Yeni Irkçılığın Yumuşak Karnı Amedspor

İsminden başlayalım yazımıza. Amed ismi M.Ö. 3.000 yılından bu yana kullanılagelen ve 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirilen bölgenin adıdır.

Asurlulardan başlayıp Roma Bizans dönemlerinde Amed adıyla adlandırılan bölge, dönemin Arap kaynakları ve Türkmen yerleşmelerinde de Kara Amid olarak Osmanlılara dek devam etmiştir.

Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbekir adı kullanılırken yaygın olarak halk Amed demektedir. Ama süreç “yabancı ve bölücü” olarak yaftalandırılan ve halkların bin yıllardır kullandığı yer adlarını, dilini ve kültürünü Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirmeye başladığı politik bir döneme evrilmiştir. Tunceli, Diyarbakır, Elazığ ve birçok Bulgarca, Ermenice, Gürcüce, Kürtçe, Çerkesçe, Lazca, Zazaca adlar Osmanlı son döneminden başlayıp giderek değiştirilecekti. Hem az buz değil, bugüne dek 12.221 köy, kasaba, 4 bin dağ, ırmak gibi coğrafi yerle birlikte toplamda 28.000 civarında yer adı değiştirilmiş.

Değişikliğin nerelerde ve nasıl olduğunu yazmamıza pek gerek yok.

Yani bugün teröre dek giden tarihsel yolun taşları uzun bir dönemin uyguladığı tekçi ve ırkçı politik argümanlarla beslendiği gerçeği de göz ardı edilemez kuşkusuz…

Toplumu bu dizgeyle dizayn etme ve tekçi politikalarla ülkemizin tarihsel çok renkli iklimini gri bir iklime yönlendirme çabaları hiçbir iktidarlık döneminde durmamıştır. Dolayısıyla da buna karşıt örgütlenen Kürt siyasetinin mücadele etme kanalları da…

Amedspor nezdinde ise stadyumlara sirayet eden bu ırkçı dışlama ve hakaret furyası ise salt Amed adıyla ilişkili değil. Diyarbakırspor nezdinde de 50 yıldır bitmeyen ve hali hazırda Iğdırspor ve Vanspsor gibi Kürt kulüpleri ve Kürt kimliği üzerinde yürütülen kampanya ve şiddet eylemleri, ülkemizin dinmeyen faşist sesleri olarak stadyumlarda çınlamaya devam ediyor.

80 darbesinden bu yana kaba ırkçılıkla süslenen gündelik politik mevziler örgütlü ve iktidar olmanın tüm olanaklarını kullanarak önyargılı ırkçı bir taban yaratıp günümüze ulaşmıştı. İnsan zihnine beton gibi dökülmüş bu tekçi ve Türkçü yaklaşım örgütlü örgütsüz halk nezdinde güçlü bir tepkiye dönüşemese de bazı stadyumlarda ortak bir koro haline gelebilmekte.

Özellikle politik kulvarda kullanılan ve hassas olunması konusunda en küçük saygı ve derinlik içermeyen dil ve üslup, etki-tepki dilinin sınırsız fütursuzluğuyla salyalar eşliğinde sergileniyor.

Toplumu yön verecek olan dil bir kere bozuldu mu sonucunun ne olduğunu uzun bir terör döneminde yaşadık. Politik mevzi ayrıştıran değil, halk ile politika arasındaki mesafeyi ortaklaştıran, kültürel ve kimliksel farklılıkları koruyan, önyargılardan arınmış bir derinlikle halkların eşit varlığını savunan bir demokrasi anlayışıyla hareket etmelidir.

Apaçık faşizmin argümanlarıyla politika yapılacak dönem artık geride kalmıştır. Terör örgütleri bile çağın sosyolojik bağlamlarını doğru okurken kaba ırkçılığın karanlığında politika üreten ve halkın gerici, ırkçı, dizayn edilmiş yönlerini parlatan bu tarz politik mevziler de tarihin çöplüğüne gidecek. Ama bu kaba milliyetçi artıktan beslenmeyi amaçlayan birileri de olmaya devam edecektir…

Kuşkusuz Amed adı henüz hala saygı kültürünün yerleşmediği bizim gibi toplumlarda politik bir argüman olmaktan kurtulamayacaktır. Ayrıca başlı başına Amed adı Kürt politik kimliğinin ve siyaset tabanının da güçlü bir imgesi.

Şimdi asıl mesele Türklerin bunu sindirmesi, saygı ve sevgi temelinde spora yaklaşması ve spor aracılığıyla kardeşliğin bir dışavurumuna dönüşmesini sağlamasıdır. Amed adı da, Kürtçe dili de, Kürt yurttaş da aynı kültürel özgürlük çemberinde eşit bir demokratik düzlemle özgürleşmesidir…

Bunun aksi, Bursa tribünlerinde sergilenen düşmanlık korosuna eklemlenerek barış umuduna kurşun sıkmaktır. Goller hangi kaleye girerse girsin, Türk’e de Kürt’e de düşen tek görev barıştır…

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }