Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ardahan'daki halk toplantısında gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.

31 Mart'taki yerel seçimler için muhalefete işbirliği çağrısı yapan Bakırhan, "Bu kadar kötülük karşısında muhalefet olarak yan yana gelmekten, iş ve güç birliği yapmaktan çekiniyorsak, o zaman AKP bize layıktır. Buradan bir kez daha Türkiye muhalefetine, toplumsal örgütlerine ve toplumsal muhalefetine seslenmek istiyorum. Muhalefetin bir zahmet bir araya gelmesi, ortak bir direnç ve direniş ortaya koyması gerekiyor" dedi.

Bakırhan halk buluşmaları ziyaretlerinin dördüncü gününde Ardahan kent merkezinde yer alan Dursun Akçam Kültür Merkezi’nde düzenlenen halk buluşmasına katıldı.

Bakırhan, burada yaptığı konuşmada Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyündeki Eti Bakır madeninde yaşanan göçükte üç işçinin öldüğünü, iki işçinin ise yaralandığını hatırlatarak, yaşamlarını yitirenlerin ailelere başsağlığı dileklerinde bulunarak sözlerine başladı.

Yaşananın bir kaza değil, katliam olduğunu ifade eden Bakırhan, “Bu katliamların olmaması için devlet yetkililerini ve firmaları uyarmak istiyoruz. Rant ve kazanç elde ediyorsunuz ama yeterli önlemleri almıyorsunuz. Bu önlemleri alıncaya kadar bu işlerin takipçisi olacağız. Bu maden faciasında hayatını yitiren emekçileri anıyor yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi.

ÇİFTYÜREK'E SİLAHLI TEHDİT

Sürekli olumsuzluklar ve baskıları anlatmak durumda kaldıklarını dile getiren Bakırhan, partilerinin Van Milletvekili Sinan Çiftyürek’e yönelik silahlı tehdit ile ilgili şunları söyledi:

“Bu devlet bir türlü akıllanmıyor. Devlet ya da ona bağlı paramiliter güçler karanlık güçler, Amed’te milletvekilimizi silahla tehdit etmeye çalışıyorlar. Herhalde anlamadılar, biz Akif’lerin Mazlum’ların yoldaşıyız. 40 yıldır zulmün, saldırıların karşısında direndiğimizi, durmadığımızı bir türlü bunlara anlatamadık. Evet, anlayacaklar. Seyit Rıza’nın dediği gibi; asla onların karşısında diz çökmeyeceğimizi, bu tehditlerden korkmadığımızı bir kez daha belirtmek istiyoruz."

'BİZ UÇMAK İSTEMİYORUZ, GEÇİNMEK İSTİYORUZ'

Yaşanan derin ekonomik kriz üzerinde duran Bakırhan, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘ekonomide yeni bir döngüye girdik’ diyor. Peşinden de diyor ki ‘ekonomiyi uçuracağız’. Çok yabancı olduğumuz şeyler değil, 21 yıldır ekonomiyi uçuruyorlar. Avrupa standartlarında bir yaşam süreceğimizi söylüyorlar, yoksul ve işsizin kalmayacağı bir ülkeyi sürekli anlatıyorlar. Biz bir türlü uçamadık. Uçan var mı aralarında bilmiyorum ama tam tersine dibi yaşıyoruz. Geçinemiyoruz, yaşamımızı rahatlıkla idame ettiremiyoruz, çocuklarımızı okula gönderirken bile zorlanıyoruz.

Kar ve kışın yaşandığı bölgemizde insanlar kombilerini yakamıyorlar, elektriği tasarruf etmeye çalışıyorlar. Evet, doğru Erdoğan’ın partisinin ekonomik politikalarının uçurduğu bir kesim var. Faiz lobileri, nakliyeciler, müteahhitler, AKP’li yöneticiler ve etrafındaki bir avuç insan gerçekten de işleri sermaye olarak büyük bir kesimi temsil ediyorlar. Sayın Erdoğan, biz uçmak istemiyoruz, geçinmek istiyoruz. Biz evimize aş götürmek istiyoruz. Bu topluma yaşatmış olduğunuz bu açlık ve sefalet bir gün son bulacaktır."

‘DEVLET SERHAT KENTLERİNİ GÖRMEK İSTEMİYOR’

Devletin tarih boyunca Serhat kentlerini görmediğini, görmek istemediğini söyleyen Bakırhan, “Aslında bu durum Cumhuriyet politikasıdır ama AKP ile birlikte genişletilmiş bir politika oldu. Devlet gerçekten Serhat bölgelerini kendi kaderiyle baş başa bırakmış. Yatırım desen yok, turizm desen yok. Buranın geçim kaynağı olan hayvancılığa dönük projesi yok. Düşünün Kars, Ardahan Türkiye’nin hayvancılık bölgesidir ama entegre tesisleri yok. Hayvanları burada besliyoruz, Kayseri’de kestiriyoruz. Hayvanın beslendiği yerde entegre tesisi kesim tesisleri yok ama Kayseri’de, Yozgat'ta, Konya’da var. Süt yine aynı durumdadır. Süt ürünlerini entegre edecek bir tesisimiz yok. Sütümüzü tüccarlara düşük bir fiyatla satıp bu para ile tarlamızı sürmeye çalışıyoruz. Bütün kazancımız ya tefeciye ya da devlete gidiyor” ifadelerini kullandı.

MUHALEFETE SESLENDİ: BİR ARAYA GELMELİYİZ

Bu durumun bir kader olmadığını vurgulayan Bakırhan, şöyle devam etti:

"Burada muhalefeti de eleştiriyorum. Bu kötücül iktidarı 21 yıldır başımızda tutan onların kötülükleridir, hileleridir, baskılarıdır, faşizan uygulamalarıdır ama biraz da bizim suçumuzdur. Genel olarak muhalefeti kastediyorum. Bu kadar kötülük karşısında muhalefet olarak yan yana gelmekten, iş ve güç birliği yapmaktan çekiniyorsak, o zaman AKP bize layıktır. Buradan bir kez daha Türkiye muhalefetine, toplumsal örgütlerine ve toplumsal muhalefetine seslenmek istiyorum.

İnsanlar geçinemiyor, kan ağlıyor, insanlar dilini konuşamıyor, Kürtçe şarkı dinlediği için insanlar yargılanıyor, Eskişehir’de Kürtçe şarkılar dinlendiği için insanlar gözaltına alındılar ortada, düğün de kalmadı. Bu ülkede Aleviler eşit yurttaş değiller, hakları yok, Cemevleri ibadethane statüsü kazanmamış. Bu ülkede AKP’li değilsen, Türklüğü kabul etmiyorsan, hak arayan kadınsan, umudun peşinde koşan genç ve muhalifsen ya cezaevleri ya sürgün ya da açlık ve işsizlikle karşı karşıya kalıyorsunuz. Umutsuz bir tablo ama bunu değiştirmek mümkündür. Bu topraklar Mazlumları, Denizleri, İbrahimleri, Mahirleri gördü. Bu topraklarda demokratik, halkçı bir anlayış için insanlar büyük bedeller ödediler. Bu topraklarda ortak mücadele etme kültürü var. Onun için muhalefetin bir zahmet bir araya gelmesi, ortak bir direnç ve direniş ortaya koyması gerekiyor."

‘SOBASINI YAKAMAYAN, KOMBİSİNİ AÇAMAYAN YOKSULUN PARTİSİDİR HEDEP’

Devletin Serhat bölgesini bilerek sefalete terk ettiğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

“Yani batıda insanların bir file meyveye verdiği paranın iki katını vermek zorunda kalıyorlar. Hem yoksullar hem daha pahalı yaşamak zorunda kalıyorlar. Peki devlet ne için var? Anayasada yazıyor; devlet, sosyal hukuk devletidir. Hukukunu zaten görmedik. Kürtler yüzyıldır ya darağaçlarında ya hapiste ya sürgünde ya partileri kapatılıyor.

Yeni partimize ne olacağını bilmiyoruz, bunun için de bir şeyler düşünüyorlar. Sosyal deseniz, bu devlet Kürtler için hiç sosyal değil. Kürtler sosyal devlet ilkelerden hiç yararlanmadı. Biz tam da bunun için varız. Hukuk olsun, hak, adalet sosyal devlet olsun. Kocaeliliyi, Ardahanlıyı ayırt etmesin. Konyalı ile Karslıyı, Iğdırlı ile İzmirliyi ayırt etmesin istiyoruz. Partimizin kuruluş gerekçelerinden biri de iktidarların ikiyüzlü Kürt karşıtı siyasetlerinin karşısında hak ve hukuk mücadelesini yürütmektir.

HEDEP sizsiniz. Sobasını yakamayan, kombisini açamayan yoksulun partisidir HEDEP. Katledilen, yok sayılan kadının partisidir. Damallı, Posoflu, Göleli, Alevi, Türkmen yoldaşlarımızın partisidir HEDEP. Yüz yıldır dili kültürü kabul edilmeyen, ısrarla asimile edilmeye çalışılan Kürt’ün partisidir HEDEP. Emekçinindir, yoksulundur. Dolayısıyla bizim olan bu partiye hep birlikte sahip çıkmak gibi bir zorunluluğumuz var."

‘VERİLEN SÖZLERİN HANGİSİ TUTULDU?’

Göle’de yaşanan depremden sonra halen insanların ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyleyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

"Deprem olduğu zaman AKP’liler, ‘yaraları saracağız, dayanışacağız, halkımızı dışarıda bırakmayacağız, açıkta bırakmayacağız, gerekli olan çalışmaları yapacağız’ diyorlar ama size soruyorum; size verilen bu sözlerin hangisi tutuldu? Altyapı yapıldı mı, depreme dayanıklı bir hale getirildi mi? Hayır yok! Dolayısıyla sürekli burada da felaketi insan kaldırmaz. Burada bir yıldır depreme duyarsız kalan buranın turizm bölgesi olan başta Çıldır Gölü olmak üzere çöp deryasına dönüştüren bu devlet ne yapıyor? Turizm Bakanlığı firmasına milyonlarca dolar kredi veriyor.

Ümit Özdağ’dan, 'Bahçeli, Erdoğan'ı tehdit etti' İddiası Ümit Özdağ’dan, 'Bahçeli, Erdoğan'ı tehdit etti' İddiası

HEDEP, Turizm Bakanlığı firmalarına verilen milyonların Çıldır’a, Ardahan’a aktarılmasını savunan bir partidir. Son süreçte bir orman katliamı başlattılar. Zaten bunlar ekolojinin, doğanın düşmanıdırlar. Bütün metropollere bakarsanız beton binaların dışında bir şey göremezsiniz. İnsanlar nefes almıyor ama AKP’liler kazanıyorsa onlar için yeterlidir. Siirt’te, Şırnak Cudi’de bugün orman kesiyorlar. Korucubaşları oradan gelir elde ediyor. Göle’de de kalan bir avuç ormanı da yine peşkeş çekiyorlar, ormanları kesiyorlar. Birçok şeye duyarsız kaldığımız için bu haldeyiz bari ormanlarımızı kestirmeyelim."

‘ARDAHAN’IN BİZİM DEMOKRATİK YEREL YÖNETİMLERİMİZLE BULUŞMASI GEREKİYOR’

Kentin artık HEDEP’in demokratik yerel yönetim pratiği ile tanışması gerektiğini ifade eden Bakırhan, “Yerel yönetimler pratiğimizi Ardahan’da çok yaşatamadık. Kars'ta belediye aldık sistem oraya da kayyım atadı. Ama 25 yıldır bu konuda emeğimiz var. Bizim yerel yönetimler anlayışımızda kenti koruyoruz, işsizlere istihdam yaratmak için güçlü bir çalışma yürütüyoruz. O kentin geçim kaynağı ne ise onları destekliyoruz. Dolayısıyla bir an önce Ardahan’ın bu kötü kaderden kurtulması için Ardahan’ın bizim demokratik yerel yönetimlerimizle buluşması gerekiyor. Eminim inanırsak, bunlar zor şeyler değil. Ardahan’da bizim yerel yönetimlerimiz neden olmasın? Önümüzdeki dönemde hem ittifak politikamızla hem de aldığımız kararla Ardahan’ı demokratik yerel yönetimlerle buluşturmak için elinizden geleni yapacağız. Ardahan gibi HEDEP’e uygun bir bileşene sahip bir kentte biz niye birinci parti olmuyoruz? Niye talancı, kayyımcı zihniyeti saraya göndermiyoruz?” ifadelerini kullandı.

50+1 TARTIŞMASI

Bakırhan, Cumhurbaşkanlığı seçimine dair 50+1 tartışmalarına da değindi. Bakırhan, 50+1 tartışmasının başlatılarak Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için bir usul arandığını söyledi. Bakırhan, “Yeni bir tartışma başlattılar, her seçime bu tartışmalarla giriyorlar. Bu başkanlık sistemini öyle bir anlattılar ki Türkiye’yi bilmeyen insanlar diyecek ki iyi olacak sırtımızdaki 100 yıllık sorunlar çözülecek. Ama daha kötü oldu. Şimdi bunlar 5 yıl sonra Erdoğan’ı nasıl seçtiririz derdine düşmüş. 50+1 mi olsun 30+1 mi olsun hiç seçim olmadan mı Erdoğan seçilsin telaşına düşmüşler. Toplumun bir gün bunlara kırmızı kart göstereceğini biliyorlar. Biz de diyoruz ki hangi usulü getirirseniz içinde halk yoksa bir gün usulleriniz çöpe gidecek. Halkın iradesini ipotek aldığınız görkeminiz son bulacaktır. Usul tartışmak yerine gelin demokrasiyi tartışalım. Bunların derdi bizim yaşadığımız sefalet değil, onların derdi Erdoğan’ın nasıl seçileceğidir” dedi.

SAYIŞTAY RAPORLARI

Önceki gün birçok belediye ile ilgili açıklanan Sayıştay raporlarını da değerlendiren Bakırhan, “Sayıştay her şeyiyle iktidarın denetiminde ama artık onlara da gına geldi. Kayyımların bütün yolsuzlukları hepsi yer aldı. Sayıştay bir devlet kurumu olmasına rağmen, bugüne kadar tek bir kuruş usulsüzlük yakalamadı bizde. Hani biz belediyenin kaynaklarını gerillaya, PKK’ye gönderiyorduk. Bu yalanla kayyım atadılar. Sayıştay bu konuda bir tespit yaptı mı bir dava var mı? Bu mesele ile ilgili tek bir tutuklu arkadaşımız var mı, yok. Siz onurlu davanın birer bileşeni olarak gayet dik durun, onurlu ve umutlu durun. Her yerde kendi partinizin ortaya koyduğu ahlaki ve etik siyaseti anlatın. Onlar korksun ve utansınlar yolsuzluk yaptıkları, sizin çocuklarınızın geleceklerini çaldıkları için. Siyasi iradenizi cezaevine attıkları, Sayın Öcalan’a mutlak tecrit uyguladıkları için” değerlendirmelerinde bulundu.

‘ÜLKENİN BARIŞA İHTİYACI VAR’

Ülkenin barışa ihtiyacının olduğunu belirten Bakırhan, konuşmasını şöyle noktaladı:

“Bu ülkede bir barışa ihtiyaç var. Kürtlerin statüsünü anayasal güvenceye alınmasına ihtiyaç var. Bu devletin Cumhuriyet tarihinden beri Kürt karşıtı ittifakının dağılmasına ihtiyaç var. Bu topraklarda Alevilerin eşit haklara sahip olması gerekiyor. Bu topraklarda hırsızlık ve yolsuzluğun ortadan kaldırılmasına ihtiyaç var.

Gençlerin geleceğe umutla bakacağı yarınlara ihtiyaç var. Bunun için muhalefetin her anlamda başta sokak olmak önümüzdeki yerel seçimler olmak üzere şapkasını önüne koyup güçlü bir işbirliği yapmak zorundadır. Bunu başarmadığımız sürece iktidar devam edip kendini sürdürmeye çalışacak. Önümüzdeki dönem bir yerel seçim var. En çok da sizi ilgilendiriyor. İstanbul Esenyurt denilince akla Ardahan Göle geliyor.

Ardahanlıların ittifakı bile rahatlıkla yerel yönetimleri kazanmamızı sağlayacak güçtedir. Başta Ardahan olmak üzere adaylarımızı demokratik bir şekilde halkın katılımıyla belirleyeceğiz. Bizi hak eden adayları belirleyeceğiz ve en geniş ittifaklarla çıkacağız. Yerel seçimler için yoğun bir çaba içinde olmalıyız. Bizden daha güçlü bir hareket yok. O cezaevleri katliamlar bizi yıldırsaydı bugün burada olmazdık, tarumar olurduk. Ama sizin emeğiniz ve dik duruşunuz sayesinde buradayız ve şimdi HEDEP’e, onurlu mirasımıza sahip çıkma zamanıdır.”

Editör: Selda Manduz