Güncel

PKK'den silah yakma töreninin yıl dönümünde açıklama

PKK, 11 Temmuz 2025'te Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Süleymaniye kentinde düzenlenen silah yakma töreninin birinci yıl dönümünde yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, silah yakma iradesinin ortaya konulmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen siyasi ve hukuki alanda ilerleme sağlanmadığı öne sürüldü.

PKK, 11 Temmuz 2025'te Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Süleymaniye kentine bağlı Dukan ilçesindeki Casene Mağarası'nda gerçekleştirilen silah yakma töreninin birinci yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısının ardından aralarında KCK Eş Başkanı Bese Hozat'ın da bulunduğu 30 örgüt mensubunun katılımıyla gerçekleştirilen silah yakma törenine atıfta bulunularak, sürecin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen siyasi ve hukuki alanda beklenen gelişmelerin yaşanmadığı iddia edildi.

PKK açıklamasında, "Silah yakma iradesinin ortaya konulması üzerinden bir yıl geçmesine rağmen siyasi ve hukuki alanda bir ilerleme sağlanmamıştır. Bu da başta Kürtler olmak üzere Türkiye ve dünya kamuoyunda iktidarın niyeti konusunda kaygı ve kuşkular ortaya çıkarmıştır." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, demokratik siyasal mücadele stratejisinde ısrar edildiği belirtilerek, "Silah yakmanın birinci yıl dönümünde biz demokratik siyasal mücadele stratejisinde ısrar ederken, iktidar politika ve tutumlarıyla bu ısrar ve çabalarımıza karşılık vermemiştir." değerlendirmesi yapıldı.

PKK, açıklamasının devamında, "Kürt halkı ve tüm Türkiye halkları böyle bir Türkiye yaratmak için üzerine düşen sorumluluğu her boyutta yerine getirmelidir. Bizler de halklarımıza duyduğumuz sorumluluğun gereği Önderliğin demokratik toplum manifestosu çerçevesinde üzerimize düşen sorumluluğu bundan sonra da yerine getireceğiz." ifadelerini kullandı.

Açıklamada, örgütün demokratik siyaset stratejisini benimseme kararlılığını göstermek için silahların yakıldığına vurgu yapıldı.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Önemli bir gazeteci topluluğu önünde yapılan bu silah yakma töreni tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Türkiye’de Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü için önemli bir adım olarak görüldü. Önderlik 27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısında, Kürt sorununu ortaya çıkaran nedenleri ve çözüm yolunun nasıl olacağını çok özlü ve çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Kürt varlığının kabulü temelinde demokratik çözümün zamanının geldiğini vurgulamıştır. Bunu sağlatmak açısından da PKK’nin feshi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması çağrısında bulunmuştur. Bu çağrı sonrası 1 Mart 2025’de ateşkes ilan ettik. PKK, 5-7 Mayıs tarihleri arasında 12. Kongresini toplamış, PKK’nin feshi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması kararı almıştır. Bu kararların uygulanmasının da Önderlik tarafından yapılabileceğini kararlaştırmıştır."

Açıklamada, "Silah yakma töreni silahlı mücadele stratejisine dönüş olmayacağının ilanı da olmuştur. Bu iradenin ortaya konulması karşısında Türk devletinin demokratik siyasal mücadele stratejisinin uygulanması açısından siyasi ve hukuki adımlar atması gerekirdi. Ancak bir yıldır bu yönlü adımlar atılmamıştır.” denildi.

"DEVLET ADIM ATMADI"

Bu bir yıllık süreçte siyasi ve hukuki gerekliliklerin yerine getirilmesi için tek taraflı adımların atıldığına dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gerillanın Türkiye sınırları dışına çekilmesi ve çatışma riskinin olduğu yerleri bıraktığının KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok arkadaş tarafından kamuoyuna sunulması da Türk devletinin hukuki ve siyasal adımlar atmasına zemin sunmak içindi. Özgürlük Hareketimiz sorumlu davranırken, devlet ne adımlar atmış, ne de demokratik siyasal çözüm için toplumsal zemini yaratmıştır. Önderlik ve Özgürlük Hareketimize yönelik geçmişte oluşturulan olumsuz algılar bilinçli biçimde sürdürülmüştür. Zaman zaman cumhurbaşkanı, Devlet Bahçeli ve bazı AKP yetkilileri sürece sahip çıkan ve ilerlediğini söyleyen açıklamalar yapsa da bu söylemlerin pratikte bir karşılığı olmamıştır. Silah yakma iradesinin ortaya konulması üzerinden bir yıl geçmesine rağmen siyasi ve hukuki alanda bir ilerleme sağlanmamıştır. Bu da başta Kürtler olmak üzere Türkiye ve dünya kamuoyunda iktidarın niyeti konusunda kaygı ve kuşkular ortaya çıkarmıştır. Bu yönlü kaygı ve kuşkulara rağmen silah yakmanın 1. yıl dönümünde biz demokratik siyasal mücadele stratejisinde ısrar ederken, iktidar politika ve tutumlarıyla bu ısrar ve çabalarımıza karşılık vermemiştir.”

"ÖNGÖRÜLEN YASANIN SADECE SİLAH BIRAKMAYA DAYANDIRILMASI YÜZYILLIK SORUNUN DOĞRU ELE ALINMADIĞININ İFADESİ"

Açıklamada, "Son zamanlarda Önderliğin önerdiği kök çerçeve yasanın çıkıp çıkmayacağı tartışılmaktadır. Önderliğin makul önerilerine bir karşılık verilmediği gibi Özgürlük Hareketimiz de bu konuda bilgilendirilmemiştir. Çıkması öngörülen yasanın birinci dereceden muhatabı Önderlik ve Hareketimizken, tek taraflı yasa taslaklarından söz edilmesi soruna ve sürece ciddi yaklaşılmadığını göstermektedir. En önemlisi de öngörülen yasanın sadece silah bırakmaya dayandırılması yüzyıllık sorunun doğru ele alınmadığının ifadesi olmaktadır. Böyle bir yasa ilk önce Önderlik ve Özgürlük Hareketimizin öncü kadrolarının konumunu belirleme ve Kürt sorununun çözümünün yolunu döşeme yasası olması gerekirken Önderliğimizin dışında tutulacağının söylenmesi barış ve demokratik toplum sürecini sabote etme anlamına gelir. Halkımız da Özgürlük Hareketimiz de Önderliğin özgür yaşar ve çalışır durumda olmadığı bir yaklaşımı kabul etmeyeceğini defalarca ortaya koymuştur. Bu süreçte en başta da bu gerçekliğin bilinmesi gerekir." denildi.

"ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU BUNDAN SONRA DA YERİNE GETİRECEĞİZ"

"11 Temmuz silah yakma töreninin 1. yılında Özgürlük Hareketi olarak demokratik siyasal mücadele stratejisi konusunda ısrarımızı bir kez daha vurguluyoruz." denilen açıklamada, "AKP-MHP iktidarının PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması üzerinden bir yıl geçmesine rağmen adım atmaması sürece doğru yaklaşım olmamaktadır. Çatışma çözümü deneylerinde en makul yaklaşımı gösterdiğimiz açıktır. Bunu da halklarımızın özgür ve demokratik yaşamını sağlama doğrultusunda yaptığımız bilinmektedir. Halklarımızın demokratik entegrasyon temelinde özgürce birlikte yaşayacağı demokratik Türkiye’yi yaratmak hepimizin sorumluluğudur. Kürt halkı ve tüm Türkiye halkları böyle bir Türkiye yaratmak için üzerine düşen sorumluluğu her boyutta yerine getirmelidir. Bizler de halklarımıza duyduğumuz sorumluluğun gereği Önderliğin demokratik toplum manifestosu çerçevesinde üzerimize düşen sorumluluğu bundan sonra da yerine getireceğiz." ifadeleri kullanıldı.

{ "vars": { "account": "G-Z64XNY337Y" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }