İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren İlke Isın Cam fabrikasında çalışan işçiler, fabrikanın iflas sürecinin ardından yaşadıkları mağduriyete ilişkin basın açıklaması yaptı.
Fabrika önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan işçiler, yıllardır emek verdikleri iş yerinin yağmalandığını ve şirketin iflasına dair kendilerine hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadan haberdar olduklarını söyledi.
İşçiler, fabrikanın iflas ettiğini patronlarından değil, SGK mesajı ve müşterilerden duydukları bilgilerle öğrendiklerini belirterek, maaş ve tazminat haklarının ödenmemesine tepki gösterdi.
“İLK GÖZDEN ÇIKARILAN YİNE İŞÇİLER OLDU”
Açıklamada, şirketin yaşadığı ekonomik sürecin faturasının işçilere kesildiği savunularak, “Bir şirket iflas edebilir ancak neden ilk gözden çıkarılan emeğini satarak yaşayan işçiler oluyor?” denildi.
İşçiler, içeride kalan maaş ve tazminat haklarının bir lütuf değil, yıllarca verdikleri emeğin karşılığı olduğunu vurguladı.
Fabrika önünde yapılan açıklamada, iflas sürecine rağmen farklı şirketlerin fabrikadan malzeme çıkardığı, banka ve firma temsilcilerinin kendi alacaklarını tahsil etmeye çalıştığı ifade edildi. İşçiler ise haklarını almak için mücadele edeceklerini söyledi.
“BAYRAM ÖNCESİ MAAŞLARIMIZ ÖDENSİN”
İşçiler, özellikle yaklaşan bayram öncesinde yaşadıkları mağduriyetin daha da büyüdüğünü belirterek, öncelikli taleplerinin içeride kalan maaşlarının ödenmesi olduğunu açıkladı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Biz yağmacı değiliz. Biz sadece emeğimizle yarattığımız değerden kendi hakkımızı istiyoruz.”
İşçiler ayrıca, tazminatların hızlı şekilde hesaplanmasını ve firma yetkililerinin kendileriyle görüşerek çözüm üretmesini talep etti.
“DENETİM MEKANİZMALARI NEREDE?”
İşçiler, devletin şirketleri yeterince denetlemediğini savunarak, iflas sürecinin bir günde oluşmadığını ve gerekli incelemelerin zamanında yapılması gerektiğini ifade etti.
Fabrikanın CEO’sunun yurt dışına çıktığını öğrendiklerini belirten işçiler, “İşçilerin alacakları öncelikli olması gerekirken farklı şirketlerin fabrikayı talan ettiğini görüyoruz” açıklamasında bulundu.
Öte yandan işçiler, hukuki süreci başlatacaklarını duyurarak mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
İlke Isın Cam fabrikası işçilerinin açıklamasının tamamı şu şekilde:
Değerli basın emekçileri ve bizleri burada yalnız bırakmayarak desteğe gelen değerli kurum temsilcileri; öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Bu haksızlık karşısında bizlerin yanında olmanız bize güç vermektedir.
Açıklamamıza başlamadan önce kendimizi tanıtmak isteriz. Biz İlke Isın Cam işçileriyiz. Arkamızdaki fabrikada yıllardır emek veren onlarca işçiyiz. Birçoğumuz, evinde kendisini bekleyen çocukların babasıdır. Birçoğumuz, kirasını ödeyebilmek için hasta olsa da işe gelen emekçilerdir.
Biz ne lüks hayatlar yaşayan insanlarız ne de bir günü huzur içinde geçen kimseleriz. Buraya yağmurda, çamurda, bayramda geliyorsak “hayır işi” yapmak için gelmiyoruz. Hayatta kalmak için çalışmaya, ailelerimize bakmak için kazanmaya geliyoruz.
Ancak pazartesi gününden beri buraya geliş sebebimiz farklı. Pazartesi sabahı saat 08.00’de işbaşı yaptığımızda, öğle molasına çıkarken kendi emeklerimizle var ettiğimiz fabrikanın yağmalandığını gördük.
Fabrikamızın iflas ettiğini biz patronumuzdan bile öğrenmedik. Mallarını kurtarmak, kendilerine olan borçların bir kısmını tahsil etmek isteyenler tarafından fabrikamız adeta yağmalandı. Bu değeri yaratan biz işçiler ise ortada bırakıldık.
Bir mesajla öğrendik... Sadece bir SGK mesajıyla ve müşterilerden duyduğumuz söylentilerle işsiz kaldığımızı öğrenmek zorunda bırakıldık. Bunun adı KOD-17 imiş.
Peki yetkililere sormak istiyoruz: Bir şirket iflas edebilir. Ticarette kazanmak da vardır, kaybetmek de. Buna itiraz eden yok. Ancak neden ilk gözden çıkarılan, emeğini satmaktan başka geliri olmayan işçi oluyor? Neden geçim derdiyle boğuşan insanlar her seferinde en ağır bedeli ödüyor? Ve neden buna müsaade ediliyor?
