Son dönemde “İdris-i Bitlisî kimdir?, Yavuz Sultan Selim ile ne yaptı, Kürt beyleriyle Osmanlı arasındaki ilişki nasıl kuruldu ve Aleviler açısından neden tartışılıyor?” soruları yeniden gündeme geldi.
Konuyu değerlendirirken, tarihsel olarak belgelenen gelişmelerle daha sonra ortaya çıkan siyasi yorumları birbirinden ayırmak önem taşıyor.
İDRİS-İ BİTLİSÎ KİMDİR?
İdris-i Bitlisî (ö. 1520), Osmanlı tarihçisi, şair, münşî, hattat ve siyaset adamı olarak tanınıyor. En önemli eseri Heşt Bihişt, Farsça kaleme alınmış kapsamlı bir Osmanlı tarihidir. Eser, Osmanlı Devleti'nin ilk sekiz hükümdarının dönemlerini ele alır.
İdris-i Bitlisî önce II. Bayezid'in hizmetinde bulundu. Daha sonra Yavuz Sultan Selim'in padişah olmasıyla İstanbul'a döndü ve Selim'in doğu siyasetinde danışmanlık yapan isimlerden biri haline geldi.
Bitlisî'nin hayatının ilk dönemleriyle ilgili bazı ayrıntılar tartışmalı olsa da, Osmanlı tarihindeki konumu ve Yavuz Sultan Selim dönemindeki siyasi rolü konusunda temel kaynaklar arasında önemli ölçüde ortaklık bulunuyor.
İDRİS-İ BİTLİSÎ İLE YAVUZ SULTAN SELİM NASIL BİR ARAYA GELDİ?
Yavuz Sultan Selim 1512'de tahta çıktıktan sonra İdris-i Bitlisî'yi yeniden İstanbul'a çağırdı. Bitlisî, padişahın doğu siyaseti konusunda danışmanlarından biri oldu.
1514 İran seferinde Yavuz Sultan Selim'in yanında yer aldı ve Çaldıran Savaşı'na katıldı. Çaldıran'dan sonra Tebriz'e giden Osmanlı kuvvetleri arasında bulunan Bitlisî, daha sonra Doğu Anadolu'daki siyasi gelişmelerde aktif rol üstlendi.
En önemli görevlerinden biri, bölgedeki Kürt beyleriyle Osmanlı yönetimi arasında siyasi ilişkiler kurulmasına aracılık etmekti.
Encyclopaedia Iranica da İdris-i Bitlisî'nin Kürtler hakkındaki bilgisi ve bölgedeki itibarı nedeniyle Yavuz Sultan Selim tarafından özel yetkiyle görevlendirildiğini; Bitlisî'nin Sünni Kürt beylerini Osmanlı tarafına çekmek ve bölgedeki Safevi etkisini kırmak amacıyla çalıştığını aktarıyor.
YAVUZ SULTAN SELİM-İDRİS-İ BİTLİSÎ İTTİFAKI NEDİR?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bugün “Yavuz-İdris-i Bitlisî ittifakı” veya “Yavuz Sultan Selim-Kürt beyleri ittifakı” şeklinde ifade edilen siyasi ilişki, 1514 sonrasında Osmanlıların Doğu Anadolu'daki hakimiyetini güçlendirmesi bağlamında ortaya çıktı.
İdris-i Bitlisî, Osmanlı yönetimi ile bölgedeki Kürt beyleri arasında aracılık yaptı. Bazı tarih çalışmalarında, çok sayıda Kürt beyinin Osmanlı tarafına geçmesinde Bitlisî'nin önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Bu süreçte amaçlardan biri Safevi Devleti'nin Doğu Anadolu'daki etkisini kırmak, diğeri ise bölgedeki yerel siyasi güçleri Osmanlı sistemi içerisine dahil etmekti.
Dolayısıyla “ittifak” kelimesi kullanılabilir; ancak bunu modern anlamda imzalanmış tek bir devletlerarası anlaşma gibi sunmak tarihsel açıdan yanıltıcı olur.
KÜRT BEYLERİ NEDEN OSMANLI TARAFINA GEÇTİ?
16. yüzyılın başlarında Doğu Anadolu'da çok sayıda Kürt emirliği bulunuyordu. Bölgenin önemli bir bölümü Osmanlılar ile Safeviler arasındaki rekabetin alanı haline gelmişti.
İdris-i Bitlisî'nin bölgedeki aşiretler ve beylerle ilişkileri, Osmanlıların bu yerel güçlerle anlaşmasında etkili oldu. Akademik çalışmalarda, Çaldıran sonrasında İdris-i Bitlisî'nin Urmiye Gölü'nden Malatya ve Diyarbakır'a kadar uzanan bölgede yerel beylerin Osmanlı tarafına geçmesini sağlamak üzere görevlendirildiği belirtiliyor.
Bazı araştırmalarda ise Kürt emirliklerinin İdris-i Bitlisî'nin öncülüğünde Osmanlı Devleti ile işbirliği yapma kararı aldığı ve bu kararın Yavuz Sultan Selim'e iletildiği aktarılıyor.
OSMANLI-KÜRT İLİŞKİLERİNDE NASIL BİR SİSTEM ORTAYA ÇIKTI?
Bu gelişmelerin ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bazı yerel Kürt beyleri, Osmanlı merkezi yönetimiyle farklı statüler üzerinden ilişkilendirildi.
Bu sistemin temel özelliği, bölgedeki bazı yerel yönetimlerin yerel beylerin aracılığıyla yönetilmeye devam etmesi, karşılığında ise Osmanlı egemenliğinin kabul edilmesiydi.
Sonraki yüzyıllarda da bazı Kürt emirliklerinin Osmanlı-Safevi sınırındaki güvenlik ve savaşlarda önemli roller üstlendiği görülüyor. Akademik araştırmalarda bu yapıların Tanzimat dönemine kadar farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğü belirtiliyor.
YAVUZ SULTAN SELİM NEDEN İDRİS-İ BİTLİSÎ'YE İHTİYAÇ DUYDU?
Bunun birkaç temel nedeni vardı.
Birincisi, İdris-i Bitlisî bölgenin siyasi yapısını ve Kürt beylerini yakından tanıyordu.
İkincisi, Osmanlıların doğuya doğru ilerlemesinde yalnızca askeri güç kullanmak yerine yerel siyasi aktörlerle anlaşmak önemliydi.
Üçüncüsü, Safevi Devleti'nin bölgedeki etkisi Osmanlı yönetimi açısından ciddi bir siyasi ve askeri sorun oluşturuyordu.
Bu nedenle Bitlisî, yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda Yavuz Sultan Selim'in doğu politikasında aktif görev alan siyasi bir aktör haline geldi.
YAVUZ SULTAN SELİM VE ALEVİLER: “40 BİN KİŞİ KATLEDİLDİ” İDDİASI NEREDEN GELİYOR?
İdris-i Bitlisî'nin bugün en fazla tartışıldığı konulardan biri de Yavuz Sultan Selim döneminde Kızılbaşlara yönelik katliam iddiasıdır.
Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor.
“Yavuz Sultan Selim 40 bin Aleviyi katletti” şeklindeki yaygın ifade, doğrudan bütün tarihçilerin üzerinde uzlaştığı kesin bir tarihsel veri değildir.
Bu rakamın temel kaynağı İdris-i Bitlisî'nin Selimşahnâme'sidir. Bitlisî'nin eserinde Kızılbaş olarak tanımlanan kişilerin tespit edilmesi ve öldürülmesine ilişkin yaklaşık 40 binlik bir sayı verilir. Ancak modern tarih araştırmalarında bu rakamın güvenilirliği ciddi biçimde tartışılmıştır.
Önemli nokta şu: 40 bin kişinin öldürüldüğü iddiası tamamen yok sayılabilecek bir rivayet değildir; ancak bu sayıyı bağımsız çağdaş arşiv belgeleriyle doğrulamak da mümkün değildir.
Tarihçi Feridun Emecen'in değerlendirmesinde, söz konusu bilginin ayrıntılı biçimde ilk kez İdris-i Bitlisî'nin Selimşahnâme adlı eserinde ortaya çıktığı, daha sonraki Osmanlı tarihçilerinin de bu bilgiyi aktardığı belirtiliyor. Ancak olayın ve rakamın doğrulanması açısından başka çağdaş kaynakların eksikliği nedeniyle ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği vurgulanıyor.
Dolayısıyla haberde veya SEO içeriğinde “Yavuz Sultan Selim 40 bin Aleviyi kesin olarak katletti” demek yerine, “İdris-i Bitlisî'nin eserinde yaklaşık 40 bin Kızılbaşın öldürüldüğüne ilişkin bir anlatı bulunuyor; rakamın tarihsel doğruluğu ise tartışmalı” demek daha doğru olur.
