THKO’nun kurucu önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idamlarının 52. yılında mezarları başında anıldı.

Anmada konuşan Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, bugünün bir yas günü olmadığını ifade ederek, “Bugün dünden devam eden mücadelenin devamıdır. Ve bu mücadeleyi bugüne bağlayan Emek Gençliğidir. Buradan gençliğe bir çağrımız var. Yeni gençlere, Emek Gençliği 10. Konferansına giderken yeni bir ülke Denizleri sahiplenenlerle kurulacak. Gel kardeşim sen de bu mücadelede yerini al” diye konuştu.

Evrensel’in haberine göre, Türkiye '68 gençlik hareketinin devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idamlarının 52. yılında mezarları başında anıldı. 12 Mart askeri cuntası tarafından 6 Mayıs 1972'de katledilen Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) önderleri Deniz, Yusuf, Hüseyin için her yıl olduğu gibi binlerce genç, işçi, emekçi ve kadın Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda bir araya geldi. Anmaya KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İKK, Devrimci 78’liler Federasyonu,  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği,  Ankara Dersimliler Derneği, Emek Partisi (EMEP), Emek Gençliği, DEM Parti, CHP, TİP,EHP, Yeşil Sol Parti, Halkevleri, SYKP, TKP, FKF, Halkevleri, Kızılırmak Federasyonu katıldı.

Karşıyaka 2 No'lu Kapı'da toplanan kitle, sık sık “Denizlerden Erdal'a gençlik emeğin saflarında”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganları attı. Anmaya mezarlık girişinde yapılan konuşmalarla başlandı. Ortak anma açıklamasını Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı, KESK Ankara Şubeler Platformu’ndan Tülay Yıldırım okudu. Yıldırım, “Bugün iktidarın rant ve kar politikaları emekçileri açlık ve yoksullukla sınıyor. Milyonlar açlık sınırının altında bir ücretle çalışıyor, halkın sırtındaki vergi yükü katlanılmaz hale geliyor. Emeklilerin, EYT lilerin, KHK ‘lilerin sorunlarına kulak tıkanıyor. Gençler geleceksizlik ve işsizlikten oluşan bir girdaba sürükleniyor. 1 yılda bilinen 8 MESEM öğrencisi çocuk, işçi cinayetlerinde can verdi. Çocuk işçiliği yasallaştıran iktidar, eti de senin kemiği de senin diyerek yüz binlerce çocuğu sermayedarların eline bırakıyor. Üniversitelilerin eğitim hakkı gasbediliyor, ülkesinde gelecek göremeyen, iş bulamayan gençler yurt dışına göç ediyor. Eğitim tamamen gerici politikalara terk ediliyor” dedi.

“HALK YOKSULLUKLA BOĞUŞURKEN İKTİDARIN ŞATAFATI GÖZ KAMAŞTIRIYOR”

Tek adam yönetiminin sermayenin taleplerini karşılamak için emekçi kesimlere adeta savaş açtığını belirten Yıldırım, “Mehmet Şimşek ülke ülke gezip, ülkenin yoksulluğunu ucuz iş gücü potansiyeli diye pazarlarken yabancı tekellerin girmediği maden, kaynak, orman kalmamış durumda. Yoksulluktan evine ekmek götüremeyenleri görmeyecek kadar halktan uzaklaşanların politikaları, halka hayatı zindan ederken kendi yandaşları başta olmak üzere sermayeyi tarihinin zirvesine taşımaktır. Halk işsizliğin, yoksulluğun, enflasyonun altında ezilirken iktidarın yaşadığı şatafat göz kamaştırıyor” diye konuştu.

“FİLİSTİN HALKI İLE DAYANIŞMA BAYRAĞINI DAHA YUKARIYA TAŞIYACAĞIZ”

