CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’de çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak işsizlikten iş güvenliğine kadar birçok alanda “gerçek tablonun gizlendiğini” savundu.
Karabat, çalışma koşullarına yönelik eleştirilerinde, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun yayımladığı 2025 Küresel Haklar Endeksi’ne dikkat çekti. Türkiye’nin işçiler açısından en kötü 10 ülke arasında yer aldığını belirten Karabat, bunun çalışma yaşamındaki sorunların boyutunu ortaya koyduğunu ifade etti.
İş güvenliği, kayıt dışı istihdam ve işsizlik gibi başlıklarda yaşanan sorunlara değinen Karabat, mevcut tablonun çalışanlar açısından ciddi riskler barındırdığını dile getirdi.
2026 YILININ İLK ÜÇ AYINDA EN AZ 432 İŞÇİNİN HAYATINI KAYBETTİ
İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Karabat, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2026 yılının ilk üç ayında en az 432 işçinin hayatını kaybettiğini söyledi. Sadece mart ayında 148 işçinin yaşamını yitirdiğini, bunlardan 8’inin çocuk işçi olduğunu kaydetti.
Resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını savunan Karabat, Makina Mühendisleri Odası raporlarına atıfla meslek hastalıklarına bağlı ölümlerin kayıtlarda düşük gösterildiğini dile getirdi. Uluslararası standartlara göre her yıl yaklaşık 10 bin işçinin meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğinin bilindiğini ifade etti.
MEVCUT ÇALIŞMA KOŞULLARI “MODERN KÖLELİK”
Mevcut tabloyu “politik tercih” olarak nitelendiren Karabat, iş kazaları ve meslek hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğunu, ancak denetim eksikliği, güvencesiz çalışma ve sendikasızlaşmanın emekçileri risk altında bıraktığını söyledi.
Çalışma sürelerine de değinen Karabat, Türkiye’nin haftalık ortalama 45,7 saat ile OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığını belirtti. OECD ortalamasının 37 saat, Avrupa Birliği ülkelerinde ise 30-35 saat aralığında olduğunu hatırlattı. Haftada 60 saatten fazla çalışanların oranının yüzde 15’i aştığını da ekledi.
Karabat, açıklamasının sonunda mevcut çalışma koşullarını “modern kölelik” olarak nitelendirerek, emekçilerin yaşam ve çalışma haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.