Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, İmralı Heyeti'nin 20 Temmuz'da Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
DEM Parti İmralı Heyeti'nde yer alan Pervin Buldan, Özgür Faik Erol ve Mithat Sancar, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin devam eden süreci değerlendirmek amacıyla 20 Temmuz'da İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan ile görüştü.
"ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYILIN STRATEJİSİ"
Ayşegül Doğan, JİNNEWS'e yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan'ın görüşmede şu değerlendirmeyi yaptığını aktardı:
"Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile geliştirmeye çalıştığım strateji, bir anın ya da bir dönemin stratejisi değil; önümüzdeki yüzyılın stratejisidir."
"SÜREÇ YENİ BİR EVREDE"
Doğan, çözüm sürecine ilişkin tartışmaların yeni bir aşamaya geçtiğini savunarak, ilk kez yasa yapım sürecine ilişkin hızlı gelişmelerin yaşanabileceği bir döneme girildiğini söyledi.
Doğan, hazırlıkları sürdüğü belirtilen düzenlemeye ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Tam olarak gün veremesek de şu an en seri biçimde yazılı bir taslak siyasi partilerle istişare edilerek büyük bir siyasi uzlaşmayla Adalet Komisyonu'na, ardından ise Meclis Genel Kurulu'na gelecek."
"ÜLKEYE DÖNÜŞ YASASI OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ"
Ayşegül Doğan, hazırlanması planlanan düzenlemeyi "Ülkeye Dönüş Yasası" olarak değerlendirdiklerini belirterek, bu konuda ortaya konulan siyasi iradeyi önemli bulduklarını ifade etti.
Doğan, açıklamasında Meclis'in sürecin merkezinde yer alması gerektiğini savunarak, çözümün adresi olarak irade ortaya koymasının önemine dikkat çekti.
Henüz yazılı bir yasa taslağı görmediklerini belirten Doğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş'un da siyasi parti ziyaretlerinin ardından yaptığı açıklamada benzer yönde değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti.
‘TASLAK, KOMİSYONA DA GENEL KURULA DA ORTAK BİR YAKLAŞIMLA GELMELİ’
Taslağın siyasi partiler ile yazılı olarak paylaşılmadan Adalet Komisyonu’na taşınabilme iddialarına ilişkin soruları yanıtlayan Ayşegül Doğan, “Taslak, komisyona da genel kurula da ortak bir yaklaşımla gelmeli. Bu hem hızlandırır hem riskleri minimize eder. Dolayısıyla biz taslak üzerinde uzlaşının sağlanmasını bekliyoruz. Bir yasa yapımıyla 100 yıllık Kürt meselesinin çözülmeyeceğini gayet iyi biliyoruz. Akabinde bir dizi yasal düzenlemenin de gelmesi gerektiğini en başından beri ifade ediyoruz. İnfaz kanununda değişiklik, TCK, TMK’de değişiklik… Süreç bunların ortadan kaldırılması ihtiyacıyla başlayan bir süreç” diye belirtti.
‘ÖCALAN BU SÜREÇTE ÖN AÇICI VE YAPICI BİR ROL OYNAMAYA ÇALIŞIYOR’
DEM Parti İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile yaptığı son görüşmeye ilişkin basına yansımayan detaylara dikkat çeken Ayşegül Doğan, “En başından beri Sayın Öcalan bu süreçte ön açıcı ve yapıcı bir rol oynamaya çalışıyor; çok kritik bir açıklamayla çok önemli bir sorumluluk üstlendi. 27 Şubat 2025’te ve akabinde ne oldu? Örgüt hızla cevap verdi, ateşkes ilan etti. Sonra aynı hızla fesih kararı almak için kongreyi topladı. Çünkü aynı zamanda bir fesih çağrısıydı. Neticede de silahları yaktı ve dedi ki ‘biz demokratik siyaset alanına katılım için yasal süreci bekliyoruz. Hazırız. Stratejik bir karar aldık.’ Şimdi sürecin hemen her durağında ve evresinde dikkat edin İmralı Adası’nda Sayın Öcalan’la görüşmelerden sonra sürecin bu durağanlıktan kurtulması için bir gayretin olduğunu daha görünür bir halde hissediyoruz. Komisyon kuruldu ve İmralı’da Sayın Öcalan’la görüştü. Dönüşte komisyon ortak raporu yine hız kazandı” ifadelerini kullandı.
‘YÜZYILIN STRATEJİSİ’
Ayşegül Doğan, devamla şunu söyledi: “En son yapılan görüşmenin yazılı açıklamasında, Sayın Öcalan’ın doğrudan mesajları var ama aynı zamanda Sayın Öcalan diyor ki ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile geliştirmeye çalıştığım strateji, bir anın ya da bir dönemin stratejisi değil; önümüzdeki yüzyılın stratejisi.’ Doğrudan kendi cümlesi, kendi kelimeleriyle ifade ettiği bölümdür. Yine bunu bir fırsat penceresi olarak görüyor ve açılan bu fırsat penceresinin de doğru değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Eşit ve ortak yaşam perspektifinin kalıcı bir kardeşlik hukukunun zeminini güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim konu şu: Önümüzdeki 100 yılın stratejisi olarak anlamak, böyle idrak etmek son yapılan yazılı açıklamada da olduğu gibi sabır göstermek, kararlı olmak, cesaretle bir siyasi irade ortaya koymak ve buna sahip çıkmak konusunda da herkese bir çağrıda bulunuyor. Kendisi de bu yapıcı, ön açıcı çabanın, gayretin kararlılığını yine heyete ifade etmiş. Dolayısıyla bunu bir ana ve döneme sıkıştırarak yüzeysel bir yaklaşımla değerlendirmemek gerekiyor. Daha derinlikli bakmak gerekiyor. O yazılı açıklamada ifade ettiği, Kürt-Türk ittifakının eksik kalmış yanlarının, bir 100 yıl kaybedilmiş, önümüzdeki 100 yıl kazanılması gereken noktaların neler olduğunun doğru değerlendirilmesi, iyi değerlendirilmesi ve öyle yaklaşılması gerektiğinin de altını çiziyor. Onun dışında kendisi yine bunu ifade etmişti.”