İçeride kalan maaşlarımız, tazminatlarımız ve diğer haklarımız bir lütuf değildir. Bunlar bizim alın terimizdir. Bizim yarattığımız değerden kesilip bu günler için ayrılması gereken paralardır. Bunları denetlemekle görevli bir devlet yok mudur? Eğer varsa bugün nerededir? Neden işçilerin bu duruma düşürülmesine göz yumulmaktadır?
Pazartesi gününden bu yana fabrikamıza gelmeyen firma ve banka yetkilisi kalmadı. Her gelen kendi alacağını nasıl kurtaracağını düşünüyor. Şu an kapımızda başka bir firmanın güvenliği duruyor. İçeriye başka firmaların işçileri giriyor, malzemeler toplanıyor.
Biz de mi hakkımızı böyle tahsil edeceğiz? Haklıyken haksız duruma mı düşürüleceğiz? Biz yağmacı değiliz. Biz sadece emeğimizle yarattığımız değerden kendi hakkımızı istiyoruz. Hakkımızı kolay kolay yedirmeyeceğimizi göstermek istiyoruz.
Bir araya geldiğimizde, gücümüzün yetmeyeceği düşünülen şeyleri başarabileceğimizi göstermek istiyoruz.
İflaslar bir günde yaşanmaz. Devletin bunları denetlemek için kurumları, müfettişleri ve yüzlerce çalışanı var. Bugün malını kurtarmak için buraya gelen şirket çalışanları değil, devletin müfettişlerinin burada olması gerekirdi. 5 gündür neredesiniz?
Bugün bir marketten ekmek çalsak başımıza gelmeyecek iş kalmaz. Ama bu durumda olan fabrikanın CEO’sunun yurt dışına kaçtığını öğreniyoruz. İşçilerin alacakları öncelikli olması gerekirken, farklı şirketlerin fabrikamızı talan ettiğini görüyoruz.
Arkadaşlar;
Bugün bir banka ya da bir şirket buradan alacağını tahsil edemezse yarın ev sahibiyle papaz olmaz. Markete gittiğinde aldığı etin gramajı eksilmez. Arabasının modeli düşmez, villasının bir odası eksilmez.
Ancak bizler öyle insanlar değiliz. Bizim maaşımızın ödenmemesi demek; kira ödeyememek demektir. Çocuğumuzun ihtiyacını karşılayamamak demektir. Bayramı buruk geçirmek demektir.
Bu nedenle bizi daha sert adımlar atmaya zorlamayın. Bayram öncesinde işçilere bunu hak görmeyin. Hakkımızı sizde bırakmayacağımızı bilin. “Nasıl olsa iki-üç yıl sonra öderiz” diye küçük hesaplar yapmayın.
Yetkililerin de burada safını belli etmesi gerekmektedir. Buradan tüm yetkilileri tekrar göreve çağırıyoruz. Eğer devlet denetleyemiyorsa o zaman biz de şunu sorarız: İşçilerin denetleme gücüne neden engel oluyorsunuz?
Bakın, İlke Isın Cam’da 2 Temmuz 2025 tarihinde yeterli çoğunluğu sağlayarak sendikayı içeri soktuk. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Patronumuz yetkisiz mahkemelere başvurarak süreci uzattı. Buna imkân sağlayan da mevcut hukuk düzeni oldu.
Hem bizlerin örgütlenme hakkı engellenmeye çalışılıyor hem de şirketler gerektiği gibi denetlenmiyor. Günün sonunda kapının önünde kalan yine biz işçiler oluyoruz.
Bugün burada olma sebebimiz buna “dur” demektir. Biz yan yana geldiğimizde güçlü olduğumuzu bilen işçileriz. Sendikayı da bu bilinçle içeri soktuk. Şimdi de aynı bilinçle birliğimizi güçlendirecek ve haklarımızı en kısa sürede alacağız.
Bizim emeklerimiz hiçbir bankanın alacağından, hiçbir şirketin malından daha değersiz değildir. İnsanca bir muamele görmek istiyoruz ve bunu mücadelemizle kazanacağız. İşçinin hakkını yemenin kolay olmadığını göstereceğiz.
Bugün için en acil talebimiz, bayram öncesinde içeride kalan maaşlarımızın öncelikli olarak ödenmesidir. Ardından tazminatlarımızın hızlı bir şekilde hesaplanması ve firma yetkililerinin bizimle görüşerek bir çözüm üretmesidir.
Bugün hukuki süreci de başlatacağımız için açıklamamızı burada sonlandırıyoruz.
Tekrar, işçi arkadaşlarım adına bizlere destek veren kurumlara ve basın emekçilerine teşekkür ediyorum. Söz almak isteyen dostlarımız varsa sözü kendilerine bırakıyorum.