Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile ABD Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında Erbil’de gerçekleşen üst düzey toplantıda, SDG ile Suriye hükümeti arasındaki ilişkilerin yeniden şekillendirilmesi için bir ön çerçeve üzerinde uzlaşıldı.
Rûdaw’a konuşan ve biri toplantıda bizzat yer alan iki üst düzey kaynak, görüşmenin detaylarını paylaştı. Kaynakların "olumlu" olarak nitelendirdiği ve ABD tarafının talebi üzerine gerçekleşen toplantıda, Özerk Yönetim bölgelerinin siyasi, askeri ve idari geleceği masaya yatırıldı.
İDARİ YAPI VE STRATEJİK KAYNAKLAR
Kaynakların aktardığı bilgilere göre, varılan ön mutabakat çerçevesinde Kürtlerin kontrolündeki bölgeler resmi olarak Suriye devletinin bir parçası olmaya devam edecek, ancak Kürtler bu bölgelerin yönetiminde söz sahibi olacak.
Sınır kapıları ve petrol sahaları gibi stratejik noktaların yönetimi Şam hükümetine devredilecek; ancak bu sektörlerin denetimi için hükümet kurumları bünyesinde Kürt personel istihdam edilecek.
ASKERİ ENTEGRASYON: SDG İÇİN "ÜÇ TÜMEN" FORMÜLÜ
Görüşmelerin en hassas başlıklarından biri olan askeri yapılanma konusunda da önemli bir formül üzerinde duruldu.
Rûdaw’a bilgi veren kaynaklar, SDG savaşçılarının bireysel katılımlarla değil, "toplu bir yapı" halinde Suriye ordusuna entegre edilmesinin önerildiğini belirtti. Bu talep, SDG’nin uzun süredir savunduğu bir kırmızı çizgiydi.
Önerilen çerçeveye göre SDG, komutası Kürt subaylarda olacak şekilde üç ayrı askeri "tümen" (firqa) halinde yeniden organize edilecek. Bu sayede güçler, resmi olarak Suriye ordusunun emir-komuta zincirine girmekle birlikte kendi iç bütünlüklerini de korumuş olacak.
SİYASİ TEMSİLİYET VE BAKANLIKLAR
Erbil’deki zirvede siyasi entegrasyon süreci de ele alındı. Rojava’daki diğer kaynaklardan edinilen bilgilere göre, SDG’nin Suriye hükümetinde üst düzey görevler alması ve aralarında Savunma Bakanlığı’nın da bulunduğu kritik bakanlıklar için aday önerme hakkına sahip olması öngörülüyor.
ABD TEMSİLCİSİ BARRACK: ENTEGRASYON SÜRECİNİ DESTEKLİYORUZ
Erbil’de Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, görüşme sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile görüşmekten onur duyduk. Amerika Birleşik Devletleri, 18 Ocak tarihli anlaşmada belirlenen entegrasyon sürecine olan güçlü desteğini yineler."
Rûdaw, konuyla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı’na ulaştı ancak bir bakanlık sözcüsü, "Özel diplomatik görüşmeler hakkında yorum yapmıyoruz" diyerek detay vermekten kaçındı. Şam hükümeti ve SDG kanadından ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
"KÜRT-ARAP ÇATIŞMASI" ENDİŞESİ
Rojava’dan konuşan bir başka kaynak, Suriye hükümetinin Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’deki gerilimi bir "Arap-Kürt çatışması" gibi yansıtmaya çalıştığını, ancak bu algının sahayı yansıtmadığını vurguladı. Kaynak, bölgede Kürtler ve Arapların yıllardır barış içinde yaşadığını ve Kürt yönetiminin Arap komşularının haklarını koruma konusunda hassas davrandığını belirtti.
İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ'NDEN YALANLAMA
Bölgedeki diplomatik trafik sürerken Reuters haber ajansı, bu ayın başlarında Paris’te Suriye, İsrail ve ABD yetkililerinin katıldığı üçlü bir toplantı yapıldığını ve İsrail’in Kürt güçlerine yönelik olası bir saldırıya itiraz etmediğini iddia etmişti.
İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanladı. Haberi "yalan" olarak nitelendiren Leiter, "Böyle bir operasyon asla konuşulmadı. Konu tamamen uydurma" dedi. Leiter, bahsi geçen toplantının sadece bölgesel güvenlik endişeleri ve çatışmayı önleme mekanizmaları üzerine olduğunu vurguladı.
TRUMP: KÜRTLERİ SEVİYORUM
ABD Başkanı Donald Trump ise Pazartesi gün, yönetiminin Suriye’deki Kürtlerin haklarını korumaya yönelik planları hakkındaki sorusunu yanıtladı. Kürt halkına desteğini dile getiren Trump, "Kürtleri seviyorum. Kürtlerle aram iyi ve onları korumaya çalışacağız" dedi.
Trump’ın bu açıklaması sonrası Washington’da konuşan Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Temsilcisi Sinem Muhammed, terörü yenebilecek tek gücün Kürtler olduğunu belirterek, "Suriye’de Kürtlerin ve diğer bileşenlerin güvende olacağı bir statü istiyoruz" ifadelerini kullandı.