Güncel

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB: Ortadoğu halklarının kaderi emperyalizme teslim edilemez

Türk Tabipleri Birliği, DİSK, KESK ve TMMOB ile birlikte yaptığı ortak açıklamada, Suriye merkezli çatışmaların emperyalist politikaların sonucu olduğunu vurguladı; halkların eşit, özgür ve barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik provokasyonları kınadı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), DİSK, KESK ve TMMOB, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, Suriye’de Halep merkezli olarak süren çatışmaların ve sonrasında Rojava’ya yönelen saldırıların, emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının bir sonucu olduğu ifade edildi. Emperyalist müdahalelerin; halkların eşitliğini, laikliği ve birlikte yaşama iradesini hedef aldığı vurgulandı.

TTB ve birlikte açıklama yapan emek ve meslek örgütleri, Halep’ten sonra Kürt halkının yaşam alanlarına yönelik saldırılar ile Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlara dönük sistematik dışlamaların tesadüf olmadığını belirtti. Açıklamada bu saldırıların, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmeyi ve bölgeyi kalıcı bir çatışma alanına dönüştürmeyi amaçladığı kaydedildi.

Savaş ve çatışmaların bedelini en ağır şekilde emekçilerin ödediği vurgulanan açıklamada, demokrasi, barış ve adalet mücadelesinin yalnızca politik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Emperyalist güçlerin bölgedeki müdahalelerinin yeni göç dalgalarına, yoksulluğa ve güvencesizliğe yol açacağı uyarısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, Ortadoğu’da gerici ve mezhepçi politikaların tarihsel olarak yalnızca kan ve gözyaşı ürettiği belirtilerek, bölge ülkelerinin eşitlik, özgürlük ve barış temelinde bir arada yaşamı esas alan politikalar geliştirmesinin hayati önemde olduğu vurgulandı.

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB; barışı savunan yurttaşlara, demokratik toplumsal muhalefete ve emek meslek örgütlerine kulak verilmesi gerektiğini ifade ederek, halkların birlikte yaşama iradesini hedef alan provokasyonları kınadı. Açıklamada, bayrağa yönelik saygısızlığın kabul edilemez olduğu belirtilirken, toplumun büyük bölümünün bu tür provokasyonlara karşı ortak tutum almasının umut verici olduğu vurgulandı.

Ortak açıklama, “Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.” denildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Ortadoğu Halklarının Kaderi Emperyalizme ve Gerici Karanlığa Teslim Edilemez! Barış İçinde Birlikte Yaşama İrademize Yönelik Provokasyonları Kınıyoruz! Suriye’de Halep merkezli olarak süren ve IŞİD artığı gerici güçler eliyle gerçekleştirilen saldırılar, emperyalizmin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının en açık örneğidir.

ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi tarafından desteklenen bu yapılar; halkların eşitliğini, laikliği ve bir arada yaşama iradesini doğrudan hedef almaktadır. Halep’ten sonra Rojava’ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok sayılması ve onlara karşı uygulanan katliamlar tesadüf değildir.

Bu saldırıların temel amacı, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek, çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmektir. Bu yönelim, farklı halkların ve inançların eşit koşullarda bir arada yaşamasının önündeki en büyük engellerden biridir. İşçi sınıfının, emekçilerin barışı ve kardeşliği savunmak dışında bir seçeneği yoktur. Biliyoruz ki; savaşların, çatışmaların ve şiddetin bedelini en fazla emekçiler öder. Bu yüzden ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada demokrasi, barış, adalet ve insanca bir yaşam mücadelesi emekçiler başta olmak üzere tüm toplumun geleceği ve ekmeği için hayati önemdedir.

Emperyalist güçlerin, İran’a yönelik olası bir saldırıyı da kapsayacak şekilde Ortadoğu’da yeni bir paylaşım ve dizayn amaçları, Suriye’de HTŞ eliyle bölgeyi sürekli çatışma ve kaos içinde tutmaya hizmet etmektedir. Nitekim Suriye’nin güneyini Paris Antlaşması ile İsrail işgaline açan HTŞ’li Suriye Geçici Hükümeti, eş zamanlı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere yönelik büyük bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş, yerleşim alanları tahrip edilmiş ve cezaevlerinden kaçan yüzlerce tutuklu IŞİD’li yeni saldırılar için hazırlık yapma olanağı bulmuştur. Ankara 10 Ekim Katliamı, Suruç, Atatürk Havaalanı başta olmak üzere ülkemizde gerçekleştirilen pek çok saldırının faili olan IŞİD, El Kaide ve El Nusra artığı gruplar ile diğer cihatçı güçlerin yalnızca Suriye için değil tüm bölge açısından büyük ve kalıcı bir tehdit oluşturduğu açıktır.

Tarihsel olarak seküler yaşam karşıtı, cihatçı siyasal anlayışlar Ortadoğu’da günümüze kadar devam eden -yalnızca kan ve gözyaşıyla sonuçlanmış- insanlık trajedileriyle dolu bir tarih yaratmıştır. Bu nedenle başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin emperyalist planlar karşısında uyanık olması, etnik, dinsel, mezhepsel her tür çatışmanın üzerinde eşitlik, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşamaya yönelik politikalar geliştirmesi geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde ülkemizde ve bölge ülkelerinde bir savaş ve yıkım düzeni ortaya çıkacak, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik toplumları yok edebilecektir.

Çatışmaların yoğun olduğu ülkelerdeki insanlık dramları komşu ülkelere göç dalgaları ve yeni toplumsal sorunlar olarak yansıyacak, Ortadoğu’da hiçbir toplum huzur bulamayacaktır. Bu tehditlerden korunmanın yolu ülke içinde savaşa ve emperyalist müdahalelere karşı barışı savunan yurttaşlara ve demokratik toplumsal muhalefete kulak verilmesi, laikliği, barışı ve halkların bir arada yaşam iradesini savunan toplum kesimlerine güvenilmesidir. Bu kesimlerin temsilcileri, emek meslek örgütleri olarak bizler barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik provokasyonları da esefle kınıyor, birlikteliğimizin simgesi olan bayrağımıza yapılan saygısızlığı kesinlikle kabul etmiyoruz. Toplumun hemen tamamının bu tür provokasyonlara ortak bir duygu ile karşı çıkmış olmasını ülkemizin geleceği açısından umut verici buluyoruz. Benzer şekilde barış, eşitlik ve birlikte yaşam talebiyle yapılan demokratik açıklamaların hedef haline getirilmemesini bu türden provokasyonlara zemin hazırlanmaması açısından önemli görüyoruz.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak bir kez daha vurguluyoruz: Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Laiklik, halkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasının vazgeçilmez güvencesidir. Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı; barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini ve birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Türk Tabipleri Birliği (TTB)

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }