğini ve kurtuluşu sadece sandıkta gören vatandaşlarımıza da bir hatırlatma yapmak istiyoruz:

Bu ülkede bir değişim olacaksa, hemen bugünden başlayacak bunun hazırlıkları.

Bugünün sorunları, ne zaman olacağı belli olmayan seçimlere ertelemeyeceğiz.

Doğası talan edilen köylülere; maaşını alamayan işçiye; kadın cinayetlerinin aydınlatılmasını talep eden kadınlara seçimi bekle demeyeceğiz.

Sandığı önümüze koyacak gücün de sandık sonuçlarını güvene alacak gücün de örgütlü gücümüz olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Yoksa yoksulluk artıyor, sorunlar her gün çığ gibi büyüyor ama bu iktidarı tek başına sarsmaya yetmiyor. Çünkü iktidarı sarsacak olan sadece bu sorunlar değil onun karşısındaki örgütlü gücümüzdür.

Örgütlülük, kazanımın temel şartıdır. Bakın, iktidar yoksulluğu fırsata çevirmiş durumda. Okullarda olması gereken çocuklarımız, MESEM projesi adı altında, her gün torna tezgâhlarında “iş öğretiyoruz” bahanesiyle ölümle burun buruna çalıştırılıyor.

Eğitimden umudunu kesmiş gençler en azından ailelerine ekonomik destek sağlamak için, “en azından elim para görür” diyerek daha 13-14 yaşında sanayinin yolunu tutuyor.

MESEM’lerin kapatılması, nitelikli mesleki eğitimin sağlanması gençlerimizin geleceği için en kritik taleplerden birisidir.

AKP hükümeti, seçime giderken kendisi için en uygun şartları oluşturmaya çalışıyor; muhalefet üzerindeki baskılarını sürdürüyor.

Cezaevlerini seçilmişlerle, gazetecilerle, sendikacılarla dolduruyor. Anayasa mahkemesinin bile kararlarını uygulamıyor.

Kürt sorununu, bir seçim malzemesi gibi kullanmak için süreci baltalıyor.

Seçilmiş belediye başkanları ve çalışanlarına operasyonlar çekerek kendisi dışında alternatifleri seçime daha girmeden zora sokmaya, halk nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıyor.

Emek Partisi olarak, bugün Türkiye’nin acil sorunları karşısında hiçbir partinin tek başına altından kalkamayacağı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu hatırlatıyor ve birleşik mücadelenin zeminini her zamankinden daha güçlü yaratmaya çalışıyoruz.

Bugün, Türkiye’nin acil sorunları başında yoksulluk geliyor.

İşçi kenti Dudullu’da en ucuz kira bile asgari ücreti geçmiş durumda.

İktidar, Orta Vadeli Program ile asgari ücreti belirlerken enflasyonun altında bir zam oranı açıklayarak daha baştan işçileri sefalete sürükleyeceğini ilan etmişti.

Bugün ise henüz yılın yarısına gelmeden enflasyonun beklentilerin üzerine çıktığını görüyoruz. Ama ücretlerde aynı artış yok.

Gelen de giden de işçinin sırtından geçinmeye çalışıyor.

Bu çürümüş düzen böyle gitmez diyenler var.

Bakın, Antep’te işçiler her ses çıkardığında, patronların isteğiyle Mehmet Türkmen’i içeri alan iktidar, yargı sopasıyla işçileri susturmaya çalışıyor; ama başaramıyor.

Madenciler, ödenmeyen ücretleri için eyleme geçiyor. İktidar, hakları için mücadele eden işçilerin sorunlarını çözmek için değil, işçileri yıldırmak için elinden geleni yapıyor. İşçilerin karşısına polisi dikiyor; ama işçiler geri adım atmıyor.

Köylüler doğaları için mücadeleden vazgeçmiyor. Şuan Varto’da ve birçok yerde yapılmak istenilen doğa talanına, doğal değerlerimizin bir kaç şirkete peşkeş çekilmesine karşı Kadıköy’de eylemlerini yapıyorlar. Onlara da selam olsun buradan.

İşte bu yüzden, artık “kimse bir şey yapmıyor” deme lüksü yoktur.

Bir şeyler yapanlar, hakları için mücadele edenler her zamankinden fazladır.

Bu mücadelenin birleşik bir mücadeleye dönüşmesinde bizlere düşen sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz. Dudullu’daki tüm işçileri de bu mücadelede elini taşın altına koymaya davet ediyoruz.

Gelin, 2026 1 Mayıs’ında Kadıköy’de güçlü bir başlangıç yapalım. 2026’da işçi sınıfı artık mağlup değil, galip gelen olsun diye mücadeleyi büyütelim.

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }