Güncel

MHP'li Feti Yıldız'dan 'dezenformasyon yasası' açıklaması: "Beş şartın bir arada olması gerekir"

Kamuoyunda "Sansür Yasası" olarak nitelendirilen ve muhalefetin "giyotin" benzetmesi yaptığı düzenlemeyi savunan MHP'li Feti Yıldız, yasanın bir sansür mekanizması olmadığını öne sürdü.

MHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesiyle ilgili yeni bir açıklama yaptı.

Eski Cumhuriyet Başsavcısı ve BirGün yazarı İlhan Cihaner’in hatırlatmaları ile CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yasayı bir "giyotin" olarak nitelendirmesinin ardından gelen açıklamada Yıldız, düzenlemenin bir "sansür yasası" olmadığı iddiasında bulundu. Yıldız, suçun oluşması için yasada belirtilen beş şartın aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini öne sürdü.

Feti Yıldız’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

"Dezenformasyon yasası ile ilgili yapılan tartışmalarda bazı kavram setlerini hatırlatmak gereği duydum. Ceza yargılamasının amacı, istikrar kazanmış yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide ifade edildiği gibi, insan onuruna yaraşır biçimde hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, araştırılıp bulunmasıdır. Yapılacak araştırma ve soruşturma mutlak ve elbette sınırsız değildir. Bu araştırmalar sırasında kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur.

Hakim ispat faaliyeti sırasında bütün şüpheleri yenerek rasyonel temellere dayalı tam bir vicdani kanaate ulaşmalıdır. Bu kanaat her türlü şüpheden uzak, kesin, objektif ve inandırıcı olmalıdır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gereğince, hiç kimse kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; hiç kimse bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda gösterilen cezadan daha ağır bir ceza ile de cezalandırılamaz.

Kanun yapma yetkisi yasama organına ait bir yetkidir. Suç ve ceza içeren kurallar ancak yasama organı tarafından konulabilir. İdarenin düzenleyici işlemlerle suç ve ceza içeren kural koyma yetkisi yoktur. Suç ve ceza bireyin toplumsal hayatını esaslı bir şekilde etkilediğinden kişilere uygulanacak normun çerçevesi katı bir şekilde çizilmek zorundadır. Suç ve ceza içeren maddi ceza hukuku normları arasında kıyasa yer yoktur.

"TÜM ELEŞTİRİLER GÖZ ÖNÜNE ALINMIŞTIR"

Aklın ve sabrın kılavuzluğunda haklı veya haksız şekilde iddia edilen şeyleri dikkatlice izliyoruz. Evvel emirde belirtmek gerekirse tehlike suçlarının ifade özgürlüğünün kullanılması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlaşılmalara elverişli bir alan yarattığı açıktır. Yakın bir tarihe kadar demokratik hukuk devletlerinin, tehlike suçu düzenlemekten olabildiğince uzak durduğu herkesin malumudur. Yasa teklifi hazırlanırken tüm eleştiriler göz önüne alınmıştır.

Çeşitli sebeple tehlike suçları her ülkenin ceza kanunlarında yer bulmuştur. İftira, küfür, şeref ve saygınlığını zedeleyici söz ve beyanlar; müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar; farklılıklar arasında nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmak hukuki koruma görememekte, cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Amaç, toplum hayatının huzur ve güvenlik içinde yürümesi ve kamu barışını korumaktır. Daha önce işaret ettiğimiz gibi Dezenformasyon yasası hazırlanırken birçok Batılı ülkenin mehaz kanunu ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Teklifin kanunlaşması sırasında uzun tartışmalar yapılmıştır. Suçun oluşması için gerekli beş şartın bir arada olması gerekliliği anlatılmıştır. İlk imzacısı olduğum kanun bir sansür kanunu değildir.

"SOMUT TEHLİKE SUÇU"

Sonuç olarak, TCK'daki düzenlemede: Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenlenmiştir. 'Kamu barışını bozmaya' elverişli olması suçun oluşması için ilk şarttır. Bu suç somut tehlike suçudur.