Filistin halkına yönelik saldırıların arttığını söyleyen Yıldırım,  “İsrail Siyonizminin kanlı saldırıları ölüm saçıyor. ABD ve AB’li emperyalistler dört bir koldan birleşip bu saldırıları büyütüyor, İsrail iktidarının işgal, yıkım ve ölüm politikalarının arkasında sıralanıyorlar. Erdoğan iktidarı ise bir yandan sahte gözyaşları döküp bir yandan da İsrail ile ikili ticari, diplomatik antlaşmalarına devam ediyor. Halkın ve kamuoyunun tepkisi ile kısıtlama getirildiği iddia edilen ticari anlaşmalar gösteriyor ki; binlerce insanın canı pahasına kendi çıkarları ve zenginliklerinden vazgeçmiyorlar. Denizler gibi bizler de mazlum Filistin halkının yanındayız. İsrail ile yapılan tüm ikili anlaşmalar amasız fakatsız iptal edilmelidir. Bugün üç fidanımızı bu koşullar altında anıyoruz. Onların mücadelesini sürdürenler, açtıkları yolda kararlılıkla yürüyenler olarak buradayız” diyerek şöyle devam etti: “Bizler Denizlerden bugüne mücadele bayrağını bırakmadık ve bundan sonra da kararlıkla taşımaya devam edeceğiz. İşyerlerinde, okullarda, sokaklarda örgütlenmeyi ve mücadeleyi sürdüreceğiz. Ülkedeki tüm yabancı askeri üsler dağıtılana, gizli/açık ülkeyi bağımlı hale getiren tüm ekonomik ve siyasi anlaşmalar iptal edilene, savaş örgütü NATO’dan çıkılana, hak ve özgürlüklerimizi kazanana kadar bu mücadele devam edecek. Denizlerin bundan 52 yıl önce açtıkları yolun bugün halklar için ne kadar elzem olduğu ortadadır. Dünyanın bir köşesi kalmamıştır ki emperyalist savaş ve yağmanın altında ezilmesin, yoksullaşmasın. Bağımsız ve demokratik bir ülke için açtıkları antiemperyalist mücadelenin yolunu, Filistin halkı ile dayanışma bayraklarını bugün daha yukarıya taşıyacağız. Ülkemizde ve dünyada halkların eşitliğini ve kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.”

“FİLİSTİNLİ SAVAŞÇILARLA OMUZ OMUZA SİYONİZME KARŞI SAVAŞTILAR”

Emek Gençliği MYK üyesi Bilgesu Kiper, “52 sene önce bugün, ‘Tam Bağımsız Türkiye’ mücadelesinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan bugün binlercemizin emperyalizme, savaşa, sömürüye karşı mücadelemizde yaşamaya devam ediyor” dedi. Denizler’in ABD emperyalizminin Vietnam işgaline karşı 6.Filo askerlerini Dolmabahçe’de denize döktüğünü hatırlatan Kiper, “Filistinli  savaşçılarla omuz omuza siyonizme karşı savaştılar. Emperyalizmin ve yerli işbirlilçilrinin karşısında, Türkiye  halklarının gelecek mücadelesinin sembolleri oldular. Denizler, önce öğrenci hareketinin, ardından işçi-köylü hareketiyle birleşerek Türkiye halklarının bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesinin önderleriydiler. Eşit ve özgür bir dünya savaşımının temsilcileri oldukları için de bu düzenin bezirganları tarafından idam edildiler. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin sembolleri, tam da bu yüzden ancak bugünün görevleri yerine getirilerek anılabilir. Mücadelelerinin yaşıyor olduğunu söylememiz bu yüzdendir” dedi.

Kiper,“Türkiye gençliği için ağır yaşam koşulları ve geleceksizlik anlamına gelen ekonomik programlar,  işbirlikçilerin, tekelci burjuvazinin yaşamsal çıkarları için yapılıyor. Üniversite gençliği, onlar için geleceksiz, barınma-beslenme gibi en temel haklarının üzerine çöken, tekelci burjuvazinin karına kar katma isteği, MESEM’lerde kayıtlı gençler onların ara eleman ihtiyaçları karşılansın diye ölümleri pahasına denetimsiz iş yerlerinde çalışıtırılıyor, 8 tane MESEM’li genç bu nedenle iş yerinde katledildi. Tek adam yönetimi ve işbirlikçileri daha iyi yönetsin, daha iyi sömürsün diye bu ülkenin liseli gençliği bilimsel eğitim alamıyor” dedi.

“DENİZLER TOPLUM İÇİN YAŞAMANIN KENDİLERİ İÇİN YAŞAMAK OLDUĞUNU BİLİYORLARDI VE BUNUN İÇiN SAVAŞIYORLARDI”

Bugün Filistin’de işgale karşı dayanışmayı üniversite gençliğinin büyüttüğünü belirten Kiper şöyle devam etti: “Türkiye’de Denizler’in mücadele mirasına saldırılar devam ediyor, 68’in mirası yok edilmeye çalışılıyor ancak bugün binlerce genç, her 6 Mayıs’tan Denizlerin mücadelesinin anmasını, bugünün görevlerini yeniden tartışarak gerçekleştiriyor, meydanlardan, eylem alanlarından, ve hatta onların mezarları başından bu bayrağı nasıl yükselteceğini haykırıyor. Bu bayrağın bir sözü var, Deniz Gezmiş’in söz sözlerinde yazar bu söz: “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!” Bizler, Deniz’lerden aldığımız mücadelenin bayrağını işte bu sözü söyleyerek, birlikte, örgütlü söyleyerek yükselteceğiz. Denizlerin mücadelesi, bugün kapitalist düzenin bizleri hapsetmeye çalıştığı ‘sadece kendin için yaşa, sadece kendin için kazan, bu dünya böyle gelmiş böyle gidecek’ söylemlerinin birer mit, birer hikaye olduğunu da gösteriyor. Bizler katledilen bu 3 devrimcide, kendi sorunlarıyla halkının sorunlarının nasıl bir olduğu gören, ancak toplum için yaşamanın kendisi için yaşamak olduğunu bilen ve bunun için dövüşen bir insan tipini görüyoruz. Gelecek kavgamızın sembolleri olmalarının bir nedeni de budur, bu nedenle insanlığın gelişiminin militanları olmuşlardır.”

Emek Gençliği’nin, örgütlü mücadelenin tarihsel birikimine sahip olduğunu vurgulayan Kiper, “Tek adam yönetiminin, baskı ve saldırılarla devreye soktuğu yoksulluk, sefalet, iş cinayetleri üzerine kurulu sermaye programlarına dur diyelim. Hamaseti ve milliyetçiliği körüklemenin aracı yapılan sınır ötesi operasyonlara dur diyelim, Kürt sorunun demokratik çözümü için mücadele edelim, Siyonist İsrail devletinin Filistin’e saldırılarını durduralım, Türkiye-İsrail arasındaki tüm ikili anlaşmaların iptali, uluslarası dayanışmanın büyülmesi için mücadele edelim" dedi.

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL: GEZMİŞ DAVASI FİLİSTİN DAVASIDIR

Denizlerin mezarı başında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “ODTÜ öğrencileri tören yapmak isteyince karşısında polis jandarma çıkaran neyin yumuşamasından bahsediyor. İzni verin görelim nasıl oluyor yumuşama. Taksim yasak, Devrim Stadı yasak nasıl  normalleşelim? ODTÜ yasaksa kimse normalleşp sonu anayasaya varar mi diye düşünmesin! Arkadaşlarımız geziden yatıyorsa kimse  normalleşmeden bahsetmesin! Denizleri asanlar anayasal düzeni ortadan kaldırmak yazdılar, oysa Deniz anayasanın özgürlüklerini sahip çıkmayı savunuyordu. Yeni anayasa isteyenlere diyoruz ki; mevcuta harfiyen uymadan anayasaya aykırı işler yaparak kayyum da arasan aykırıdır. Anayasal gösteri hakkını kullanmak isteyen işçiye ve ODTÜ’lülere izin vermeyince anayasayı siz çiğniyorsunuz”dedi. Boynuna takılı Filistin atkısı ile konuşmaya devam eden Özel, “Gezmiş davası aynı zamanda Filistin davasıdır. El-Fetih kamplarında İsrail zulmüne direnmiştir. Ve bütün CHP’liler Deniz Gezmiş’in yolundadır” diye konuştu.

HATİMOĞULLARI: “KÜRT VE TÜRK HALKLARININ ORTAK MüCADELESİ İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Denizlerin arkadaşlarıyla birlikte dar ağacında katledilmeleri üzerinden 52 yıl geçti. O kalemleri kıranların esameleri okunmuyor. Denizlerden, Mahirlerden, Sakinelerden, Mazlum ve Sêvelerden bugüne, dün nasılsak bugün de öyleyiz. Bizler Denizlerin ifade ettiği gib Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, işçi emekçi ve yoksullar için mücadelemizi sürdüreceğiz. Onları asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan da Denizlerin mezarı başında Kürtçe konuştu. Bakırhan, “Denizlerin yaktığı meşale bugün Türkiye’nin ve Kürdistan’ın dört bir yanında yanıyor. Yolumuzu açıyorlar. Sevgiyle saygıyla anıyoruz kendilerini” diye konuştu.

KARACA: GEL KARDEŞİM MÜCADELEDE YERİNİ AL

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da konuşmasında gençliğe çağrı yaparak, “buradan yeni gençlere çağrımız var. Yeni gençlere, Emek Gençliği 10. Konferansına giderken yeni bir ülke Denizleri sahiplenenlerle kurulacak. Gel kardeşim sen de bu mücadelede yerini al” dedi.

