Kamuoyunda “dezenformasyon suçu” olarak bilinen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması kapsamında bu kez avukat Suphi Özgen hakkında dava açıldı.
Suphi Özgen’in, Kürtçe seçmeli dil dersine ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle yargılanacağı öğrenildi.
Kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen düzenleme kapsamında açılan davalara bir yenisi eklenirken, Özgen’in önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacağı belirtildi.
Aynı zamanda HezKurd Kürd Dili Hareketi Derneği Başkanı olan Suphi Özgen, geçen yıl İstanbul Esenyurt’ta bir okulun önünde velileri Kürtçe dersi seçmeye teşvik etmek amacıyla bir konuşma yapmıştı.
Evrensel’den Tuğba Tekerek’in haberine göre, Özgen, şunları söylemişti:
"Tercih formunun dağıtılmamış olması, bazı okulların standartların aksine formlarında (Kürtçe dersine) yer vermemiş olması, hastalık vs. nedenlerle yeni öğrenen veliler bu hafta da form talep ederek veya ekteki örnek dilekçeden vererek 2025-2026 dönemi için Kürtçe dersini seçebilir."
SOSYAL MEDYADA ŞİKAYETLE BAŞLADI
Özgen çağrıyı yaygınlaştırmak için bu konuşmanın videosunu X’te paylaştı. Videoyu gören bir kişi 17 Şubat 2025’te “Velilerin Kürtçe adında bir dili seçmeleri için propaganda yapılıyor” diye yine X üzerinden şikâyetçi oldu. Bu sosyal medya şikayeti üzerine Özgen hakkında dava açıldı.
İddianamede Özgen’in “Seçmeli ders formlarının dağıtılmadığına ve/veya okulların seçmeli ders formlarında Kürt dili seçmeli dersine yer vermediğine dair gerçeğe aykırı olduğuna dair tereddüt bulunmayan (…) söylemde bulunarak (…) halkı endişe ve korkuya sevk edebilecek (…) yanıltıcı bilgiyi yaydığının sabit olduğu” öne sürüldü.
İddianamede “Söz konusu bilginin Türk vatandaşlar ve Kürt vatandaşlar arasında kin ve nefretin alevlenmesine sebep olacak” nitelikte olduğu da ileri sürüldü.
Özgen hakkında Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması 14 Mayıs’ta yapılacak.
'SAVCI DA BİLİYOR, YANLIŞ BİLGİ YOK'
Özgen dava için “trajikomik bir dava” dedi. Bazı okullarda seçmeli ders seçimi için tercih formlarının dağıtılmadığını, dağıtılan formlarda “yaşayan diller ve lehçeler” ibaresinin yer aldığını ancak velilere Kürtçe dersine dair herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi.
Özgen, önünde açıklama yaptığı okulun, İstanbul’da yıllar sonra ilk kez seçmeli Kürtçe dersi açılan okul olduğunu anımsattı:
"Eğer Esenyurt’ta etkin Kürtçe hakkı tanıtım çalışmalarımız olmasaydı bu yıl Kürtçe ders başlamamış olacaktı. Tümüyle yasal olan tanıtım çalışmamızı savcılık makamı adeta kriminalize ederek bize bir gözdağı vermek üzere davaya dönüştürdü. Halbuki savcı da biliyor ki, bizim tanıtımımızda yanlış bir bilgi yok."
HERKESE 'HALKI YANILTICI BİLGİ' DAVASI!
Kamuoyunun gündeminde son dönemde açılmış çok sayıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” davası var. Gazeteci İsmail Arı, Mart ayında bu suçlamayla tutuklanırken, bir diğer tutuklu gazeteci Alican Uludağ’a yöneltilen suçlamalar arasında da halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma bulunuyor.
Bu suçlamaların dayanağını, 2022 yılında yürürlüğe giren, halk arasında “dezenformasyon yasası” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesi oluşturuyor.
Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından hazırlanan rapora göre yasanın yürürlüğe girmesinin ardından en az 88 gazeteci hakkında 113 soruşturma açıldı.
Bu madde nedeniyle hakkında dava açılanlar gazetecilerle sınırlı değil. Birleşik Tekstil Sendikası (BİR-TEK-SEN) Başkanı Mehmet Türkmen de işçilere yaptığı konuşma sırasında bir işçinin kollarının kopmasına yol açan iş kazasıyla ilgili “Hesap soran oldu” mu demiş, bu ifadesi nedeniyle 16 Mart’ta "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak"tan tutuklanmıştı. Türkmen 57 gün tutuklu kaldıktan sonra dün yapılan duruşmada beraat etmişti.