İnsan Hakları Derneği, 29 Ocak 2026 tarihli açıklamasında, Türkiye’deki medya yayınlarında çatışmacı ve ayrımcı dilin giderek yaygınlaştığını vurgulayarak, bu durumun toplumsal barışı ve insan haklarını tehdit ettiğine dikkat çekti.
Açıklamada, evrensel gazetecilik ilkelerinin gerçeğe saygıyı temel aldığını, ayrımcılık ve nefret söylemini reddettiğini hatırlatan İHD, buna karşın medyada etik kuralların sistematik biçimde ihlal edildiğini ifade etti. Dernek, bu ihlallerin yalnızca meslek etiğini değil, aynı zamanda temel insan haklarını da zedelediğini belirtti.
İHD, nefret söylemi ve ayrımcılığı besleyen yayın politikalarının medya sahipliği yapısıyla doğrudan ilişkili olduğuna işaret ederek, siyasi iktidarla çıkar ilişkisi içinde olan medya yapılarının halkın gerçekleri öğrenme hakkını ortadan kaldırdığını savundu. Yayın politikalarının siyasi ve idari baskılar altında şekillenmesinin, gazeteciliğin bağımsızlığı ilkesine açık bir aykırılık oluşturduğu kaydedildi.
Açıklamada somut örneklere de yer verildi. Suriye’deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen barışçıl toplantı ve yürüyüşlerin hedef gösterilmesinin ifade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkının ihlali olduğu vurgulandı. Ayrıca siyasi aktörlerin ve bazı grupların ayrımcı söylemlerinin medya aracılığıyla yayılmasının gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtildi.
İHD, Suriye’de Aleviler, Dürziler ve Kürtlere yönelik sivil katliamlarının Türkiye’deki bazı medya organları tarafından görmezden gelinmesini de eleştirerek, bunun “gerçeğe saygı” ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Suriye Savunma Bakanlığı’nın dahi ihlallerin yaşandığını kabul eden açıklamasına rağmen, resmi güçlerin sorumluluğunun medya tarafından yok sayıldığını belirten dernek, bu tutumun çatışmacı haberciliği beslediğini dile getirdi.
Açıklamada, saldırıların “zafer” söylemleriyle aktarılmasının yaşanan insan hakları ihlallerini meşrulaştırdığına dikkat çekildi. Kobani’nin abluka altında tutulmasının görmezden gelindiği, çocuklar ve kadınların yaşadığı mağduriyetlerin arka plana itildiği vurgulandı. İHD, gazeteciliğin insan merkezli bir meslek olduğunu ve insan yaşamından daha değerli hiçbir unsurun olamayacağını hatırlattı.
İHD, medya kuruluşlarını barışı, insan haklarını ve evrensel değerleri esas alan bir yayın anlayışına davet ederek, nefret ve düşmanlığı körükleyen dilin terk edilmesi çağrısında bulundu. Gazetecilere ise sansasyonel habercilikten uzak durma ve taraflara eşit mesafede yaklaşma sorumluluğu hatırlatıldı.
Dernek, aksi halde gazeteciliğin hem topluma hem de tarihe karşı sorumluluğunu yerine getiremeyeceği uyarısında bulundu.