Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ana muhalefet liderine “Bey” diye hitap etmesi dışında “yumuşama” namına bir şey olmadığını söyleyen Karaca, “Erdoğan iktidarından yumuşama bekleyenler için, meselenin aslında muhalefeti çembere almak olduğunu gösteren çok alametler var” dedi.

YUMUŞAMA SÖYLEMLERİ MUHALEFETİ SİNDİRMEYE DÖNÜK BİR HAMLE

Karaca tek adam rejiminin yumuşama söylemlerinin, demokrasiye nefes aldırıp hak ve özgürlükleri genişletmeye dönük bir vaat olarak anlaşılmaması gerektiğini ifade ederek “Yumuşama söyleminin ülkede toplumsal ve ekonomik sorunların yoğunlaştığı bir dönemde muhalefeti ehlileştirmeye, sindirmeye dönük bir gündem olarak piyasaya sürdüğü yapılan her açıklama, atılan her adımla daha iyi anlaşılmalı” diye konuştu.

“İŞÇİLERİN EN BÜYÜK BEKLENTİSİ GEÇİNMEYE YETECEK ÜCRET”

İktidarın en büyük korkusunun ülkede büyüyen sorunlara karşı toplumsal bir basıncın oluşması olduğunu belirten Karaca, “Ücretli emeğin, emeklilerin, gençlerin, kadınların, yani toplumun geniş kesimlerinin, sistematik yoksullaşmaya, politik baskı ve sindirmeye örgütlü şekilde tepki göstermesi en büyük korkuları. Çünkü gayet iyi biliyor ki, tek adam rejiminin ana kolonları ancak emekçilerin, işçilerin, halkın ortak mücadele etrafında yan yana gelmesiyle sarsılabilir. Bu yüzden de ne zaman işçiler, emekçiler örgütlü bir tepki göstermek için yan yana gelse her türlü yöntemle bastırmayı, türlü şekillerde cezalandırmayı görev biliyorlar. Temmuz ayı yaklaşıyor. Neden önemli temmuz? Bunca yoksulluğun, geçim derdinin, barınamamanın, karnını doyuramamanın olduğu memlekette, ücretlere anlamlı bir artış yapılması için işçilerin emekçilerin beklenti içinde olduğu bir ay temmuz. Şimşek programıyla açık açık ilan ettiler, ücretlere zam yok dediler. Ama geçinmek imkansız. Yaşamak imkansız. İşçilerin en büyük beklentisi, geçinmeye yetecek ücret” dedi.

Emekçilerin hoşnutsuzluğunu bastırmak için sırtlarını iktidara dayamış patronların iş yerlerinde, fabrikalarda ve organize sanayi bölgelerinde yaptığı kanunsuzlukları ise Karaca şöyle sıraladı:

KARA LİSTE UYGULAMASI

“Antep’te Melike Tekstil fabrikası, Şubat ayında ek zam talebi için işçilerin eylem yaptığı fabrikaların isimlerini sıralayıp, "işe alınmayacak işçiler" ifadesiyle bir kara liste hazırladı. Bu liste apaçık bir suç listesi. İşçilerin haklı ve meşru mücadeleleri işçileri işsiz bırakarak, eylem yapan işçileri cezalandırarak engellenmeye çalışılıyor. Bu kara liste düzeni sadece Antep'te değil, tüm bölgede geçerli.  2022 yılında Urfa’da yine hakkını aradığı için kara listeye alınan ve bilmediği bir işte çalışırken hayatını kaybeden Uğur Tekstil işçisi Sedat Aslan, bu açlık düzeninin sembollerinden biri olmuştu. Antep'te de bu kara listeler yüzünden uzun süre işsiz kalarak korkunç koşullara mahkum edilen yüzlerce işçi var”

AKP’li Belediye Başkanı MHP’lilere silah çekti! AKP’li Belediye Başkanı MHP’lilere silah çekti!

“HASTANELERİ EZİYET YERİ HALİNE GETİRENLER ÖRGÜTLÜ”

Karaca Gaziantep Şehir Hastanesinde çalışan işçilerin sorunlarına değinerek şunları söyledi:

“Gaziantep Şehir Hastanesine Tepe Servis şirketi için işçi alımını ne hikmetse Gaziantep Büyükşehir Belediyesi yapmıştı. İşçiler belediye tarafından mülakata çağrılmış, seçilen işçilerin işe girişleri yapılmış, hastane açılmayınca da işçiler 4 ayı aşkın süre ücretsiz izinli gösterilerek mağdur edilmişti. Bu hastaneye işçi alımının neden Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığının açıklanması gerekiyor.  Hastane açıldıktan sonra işe başlayan işçiler, korkunç koşullarda, ağır baskıyla, uzun saatler ve düşük fazla mesai ücretleriyle çalıştırıldılar. Bu koşulların düzeltilmesi için Tepe Servis yönetimiyle görüşmek isteyen işçiler tazminatsız bir şekilde işten atıldı. Gaziantep Şehir Hastanesinde yaşanan bu sorunlar sadece buraya özgü değil. İşçilerin örgütlenme özgürlüğü olduğunu hatırlatıyorum ve tüm sağlık çalışanlarına şunu söylüyorum: Ayrı ayrı yaşadığınız bu sorunlara karşı ortak bir mücadele şart! Şehir hastanelerini halka eziyet, çalışana eziyet yeri haline getirenler birlik halinde ve örgütlü. Eğer siz de birlik halinde ve örgütlü olursanız bu suçların karşısında insanca çalışma koşullarını kazanabilirsiniz.”

“YASAL GÜVENCE İSTEYEN KURYELERİN TALEPLERİNİ DESTEKLİYORUZ”

Burdur’dan kuryelik yapmak için İstanbul’a giden kuryelik yaparken geçirdiği kaza sonucu hayatını Arkeolog Ali Can Keskin'e dair konuşan Karaca, “Motokuryelerin büyük bir kısmı 18-28 yaş aralığındaki üniversite öğrenimi yaşında olan gençlerden oluşuyor. Ülkedeki ekonomik çöküş, eğitimin pahalılığı, barınma sorunları, harçlar gibi birçok sorunla birlikte krizin faturasını gençler de ödüyor ve eğitim hakları da ellerinden alınıyor. Gençler, okulda olmaları gereken çağda, ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyor ve ölüme yollanıyorlar. Ülkenin her yerinden ölüm düzenine karşı ses yükselten kuryeleri selamlıyoruz. Motokuryeler; güvenceli, işçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulandığı, ölüm riskinden uzak ve emeklerinin karşılığı olan ücreti alabildikleri insanca çalışma koşulları istiyorlar. Sorunlarını çözümü için yasal güvence isteyen kuryelerin taleplerini destekliyoruz”

“BİZ DE CUMARTESİ ANNELERİNİN YANINDA OLACAĞIZ”

Cumartesi Annelerinin mücadelesini selamlayan Karaca, “Geçtiğimiz günlerde Cumartesi Anneleri meclisteydi. Galatasaray Meydanının hukuksuzca, haksızca kapatılmasına karşı uzun süredir yürüttükleri hukuk mücadelesini anlattılar. Hukuk mücadelesi verdi cumartesi anneleri, Anayasa mahkemesi toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olarak hükme bağladı bu keyfi yasağı. Cumartesi Annelerinin tarihi 1000. Haftaya keyfi ve hukuksuz yasaklarla, 10 kişi sınırlaması ile girmemesi için öncelikle iktidarı, valiliği ve kaymakamlığı hukuka uygun davranmaya çağırıyoruz. Ancak hukuku tanımadıklarını gösteren nice örnekler olduğu için, biliyoruz ki bu yasaklar ancak haklı mücadelelerin katılımcıları, sahiplenicileri daha güçlü olursa aşılır, herkesi bu cumartesi günü Galatasaray Meydanında yan yana olmaya çağırıyoruz. Biz orada olacağız” dedi.

Editör: Selda Manduz