İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanması talep edilen gazeteci Kayhan Ayhan, çıkarıldığı sulh ceza hâkimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İBB davasına ilişkin haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Kayhan Ayhan hakkında yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nun tutuklama talebiyle sevk ettiği Ayhan, yaklaşık iki saat süren hâkimlik işlemlerinin ardından yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı.
Sevk yazısında, Ayhan'ın X ve YouTube hesaplarından CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı sürece ilişkin yaptığı paylaşımların incelemeye alındığı belirtildi.
"YAPTIĞIMIZ TEK ŞEY GAZETECİLİK"
İstanbul Adliyesi önünde kendisini karşılayan meslektaşlarına ve destekçilerine teşekkür eden Ayhan, gördüğü dayanışmanın kendisini duygulandırdığını söyledi.
Gözaltına alınma sürecini anlatan Ayhan, İBB davasını aylardır takip ettiğini belirterek, soruşturmaya konu edilen haber ve paylaşımlarının duruşmalarda yaşanan gelişmelere ilişkin olduğunu ifade etti.
Hakkındaki suçlamaya ilişkin konuşan Ayhan, "Duruşmada yaşananları paylaştığım için böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım. Yaptığımız tek şey gazetecilik." dedi.
Gece saatlerinde gözaltına alındığını belirten Ayhan, kanser hastası annesinin yanında gözaltına alındığını ve bu durumun kendisi için zor bir süreç olduğunu ifade etti.
CHP'DEN AÇIKLAMA
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de gazeteciler Kayhan Ayhan ve Hazar Dost'un serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Ayhan'ın "halkı yanıltıcı bilgi" değil, "halkı aydınlatıcı bilgi" paylaştığı için gözaltına alındığını savunan Çelik, Silivri'de görülen İBB davalarını takip eden gazetecilerin kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasına katkı sunduğunu belirtti.
Çelik, duruşmaları takip eden gazetecilere yönelik işlemlerin basın mensuplarına gözdağı verme amacı taşıdığını öne sürerek, halkın haber alma hakkının korunmasının önemine dikkat çekti.