Teknoloji devlerine karşı "adil pazarlık" iddiasıyla hazırlanan "Dijital Telif ve Çevrimiçi Haber İçerikleri Hakkında Kanun Teklifi", TBMM Başkanlığına sunuldu. MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk imzasıyla verilen ve bugün Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'na havale edilen teklif, ilk bakışta "basın kuruluşlarını koruma" vaadi taşısa da uluslararası örnekler, küçük ve bağımsız medya için umut vadetmiyor.
‘BÜYÜK’LERE ÖZEL PAZARLIK MASASI
Teklifin en dikkat çekici noktası, her dijital platformun değil, sadece "Kapsama Giren Büyük Dijital Platformların" (yıllık brüt geliri 100 milyon TL'yi aşan veya 1 milyondan fazla aktif kullanıcısı olanlar) pazarlık masasına oturacak olması. Bu durum, dijital dünyadaki tekelleşmeyi kırmak bir yana, mevcut devler ile ana akım medya sermayesi arasında kapalı kapılar ardında yeni bir "gelir paylaşımı" düzeni kurulacağı endişesini doğuruyor.
"LİNK VERGİSİ" Mİ, TELİF HAKKI MI?
Her ne kadar yasa metninde "Dijital telif" ifadesi kullanılsa da bilişim hukuku çevrelerinde ve Avrupa Birliği'ndeki benzer süreçlerde "link vergisi" tanımı kullanılıyor. Bu tanımın temel sebebi, platformların sadece bir haberin başlığını veya küçük bir önizlemesini paylaşması durumunda bile ödeme yükümlülüğü altına girmesi.
Teklifin 2. maddesi, "salt bağlantı" (URL) paylaşımlarını kapsam dışı tutsa da haber başlığı, spot, küçük görsel veya otomatik özet gibi "ek unsurlar" içeren her türlü paylaşımı "Ekonomik değer yaratan kullanım" olarak tescil ediyor. Bu durum, bilginin serbest dolaşımını kısıtlaması ve platformların maliyetten kaçınmak için bağımsız medya linklerini tamamen engellemesi gibi riskler barındırıyor. Nitekim Avustralya ve Kanada'da yaşanan "haber karartmaları", bu tür bir "vergilendirme" mantığının sonucunda dijital devlerin habere erişimi tamamen kesmesiyle sonuçlanmıştı.
AVUSTRALYA ÖRNEĞİ: DEVLERİN SAVAŞINDA KAYBEDEN KÜÇÜKLER OLDU
Teklif, 2021 yılında Avustralya’da yürürlüğe giren "Haber Medyası Pazarlık Yasası" (NMBC) ile büyük benzerlik taşıyor. Ancak Avustralya örneği, bu tür yasaların kime hizmet ettiğini açıkça ortaya koyuyor:
Devler anlaşmaya yanaşmıyor: Meta (Facebook), Mart 2024 itibarıyla Avustralya'daki haber içerikleri için ödeme yapmayı durduracağını ve sözleşmeleri yenilemeyeceğini açıkladı. Google da Mayıs 2025'ten bu yana birçok yayıncıyla olan anlaşmalarını ya yenilemedi ya da ciddi indirimlerle pazarlık masasını tıkadı.
Murdoch ve diğerleri kazandı: Avustralya’da elde edilen yıllık 200-250 milyon dolarlık gelirin aslan payı, yasanın en sert savunucularından Rupert Murdoch’un News Corp'u ile Nine Entertainment ve Seven West Media gibi dev medya gruplarına gitti. Bağımsız gazeteciler ve küçük yerel yayıncılar ise platformların "muhatap almama" duvarına çarparak bu pastadan neredeyse hiç pay alamadı.
"GERİYE DÖNÜK TAHSİLAT" VE "AYRIMCILIK" BELİRSİZLİĞİ
MHP’nin teklifinin 12. maddesi, dijital telif tutarının platformun brüt gelirinin en az %1'i olmasını öngörüyor. Ancak bu payın hangi kriterle dağıtılacağı; üretim maliyeti, erişim ve "içeriğin kamusal değeri" gibi muğlak parametrelere bırakılmış durumda. Teklifte "yerel ve bağımsız medyanın desteklenmesi" bir temenni olarak yer alsa da pazarlık gücü yüksek olan holding medyasının bu süreçte küçükleri yine "algoritma dışı" bırakması işten bile değil.
Ayrıca teklif, platformlara Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirirken, uymayanlara yıllık gelirlerinin yüzde 10'una kadar ağır para cezaları ve reklam kısıtlaması öngörüyor. Bu durumun, Meta'nın Avustralya ve Kanada'da yaptığı gibi haber içeriklerini Türkiye'de tamamen erişime kapatmasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı da büyük bir soru işareti olarak duruyor.
Özet olarak yasa teklifi, yerel ve bağımsız basını korumaktan ziyade, dijital devlerle medya baronları arasında bir "uzlaşma zemini" aramaktan öteye gitmiyor gibi görünüyor.