PEKİ İDRİS-İ BİTLİSÎ ALEVİ KATLİAMININ EMRİNİ VEREN KİŞİ MİYDİ?
Elde bulunan güvenilir kaynaklar açısından bunu bu şekilde kesinleştirmek doğru değil.
İdris-i Bitlisî, Yavuz Sultan Selim'in doğu seferinde danışmanı ve siyasi görevlisi olarak önemli bir rol oynadı. Ancak onu doğrudan “Alevi katliamının emrini veren kişi” olarak tanımlamak için çok daha güçlü ve doğrudan kanıtlar gerekir.
Aynı şekilde, “Yavuz-İdris-i Bitlisî ittifakı Alevileri katletmek amacıyla kurulmuştu” şeklindeki ifade de mevcut tarihsel verilerin taşıyabileceğinden daha kesin bir sonuç olur.
Dönemin temel siyasi çatışmasının merkezinde Osmanlı-Safevi rekabeti, siyasi sadakat, mezhepsel ayrışma ve Doğu Anadolu üzerindeki hakimiyet mücadelesi bulunuyordu.
İDRİS-İ BİTLİSÎ NEDEN BUGÜN HÂLÂ TARTIŞILIYOR?
İdris-i Bitlisî'nin tarihsel mirası iki farklı açıdan ele alınıyor.
Bir taraftan Kürt siyasi tarihinin önemli isimlerinden biri olarak görülüyor. Çünkü Osmanlı-Kürt ilişkilerinin şekillenmesinde, Kürt beyleri ile Osmanlı yönetimi arasındaki siyasi temaslarda önemli rol oynadı.
Diğer taraftan, Safevilere ve Kızılbaşlara karşı Osmanlı politikasındaki rolü nedeniyle özellikle Alevi tarih anlatılarında tartışmalı bir figür olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle Bitlisî'yi yalnızca “Osmanlı tarihçisi” veya yalnızca “Kürt siyasi tarihinin önemli ismi” olarak tanımlamak, onun çok katmanlı tarihsel rolünü eksik bırakabilir.
İdris-i Bitlisî'nin en önemli eseri: Heşt Bihişt
İdris-i Bitlisî'nin en önemli eseri Heşt Bihişttir.
Farsça yazılan eser, Osmanlı Devleti'nin ilk sekiz padişahının tarihini anlatıyor. Eserin yazımına II. Bayezid döneminde başlandı ve daha sonra Yavuz Sultan Selim'e sunuldu.
Bitlisî ayrıca Yavuz Sultan Selim'in emriyle Selîmşâhnâme adlı eseri kaleme aldı. Bu çalışma Yavuz'un hayatını ve saltanatının ilk dönemini anlatıyordu. Eser Bitlisî tarafından tamamlanamadı; oğlu Ebülfazl Mehmed Efendi tarafından daha sonra tamamlandı.
Sonuç: Tarihsel olarak neyi kesin biliyoruz?
İdris-i Bitlisî, 15. ve 16. yüzyıllarda yaşamış tarihçi, devlet adamı ve siyasetçidir.
Yavuz Sultan Selim'in danışmanlığını yaptı ve 1514 Çaldıran Seferi'ne katıldı.
Çaldıran sonrasında Doğu Anadolu'daki Kürt beyleriyle Osmanlı yönetimi arasındaki ilişkilerin kurulmasında önemli rol oynadı.
“Yavuz-İdris-i Bitlisî ittifakı” ifadesi, dönemin resmî anlaşmasının adı değil, bu siyasi işbirliğini tanımlamak için kullanılan bir ifadedir.
Yavuz dönemindeki Kızılbaşlara yönelik baskı ve öldürmeler konusunda tarihsel kayıtlar bulunmaktadır; ancak “40 bin Alevi katledildi” rakamının doğruluğu tarihçiler arasında tartışmalıdır ve rakam bağımsız çağdaş kaynaklarla kesin biçimde doğrulanmış değildir.
Bu nedenle İdris-i Bitlisî'nin tarihsel rolünü anlatırken Osmanlı-Safevi savaşı, Kürt beyleriyle siyasi ilişkiler ve mezhepsel çatışma boyutlarını birbirinden ayırmak gerekir.