Muhalefetten Dışişleri Vakfına şerh: Paralel yapı, örtülü ödenek, denetlenmeyen bütçe Muhalefetten Dışişleri Vakfına şerh: Paralel yapı, örtülü ödenek, denetlenmeyen bütçe

Karaca konuşmasının devamında şöyle konuştu:

“Onlar dünün anısı değil, bugünün bir parçası. Tam da bu yüzden, idamlarının 52. Yılında onları bugün yolumuzu aydınlatan mücadelenin hafızasını tazelemek için anıyoruz. Anılarını yasla değil, isyanla sürdürüyoruz. Darağacına onların gencecik bedenlerini sürükleyenlerin, yalnızca Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i değil, Denizlerce, Yusuflarca, Hüseyinlerce köklenecek, Şebnemler, Ali Denizler, Korkmazlarla dallanacak, Ekinlerle, Sinanlarla, Bilgesularla yapraklanacak devrimci mücadeleyi boğmak istediğini biliyoruz. Bakın işte buradayız. Denizlerce, Yusuflarca, Hüseyinlerce buradayız.

İşte bugün onların bayrağını dalgalandıranlar, Emek Gençliği, onların son sözlerini nasıl bir mücadele rehberi olarak önlerine koyduklarını ortaya serdiler. Dünü bugünle bağladılar. Denizlerin mücadelesini sahiplenen gençler, onların darağacındaki sözlerini mücadele rehberi belledi. Denizler, bugün, gösterdikleri mücadele yoluyla canlı kanlı bir mücadele arkadaşı, omuzdaş ve yoldaştır. İşte burada Emek Gençliği saflarındalar. Bugün onların mücadelesini sürdüren Emek Gençliği dünü bugüne bağlayan mücadeleyi biraz önce  anlattılar. Ve buradan yeni gençlere çağrımız var. Gençlere, bu ülkeyi değiştirmek, öfkesini örgütlemek, artık halkın gerçek kazanımlarının bir parçası olmak isteyen gençlere, Emek Gençliği 10. Konferansına giderken buradan sesleniyoruz ve diyoruz ki, yeni bir ülke Denizlerin yolunda yürüyenlerce, yeni bir dünya Denizlerin mirasını sahiplenenlerce kurulacak. Gel kardeşim, gel yerini al. Sen de Emek Gençliği saflarında bu mücadelenin bir parçası ol."

Denizlerin yolunun, mirasının, mücadelesinin bu toprakların tüm emekçilerinin, ezilen halklarının, gençlerinin gönlünde, aklında, yaşamında meşru ve itibarlı olduğunu vurgulayan Karaca; "Tam da bu yüzden kendini her aklamak isteyen Denizlere sarılır. Sosyal demokrasinin yeni temsilcileri Denizlerin yolundayız der, Saraçhane’de çark eder. Muktedirler, halka saldırı programını sürdürürken, Kürt halkının kazanımlarına saldırırken, İsrail’le kanlı ticarete tam gaz devam ederken Denizlerin yol arkadaşlarına, mirasına saldırır. Halklar, emekçiler, gençler nezdinde itibarsızlıklarını böyle örtmek isterler.

Emperyalistlerin savaş örgütü NATO’nun ileri karakolu olma rolüne zerrece itirazı olmayanlar antiemperyalizm lafını ağzına alamaz. IMF’siz IMF programını uygulayarak emekçilere saldıranlar, Kürt halkının kazanımlarına kayyum atayanlar halka dost olamaz" dedi

Bugün Denizlerin mirasını sahiplenmenin, ABD ve NATO’ya bağımlılığın, Ortadoğu’daki Savaş ve işgallerin son bulmasını savunmaktan geçtiğini belirten Karaca; "Denizlerin mirasını sahiplenmek, işbirlikçi tekelci sermaye güçlerine karşı işçi sınıfı ve emekçi halkın insanca çalışma ve yaşam mücadelesini örgütlemektir. Kürt halkının ve Filistin halkının kaderlerini tayin hakkını sahiplendim mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmektir.

İşte bunun için buradayız. Bu mücadeleyi işçi havzalarında, yoksul mahallelerde, fabrikalarda, okullarda, kampüslerde büyüteceğiz" ifadelerini kullandı.

Editör: Selda Manduz