Kuzey – Güney Mücadelesi : Asur – Urartu Savaş Tarihi – 2

Bir önceki yazıyla başladığım Asur – Urartu mücadelesi serisine bugün devam ediyorum. İlk yazıda Orta Asur Dönemi kralı olan I. Salmanasar’ın krallığı dönemindeki (MÖ 1274 – MÖ 1244) bir yazıttan bahsetmiştim. Bu yazıtta kral Salmanasar şöyle demektedir: “ Rahipliğimin başında Uruadri ülkesi ayaklandı. Ordumu harekete geçirdim ve güçlü dağ kalelerine doğru sefere çıktım.” [1] Bu yazıt oldukça önemlidir. Urartuların krallık tarihi bu kayıttan yaklaşık 400 yıl sonra başlatılsa da Orta Asur Kralı I. Salmanasar döneminde Uruadri’nin tarihsel coğrafya olarak var olduğunu, bu bölgede örgütlü bir güç halinde ayaklanma olduğunu ve Asur kralının ordusunu başkentinden bu bölgeye getirmek zorunda olduğunu görürüz. Bu kayıt, tarihte Urartuların geçtiği ilk kayıttır. Böylece Urartuların ilk kralı Arame’den yüzyıllar önce de merkezi bir devlet olmasa da Urartuların tarihsel sahnede olduklarını anlarız.

Yine aynı dönemde yine Kral I. Salmanasar, başka bir yazıtta şöyle demektedir:

Himme, Uadkun, Bargun, Salua, Halila, Nilipahri, Zingun adlı sekiz ülkeyi ve bu kentlere ait askeri birlikleri ele geçirdim. 51 kenti zaptettim, yaktım, mallarına haraç olarak el koydum. Tüm Uruadri ülkesini üç günde Tanrım Asur’a diz çöktürdüm”

[2] Yazıtta geçen ilk ülke olan Himme hemen dikkat çekmektedir. Yeni Asur Dönemi’nde birçok yazıtta Kumme ülkesi geçmektedir. Yeni Asur Dönemi’nde Urartular ve Asurlar arasında tampon görevi gören bir yer olan Kumme, yüzyıllar önce Himme ismiyle yazıtta geçen yer olabilir. Yine yazıtta geçen Halila, günümüzde aşiret ve tarihsel coğrafya yeri olan Xelila olabilir. Günümüzde aşiret adı olan Xelilan, daha çok Çatak ilçe merkezli ve Van’a yayılmışlardır. Elbette binlerce yıllık tarihsel yer adlarının izlerini sürmek oldukça zordur ama her yer adının da bir kökeni vardır. Asur kralı bu yazıtta tüm Uruadri ülkesini ele geçirdiğini yazdırmıştır. Asurların kullandığı Uruadri ismi, yüksek dağların yeri, yüksek yerler, dağlık alanlar anlamına gelmektedir. Asurlar, hem Orta Asur hem de Yeni Asur döneminde Van Gölü’nün kuzeyi ve güneyini Uruadri olarak tanımlamıştır. Dağlık alanların, yüksek yaylaların, rakım olarak yüksek yerleşimlerin olduğu bu coğrafyayı Asurlar yüzyıllarca bu şekilde tanımlamışlardır. Yeni Asur Dönemi’nde Uruadri ismine Nairi ismi de eklenmiş ve bu isim de sık sık yazıtlarda kullanılmıştır. Yaygın görüş, Asurların özellikle Yeni Asur Dönemi’nde Van Gölü’nün kuzeyini Uruadri, Van Gölü’nün güneyini Nairi olarak tanımladığı yönündedir. Dolayısıyla hem Yeni Asur Dönemi’ndeki Kumme hem de günümüzdeki Xelilan coğrafyası, Van Gölü’nün hemen güneyine düşmektedir. Yani Himme’nin birkaç yüzyıl sonrasında Kumme’ye dönüşmesi, Halila’nın Xelila olması gayet tabiidir. Bu iki yazıtın yazıldığı dönemde Urartuların merkezi bir devlet olduğu ile ilgili hiçbir kayıt henüz bulunmadı. Dolayısıyla bu dönemde aşiretler ayrı güçler halde kendi bölgelerinde hâkimiyet sağlıyorlardı. Ancak bu iki yazıtta da görüldüğü gibi merkezi Orta Asur Devleti, bu hâkimiyeti tanımıyor ve sık sık bu coğrafyalara seferler düzenliyordu.

Orta Asur Dönemi’nden Yeni Asur Dönemi’nin sonuna kadar Asur kralları, kuzeye doğru seferler düzenlemişlerdir. Dönemin süper gücü olan Asur Hanedanlığı, krallığın birçok gereksinimini Urartu coğrafyasından karşılamak istemiştir. Birçok farklı kral tarafından yüzyıllarca devam eden bu seferlerin motivasyonlarına bakıldığında en çok öne çıkan ekonomik ihtiyaçlar; dağlık coğrafyada yaygın olan at yetiştiriciliği, kereste ihtiyacı ve demir madenidir. Asur krallarının yazıtlarına bakıldığında dağlık, yüksek coğrafyada at yetiştiriciliğinin yaygın olduğunu görürüz. Asur kralları, bu coğrafyaya yaptıkları seferlerden sonra vergiye bağladıkları krallardan Asur için at yetiştirmelerini istemiştir. Seferlerin dönüşlerinde de yanlarında her zaman çok sayıda at götürmüşlerdir. Yazıtlardan, Asur krallarının bu taleplerini açıkça görürüz. Bu durum bize, Asur için at ihtiyacının çok önemli olduğunu ve iyi at yetiştiricilerin Urartu coğrafyasında olduğunu göstermektedir. İkinci ekonomik motivasyon için kereste ihtiyacını sayabiliriz. Asur ülkesi, kereste ihtiyacını ağaçlık alanların oldukça fazla olduğu Urartu coğrafyasından karşılamak istediğini açıkça görürüz. Kereste ihtiyacı ile ilgili yazışmalarda ayrıntılar mevcuttur. Örneğin, Urartu ve Asur arasında Yeni Asur Dönemi’nde(MÖ 1000-612) tampon görevi gören ve yerel bir krallık olan Kumme ülkesinin Asur’a kereste göndermekte geciktiği için cezalandırılacağı yazılıdır. Asur otoritesinin, Kumme’den vergi olarak kereste istediği, bu isteğin reddi veya gecikmesi karşısında Kumme’ye seferler düzenlendiği kayıtlarda yazılıdır. Üçüncü ekonomik neden olarak da elbette Demir Çağı’na adını veren demir madenidir. Urartu demir ustaları kendi dönemlerinde oldukça meşhurdur. Urartular, demir madeni konusunda hünerli ellere sahipti. Hem hünerli demir ustalarına hem de demir cevherlerine sahip olan Urartu coğrafyası, Asur krallarının bölgeye göz dikmesindeki bir diğer nedendir. Siyasi ve ekonomik olarak başka nedenler de saysak da bu üç başat ekonomik ihtiyaç, Asurları bölgeye çeken ekonomik motivasyondur.

Yüksek dağların, yüksek platoların, meraların ve yaylaların sahibi Kuzey’in kudretli gücü Urartu’nun, dönemin süpergücü olan, geniş ovaların, kalabalık şehirlerin, büyük düzenli orduların sahibi Güney’in eşsiz gücü Asur’un yüzlerce yıl devam eden mücadelelerini işlemeye üçüncü yazıyla devam edeceğim.

Dipnotlar:

[1] ve [2] : : Luckenbill, Ancient Record of Assyrian and Babylonia, I. Volume, s. 114

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }