Modern Sömürgecilik Planı- Venezuela

19. ve 20. yüzyıllar, ulusal kurtuluş mücadelelerinin zirveye ulaştığı bir dönemdi. Bu süreçte yükselen ulusal hareketler, eski sömürgeci güçler olan İngiltere, Fransa ve İspanya için bir devrin kapanmasına yol açarken; aynı zamanda başka bir sömürgecinin ortaya çıkmasına ve yeni sömürü araçlarının uygulanmaya başlanmasına zemin hazırladı.

19. yüzyıl Latin Amerika’sı, İspanyol sömürgeciliğine karşı yeni bir müttefik görüntüsü altında sahneye çıkan ABD’nin yeni oyun alanına dönüşüyordu. Simón Bolívar öncülüğünde başlayan Kolombiya ve Venezuela’daki ulusal kurtuluş mücadelesi, Ekvador ve Panama’nın da katılımıyla Büyük Kolombiya’nın doğuşunu sağladı. Bolívar’dan yaklaşık iki yüzyıl sonra ise Latin Amerika, bu kez yeni tip sömürgeciliğin hedefi haline geldi.

ABD Senatosu ve Pentagon yetkilileri son dönemde ‘narkoterör’ söylemini giderek daha sık kullanarak Kolombiya ve Venezuela üzerinde politik baskı üretmeye çalışmaktadır.

Başkan Trump’ın kendi içinde tutarsız, ‘barış yanlısı’ olarak sunulan söylemi ise son iki ayda açık biçimde savaş generallerini andıran bir dile evrilmiştir.

ABD, Karayipler’de askeri varlığını artırarak Porto Riko, Haiti ve Trinidad-Tobago’yu fiilen birer cephaneliğe dönüştürmüştür. Hollanda’ya ait sömürge adalarının Venezuela’ya karşı silahlandırılması da ABD’nin hedefinin yalnızca Venezuela ile sınırlı olmadığını göstermektedir. Yeni cephenin en kritik halkaları Kolombiya ve Küba’da şekillenmektedir.

ABD artık geçmişte olduğu gibi faşist darbeleri örgütlemek yerine, doğrudan başkan belirleyen ve açık askeri müdahale tehditleri savuran bir strateji izlemektedir. Peru’da Pedro Castillo’ya yönelik siyasi darbede başarı sağlayan ABD, Brezilya’da Bolsonaro üzerinden aynı sonucu elde edememiştir. Yeni sömürge imparatorluğu, ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü Latin Amerika’da Çin ile girdiği değerli mineral ve maden rekabetinde ise bir adım ileri, iki adım geri gitmektedir.

Çin-Rusya bloğunun Latin Amerika’da BRİSC eliyle örgütlenmesi ABD’nin uzak ülkelere yapılan müdahale politikasından kendi bölgesine odaklanma planına dönüşünü sağladı. Venezuela petrolüne uygulanan yüksek ambargo Kolombiya ve Küba’da enerji krizine dönüşüyor. Cartel ve Kokain karşıtı politikalar bahane edilerek Karayipler’de ABD dışında duran tüm ülkelere ticaret ambargosu uygulanıyor. Bu durumun renkli devrimler üreticileri için bir fırsat doğurması doğuramadığı durumda ise açık işgal seçeneğini kullanma tehditleri seçenek gibi gösteriliyor.

ABD tehditlerinin giderek arttığı bu dönemde, Latin Amerika’daki yurtsever ve sol hareketlerin karşı duruşu da hız kazanmaktadır. Başta Kolombiya’da faaliyet yürüten Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) olmak üzere, Brezilya’daki işçi hareketleri ve Meksikalı sosyalist yapılar, Venezuela’ya yönelik olası bir müdahale durumunda enternasyonal taburlar kuracaklarını ilan etmiştir. ABD açısından Maduro karşıtlığı, Avrupa’da giderek prestijli bir siyasal pozisyona dönüşse de, Latin Amerika’da bu tutum tam tersine anti-emperyalist güçler arasında yeni ve güçlü bir birleşmenin zeminini oluşturmaktadır.

ABD bloğu için seçenekler ikiye inmişken Latin Amerika ezilen ulusları için tek seçenek var. Maduro yanlış politikalarının 2 Şubat Bolivarcı devrimi için bir son ya da yeni bir rota yaratması mümkün mü bu süreç bunun belirleyicisi olacak.

Kolombiya’da halkçı Petro iktidarı ise göreve geldiği günden beri ilk kez doğrudan ABD ile karşı karşıya gelme durumu ile karşı karşıya kalıyor.

Başkan adayı Uribe suikastı sonrası Kolombiya sağının hedefi olan Gustavo Petro iç politikada ELN ile barış görüşmelerinde sonuç almaya çalışıyor. Kolombiya solu Petro ile ELN arasında süren yarı gerilimli süreçte ikiye bölünmüş durumda. ELN ise diyalog süreci ve alan genişletme arasında çırpınıyor. Küba’nın müzakere önerilerine kayıtsız kalamayan ELN aynı anda Kolombiya oligarşisinin Körfez Klanı ve FARC -EP kullanmasına karşı savaş kararı alıyor. Bu ikili durum Kolombiya’da uzun süre sonra iktidara gelen sol iktidara karşı sağın elini güçlendiriyor.

Latin Amerika solu ABD’ye karşı koymak veya kendi gündemleri arasında derin bir çelişki yaşıyor. Bu durum hem sağcıların hem de yeni sömürgeci ABD rejiminin politik eksenin kuvvetlendiriyor. Venezuela’ya uygulanan ambargo ve tehditler küresel gündemde bir tavır almanın önüne geçiyor. Tarih Latin Amerika ulusları için yeni bir kırılma anı yaratıyor. Çelişki yeni savaşlar doğuruyorken temel çelişki ile baş çelişki uluslar ve sınıflar için yeni bir iktidar mücadelesi doğurabilir.

* “Zor bir araçtır, asıl amaç ekonomik çıkardır.”

*Friedrich Engels
{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }