Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmada dikkat çeken yeni bulgular gündeme geldi.
Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin Van’daki Elit World Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda dosyada yer alan yeni DNA, HTS, baz istasyonu, kamera ve bilirkişi incelemelerine ilişkin bilgiler paylaşıldı.
Avukatlar, soruşturma kapsamında iki farklı erkek DNA’sı tespit edildiğini, Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram rokuronyum bulunduğunu ve bazı kişilerin olay saatindeki konumlarına ilişkin yeni HTS verilerinin ortaya çıktığını belirtti.
“İNTİHAR ALGISI YARATILMAYA ÇALIŞILDI”
VanHaberTR’den Semih Sarma ve Dıldar Güler’in haberine göre, Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, soruşturmanın başlangıcından itibaren yeterli araştırmanın yapılmadığını savunarak dosyanın cinayet şüphesi üzerinden daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini söyledi.
Karabulut, soruşturma sürecinde Rojin’in intihar ettiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü. Rojin’in son görüldüğü 27 Eylül saat 19.04’e kadar telefonla sürekli iletişim halinde olduğunu belirten Karabulut, dosyada intihara ilişkin somut bir veri bulunmadığını ifade etti.
Karabulut ayrıca Adli Tıp raporunda Rojin’in bedeninde iki erkek DNA’sı tespit edildiğini, ancak bu DNA’ların nerede bulunduğuna ilişkin bilginin yaklaşık bir yıl sonra açıklanmasının kendileri açısından ciddi soru işareti oluşturduğunu söyledi.
7 BİN 353 ARAÇ YENİDEN İNCELENECEK
Karabulut, soruşturmanın ilk döneminde incelenen 7 bin 353 araca ilişkin de yeni talepler gündeme getirdiklerini açıkladı.
Söz konusu araçların yalnızca camlarından içeri bakılarak kontrol edildiğini öne süren Karabulut, 10 Ekim 2024 tarihli tutanakta Rojin’in kaybolduğu saatlerde sahile inen beyaz, sunrooflu bir araç ile toplam 11 şüpheli aracın tespit edildiğini, ancak bu araçların ayrıntılı şekilde incelenmediğini savundu.
Yeni başvurular sonucunda bu araçların sürücülerinden DNA ve HTS kayıtlarının alınması talebinin kabul edildiğini belirten Karabulut, İHA ve helikopter kayıtlarının Türk Silahlı Kuvvetlerinden istenmesi yönündeki taleplerinin de kabul edildiğini söyledi.
ROKURONYUM BULGUSU İÇİN YENİ İNCELEME
Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram rokuronyum tespit edilmesine ilişkin de yeni bir inceleme talep edildi.
Karabulut, maddedeki bulgunun nasıl ve ne zaman vücuda girmiş olabileceğinin araştırılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Adli Tıp uzmanları ve profesörlerden alınan görüşlerin değerlendirildiğini ifade eden Karabulut, maddenin vücuttan atılım süresi üzerinden Rojin’in kaybolduğu 27 Eylül ile ameliyat olduğu 11 Eylül tarihleri arasında ne kadar rokuronyum verilmiş olabileceğinin belirlenmesini istediklerini söyledi.
Karabulut, Adli Tıp Kurumu’nun açıklamasının kendilerini tatmin etmediğini, bunun üzerine savcılığa başvurduklarını aktardı.
JASAT TALEBİ REDDEDİLDİ
Avukatlar, soruşturmanın Van Cinayet Büro Amirliği’nden alınarak Ankara JASAT’a devredilmesini de talep etti. Ancak savcılığın bu talebi kabul etmediği belirtildi.
Karabulut, faili meçhul olayların ve cinayetlerin aydınlatılmasında JASAT’ın daha ehil bir birim olduğunu düşündüklerini söyledi. Van Cinayet Büro Amirliği’nde çalıştığını iddia eden bir kişinin Adalet Komisyonu’nun sosyal medya hesabına gönderdiği mesaj ve fotoğrafları da savcılığa sunduklarını belirten Karabulut, buna rağmen dosyanın JASAT’a devredilmesi taleplerinin kabul edilmediğini aktardı.
TELEFON VE KAMERA KAYITLARI İÇİN YENİ TALEPLER
Rojin’in sahilde bıraktığı belirtilen kek, kulaklık, pet şişe, anahtarlık ve cep telefonuyla ilgili incelemelere de değinildi.
Karabulut, diğer materyallerde parmak izi incelemesi yapılmasına rağmen cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapılmadığını savundu. Telefon için yeniden inceleme talebinde bulunduklarını ve savcılığın bu incelemenin yapılacağını kendilerine bildirdiğini söyledi.
