Yüksek dağların, yüksek platoların, meraların ve yaylaların sahibi Kuzey’in kudretli gücü Urartu’nun, dönemin süper gücü olan, geniş ovaların, kalabalık şehirlerin, büyük düzenli orduların sahibi Güney’in eşsiz gücü Asur’un yüzlerce yıl devam eden mücadelelerini işlemeye üçüncü yazıyla devam ediyorum.
Orta Asur Dönemi’nde I. Salmanasar’dan sonra tahta geçen I.Tukulti Ninurta (MÖ 1244 - MÖ 1208) da kuzeye doğru seferler gerçekleştirdiğini yazıtlara nakşetmiştir: “Patikalarını benden önce hiçbir kralın geçmediği, yüksek dağları geçtim. Nairi ülkesinin 43 kralı savaşmak için karşıma geçti. Onlarla savaştım ve onları tamamen hâkimiyetim altına aldım.” [1] Yazıtta görüldüğü gibi artık Nairi ismi de kayıtlara geçmeye başlamıştır. Bir önceki kral olan I.Salmanasar, bölge coğrafyasını Uruadri olarak tanımlarken I. Tukulti Ninurta ise Asur’un kuzeyinde kalan coğrafyayı Nairi olarak tanımlıyor. Nairi ülkesinin 43 kralı diyerek bölgede hüküm süren 43 aşiret liderine atıfta bulunuyor. Yazıtlarda görüldüğü gibi Asur kralları sürekli olarak yüksek dağlardan, zorlu patika yollardan bahsetmektedir. Bu husus, coğrafyayı ele geçirmenin aslında kolay olmadığını, kalabalık sayıdaki Asur ordularının bu bölgeleri kontrol altına almakta zorlandığını, ele geçirilse bile bir müddet sonra krallar olarak tanımlanan aşiret liderlerinin Asur hâkimiyetine karşı başkaldırdığını tespit edebiliriz. Nairi’ye yapılan seferlerin temel amacı ise bu ülkenin zengin maden, hayvan ve at stoklarını ele geçirmekti. [2]
Asur kralı 1. Tukulti Ninurta başka bir yazıtta ise çok daha geniş bir coğrafyaya yaptığı bir seferden söz etmektedir: “Paphu ülkesinin topraklarına, Kadmuhu ülkesinin topraklarına, Bushshu ülkesinin topraklarına, Mummu ülkesinin topraklarına, Alzu ülkesinin topraklarına, Madanu ülkesinin topraklarına, Nihanu ülkesinin topraklarına, Alaya ülkesinin topraklarına, Tepurzu ülkesinin topraklarına ve Purulumzu ülkesinin topraklarına saldırdım. Shubaru ülkesinin geniş topraklarına girdim. Bu ülkelerin kralları ayaklarıma kapandı. Geçilmesi imkânsız dağları geçtim. Nairi ülkesinin 40 kralı benimle savaşmak için çeşitli faaliyetlerde bulundular. Onlarla savaşarak onları ağır bir yenilgiye uğrattım. Onların askerlerini kılıçtan geçirdim. Onların topraklarını tamamen hâkimiyetim altına alıp onları sonsuza kadar haraca bağladım.” [3]
Asur yazıtları ile ilgili birkaç hususa değinmekte fayda vardır. Birincisi Asur kayıtlarının, krallar adına, onların ağzından dökülen cümlelerin başkentte ve kutsal görülen dini yapıların önemli yerlerinde sergilenmesi bir güç gösterisidir. Krallar, bu yazıtlarda sürekli olarak kendilerini övmüş, yaptıkları tüm seferleri tanrıları adına yaptıklarını anlatmış ve sürekli olarak kazandıkları zaferlerden bahsetmişlerdir. Yani bu yazıtlar esas olarak o dönemin propaganda aygıtlarıdır. Krallar, bu yazıtlarda çıktıkları başarılı seferlerden, kazandıkları zaferlerden, esir aldıkları düşmanlarından bolca söz etmişlerdir. Dolayısıyla tarihsel kayıt olarak elimizde bulunan bu yazıtlar, tek taraflı olarak bir kesimin bakış açısı ve propagandası ile doludur. Asur kralı I. Salmanasar, I. Tukulti Ninurta ve diğer tüm Asur kralları, yaptıkları savaşları, çıktıkları seferleri haklı ve meşru göstermiş, düşman olarak kodladıkları tüm halkları ve onların liderlerini kendi propaganda makineleri içerisinde yok edilmeyi hak eden unsurlar olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla önemli tarihsel kayıtlar olsa da bu yazıtlar sadece bir tarafın gözünden ve belli amaçlarla oluşturulmuştur. Asur kralı konuşurken, Nairi ülkesinin liderleri konuşmuyor. Asur kralları bize seferleri anlatırken, Himme ve Halila’nın liderleri ne yaptılar bilmiyoruz. Nairi ülkesinin liderlerinin yazıtları ortaya çıkarılmadığı için onların gözünden bu savaşları, seferleri ve olayları göremiyoruz. Asur krallarının çıktığı seferlerin sonuçları, yapılan savaşlar ve diğer olayların karşı bir bakış açısını ancak yüzyıllar sonra Urartu Kraliyet Dönemi’nde (Milattan sonra 860 – 600) Urartu merkezi devletinin krallarının yazıtlarında görürüz. O kısma zaten merkezî krallık dönemindeki Urartular kısmında değineceğiz. Asur kralî yazıtlarına bakarken bu saydığım hususlara dikkat etmekte fayda vardır.
Bir sonraki yazıda kronolojik olarak bu mücadelelerden ve yazıtlardan bahsedeceğim.
Dipnotlar:
[1] : Luckenbill, Ancient Record of Assyrian and Babylonia, I. Volume, s. 114; Çilingiroğlu, Urartu Tarihi, s. 6; A. K. Grayson, Assyrian Royal Inscriptions, Volum II, Weisbaden, 1976, s. 736.
[2] : Grayson, Assyrian Royal Inscriptions, II. Volum s. 710
[3] : Grayson, Assyrian Royal Inscriptions, I. Volum, Otto Harrossowitz, s. 108