Evliya Çelebi’nin Notlarında Kürtlerin Tarihsel Coğrafyası

Evliya Çelebi, aslen Kütahyalı olup 1611 İstanbul doğumludur. Hiç evlenmeyen Çelebi, hayatının önemli bir bölümünü seyahatlerde geçirir.

[1] Evliya Çelebi, seyahatnamesinin bir yerinde 7 yıl bir yerinde 11 yıl bölgeyi gezdiğini ifade eder.

[2] Bölgede seyahat ettiği şehirler; Diyarbekir, Bitlis, Van, Malatya, Elazığ, Urfa, Mardin, Erbil, Sincar, İmadiye ve Hakkari’dir.

[3] Evliya Çelebi, bu şehirlerin sosyo-ekonomik yapıları, etnik, mezhebi ve dini dağılımları ve folklorik ögeleri hakkında geniş bilgiler verdiği için birçok tarihçi tarafından bir Kürdolog olarak tanımlanmıştır.

Ünlü Osmanlı seyyahı Kürdistan coğrafyasını şöyle tanımlıyordu: “ Kürdistan, büyük ülkedir. Bir ucu kuzeyde Erzurum, Van diyarlarından Hakkari, Cizre, İmadiye, Musul, Şehrezul, Harir, Erdelan, Derne, Dertengi’yi de içererek ta Basra’ya varıncaya kadar yetmiş konak yer Kürdistan sayılır. Kürdistan’ın eni doğuda İran toprağından Harir ve Erdelan’dan, Şam ve Arap Irak’ının (Halep’in) pâk topraklarına kadar yirmi ya da yirmi beş konak ve daha aşağısı on beş konak yerdedir.” [4]

Yine Evliya Çelebi ile aynı çağda yaşayan ve 1620’lerde bölgeyi dolaşan İtalyan gezgin Pietro Della Valle, Kürdistan’ın Susianna(Huzistan) ve Babil bölgeleri arasından başlayıp kuzeyde Ninova’ya hatta Karadeniz’e kadar uzandığını ifade eder. [5]

17.yüzyılın en önemli seyyahı Evliya Çelebi’ye göre Kürdistan coğrafyasında tam 776 kale bulunurdu. 776 kalenin tamamı da ayakta ve yerleşikti. [6] Evliya Çelebi, ünlü Seyahatname eserinde Kürdistan coğrafyasında 6 bin Kürt aşireti bulunduğunu yazmıştır. [7]

Evliya Çelebi, sadece kendi dönemindeki tarih hakkında değil önceki çağlar hakkında da malumatlar verir. Örneğin; Eyyûbiler için Ekradiyyun Devleti demiştir. [8] Bilindiği üzere Kürt kelimesi Arapça’da Ekrad olark kullanılır. Dolayısıyla Ekradiyyun Devleti demek Kürtlerin Devleti anlamına gelir.

Evliya Çelebi’nin ayakta ve yerleşik olduğunu söylediği 776 kalenin çoğu ne yazık ki günümüze ulaşamadı. Özellikle 1805-1855 arasında Osmanlı Devleti’nin Kürt Mirliklerini tasfiye sürecinde mirlik kalelerin çoğu ya zarar gördü ya da tamamen yıktırıldı. 1855’ten sonra hala varlığını sürdürebilen ovalarda ya da ovalardaki küçük tepelerde kurulu olan birçok kale de 1970-2020 arası yapılan barajlarla su altında bırakıldı.

Hala ayakta kalabilen kaleler gezildiğinde elbette Ortaçağ’da inşa edildikleri için Ortaçağ mimarisi ile karşılaşırız. Ancak bu kalelerin ilk yapılışları Med, Urartu, Kumme, Ukku ve Ullubi devletleri zamanındadır. Yani Demir Çağı ile beraber yapılan kalelerdir. Hatta Urartuların, Medlerin ve Kummelilerin yaptığı birçok kale de kendilerinden önceki dönem olan Gutilere dayanır. Yani her yeni politik iktidar kendisinden önceki dönemlerde yapılan kalelerin üzerinde kendi dönemlerinin teknolojisi ile yeni kaleler yapmışlardır.

Yüzyıllarca varlığını sürdüren Kürt Mirlikleri’ne ait kalelerin çoğu maalesef 1805-1855 yılları arasında tamamen yıktırıldı. Günümüzde herkesin görür görmez cazibesine kapıldığı Hoşap’taki (Xoşav) muhteşem kale bu dönemde yıktırılmaktan kurtulan az sayıda kaleden birisidir. Esasında bir Urartu kalesi olan Xoşav Kalesi, Mahmudî miri Süleyman Bey tarafından 1643 yılında eski kalenin kalıntıları üzerinde inşa edilmiştir. Sonraki yüzyıllarda Hakkari Mirliği’nden bağımsızlaşan Müküs Mirliği’nin egemenliğine giren Xoşav Kalesi, Kürt Mirliklerine ait diğer kalelerin aksine Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilince yıktırılmamıştır. Gurkêl gibi birçok kale teslim olmasına rağmen yıktırılmasına rağmen Xoşav’ın aynı akıbete uğramamasına benim değerlendirmem şu şekildedir. Xoşav Kalesi, Urartuların 2 bin 750 yıl önce yaptığı Urartu Ordu Yolu üzerindedir. Yani 2 bin 750 yıldır kullanılan ve hala faal olan yolun üzerindedir. Sürekli işlek olduğu için ulaşımı kolay, ordu birliklerinin kısa zamanda oraya ulaşıp her taraftan etrafını sarabileceği bir konumdadır. Bu yüzden yıktırılmasına gerek görülmemiştir. Oysaki Gurkêl ve Ewrex Kaleleri, dağların arasında, zorlu vadilerden geçilerek ulaşılabilen, her seferinde oraları ele geçirmek, kaleyi zaptetmek için yüklü bir maliyet ve insan kaynağı gerektiren bir konumdaydı. Bu yüzden Gurkêl, Ewrex gibi onlarca kale bir defa ele geçirildikten sonra yerle bir edilmiştir. Günümüzde hala ayakta olan Xoşav Kalesi’ne bakıldığında, yıktırılan diğer onlarca kalenin nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi olabiliriz. 2 bin 700 yıl önceki Urartu’nun antik kale kalıntıları üzerinde inşa edilen muhteşem Xoşav Kalesi’ne baktığımızda cazibesine kapılırken, günümüze ulaşamamış, yıktırılmış onlarca kale için de hayıflanırız.

Dipnotlar:

[1] [2] [3] [8] : Evliya Çelebi’nin Gözüyle Kürtler ve Kürdistan, Doç. Dr. Mehmet Akbaş, Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Artuklu Akademi, 2015/2 (1) 45-58.

[4] [5] [6] [7] : 17.Yüzyılda Kürtler ve Dilleri: Kürt Lehçeleri Üzerine Evliya Çelebi’nin Notları, Martin Van Bruinessen ( Ultrecht Üniversitesi Öğretim Üyesi, Hollandalı Araştırmacı)

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }