Her yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 4-10 mayıs tarihleri arasında “İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” kapsamında çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Emek Partisi (EMEP)  İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası bağlamında Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak’ın imzasıyla bir açıklama yayımladı.

AKP’nin iktidarda olduğu 22 yılda en az 32 bin 984 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğinin vurgulandığı açıklamada 2024 yılının ilk üç ayında ise 425 iş cinayeti yaşandığına dikkat çekildi. İşçi cinayeti verilerinin patronların kâr hırsının ve ucuz emek sömürüsüne dayalı büyümenin ardındaki kanın tespiti olduğunun söylendiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“SGK verilerine göre, Türkiye'de her yıl yarım milyondan fazla iş kazası meydana geliyor ve bunların yüzde 40'ı üç gün ve üzerinde iş göremezliğe neden olan kazaları içeriyor. Bu istatistiklerle ne yazık ki Türkiye, Avrupa'nın en fazla işçi ölümü olan ülkesi iken dünya genelinde de en kötü durumdaki ülkeler arasında yer almaktadır.

Türkiye’de her yıl 10 binden fazla işçi, meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ancak bu ölümlerin meslek hastalığı kaynaklı olduğu tespit edilmemekte ve kayıtlara geçmemektedir; meslek hastalıklarına bağlı ölümlerin üstü örtülmektedir”

"İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ ALINIP SATILABİLİR BİR META DEĞİLDİR"

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaşmaya ter edildiğinin söylendiği açıklamada:

“Yasa öncesi iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin eğitimi ve denetimi TMMOB ve TTB tarafından yapılırken, 6331 sayılı yasa bu alanı ortak sağlık ve güvenlik birimleri (OSGB) aracılığıyla piyasaya açtı; bu değişiklikle birlikte eğitim ve denetim TMMOB ve TTB'den alındı. Yasa öncesi patronlar kendi bünyesinde kadrolu şekilde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırmak zorundayken, yasa sonrası bu hizmet taşeronlaştırıldı. 2012’de AKP tarafından hayata geçirilen bu sistem, işçi sağlığı ve iş güvenliğini piyasa koşullarına ve başka bir işveren olan OSGB sahiplerinin inisiyatifine bırakmıştır. İşçiler, sendikalar, meslek örgütleri ve uzmanların itiraz ve önerileri doğrultusunda yasa yeniden düzenlenmelidir” ifadelerine yer verildi.

Trabzon'da tünel inşaatında iskele çöktü: İşçiler mahsur kaldı Trabzon'da tünel inşaatında iskele çöktü: İşçiler mahsur kaldı

MESEM: YASAL ÇOCUK İŞÇİLİK UYGULAMASI

Açıklamanın devamında ise şu başlıklar yer aldı:

“Ülkemizde 1977 yılında yürürlüğe giren çıraklık yasası ile başlayan “yasal çocuk işçilik” uygulaması bugün MESEM programı ile devam ediyor. Öğrenciler “staj” adı altında haftada 4 gün kölece çalıştırılmakta ve çalıştırılan çocukların çok azı nitelikli mesleki eğitim almaktadır. Sermayenin doymak bilmez kâr ve sömürü hırsı pahasına çocuklar tam zamanlı çalıştırılarak işçileştirilmektedir. Çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde ise, sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrenciler resmi istatistiklerde çocuk işçi olarak değerlendirilmiyor. Son on yılda en az 689, AKP’li yıllarda en az 925 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.

Çocuk emeği sömürüsünü meşrulaştıran MESEM programı bir an önce iptal edilmelidir!

"SORUMLULARIN CEZALANDIRILMASI İÇİN MÜCADELE EDELİM"

Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) ait Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesinde 41 işçinin hayatını kaybettiği ve 11 işçinin de yaralandığı grizu patlaması sonucu görülen duruşmada 3 sanık tahliye edildi. İş cinayetlerinin sorumlularına ödül gibi cezalar verilmiştir.

2003-2023 yılları arasında taş kömürü ve linyit madenlerinde toplam 180 bin iş kazası meydana gelmiş ve en az 1000’den fazla işçi hayatını kaybetmiştir. Bütün bunların üzerine gidilmediği, üzeri örtüldüğü için Soma’ları Amasra’lar izlemiştir. “Soma Düzeni” olarak anılan “hadi hadi çalış düzeni” değişmediği sürece Amasra’ya ne yazık ki yeni işçi katliamları eklenecektir. Soma’da ve Ermenek’te gelmeyen adalet Amasra katliamının önünü açmıştır. Katiller koruma zırhına alınmış, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı gibi madencileri savunan avukatlar ise cezaevlerine gönderilmişlerdir. Katliamlarında yaşanan cezasızlık politikası yeni katliamların da önünü açmıştır. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli ve iş cinayetlerinde cezalar ağırlaştırılmalıdır!

"GERÇEK BİR DENETİM İÇİN BİRLEŞELİM"

Bugün emek sürecinin kapitalist denetimi, işçi sağlığı ve güvenliği için gereken harcamaları kısarken; üretimi ve verimliliği artırarak daha fazla kâr elde etmek üzerine kuruludur. İşçilerin canına kasteden bu düzen, işçiler üzerindeki baskı ve sömürünün yoğunlaştırılmasının hesabını yapmaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerçek anlamda sağlanması ve daha iyi çalışma koşulları için işçiler, emek süreci üzerinde doğrudan denetim sağlayarak, can güvenliklerini, sağlıklarını ve geleceklerini kendi ellerine almalıdır!

İşyeri komiteleri yoluyla üretimin her aşamasında denetim yapma, söz ve karar sahibi olmalıdır!

İnsan onuruna yaraşır çalışma koşulları, iş cinayetlerinin son bulması ve gerçek bir işçi denetimi için birleşelim, mücadele edelim!”

Kaynak: Evrensel

Editör: Selda Manduz