Ayrıca bir kişinin ifadesinde olay yerinde bulunmadığını söylediğini, ancak HTS ve baz istasyonu verilerinin bu kişinin Rojin’in kaybolduğu saatlerde aynı bölgede bulunduğunu gösterdiğini belirtti. Söz konusu kişinin kimliğinin soruşturmanın selameti açısından açıklanmadığı aktarıldı.
Rojin’in kaybolduğu noktayı gösteren 360 derece dönen bir kameranın çalışmadığına ilişkin tutanağın da araştırıldığı belirtildi. Karabulut, söz konusu tutanağın 6 Eylül 2024’te, yani Rojin’in kaybolmasından 21 gün önce düzenlendiğini söyledi ve tutanağın gerçeği yansıtıp yansıtmadığının, üniversite arşivinde bulunup bulunmadığının ve geriye dönük hazırlanıp hazırlanmadığının araştırıldığını aktardı.
“UCU KİME DOKUNURSA DOKUNSUN KARARLIYIZ”
Soruşturmanın titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Karabulut, dosyada her ihtimalin araştırılması gerektiğini belirterek, gerekirse tüm ayrıntıların inceleneceğini söyledi.
415 KİŞİNİN DNA’SI İNCELENDİ
Avukat Şahin Cangüleç ise soruşturma kapsamında bugüne kadar 415 kişiye ait DNA çalışmasının tamamlandığını ve sonuçlarda herhangi bir veriye rastlanmadığını açıkladı.
Savcılık tarafından belirlenen 50 kişilik listenin de DNA incelemesine alınacağını belirten Cangüleç, deniz araçlarına ilişkin çalışmanın sürdüğünü söyledi.
Cangüleç ayrıca Rojin’in cesedinin suda kaldığı sürenin belirlenmesi için suyun sodalı, tuzlu veya tatlı olması, hava ve su sıcaklığı, Rojin’in kıyafetleri ve cesedin durumunun dikkate alınacağı yeni bir çalışma talep edildiğini, savcılığın bu talebi kabul ettiğini aktardı.
CESEDİN BULUNDUĞU NOKTAYA İLİŞKİN YENİ RAPOR TALEBİ REDDEDİLDİ
Cangüleç, Rojin’in cesedinin bulunduğu Mollakasım bölgesine ilişkin yeni bir rapor talep ettiklerini ancak bu talebin reddedildiğini belirtti.
Cangüleç, cesedin bulunduğu bölge ve akıntıya ilişkin mevcut değerlendirmelere katılmadıklarını, yeniden rapor alınmasını istediklerini söyledi. Ayrıca rektör ve yeğeninden tükürük veya kıl örneği alınmasına yönelik taleplerinin de reddedildiğini açıkladı.
Meta’ya gönderilen yazıya daha ayrıntılı yanıt alınması için yeniden yazı yazılacağı belirtilirken, savcılığın cesette bulunan iki farklı DNA’nın sodalı suda kalma ihtimali üzerine araştırma yapacağı aktarıldı.
DARALTILMIŞ BAZ ÇALIŞMASI BEKLENİYOR
Cangüleç, sosyal medyada Rojin Kabaiş ile aynı ad ve soyada sahip dört kişinin tespit edildiğini, bunlardan üçünün farklı illerde görev yaptığının belirlendiğini, dördüncü kişiyle ilgili araştırmanın sürdüğünü ifade etti.
Rojin’in kaybolduğu geceye ilişkin daraltılmış baz istasyonu çalışması talep edildiğini belirten Cangüleç, Adalet Bakanlığı ekibi tarafından yürütülen çalışmanın birkaç gün içerisinde sonuçlanmasının beklendiğini söyledi.
135 SAYFALIK UZMAN RAPORU
Dosyada savcılık listesinde bulunmayan bir bilirkişiden alınan 135 sayfalık uzman görüşü raporunun önemli bir belge olduğunu belirten Cangüleç, raporda Rojin’in telefonu hakkında dikkat çekici tespitlerin bulunduğunu söyledi.
Rapora göre Rojin’in telefonunun son baz aldığı koordinat ile cesedinin bulunduğu nokta arasında 323 metre mesafe bulunuyor. Telefonda olay akşamı internet veri akışının ve görüntülü görüşmelerin yüksek olduğu, dolayısıyla cihazın aktif kullanıldığı da tespit edildi.
Cangüleç, görüntü tutanaklarında bazı kişi ve plakaların tespit edildiğini ancak soruşturmanın gizliliği nedeniyle bunların şimdilik açıklanmadığını belirtti.
Soruşturma devam ederken avukatların savcılığa sunduğu yeni talepler ile DNA, HTS, baz istasyonu, kamera ve bilirkişi incelemelerinin sonuçları bekleniyor.