Güncel

SES’ten “barış” çağrısı: “Savaş bir halk sağlığı sorunudur”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Ortadoğu’daki çatışmalara dikkat çekerek hastanelere yönelik saldırıları kınadı

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi, Türkiye, Suriye, Rojava ve Ortadoğu’da süren çatışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, savaşın yalnızca siyasi değil aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayarak barış çağrısında bulundu.

Sendika tarafından yapılan yazılı açıklamada, savaşların ölüm, sakatlık, göç, yoksulluk ve toplumsal travmalara yol açtığına dikkat çekilerek, çatışma ortamlarının emek sömürüsünü derinleştirdiği ifade edildi. Açıklamada, savaş politikalarının sağlık ve sosyal hizmet alanlarını da doğrudan etkilediği belirtilerek, sağlık kurumlarına yönelik saldırıların kabul edilemez olduğu kaydedildi.

SES, Suriye’nin Kamışlo kentinde bir kalp ve göz hastanesine yönelik drone ve bombalı saldırı düzenlendiğine dair haberlerin kendilerine ulaştığını belirterek, daha önce Gazze ve Halep’te olduğu gibi sağlık tesislerinin hedef alınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu tür saldırıları en sert şekilde kınadıklarını açıkladı.

Açıklamada ayrıca, bölgedeki çatışmaların farklı halklar üzerindeki etkilerine değinilerek, sınır hattının iki tarafında yaşayan toplumlar arasındaki akrabalık ve sosyal bağların güçlü olduğu hatırlatıldı. Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin süreci olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

SES Merkez Yönetim Kurulu, toplumsal sağlık ve huzur için barış, demokrasi ve eşitlik vurgusu yaparak, savaşa karşı barışın savunulmaya devam edileceğini bildirdi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Türkiye’de, Suriye’de, Rojava’da, Ortadoğu’da Ve Dünyada BARIŞ! Daha öncede defalarca ifade ettiğimiz gibi savaş bir halk sağlığı sorunudur. Savaşın ölüm, sakatlık, açlık, yoksulluk, göç ve trajedi olduğunu defalarca deneyimledik. Savaş; aynı zamanda ucuz işçilik ve sömürünün derinleşmesi anlamına gelmektedir. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri eliyle Ortadoğu’da yürütülen paylaşım savaşları ile emekçilere yönelik sömürüyü derinleştiren baskı politikaları eş zamanlıdır.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de sürekli savaş ve çatışma politikalarını “milli beka sorunu” olarak lanse eden iktidarlar toplumu susturarak vahşi sömürü koşullarını, esnek ve kuralsız çalışmayı, mobbingi, liyakatsizliği ve işçi cinayetlerini emekçilere ve işçilere reva görmektedir. Savaşın yıkıcılığı sadece bununla da sınırlı kalmamaktadır.

Evrensel hukuk ve Cenevre sözleşmesi gibi büyük mücadeleler ile yaratılan değerleri de ayaklar altına almaktadır. Sağlık ve sosyal hizmet alanında örgütlü bir sendika olarak savaşa karşı barışın ve yaşamın yanında yer alarak hiçbir gerekçe ile sağlık kurumlarına yönelik saldırıları kabul etmiyoruz. Bölgeden gelişmeleri aktaran gazetecilerin aktardığı haberlere göre dün Suriye/Rojava’daki Kamışlo kentinde Kalp ve Göz Hastanesi’nin önce drone saldırısına uğradığını, ardından da bomba yüklü bir motorla hastaneye saldırı düzenlendiğini haberleri gelmektedir. Daha önce Gazze’de ve Halep’te olduğu gibi Kamışlo kentinde de hastanelere yapılan saldırıları en sert şekilde kınadığımızı belirtmek isteriz.

Suriye’de yaşayan Alevilere olduğu gibi ülkemizde yaşayan 25-30 milyon Kürd’ün akrabası olan Suriye genelinde ve Rojava bölgesinde yaşayan Kürtlere yönelik HTŞ ve bağlı çete güçleri tarafından kazanımlarına yönelik saldırılar soykırım tehdidini barındırmaktadır. Türkiye ve Suriye’yi ikiye bölen 877 km’lik sınır boyunca iki yakada yaşayan Kürtler, Aleviler, Türkmenler vb. halkların akrabalıkları ve duygusal bağları çok güçlüdür. İktidara sesleniyoruz! Türkiye’de Kürt sorununda çözüm tartışmalarının sürdüğü bir dönemde Türkiye’de yaşayan Kürtlerin ve diğer halkların akrabası olan Rojava halklarının aleyhine atılan her adım ve söylem ülkemizdeki çözümü de sabote anlamına gelmekte ve ciddi anlamda sürece dair güvensizlik ve kırılmaya yol açmaktadır.

Ülkemiz halklarına yapacağınız en büyük iyilik devletin tüm olanakları ile Rojava’da yaşayan halkların yanında durmaktır. Yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü savunmak; bugün Rojava’da direnen halkların yanında durmayı gerektirir. Emek sömürüsüne, yağmaya karşı durmak savaşa karşı barışı savunmaktan geçer. Toplumsal sağlıklılık halimiz için savaşa karşı barışı, baskıya karşı demokrasiyi, kapitalist emperyal saldırganlığa karşı hakların eşitliliğini ve kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }