Furkan Hareketi lideri Alparslan Kuytul, katıldığı bir programda kendisine yöneltilen “Müslümanlar Filistin için eylemler yaparken Rojava ve Kobani’deki zulümlere neden ses çıkarmıyorlar?” sorusunu yanıtladı.
Kuytul, hem Filistin’de hem de Rojava’da yaşanan hak ihlallerine karşı olduklarını belirtmekle birlikte iki bölgedeki durumun aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini savundu. Filistin’deki saldırıların İsrail tarafından gerçekleştirildiğini, Rojava’daki çatışmaların ise Müslümanlar arasında yaşandığını ifade eden Kuytul, çözümün “ümmet bilinci ve silahların susması” olduğunu dile getirdi.
Alparslan Kuytul’un açıklamaları şöyle:
"Elbette Filistin'de yapılan zulmü de lanetleriz, Rojava'da yapıldıysa onu da lanetleriz. Zulüm zulümdür. Mazlumun dini imanı sorulmaz.
Şimdi değerli kardeşlerim, soruda sorulan Rojava denilen yerde olan olaylarla, Filistin'de olan olaylar aynı şeyler değil. Elbette Müslüman her zulme karşıdır; ancak Filistin'le aynı derecede göremeyiz. Ne Türkiye'de böyle bir olay var, ne Rojava'da. İkisi aynı kefeye konulamaz, bu adaletsizlik olur. Bu bir.
İkincisi; orada saldıran Yahudi'dir. Burada Müslüman Müslümanla savaşıyor. Farklı bir durum var.
Üçüncüsü; Müslümanların birlik beraberlik içinde olması lazımdır. Ulus devlet zamanı değildir. Ulus devlet bizi bölmektedir. 50 parçaya bölünmüşüz, 51. parçaya gerek var mı? Biz Müslüman olarak 50'yi 49 yapmanın yolunu aramalıyız. 3'e, 2'ye ve mümkünse 1'e indirmenin yolunu aramalıyız. Çünkü biz ümmetiz ve Allah bize 'ümmet' diyor. 'Ey Türkler, ey Kürtler, ey Araplar' demiyor; 'Ey iman edenler' diyor. Bu zulümleri durdurmanın yolu budur. Hiçbir ırk ulus devlet peşinde olmamalı.
Laikliği ilan edenler İslam çimentosunu kaldırıp attılar. İslam bir çimentoydu; Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Laz'ı, Çerkez'i hepsini bir arada tutuyordu. Bu sefer 'herkesi Türk yapalım' dediler. İlkokulda çocuklara 'Türküm, doğruyum, çalışkanım' diye söylettiler, mecbur ettiler. Halbuki o Türk değildi. Bunlar yanlıştı. Sebebi laikliktir. Laiklikle din çimentosu kaldırılınca, o zaman 'herkesi Türk yapalım, böylece birlik beraberliği sağlayalım' dediler ama bu yanlış bir projeydi. İslam'a da aykırıdır, siyasete de uygun değildir. Herkesi Türk yapmaya kalkarsan daha fazla bölersin. Ve olmadı bakın, başaramadılar. Başaramazlardı da zaten.
Şimdi biz mevcut durumdan rahatsızız. 50 parçaya bölünmüş olmaktan rahatsızız. Bir de 51. parça mı? Biz ümmetiz. Müslümanların bugün bu konularda çok konuşmamasının bir sebebi bu. Yani yeni bir parça mı meydana gelsin? Ve yanlış anlaşılıyor; haksızlıkları anlatıyorsunuz, size soruşturma açıyorlar, hatta hapse atıyorlar. 'Sen onlardansın' diyorlar. Hayır onlardan değilim ama ben senin yaptığın zulmü dillendirdim; 'Sen onlardansın' diyorlar, hapse atıyorlar. İşte bu da insanların konuşmasına engel oluyor.
Bu soruyu soranlar bunları hesaba katsınlar. Ayrıca bir de bu örgütler insan öldürüyorlar. Bu konulara girdiğiniz zaman bu da karşınıza çıkıyor, yani 'terörü mü savunuyorsunuz?' gibi. O yüzden de insanlar konuşamıyorlar. Haklarını isteyebilirsin, ana dilini konuşmak istersin, hakkın neyse istersin ama bunun için adam öldüremezsin. Meşru dairede mücadele edebilirsin ama bunun için insan öldürmeye kalkarsan, işte o zaman haklıyken haksız olursun ve kimse seni savunamaz. Hadise budur.
Yoksa elbette Filistin'de yapılan zulmü de lanetleriz, Rojava'da yapıldıysa onu da lanetleriz. Zulüm zulümdür. Mazlumun dini imanı sorulmaz. Her zaman Müslüman olanlar mazlumların yanında yer alırlar. Ben bu konuda çok defalar konuştum, bundan dolayı hapse de atıldım, yargılandım, sonra da beraat ettim. Ben yapılan zulümleri konuştum diye 'sen de onlardansın' dediler. Değilim, ama senin yaptığını da reddediyorum. Onu nasıl reddediyorsam senin yaptığını da reddediyorum.
Olması gereken; Müslümanlar ümmettirler. Bunun Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı olmamalı. Ama mademki ümmetiz, mademki kardeşiz, o zaman kimse kimseye de zulmetmemeli. 'İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittirler' buyuruyor Peygamberimiz. Herkese adaletle hakları verilmeli. O yüzden ben yıllar evvel dedim ki: 'Kur'an hakem olsun, silahlar sussun, kardeşlik olsun.' Çözüm budur. Yoksa Rojava'da yapılanları konuşsan ne olacak, konuşmasan ne olacak.
İşte Amerika devamlı satıyor. Dün Türkleri satıyordu, bugün Kürtleri satıyor. Dün Türkiye'nin aleyhinde onlara yardım ediyordu, şimdi YPG'yi terk etti, Türkiye'nin yanında yer aldı. Duruma göre strateji uyguluyor ve Müslümanı Müslümana kırdırmaya çalışıyor. Kur'an'ın hakemliğine razı olmalıyız. Allah herkesin Allah'ıdır, Allah ayrım yapmaz. Böyle bir yolla, silah zoruyla hak arayana kadar Kur'an'ın hakemliğine başvuralım. Neden buna yanaşmıyorlar? Yurt dışından alimlere sorulsun, tarafsız alimlere. 'Bunlar şunları istiyorlar, vermemiz gerekiyor mu gerekmiyor mu? Hangisini vermemiz gerekiyor? İslam'ın görüşü nedir?' Sorulsun ve onların dediğine göre davranılsın. Olması gereken budur."


