MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye Arap Cumhuriyeti üzerinde ameliyata girişmek, idari yapısıyla oynamak, bölücü terör örgütüne meşruiyet zemini kurmak için sözde demokratik manevralar yapmak Türkiye için haklı operasyon nedenidir. Böylesi bir hıyanete seyirci kalmak Türk vatanını felakete sürüklemekle eş değerdir” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, "Suriye’nin veya Irak’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Dişimizi, yumruğumuzu sıkıyoruz, Türk milletinin güvenliğini, milli bekayı müdafaa gayesiyle her mücadeleye hazır ve kararlı olduğumuzu azimle beyan ediyoruz" dedi.

“Yıkıcı ve bölücü bir mekanizmanın faal halde olduğunu” ve amacının “Türkiye’yi kapana ve köşeye kıstırmak” olduğunu söyleyen Bahçeli, sözlerinin devamında CHP ile DEM Parti’yi hedef aldı. CHP’yi milleti devlete ve hükümete karşı toplumsal bir direnişe geçirmek için gerekçe oluşturmakla suçlayan Bahçeli. “CHP bu pis senaryonun alt yüklenicisi, yerli figüranıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile görüşmesine değinen Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanımız doğal olarak herkesle görüşebilir, herkesle konuşabilir, herkesi dinleyebilir, bizce hiçbir mahsuru ve sakıncası yoktur. Bizim nazarımızda mahsurlu olan taraf aslı astarı olmayan söylentilerin gemi azıya alması, saçma sapan iddiaların azgınlaşması, fitnenin de kamçılanmasıdır” ifadesini kullandı.

DEM Parti'den 'normalleşme' çıkışı: CHP bu müsamereye son vermeli DEM Parti'den 'normalleşme' çıkışı: CHP bu müsamereye son vermeli

Bahçeli, sözlerinin devamında DEM Partili milletvekillerini hedef alarak, dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısında bulundu.

Bahçeli'nin gündeminde ayrıca sığınmacılar vardı. Bahçeli, "Demografik istikbalimizi zedeleyecek tehlikeli akımlara karşıyız. Nüfus dengemizi, milli yapımızı melezleştirecek insan akımlarının sonuna kadar karşısındayız. Suriyeli sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri kademe kademe sağlanmalı, düzensiz göçün beli kırılmalı, geri kabul anlaşması sonlandırılmalıdır" taleplerinde bulundu.

ERDOĞAN'A YEŞİL IŞIK: HERKESLE GÖRÜŞEBİLİR, BİZCE MAHSURU YOK

Televizyon ekranlarında ya da gazete sayfalarında kulis bilgisi maskesiyle servis edilen dedikoduları, körüklenen spekülasyonları, estirilen yalan rüzgârlarını, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı ikili görüşmelerin çarpıtılmasını hayretle, ibretle takip ediyoruz. İki kişi arasında geçen bir konuşmanın, sanki not alan kalabalık bir dinleyici güruhu varmışçasına takdim edilmesi, bu vesileyle karmaşa ve kargaşa ortamının yaratılması normalleşme bekleyen malum zihniyetlerin basit kurnazlığından başka bir şey değildir.

Sayın Cumhurbaşkanımız doğal olarak herkesle görüşebilir, herkesle konuşabilir, herkesi dinleyebilir, bizce hiçbir mahsuru ve sakıncası yoktur. Bizim nazarımızda mahsurlu olan taraf aslı astarı olmayan söylentilerin gemi azıya alması, saçma sapan iddiaların azgınlaşması, fitnenin de kamçılanmasıdır.

Gerekirse ve yeri gelirse kamuoyunu şeffaf ölçülerde bilgilendirmek suretiyle kaynayan dedikodu kazanının basıncını düşürmek alternatif bir yol olarak değerlendirilmelidir.

SURİYE’NİN PARÇALANMASINI ESAS ALAN EMPERYALİST BİR PROJE DEVREDEDİR"

"Son zamanlarda eşgüdümlü olarak ülkemiz aleyhine iç ve dış tehdit sarmalının gittikçe genişlediğini; yol paylaşımı içinde olanların provokasyonlarına hız verdiğini yakinen müşahede ediyoruz. Türkiye’yi karanlık operasyonların hedef ülkesi haline getirmek için ellerini ovuşturanlara taviz vermeyeceğiz, Allah muhafaza tam tersi olursa milletimizin yüzüne bakamayız.

"Suriye’nin parçalanmasını esas alan emperyalist bir proje devrededir. Bölge ülkeleri kuskun, küresel vandallık küstah ve hareketlidir. Türk millerinden öç almak için kuyruğa giren yerli ve yabancı mihraklar şirret kampanyalarını şu günlerde hızlandırmışlardır. Herkesi uyarıyorum, asıl hedef Türkiye’mizdir! Milli güvenliğimiz tehdit ve tehlikelerle sınanmaktadır.

"CHP BU PİS SENARYONUN ALT YÜKLENİCİSİ, YERLİ FİGÜRANIDIR"

"Kale duvarlarımızı yıkmak maksadıyla sinerjisini ve sistemsel enerjisini Türk ve Türkiye düşmanlığından alan, mazisi de bir buçuk asra dayanan yıkıcı ve bölücü bir mekanizma bütün habis unsurlarıyla faaldir. Bu meşum mekanizmanın siyaset taşeronları, medya teşrifatçıları, sivil toplum tertipçileri, suç ve terör örgütü temincileri, özellikle de dış tedarikçileri vardır, bellidir, tüm yüz hatlarıyla ortadadır. Türkiye’nin üzerine gölge düşmesi, siyasi ve hukuki çözülme yaşaması konusunda alçak bir yarış maalesef devrededir. Amaç, Türkiye’nin dirayet ve direncini kırarak her türlü müdahaleye açık hale gelmesini sağlamaktır. Daha vahimi ise devlette millet arasındaki güven bağlarının kopuşuyla birlikte nihai aşamada doğan veya doğacak şikâyetlerin birbirlerine eklemlenmesini kışkırtıp, devlete ve hükûmete karşı toplumsal bir direnişin gerekçesini oluşturmaktır. CHP bu pis senaryonun alt yüklenicisi, yerli figüranıdır. DEM derseniz devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü dinamitlemek için hazırda bekleyen bölücü fitnedir.

"Özerk yönetim" tanımına sert çıkış: Suriye Arap Cumhuriyeti’nin toprakları paylaşıldı da bizim mi haberimiz olmadı?

ABD, Suriye’de sonuçları çok vahim olacak bir oyun kurmaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı, PKK/PYD/YPG’nin Suriye’de işgal ettiği alanları, “Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi” olarak tanımlamaktadır. Suriye Arap Cumhuriyeti bölündü de biz mi duymadık? Suriye Arap Cumhuriyeti’nin toprakları paylaşıldı da bizim mi haberimiz olmadı?

"SURİYE ARAP CUMHURİYETİ ÜZERİNDE AMELİYATA GİRİŞMEK, TÜRKİYE İÇİN HAKLI OPERASYON NEDENİDİR"

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bölünmesine, parçalanmasına, dağılmasına kesinlikle karşıyız. Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüne saygılıyız, her devletin de saygılı olmasını temenni ederiz. Suriye Arap Cumhuriyeti’nin toprakları üzerinde ameliyata girişmek, idari yapısıyla oynamak, bölücü terör örgütüne meşruiyet zemini kurmak için sözde demokratik manevralar yapmak, açıkça söylüyorum ki, Türkiye için haklı operasyon nedenidir ve böylesi bir hıyanete seyirci kalmak Türk vatanını, Türk milletini felakete sürüklemekle eşdeğerdir. Alarm zilleri çalan bu menfur ve melun gelişmeleri bölge ülkelerinin ve Rusya Federasyonu’nun sessizce izlemesi son derece düşündürücüdür. Güney sınırlarımız boyunca terör devleti hayalini kuranlara meydanın boş olmadığını, heveslerini kursaklarında bırakmak için tetikte ve teyakkuzda beklediğimizi ihtaren hatırlatmak isterim.

"SURİYE’NİN VEYA IRAK’IN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİDİR"

Suriye’nin veya Irak’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Dişimizi sıkıyoruz, yumruğumuzu sıkıyoruz, Türkiye’nin ve Türk milletinin güvenliğini, milli bekayı müdafaa gayesiyle her mücadeleye hazır ve kararlı olduğumuzu tarih ve millet huzurunda da azimle beyan ediyoruz.

"TERÖRİSTLERİN GÖREVDEN ALINMASI HUKUK DEVLETİNİN ŞEREFİDİR"

Suriye’nin kuzeydoğusunda terör devletinin provaları yapılıyorken, Türkiye’de de iç işgal cephesi boş durmuyor, tahammülleri zorlayan söz ve eylemlerden vazgeçmiyor.

"(DEM Parti çıkışı) Yalnızca Hakkâri Belediye Başkanı değil, haklarında yargısal süreçlerin devam ettiği 30’a yakın örgüt üyesinin belediye başkanı koltuğunda oturuyor olması demokrasi ile izah edilemeyecek düşmanlık alametidir. DEM ‘in hedefi yöre insanımıza hizmet değildir, DEM'li belediyelerin hemen hemen hepsinde paralel yönetim PKK’nın sözde komiserleri vasıtasıyla ağırlığı ve gölgesi hakimdir. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde bazı belediye başkanları talimatı PKK’dan alırken devletin hazinesinden alınan paraları de teröristlere yağmalatmaktadır. Teröristlerin görevden alınması hukuk devletinin şerefidir.

ÖZGÜR ÖZEL'E: KAYYUM ATANMASINA KARŞI ÇIKMAK DEMOKRATLIK DEĞİLDİR

"Kayyum atanmasına karşı çıkmak demokratlık hiç değildir. DEM’lenmiş CHP’nin başındaki zat kayyum ezberini seslendirip halkın iradesinin tanınmadığını söyleyerek kendi kalesine gol atmaktadır. PKK’ya gıkını çıkaramayan, bölücü belediye başkanlarına en küçük tepki gösteremeyen, Suriye’nin kuzeydoğusundaki hain teşebbüsleri kuzuların sessizliğiyle izleyen bir şahsın, CHP’nin genel başkanı olması başlı başına bir trajedidir. CHP DEM’lenmiş, ele geçirilmiş ve sonunda şarampole devrilmiş Atatürk’le yolları çoktan ayırmıştır. Özgür Bey kavga istediğimizi söyleyip duruyor, bizim böyle bir niyetimiz yoktur. Şayet kavgaya gireceksek özgür bey rahat olsun korkmasın tırsmasın baksın işine o bizim klasmanımızda değildir. Bizim meselemiz maşalarla değil tutan ellerledir.

DEM’İN MARDİN MİLLETVEKİLİNE SERT ÇIKIŞ!

DEM’in Mardin Milletvekili, 6 Haziran 2024 tarihinde, şehadet ve gazilikle harcı karılan TBMM’de açıkça dedi ki: “Kürdistan’da işgalcisiniz. Düşmanlığınızın altında kalacaksınız. Kürt’e reva gördüğünüz sömürge hukukudur. Kürtleri vatandaş saymıyorsunuz. Seçilme ve seçme haklarını ellerinden alıyorsunuz. Kürtleri bölücülükle suçluyorsunuz. Halkımızı direnişe davet ediyoruz.” DEM’in Hakkari Milletvekili, belediye başkanlığı görevinin asil sahibine geçmesinden sonra şerefli valimizi şöyle tehdit etmişti: “Bu kentin valisini bu sokaklarda dolaştırırsak namerdiz. Kendisi bir adım atamayacak bu sokaklarda. Binlerce polis ordusuyla gezecek.” Sanıyorum bu insana benzeyen canlı fazla yürek yemiş, kanat takmadan yüksekten uçmaya tevessül etmiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin şehit kanlarıyla sulanan, kahramanlıklarla nurlanan, fedakarlıklarla tapulanan vatan topraklarında;  Bir vatandaşımızın, bir polisimizin, bir askerimizin, bir kaymakamımızın, bir valimizin sokakta önünü kesecek, dolaşmasını engelleyecek dahili ve harici bir bedhahtı henüz güneş görmemiş ve görmeyecek, böylesi bir alçağın varlığına hiç kimse şahit olamayacaktır. Bu sözde milletvekilinin Ankara’da dolaşması, Gazi Meclisi’mize gelip fitne saçması sadece sabrımızın ve kör talihinin yaver gitmesinden dolayıdır. Türkiye’de Kürdistan diye bir yer olmadığını, olamayacağını anlamakta zorlanan hayasız ve hastalıklı ruhlara daha ne diyelim?  Bu hakikati daha nasıl anlatalım?Bu milletvekili müsveddelerinin TBMM’de olmasına, devletten maaş almalarına, keyif sürmelerine, ihaneti meslek edinmelerine nereye kadar katlanalım?

DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI ÇAĞRISI

Kürt kökenli kardeşlerimizin vatandaş sayılmadığını iddia etmek sadece soysuz bir iftira değil, aynı zamanda düşman dilidir. Türkiye’yi barbarlığın mümessili İsrail ile aynı kefeye koymak ifade hürriyeti değil, izansızlığın ve ihanetin hüviyetidir. Bu milletvekillerinin dokunulmazlığının derhal kaldırılarak adaletin önünde hesap vermeleri çok acil ve milli bir ihtiyaçtır. Ne DEM’in ne PKK’nın Kürt kökenli kardeşlerimizle hiçbir ilişkisi yoktur. Kürt kanı dökenlerin, Kürt çocuklarına kıyanların, kendileri sefa içinde yaşarken Kürtleri eziyete ve çileye mahkum edenlerin Kürt kökenli kardeşlerimizin sözde haklarını savunuyor görünmeleri bile dehşet verici bir aldatmadır. Demokrasi ihanete kılıf olamaz. Demokrasi terörizmin saklanacağı kisve olamaz. Özgürlük ve insan hakları şiddetin sığınağı görülemez.

"DEM PARTİ'NİN ALDIĞI OY ORANININ DEMOKRASİYLE BAĞDAŞMASI, ŞEHİTLE CANİNİN BİR GÖRÜLMESİ KADAR KORKUNÇTUR"

Bugünün tarihi bir gün yazıldığında, geleceğin Türk nesilleri, kimin dürüst kimin dalavereci, kimin vatansatar kimin vatansever, kimin demokrasi yanlısı kimin demokrasi karşıtı olduğunu elbette idrak ve tescil edecek, hak ile batılın bir kez daha tefriki somutlaşmış olacaktır. Bölücü terör örgütü PKK’nın arka bahçesi, asıl sütunu, iradesini ve varlığını Kandil’e bağlamış bir sözde partinin aldığı oy oranının, oy sayısının demokrasiyle bağdaşması, insanlıkla anılması; herkes bilmelidir ki, şehitle caninin bir görülmesi, kahraman ile hainin bir tutulması kadar korkunçtur.

GÖÇ VE SIĞINMACI AKINI: DEMOGRAFİK İSTİKBALİMİZİ ZEDELEYECEK TEHLİKELİ AKIMLARA KARŞIYIZ

"Göç ve sığınmacı akını yalnızca Türkiye’nin değil çağımızın en yakıcı sorunlarından birisidir. Parti olarak nitelikli bir komisyon marifetince yapılan çalışmamızı gündeme taşıdık. Demografik istikbalimizi zedeleyecek tehlikeli akımlara karşıyız. Nüfus dengemizi, milli yapımızı melezleştirecek insan akımlarının sonuna kadar karşısındayız. Suriyeli sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri kademe kademe sağlanmalı, düzensiz göçün beli kırılmalı, geri kabul anlaşması sonlandırılmalıdır.

"Fiyat ve finansal istikrarın ivmesi, ihracat, üretim istihdam yatırım seferberliği ile Türkiye ekonomi zincirlerini tamimiyle kıracaktır. Çiftçimizden memurumuza, işçimizden esnafımıza, emeklimizden sanayicimize kadar herkesin yanındayız, haklı taleplerinin takipçisiyiz. Taşeron firmalarda çalışan kardeşlerimizin kadroya alınması, staj ve çıraklık mağduru kardeşlerimize el uzatılması, terörle mücadelede yaralanan ancak gazi sayılmayan 20 bine yakın kardeşimize gazilik unvanının verilerek şeref aylıklarının bağlanması; uzman çavuşlarımızın kadroya alınmasıyla; yardımcı hizmetler sınıfındaki kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesi, her insanımızın onurlu ve hiç kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdüreceği bir gelir düzeyine ulaşması hedeflerimizin arasındadır."

Editör: Selda Manduz