Nicolas Maduro, Venezuela siyasetinde uzun yıllardır etkin bir isim olarak biliniyor. Eski bir otobüs şoförü olan Maduro’nun sendikalarda yöneticilik yaptığı, ardından milletvekilliği ve 1998’de Meclis Başkanlığı görevinde bulunduğu aktarılıyor. Bolivar Devrimi’nin kurucusu Hugo Chávez’in halefi olarak öne çıkan Maduro, 2006–2013 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. Chávez’in 2013’teki ölümünün ardından önce geçici devlet başkanı oldu ve aynı yıl yapılan seçimde cumhurbaşkanı seçildi.
Eşi Cilia Flores’in de uzun yıllar Chávez’i savunan avukatlar arasında yer aldığı belirtiliyor.
TARTIŞMALI İÇ SİYASET SÜREÇLERİ VE ELEŞTİRİLER
Maduro yönetimi, özellikle 2017’de kurulan ve muhalefetin çoğunlukta olduğu Ulusal Meclis’i etkisizleştirdiği belirtilen Kurucu Meclis süreciyle yoğun eleştirilere konu oldu. Maduro bu adımı “uzlaşma ve barış” çerçevesinde savunurken, muhalifler bunun iktidarı güçlendirme hamlesi olduğunu öne sürdü.
Maduro’nun 2018’deki seçimleri kazandığı açıklanmış, ancak düşük katılım ve seçim sürecine ilişkin tartışmalar gündemde yer almıştı. Yönetim, muhalefet tarafından demokrasi ve insan haklarına dair ihlaller iddialarıyla da eleştirildi.
EKONOMİK KRİZ, GÖÇ VE YAPTIRIMLAR
Venezuela, uzun süredir ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya. 2019’da enflasyonun çok yüksek seviyelere çıktığı, bunun Latin Amerika tarihinin en büyük kitlesel göç dalgalarından birini tetiklediği değerlendirmeleri bulunuyor. Maduro ise krizin nedenini “ekonomik savaş” olarak tanımladığı dış etkenlere bağladı.
2019’da dönemin Meclis Başkanı Juan Guaidó’nun kendisini geçici devlet başkanı ilan etmesi, ülkede siyasi krizi derinleştirdi. ABD, Avrupa Birliği ve bazı ülkeler Guaidó’yu tanırken; Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkeler Maduro’nun Venezuela’nın seçilmiş devlet başkanı olduğunu savundu.