Feti Yıldız, infaz hukukuna dair değerlendirmelerde bulunarak medya mensuplarına çağrı yaptı.
Yıldız, “Hukuki konularda haber ve yorum yaparken o konudaki mevzuata göz atmanız haberin ve yorumun değerini arttıracaktır” ifadelerini kullandı.
İnfaz Kanunu’ndaki düzenlemeleri hatırlatan Yıldız, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar için belirli süreler bulunduğunu belirterek,
“Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan kişilerin 30 yılını, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek veya örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarda 36 yılını infaz eden hükümlüler koşullu salıverilmeden yararlanma hakkını kazanırlar. Ancak bu sürelerin infazı doğrudan bir tahliye sebebi değildir” dedi.
Bazı suçlar bakımından ise koşullu salıvermenin tamamen kapalı olduğunu vurgulayan Yıldız, “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Bu madde dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler ölene kadar hapishanelerde kalır” ifadelerini kullandı.
Yıldız, aynı düzenlemenin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda da yer aldığını belirterek, terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet alanların da koşullu salıvermeden yararlanamayacağını söyledi.
Açıklamasında “umut hakkı” kavramına da değinen Yıldız, “Ömür boyu sürecek hapis cezalarında hükümlünün yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali olması gerektiği görüşü ‘umut hakkı’ olarak adlandırılmıştır. AİHM, müebbet hapis cezasına çarptırılmış olan başvurucuların belirli bir tahliye umudu olmadan yaşam boyu hapis cezası çekmelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında ihlal oluşturduğuna hükmetmektedir” dedi.