'Dezenformasyon' olarak nitelendirilen fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için fiilin, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmıştır. Dezenformasyona konu içerik, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabilir. Yasanın aradığı beş şart bir arada gerçekleşmez ise Dezenformasyon suçu oluşmaz. (TCK 217 A)

'Kamu Barışına Karşı Suçların' ortak hükümleri TCK 218. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. cümlesinde geçen 'Ancak haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz' hükmü bir hukuka uygunluk suçunu oluşturmaz

ALMAN CEZA KANUNU 'ÖRNEĞİ'

Alman Ceza Kanunu'nda bir kişi ile ilgili aslı olmayan, doğrulanamayacak veya açıkça yalan haber yapmak ağır şekilde cezalandırılmaktadır. Bir fiilin bu suç kapsamına girebilmesi için kişiyi karalayabilme kapasitesinin olması ya da o kişi hakkında kamuoyunu olumsuz yönde etkileyebilmesi yeterlidir. Suçun kamuya açık bir şekilde veya yazılı materyalin dağıtılmasıyla gerçekleşmesi halinde verilecek ceza iki yıl hapistir. Kasıtlı fiil kamuya açık bir toplantıda gerçekleşmişse veya yazılı bir materyal dağıtılarak yapılmışsa fail beş yıl hapis cezasına çarptırılmaktadır. Bu suç bir siyasetçiye karşı, siyasetçinin kamusal faaliyetlerini yürütmesini zorlaştıracak bir biçimde işlenmişse üç aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Sosyal medya platformları genellikle bu bağlamda; paylaşımların kapalı gruplarda gerçekleşme durumları hariç, kamuya açık alanlar olarak değerlendirilmektedir.

Almanya'da cezalar oldukça ağırdır. Peki bu düzenlemeye rağmen Almanya basın özgürlüğü sıralamasında kaçıncı sırada biliyor muyuz? Dezenformasyon/Yalan Haber Kanunu yürürlüğe girmeden önce 15. sırada iken kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 11. sıraya yükselmiştir. 2016’dan itibaren 30’un üzerinde ülkede bir şekilde yalan haberlere ve dezenformasyona yönelik müdahale yapıldığını görmekteyiz. Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya gibi bazı ülkeler dezenformasyonu/yalan haberi yeni bir suç türü kapsamında ele almaktadır. ABD, Güney Kore, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde yasal düzenlemeler ve hükümetlerin aldıkları inisiyatifler ortadadır.

"DEZENFORMASYON KANAAT OLUŞTURMA ÖZELLİĞİNİ TAHRİP EDER"

Ülkeler tarafından alınan önlemler ve yasal düzenlemelerle yalan haberin engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu uygulamaların gerek dezenformasyon ve yalan haber konusunun yeniliğinden gerekse ülkelerin içerisinde bulundukları özgün koşullar nedeniyle ortaya çıktığı söylenebilir. Dezenformasyon güveni yok ettiği gibi, kanaat oluşturma özelliğini de tahrip etmektedir. Avrupa Birliği, dezenformasyon ve yalan haberin yol açabileceği olası toplumsal tehlikelere karşı dezenformasyonla ilgili bir uygulama kodu oluşturmuştur. Avrupa Komisyonu hem çevrimiçi mecraların hem de bu mecralar tarafından teşkil edilen yeni pazarın düzenlenmesi için bir seri tedbir almıştır.

Maalesef bazı bilgi ve haberler, toplumları yönetmek, gerçeği bükmek, hakikati karartmak, algı yaratmak için kullanılmaktadır. Suç, toplumsal düzenin devamı açısından korunması gereken hukuki değerlerin bilerek ve istenerek ihlalini ifade eden insan davranışlarıdır. Bir başka ifadeyle; tipe uygunluk, hukuka aykırılık ve kusurluluk niteliklerine sahip bir eylemle ceza normunun ihlalidir. Yalan haber suçu bir tehlike suçudur. Ancak tehlike suçu kavramının, faile ilişkin tehlikelilik haliyle ilgisi yoktur; suçun maddi öğesi ile ilgilidir. Ceza hukuku, yalnız insan hareketlerinden bilfiil doğan sonuçlarla değil doğabilecek sonuçlarla da ilgilenir. Bu noktada tehlike kavramı karşımıza çıkar. Çağdaş hukukta tehlike olasılıktan başka bir şey değildir. Zarar doğurmaya elverişli tehlike korunan hukuksal değeri bozabilecek nitelikte bulunduğu takdirde tehlike doğar ve buna bağlı olarak da suç oluşur."

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }