Cumartesi Anneleri’nin 2018 yılındaki 700'üncü hafta buluşmasında gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 46 kişinin yargılandığı davanın 11’inci duruşması bugün 27. Ağır Ceza Mahkeme’sinde görüldü. Duruşma 5 Nisan’a ertelendi.

Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine yönelik polis müdahalesinde darbedilen ve aralarında kayıp yakınlarının da olduğu 46 kişi hakkında açılan davanın 11’inci duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “

Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla açılan davada sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

“ORTA DA BİR SUÇ YOK”

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre Avukat Ahmet Cihan, “Ortada bir suç yoksa ceza da yoktur” diyerek sözlerine başladı ve ekledi:

“Savunmanın alınması da manasız olacaktır. Bu durum sanıklar üzerinde psikolojik bir baskı oluşturmanın ötesine gitmeyecektir. Kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri’ni cezalandırmanın ötesine gitmeyecektir. Bu davayı en başından beri Cumartesi İnsanları’nın siyasal sebeplerle cezalandırılması olarak niteledik. Bu dava hukuka aykırıdır. 1995’ten bu yana Galatasaray’da buluşan bu insanlar, trafiği bile aksatmamak için elinden geleni yapıyor. 700’üncü haftada ne oldu? Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuştu ve bu insanların yaptığı bütün eylemlere müdahale edildi. Hukuksuz bir şekilde gözaltına alındılar.”

Cihan, eylemin yasak olduğuna dair kararın saat 11’de tebliğ edildiğini ama gözaltıların 10’da başladığına dikkat çekti.

AYM’nin kayıp yakınları ve hak savunucularıyla ilgili hak ihlali kararlarını hatırlatan Cihan,  “‘Barışcıl bir eylemdir’ diyor. ‘Burada hukuka aykırı bir şey yok’ diyor ama ‘Güvenlik güçlerinin müdahalesi hukuka aykırıdır’ diyor. ‘İdarenin kararı hukuka aykırıdır’ diyor. Duruşmanın devam etmesi bile bir hak ihlalidir, suçsuzluğu AYM kararıyla sabit olan insanların yargılanmasına devam edilemez. Sorgulanmayan sanıklar var. Onlar konuşsa ne diyecek? ‘Anayasal hakkımı kullandım’ diyecek. Aynı şeyi söyleyecekler.Bu davanın sonunda beraat edeceğiz, buradan başka bir karar çıkmaz. Bu davada bir başka karar istemiyoruz. Derhal beraat istiyoruz. Bu karar müvekkillerimizin ilk günden itibaren suç işlemediğini ortaya koyacaktır” dedi.

Derhal beraat kararı verilmesini gerektiğini söyleyen Cihan, “Sorgulara geçilmemesini talep ediyoruz. AYM kararına aykırılık anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

“YARGILANMASI GEREKEN SANIKLAR DEĞİL”

Cihan'dan sonra avukat Ömer Kavili söz alarak duruşma savcısının mütalaasını değiştirmesini istedi. Hakim, savcıdan yeni mütalaa istemeyince Kavili itiraz etti.

Kavili, “Az evvel meslektaşım AYM kararından söz etti. Her hafta saldırıya uğrayan bu kişilerin evlatlarının kemiğini araması suç değildir. Sizden bir yargıç olarak savcının mütalaasını yeniletmenizi istiyorum. Yargılanması gereken suç sanıklara ait değil çünkü suç işleyen failler burada değil. Kanunsuz ve keyfi uygulamalar bu salonda devam etmekte” dedi. Avukat Kavili, mahkeme başkanının itirazlarını dikkate almaması üzerine tekrar itiraz etti,  “İddia makamından gelen mütalaa yetersizdir. Bu salonda AYM kararlarının uygulanmasını istedi meslektaşım, bu talebine dair bir kelime edilmedi” diye konuştu. Kavili, “İstanbul Başsavcısının buraya getirilmesini istiyorum. AYM kararının nasıl uygulanmadığını görsün.

AYM kararının bu salonuna kadar ulaşmamasını anlamak istiyoruz” dedi.

“SORGU YAPMADAN BERAAT KARARI VERİLMESİNİ İSTİYORUZ”

Avukat Meriç Eyüboğlu ise AYM'nin hak ihlali kararlarını anlatarak,  “Sizden önceki hakimlere de söyledik. Bu davada yargılanan kişiler hakkında AYM'nin üç kararı var. Sorgu yapmadan beraat kararı verebilirsiniz” diye konuştu.

Mahkeme başkanı derhal beraat kararının verilmesi talebinin reddine karar vererek, sanıkların ifadelerinin dinlenmesine geçildi.

“ANAYASAL HAKKIMIZI KULLANDIK”

Ahmet Karaca, “Eyleme vicdanı sorumluluğum gereği katıldım. suç işlediğimi düşünmüyor beraatimi istiyorum” dedi. Hakim, Karaca'ya olay günü polis tarafından bir ‘uyarı yapılıp yapılmadığını’ sordu. Karaca, uyarı yapılmadığını söyledi.

Hakan Benli, ise “700. hafta buluşmasına katılmak için Galatasaray'a geliyordum, dayanışmak için. Galatasaray Meydanında çok sayıda polisin olduğunu gördüm. Hazzoplo pasajına girdim.  Bir arbede yaşandı, kişisel eşyalarımı düşürdüm. Almak için gittiğimde polis engelleyince bekledim. Polisler aşağı giderken bana bakarak birbirlerine "Alalım mı" dediler. Bu şekilde gözaltına alındım. Anayasal hakkımı kullandım. Bir suçum yok, beraatimi istiyorum” dedi.

Hakan Koç şunları söyledi: “Kayıp anneleriyle dayanışmak için Galatasaray'a gittim. Bir arbede yaşandı ve gözaltına alındık. Eylemin yasaklandığını gözaltına alındıktan sonra polis aracında öğrendim. Suç işlemedim, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemiyorum.”

Koray Kesik ise savunmasında şunları söyledi:

Ters kelepçeyle gözaltına alındım” dedi. Hakim, “Siz görüntü mü alıyordunuz” diye sordu. Kesik, “Ben belgeselciyim uzun zamandır orayı zaten çekiyordum. Polis beni işaret ederek gözaltına alınmamı istedi. Suç işlediğimi düşünüyorum” dedi.

Ulaş Bedri Çelik, “Cumartesi anneleriyle dayanışmak için oradaydım. Suçun unsurları oluşmadığı için ortada suç yok. Anayasal hakkımı kullandım. Eylemin yasaklanmasıyla ilgili herhangi bir bildirimde bulunulmadı” ifadelerini kullandı.

“YASALARA AYKIRI BİR DAVA”

Cafer Balcı ise şunları söyledi: “27 yıl boyunca hekimlik yaptım, emekliyim. Sağlık halinin kişinin sadece bedeniyle ilgili olmadığ

ı, toplumsal sağlıkla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bu eylemde yargılanan insanların ruhsal hallerinde bir travma söz konusu. Toplumsal bir travma da söz konusu. Hatta mahkeme heyetine de soruyorum ‘sizin bir yakınınız gözaltında kaybedilseydi, siz bu eylemlere katılmaz mıydınız? Sanıyorum katılırdınız. Bizim gibi ülkelerde hukuk bir sopa olarak kullanılıyor üstümüzde. Biz anayasal hakkımızı kullanarak bu eyleme katıldık. Hakaret edildi, gözaltına alındık. Mağdur olan biziz ama tam tersini yaşıyoruz. Kendi yasalarınıza bile aykırı bir duruşma. Yasalara aykırı bir dava söz konusu. Bunu protesto ediyorum. Yargılanması gerekenler burada değil. Haklıyım vicdanen haklıyım. İnsanlar yakınlarını kaybettiler ve onların yanındayım bundan sonra da yanlarına olmaya devam edeceğim.”

“ŞİDDETLE GÖZALTINA ALINDIM”

Rüşa Çakır, “Cumartesi Anneleri’nin eylemi bu mahkemede suç sayılıyor ben buna katılmıyorum. Anonsları hiç duymadım, polislerin yarattığı kargaşada şiddetle gözaltına alındım. Cumartesi Anneleri'nin adalet mücadelesini sonuna kadar savunuyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyorum” dedi.

Sadettin Köse, “Yasal hakkımı kullanıp eyleme katıldım ve gözaltına alındım. Herhangi bir yasaklama kararı duymadım” derken

Ferhat Ergen ise şunları söyledi: “Demokratik hakkımızı kullandık ama engellendik. Suç teşkil edecek bir durum yok. Cumartesi Anneleri'nin kayıp olan yakınları yakınım olmasa bile onların adalet mücadelesinin destekleyicisi olmak onurlu bir şey. Bu yüzden oradaydım.”

Kenan Yıldızerler, “ Anayasal hakkımı aradığım için yargılanıyorum. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Anayasal hakkım hala ihlal edilmeye devam ediyor” dedi.

Kayseri'deki ırkçı saldırılar: DEM Parti, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu olağanüstü toplantıya çağırdı Kayseri'deki ırkçı saldırılar: DEM Parti, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu olağanüstü toplantıya çağırdı

Jiyan Tosun ve Sebla Arcan detaylı ifade vereceklerini ifade ederek savunmaslarınıdaha sonra yapacağını söyledi.

DURUŞMA YİNE ERTELENDİ

Mahkeme, Cihan Gülünay’ın adli kontrol şartının devamına, savunması alınmayan sanıkların savunmalarının tamamlanmasına, eksik hususların giderilmesine karar verdi. Duruşma, 5 Nisan saat 10.00’a ertelendi.

Editör: Selda Manduz