Sendika Ağaları ve Sınıftan Kopuş

Sendika; işçi ve emekçilerin ortak ekonomik, sosyal ve demokratik haklarını korumak için kurdukları sınıf örgütüdür. Kamu emekçileri de bu bütünün ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla sendikayı işçi ve emekçilerin örgütü olarak tanımlamak yanlış değildir.

Ne var ki bugün sendikalar, tarihsel misyonlarından her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır. Özellikle Sovyetler Birliği'nin çözülmesinin ardından sermayenin küresel saldırısı karşısında sendikal hareket büyük bir gerileme yaşadı. Türkiye de bu tablodan bağımsız değildir. Sendikalı işçi oranı düşüyor, örgütlenme zorlaşıyor, grev hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor. Ancak suçu yalnızca siyasal iktidarlara ve patronlara yüklemek de gerçeğin tamamını anlatmıyor.

Asıl sorunlardan biri, sendikaların önemli bir bölümünün sınıftan kopmuş olmasıdır. Sendika yöneticileri yıllarca aynı koltuklarda oturuyor. Kongreler çoğu zaman tabanın iradesini değil, mevcut yönetimlerin gücünü yeniden üreten mekanizmalara dönüşüyor. Sendikacılık, mücadele alanı olmaktan çıkıp profesyonel ve konforlu bir mesleğe dönüşüyor.

Son günlerde gündeme gelen sendika başkanlarının maaşlarına ilişkin iddialar da bu çürümenin en görünür örneklerinden biri oldu. DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası Genel Başkanı hakkında aylık 600 bin lira maaş aldığı yönünde iddialar gündeme gelirken, Hak-İş'e bağlı Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı hakkında ise aylık 1 milyon 58 bin lira maaş aldığı, yılda beş maaş tutarında ikramiye aldığı ve ayrıca sendika gelirlerinin yüzde 3'ü oranında temsil gideri kullandığı yönünde iddialar kamuoyuna yansıdı. Bu iddiaların doğru olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak doğruysa, ortada yalnızca yüksek maaşlar değil, sınıf vicdanını derinden yaralayan bir tablo vardır. Bir işçi ay sonunu getiremezken, onu temsil ettiğini söyleyen sendika yöneticilerinin milyonluk gelirler, ikramiyeler ve ayrıcalıklarla anılması kabul edilebilir değildir.

Daha çarpıcı olan ise şudur: Bugün mücadeleci çizgisiyle öne çıkan bağımsız sendikalardan neredeyse yalnızca BİRTEK-SEN ile Bağımsız Maden-İş sahada gerçek anlamda işçi mücadelesi yürütmektedir. Kamuoyunda bilinen ücret düzeyleri dikkate alındığında, bu iki bağımsız sendikanın başkanlarının maaşlarının, Özçelik-İş Genel Başkanı hakkında dile getirilen 1 milyon 58 bin liralık maaşın yalnızca 58 bin liralık bölümüne dahi ulaşmadığı ifade edilmektedir. Mücadele edenlerin mütevazı, koltuğa yerleşenlerin ise milyonluk gelirlerle anılması, başlı başına bir sendikal krizdir.

Üç büyük işçi konfederasyonuna kim ne kadar çağrı yaparsa yapsın, büyük olasılıkla üç maymunu oynamaya devam edeceklerdir. Oysa yapılması gereken son derece basittir. Eğer ortaya atılan iddialar doğru değilse, bunu yalanlamanın yolu sessizlik veya hamaset değil, şeffaflıktır. Genel başkanların maaşları, huzur hakları, ikramiyeleri, temsil giderleri ve sendikaların mali tabloları kamuoyuna açıklanmalıdır. İşçinin aidatıyla ayakta duran kurumların hesap vermesi bir lütuf değil, zorunluluktur.

KESK bünyesindeki sendikalarda ise kuruluşundan bu yana yöneticilerin, görevlerinden önce aldıkları kamu emekçisi maaşına denk bir ücret almaları, sendikacılığın bir rant kapısına dönüşmemesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Elbette burada da esas olan tam mali şeffaflıktır.

Bugün sendikaların en büyük sorunu üye sayısının azalması değil, güven kaybıdır. İşçiler patronların sömürüsüne karşı mücadele edecek örgütler ararken, karşılarında lüks makam araçları, astronomik maaşlar, bitmek bilmeyen temsil giderleri ve koltuğa yapışmış yöneticiler görüyor.

Sendikalar birkaç yöneticinin kariyer basamağı değildir. Sendikalar işçi sınıfının ortak emeğiyle kurulmuş mücadele örgütleridir. O nedenle hiç kimsenin "hesap vermem" deme lüksü yoktur.

İşçinin alın teriyle oluşan aidatlar, işçinin mücadelesi için kullanılmalıdır; sendika ağalarının saltanatı için değil.

Ve unutulmamalıdır ki; işçiden kopan sendika, sonunda yalnızca sınıfından değil, tarihinden de kopar.

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }