Emek Partisi (EMEP) Genel Yönetim Kurulu (GYK) 31 Mart Yerel seçimlerine dair değerlendirmesini yazılı açıklama ile duyurdu.

AKP ve Cumhur İttifakı'nın 31 Mart yerel seçimlerinden aldığı ağır yenilginin, tek adam iktidarının sömürülen ve ezilen halk kitleleri üzerindeki etkisinin önemli oranda zayıfladığını gösterdiği belirtilen açıklamada, ekonomideki daralmanın ağır yükünün bütünüyle işçi ve emekçilerin sırtına yıkılmasına, yoksulluk, yolsuzluk, yozlaşma, vurgun yönetimine karşı halk kesimlerinin faturayı Erdoğan ve tek adam iktidarına kestiğine vurgu yapıldı. İktidar temsilcilerinin seçimlerin ardından yaptıkları açıklamaların sömürü ve baskı politikalarının kararlılıkla sürdüreceğini gösterdiği belirtilerek "Emek ve sermaye merkezli çelişki ve çatışmalar önümüzdeki dönem daha da keskinleştirecektir. Ücret mücadeleleri, vergi adaletsizliği, zamlar, kadro sorunu, iş cinayetleri, işsizlik başta olmak üzere işçilerin ve emekçilerin acil talepleri için mücadeleyi ilerletmek partimizin temel hedefi olacaktır" denildi.

Laiklik, demokratik hak ve özgürlükler, barış ve antiemperyalist talepler için mücadeleyi büyütme çağrısının yapıldığı açıklamada, burjuva muhalefetin sınıf uzlaşmacı, değişimi seçim ve sandığa hapseden anlayış ve tutumların karşısında durmaya ve işçi sınıfının örgütlenmesini büyütmek, işçilerin kendi sınıfının birliğini ve bağımsız, politik örgütlenmesini güçlendirmek için çalışmaya devam edileceği kaydedildi.

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs için Emek Partisinin bu yılli sloganının “Ekmek, Adalet, barış ve özgürlük için 1 Mayıs'ta alanlara” olarak belirlendiği ifade edilen açıklama 1 Mayıs’ın kitlesel ve yaygın kutlanması için çalışmaların sürdüğü ifade edildi. 6 Mayıs’ta idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın  anma etkinlilerinin ise "Filistin işgaline, tek adam yönetiminin savaş kışkırtıcısı politikalarına ve sınır ötesi operasyonlara karşı mücadeleyi büyütmek hedefiyle" düzenleneceği vurgulandı.

"TEK ADAM İKTİDARININ KİTLELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ZAYIFLADI"

Emek Partisinin 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin değerlendirmesi şöyle:

1- Tek adam yönetimi, AKP ve Cumhur İttifakı 31 Martyerel seçimlerinde ağır bir yenilgi almıştır. 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra belli başlı büyükşehirleri yeniden kazanıp gerici-faşist rejim inşası yolunda güç toplamak isteyen Erdoğan yönetimi, bu hedefinin aksine seçimlerden gerileyerek ve ciddi bir güç kaybı yaşayarak çıkmıştır. Devletin bütün imkânlarını kullanmalarına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başta İstanbul için oy istemek olmak üzere katıldığı bütün etkinliklerde seçim propagandası yapmasına karşın AKP ve Cumhur İttifakı hemen her yerde büyük oranlarda oy kaybederek, kuruluşundan bu yana ilk defa ikinci parti konumuna düşmüştür. Yerel seçim sonuçları tek adam iktidarının, sömürülen ve ezilen halk kitleleri üzerindeki etkisinin önemli oranda zayıfladığını gösteriyor.

Burjuva muhalefet cephesinin ana partisi olarak öne çıkan CHP ise düzen içi bir adres olarak, kendisinin bile beklemediği bir oy oranıyla seçimlerden kazanımla çıkmış, uzun yıllar sonra orta ve batı Anadolu’da AKP’nin oy deposu olarak görülen kimi illeri de alarak birinci parti olmuştur.

DEM parti devletin bütün engellemelerine ve taşıma seçmenlere rağmen seçimden başarıyla çıkmış, Kürt halkının demokratik haklarına sahip çıkma mücadelesindeki ısrarının somut bir göstergesi olarak, ellerinden zorla alınıp kayyum atanan belediyeleri geri almıştır.

Daha önce Cumhur İttifakı’na oy veren halk kesimlerinin küçümsenmeyecek bir kısmı sandığa gitmezken bir kısmı da YRP’ ye oy vermiştir.

Sol ve sosyalizm iddialı partiler ise seçimlerden beklenenden düşük oylar alarak çıkmıştır.

"EKONOMİDEKİ DARALMANIN AĞIR YÜKÜ İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN SIRTINA YIKILDI"

2) Yerel seçim sonuçlarında belirleyici olan etkenlerin başında, tek adam yönetiminin mayıs seçimlerinin hemen ardından Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında uygulamaya başladığı ekonomi politikalarına karşı halkın duyduğu büyük hoşnutsuzluk ve tepki gelmektedir. Geçen on ay içerisinde asgari ücret, metal TİS’leri, ocak-şubat zamları, ek zam ve emekli maaşlarının merkezinde olduğu ücret savaşları başta olmak üzere, eğitim, sağlık, deprem bölgesinde sarılmayan yaralar başta olmak üzere barınma sorunları da dahil çalışma ve yaşam koşullarındaki kötü gidişata karşı işçiler, emekçiler ve gençler arasında yükselen hoşnutsuzluk ve mevzii düzeyde de olsa gündeme gelen tepkiler, yaygın mücadeleler bu sonuçların mayalandığı toplumsal-sınıfsal zemini oluşturdu.

İşçi ve emekçilerin hoşnutsuzluğu ve talepleri karşısında tek adam yönetiminin ve Cumhur İttifakı’nın tutumu “sabredin, dişinizi sıkın, fedakârlık yapın” çağrılarının ötesine geçmedi. Daha önce seçimler sürecinde küçük de olsa tavizler vererek, yerlilik-millilik propagandası eşliğinde kimi kısa vadeli ekonomik iyileştirmelerle işçiler, emekçiler içerisinde geleceğe yönelik beklentiler yaratmayı başaran ve bunu oya tahvil eden Erdoğan ve ittifakı, bu kez ekonomideki daralmanın ağır yükünü bütünüyle işçi ve emekçilerin sırtına yıkmıştır. Bu durum, yaşanan yoksulluk, yolsuzluk, yozlaşma, vurgun ve soygunla birleşince sömürülen ve ezilen halk kesimleri de bu politikaların faturasını yerel seçimlerde ağır bir biçimde Erdoğan ve tek adam iktidarına kestiler.

"ERDOĞAN'IN SAHTE ANTİEMPERYALİZMİ DEŞİFRE OLDU"

3- Diğer taraftan Gazze’de katliamlarını aylardır sürdüren İsrail karşısında takınılan ikiyüzlü tutumu da kaybettiren nedenler arasında saymak gerekir. Halkın tepkisine rağmen İsrail’le ilişkilerin sürdürülmesi uluslararası sermayeyle olan açık iş birliğini ve AKP ve Erdoğan’ın sahte antiemperyalizmini deşifre etmiştir. Yerli-milli söylemin ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır.

4- Partimiz yerel seçimlere ilişkin taktiğini esas olarak Cumhur İttifakı’nın hedeflerine ulaşamaması ve yenilmesi, işçi sınıfının bilinç, mücadele ve örgütlenme düzeyinin ilerletilmesi, devrimci, demokrat, sosyalist güçlerin ittifakının güçlenmesi ve mevziler kazanması olarak belirlemiştir. En yüksek oyu almak ya da belediyelerde koltuk kazanmak için düzen partileriyle ve onların unsurlarıyla kirli pazarlıklardan, ilkesiz, halkın çıkarlarını temel almayan işbirliklerinden uzak durmuştur. Ancak bütün çabalarımıza rağmen ülke düzeyinde halkın devrimci-demokratik seçeneği olacak bir ittifak oluşturulamamıştır. Yerel düzeylerde ise oldukça sınırlı ittifaklar kurulabilmiş ve az sayıda mevzi edinilebilmiştir.

5- 16’sı büyükşehir olmak üzere 18 ilde belediye başkanlıkları için aday gösteren partimiz toplam 44 ilde seçimlere katılmış ve 52 bin 620 oy almıştır. Az sayıda ilde meclis üyeliği ve emekçi semtlerinde ise muhtarlıklar kazanılmıştır.

Seçim sonuçlarının, Cumhur İttifakı’nın yenilmesi, işçi sınıfı başta olmak üzere sömürülen ve ezilen halk kesimlerinin bilinç, mücadele ve örgütlenmesi açısından olanakların genişlemesi yönüyle olumlu olduğunu vurgulayan GYK’mız, partimizin aldığı sonuçları ise yetersiz bulmuş ve çalışmasını özeleştirel bir tutumla değerlendirmiştir.

"İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN ACİL TALEPLERİ İÇİN MÜCADELEYİ İLERLETMEK TEMEL HEDEFİMİZ"

6- Parti merkezimizin, önümüzdeki dönem sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya perspektifiyle yürüteceği mücadele ve örgütlenme çalışmasını ilerletmek için çıkardığı belli başlı sonuçlar şunlardır:

a) 31 Mart yerel seçimleri, gerek emek ve sermaye arasında gerekse egemen sınıfların kendi arasındaki çelişkiler ve mücadeleler açısından güç dengelerinde önemli değişimler ve dünden farklı koşullar ortaya çıkarmıştır.

İşçi ve emekçiler yerel seçimlerde kullandıkları oy tercihleriyle Cumhur İttifakı’nı başta büyükşehirler olmak üzere yerel yönetimlerde cezalandırmakla kalmamış, aynı zamanda Erdoğan-Şimşek’in emek gücünün daha da ucuza sömürülmesine dayanan ekonomi programını-politikalarını da reddetmişlerdir. Bu somut durum partimizin yerel seçimlere ilişkin taktiğini temel olarak doğrulamıştır. Tek adam yönetimi gerici-faşist bir rejim inşa etme açısından istediğini alamamış, işçi ve emekçi kitleleri arkasına yedekleyememiş, sandıkta yenilmiştir.

b- Ancak, gerek büyük sermaye örgütlerinin gerekse başta Erdoğan-Şimşek olmak üzere onların saray iktidarının temsilcilerinin seçimlerin hemen ardından yaptıkları açıklamalar, sömürü ve baskı politikalarının kararlılıkla sürdürüleceğini göstermektedir.

Gerek uluslararası plandaki gelişmeler gerekse 31 Mart seçim sonuçları Erdoğan’ın emperyalistler arası çelişkilerden yararlanma imkânlarını alabildiğince sınırlamış, tek adam yönetimini uluslararası emperyalizm ve mali sermayenin dayatmalarına daha da açık hale getirmiştir. Sermayenin saray rejimi ve Cumhur İttifakı’nın, işçi sınıfı ve ezilen halk kesimleriyle daha sert çatışmalar yaşamaktan kaçınma olanakları kalmamıştır. Her gün daha da saldırganlaşarak bu programı uygulamaya çalışacaktır.

Dolayısıyla emek ve sermaye merkezli çelişki ve çatışmalar önümüzdeki dönem daha da keskinleştirecektir. Ücret mücadeleleri, vergi adaletsizliği, zamlar, kadro sorunu, iş cinayetleri, işsizlik başta olmak üzere işçilerin ve emekçilerin acil talepleri için mücadeleyi ilerletmek partimizin temel hedefi olacaktır.

"BARIŞ TALEBİNİ VE ANTİEMPERYALİST MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ"

c- Elbette tek adam yönetimi bu politikaları bölgede çatışma ve savaş kışkırtıcılığını esas alan bir yerlilik-millilik propagandasını da yoğunlaştırarak hayata geçirmeye çalışacaktır. Diyanet-tarikat-cemaat üçgeninin tepesinde oturan ruhban sınıfıyla birlikte din istismarcılığına sarılarak baskı ve sömürü politikalarını meşrulaştırmakta ısrar edecektir. Dahası Erdoğan iktidarı, içeride anayasa değişikliği, erken seçim, merkezi yönetim-yerel yönetim rekabeti vb. tartışmalar ve antidemokratik, faşizan baskılar üzerinden yoluna devam etmeyi hedefleyecektir. Kürt sorununda terör ve bölücülük demagojisine sarılmaya, sınır ötesi operasyonları sürdürmeye ve ‘güçlü Türkiye’ ajitasyonu eşliğinde bölgesel paylaşımdan pay kapmayı meşrulaştırmaya ağırlık verecektir.

Bütün bunlar karşısında partimiz içeride gerçek anlamda bir laiklik ve demokratik hak ve özgürlükler için bölgede ise barış ve antiemperyalist talepler için mücadeleyi büyütmek üzere kararlılıkla yolunda yürümeye devam edecektir.

d- Yerel seçim sonuçlarının işçiler, emekçiler ve gençler arasında, tek adam yönetiminin yenilebileceği ve bir değişimin yaşanabileceği düşüncesini büyüttüğü, heyecan ve özgüven yarattığı açıktır. Partimiz, bu heyecan ve özgüvenin, başta CHP olmak üzere burjuva muhalefet tarafından sınıf uzlaşmacı, mücadeleyi geriye iten, değişimi seçim ve sandığa hapseden anlayış ve tutumların karşısında duracaktır.

"İŞÇİ SINIFININ BAĞIMSIZ, POLİTİK ÖRGÜTLENMESİNİ GÜÇLENDİRMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ"

e- Başta sanayi kentleri olmak üzere büyük fabrika ve işyerlerinde seçim sonuçlarını somut bir biçimde analiz edeceğiz. Ortaya çıkan veriler üzerinden ve aldığımız oyları küçümsemeden -işçilerin ve emekçilerin mücadele eğilimlerinin güçleneceğini bilerek- militan bir çalışmayla işçi sınıfının örgütlenmesini büyüteceğiz. Özellikle işçi sınıfının mücadelesi ve partimizin örgütlülüğünün ilerlemesi için, öncü işçilerin kendisine ve sınıfına güven konusunda daha ileri bir mevzi tutmasını teşvik edeceğiz. Çeşitli burjuva politik akımlar ve onların etrafında kamplaşma yerine, kendi sınıfının birliğini, ve bağımsız, politik örgütlenmesini güçlendirmesi için çalışacağız.

f- Çok daha fazla seçim bölgesinde daha fazla aday çıkarabilecek durumdayken bu olanakları iyi değerlendiremedik. Örneğin ittifak tartışmalarına saplanıp kalmadan adaylarımızı belirlemek, gerektiğinde adayımızı çekebilecek bir esneklikle hareket etmek konusunda gerekli inisiyatifi gösteremedik. Bu konuda partimizin kararlarına uygun davranan ve hızlı adımlar atan örgütlerimizin seçim kampanyası çalışmalarını daha erken başlatmış ve daha etkili bir şekilde sürdürmüştür.

Bakırhan: Beka dedikleri şey bu çete düzeninin bekasıdır Bakırhan: Beka dedikleri şey bu çete düzeninin bekasıdır

"EN GENİŞ BİRLİK VE ORTAK MÜCADELE İHTİYACI ARTMIŞTIR"

7- 31 Mart Yerel Seçimlerinin politik konjonktürde yol açtığı değişim, emek ve demokrasi güçlerinin en geniş birliğine ve ortak mücadelesine olan ihtiyacı ortadan kaldırmamış, artırmıştır. Dahası böyle bir birliğin zeminini de olabildiğince genişletmiştir. Geriye bakarak ileriye yürüyemeyiz. Herkesin geçmişte olan bitene takılmadan bu sürece omuz vermesi ve yapıcı bir rol oynaması gerekir. Partimiz bu konuda üzerine düşen sorumluluğun bilinciyle hareket edecektir.

"EKMEK, ADALET, BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARA"

8- İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs, işçi sınıfı ve sermaye güçlerinin tüm dünyada ve ülkemizde karşılıklı olarak güçlerini sınadığı bir gündür.

Bu yıl 1 Mayıs’ın temel talepleri asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşayacak düzeye çıkarılması, çalışma sürelerinin günde 7, haftada 35 saat olarak düzenlenmesi ve 2 gün tatil hakkının tanınması, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerin vergiden muaf tutulması, kıdem tazminatının gaspı, vergide adalet, kadro, işten çıkarmaların durdurulması, iş cinayetleri, sendikal özgürlükler, bir öğün ücretsiz yemek vb. olacaktır. Barışa, demokratik hak ve özgürlüklere ilişkin talepleri de dikkate alarak partimiz bu yılki 1 Mayıs sloganını “EKMEK, ADALET, BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARA” olarak belirlemiştir.

Partimiz önümüzdeki günlerde 1 Mayıs’ın kitlesel ve yaygın kutlanması için hızla miting müracaatlarının yapılması doğrultusunda adımlar atacaktır. 1 Mayıs öncesinde bir hafta boyunca fabrika-işyeri kutlamalarının gerçekleştirilmesi için çağrılar yapacak ve kutlamalar örgütlenmesine öncülük edecektir. Resmî tatil günü olmasına rağmen fabrikalarda çalışmanın devam etmesine karşı iş bırakıp alanlara çıkılması için ajitasyon sürdürecektir.

"EMPERYALİZME, İŞBİRLİKÇİLERİNE, İŞGALCİLERE GEÇİT YOK"

9)  Bu yıl 6 Mayıs’ta idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan yoldaşlarımızın anma etkinlileri, Filistin işgaline, tek adam yönetiminin savaş kışkırtıcısı politikalarına ve sınır ötesi operasyonlara karşı mücadeleyi büyütmek hedefiyle düzenlenecektir. Etkinliklerin temel sloganları “Emperyalizme, işbirlikçilerine, işgalcilere geçit yok”, “Denizlerin yolunda Filistin’in yanındayız”, “Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm Yolunda Yürüyoruz” sloganları olacaktır.

Kaynak: Evrensel

Editör: Selda Manduz