DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İstanbul Halk Buluşması’nda yaptığı konuşmada çözüm sürecinden Meclis’ten geçen çerçeve yasaya, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünden son günlerde kamuoyuna yansıyan İmralı görüşme notlarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin farklı kentlerinde hayatını kaybedenler için kurulan taziyelere değinen Bakırhan, çatışmalı süreçte hem Kürtlerin hem de Türkiye’nin farklı kesimlerinin ağır bedeller ödediğini söyledi. “Edirne’deki acı da bizim, Hakkari’deki acı da bizim” diyen Bakırhan, yeni bir çatışmalı dönemin yaşanmaması gerektiğini vurguladı.
“İnşallah bir daha ne Şırnak’ta ne Tekirdağ’da ne Edirne’de annelerimiz gözyaşı dökmez, gençlerimiz yaşamını yitirmez” diyen Bakırhan, sürecin temel amacının annelerin evlatlarını kaybetmemesi olduğunu ifade etti.
ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİNE ÇAĞRI
Bakırhan, Diyarbakır’da Barış Anneleri ve İstanbul’da Cumartesi Anneleri ile bir araya geldiklerini hatırlatarak, şehit ve gazi ailelerine de doğrudan çağrıda bulundu.
Ailelerin acılarının da değerli olduğunu belirten Bakırhan, “Ya siz gelin ya da biz size gelelim, sizi dinleyelim. Eleştirilerinizi ve önerilerinizi bize anlatın” dedi.
Sürecin en iyi, evlatlarını kaybeden aileler tarafından anlaşılabileceğini söyleyen Bakırhan, yalnızca Kürt annelerinin değil, Türkiye’deki bütün annelerin barış sürecine sahip çıkması gerektiğini savundu.
“ÇERÇEVE YASA MESELEYİ HUKUK VE SİYASET ZEMİNİNE ÇEKİYOR”
Meclis’ten geçen çerçeve yasaya ilişkin de konuşan Bakırhan, düzenlemenin Kürt meselesini tamamen çözen bir yasa olmadığını ifade etti.
Bakırhan, “Bu yasa Kürt meselesini şiddet ve inkâr zemininden hukuk ve siyaset zeminine çeken bir yasadır” diyerek; kimlik, dil, yerel yönetimler, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ekonomik adalet gibi başlıkların bundan sonra Meclis ve demokratik siyaset alanında ele alınması gerektiğini söyledi.
ÖCALAN’IN KURULA DAHİL EDİLMESİNİ BEKLİYOR
Meclis’te oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nu önemli bir adım olarak değerlendiren Bakırhan, kurulun yalnızca silahsızlanma sürecini değil, meselenin çözümüne ilişkin gelişmeleri de izleyeceğini belirtti.
Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’na Abdullah Öcalan’ın da dahil edilmesini beklediklerini ifade eden Bakırhan, Öcalan’ın süreçteki rolünün yalnızca silah bırakma başlığıyla sınırlı olmadığını savundu.
“Beklentimiz odur ki Sayın Öcalan da Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulunda olsun” diyen Bakırhan, Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik zeminde yeniden kurulmasında Öcalan’ın önemli bir rol üstlenebileceğini ileri sürdü.
İMRALI NOTLARINA “SABOTAJ” TEPKİSİ
Bakırhan, çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından bazı metinlerin kamuoyuna servis edilmesine de tepki gösterdi.
Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun toplandığı gün bazı görüşme notlarının gündeme getirilmesinin tesadüf olmadığını savunan Bakırhan, “Vallahi bu bir sabotajdır” ifadelerini kullandı.
Söz konusu metinlerin Abdullah Öcalan ve DEM Parti İmralı Heyeti tarafından doğrulanmadığını belirten Bakırhan, “Sayın Öcalan şahsında bu sürece bir operasyon çekiliyor. Biz bu operasyonu kabul etmiyoruz” dedi.
İmralı görüşmelerinde DEM Parti heyetinin muhatap olduğunu vurgulayan Bakırhan, doğrulanmamış hiçbir metne itibar edilmemesi çağrısında bulundu.
STADYUMLARDAKİ “SARI TORBA” PROTESTOLARINA TEPKİ
Bakırhan, bazı futbol karşılaşmalarında Kürt takımlarına yönelik “sarı torba” gösterilerine de tepki gösterdi. Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüplere çağrıda bulunan Bakırhan, stadyumların bir halkı hedef alan mesajlar için kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Hafta sonu Diyarbakır’da oynanacak Amedspor-Trabzonspor maçına da değinen Bakırhan, Amedspor taraftarlarına Trabzonspor’u iyi karşılamaları çağrısında bulundu.
Bakırhan, “Trabzonspor’u Kürt’e yakışan bir ev sahipliğiyle Amed halkımız karşılasın” diyerek, ırkçı söylem ve eylemlere karşı demokratik bir tutum sergilenmesi gerektiğini ifade etti.
ROJAVA-ŞAM ANLAŞMASINA DESTEK
Bakırhan, Suriye’de Şam yönetimi ile Rojava yönetimi arasında varıldığı belirtilen anlaşmaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Anlaşmayı desteklediklerini söyleyen Bakırhan, bunun Kürtlerin Suriye yönetiminde söz sahibi olmasının önünü açabileceğini savundu. Anlaşmanın Kürtler, Dürziler, Aleviler, Araplar ve Suriye’de yaşayan diğer tüm topluluklar açısından olumlu sonuçlar doğurmasını temenni etti.
Bakırhan, Suriye’de kalıcı bir barış ve çatışmasızlık ortamının sağlanması gerektiğini belirterek, Kürtlerin anadillerinde eğitim görebildiği ve eşit yurttaşlık temelinde bir yaşam kurabildiği demokratik bir düzen çağrısında bulundu.