Namık Kemal Üniversitesi Emek Gençliği, bir üyelerinin Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yazdığı duvar yazıları gerekçe gösterilerek gözaltına alınması, ajanlık teklifine maruz bırakılması ve ardından usulsüz biçimde KYK yurdundan çıkarılması üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, yaşananların gençliğe dönük sistematik baskı ve yıldırma politikalarının parçası olduğu vurgulandı.
KİMLİKSİZ BİR POLİS 'AJANLIK' TEKLİFİNE MARUZ BIRAKTI
Açıklamada, Emek Gençliği üyesi bir öğrencinin yaptığı yazılamalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındığı, yazılamadan bir gün sonra herhangi bir gerekçe sunulmaksızın emniyete götürüldüğü belirtildi. Öğrencinin, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yazdığı duvar yazıları nedeniyle "terör örgütü propagandası yapmak" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçlamalarıyla ifade vermeye zorlandığı aktarıldı.
İfade sürecinin ardından kendisini polis memuru olarak tanıtan ancak kimliğini ibraz etmeyen bir kişinin, öğrenciyi kamerasız bir odaya alarak ajanlık teklifinde bulunduğu ifade edildi. Söz konusu kişinin, öğrencinin ailesinin maddi durumunu bildiğini, yardımcı olabileceğini ve olası bir para cezasını ödeyebileceğini söylediği, hangi şubede çalıştığı ve amacının ne olduğu sorulduğunda ise herhangi bir birim adı vermediği, "karşılıklı yardımcı olmak ve dost olmak" şeklinde yanıt verdiği belirtildi.
KYK YURDUNDAN ATILDI
Açıklamada, ajanlık teklifine maruz kalan öğrencinin birkaç gün sonra tamamen usulsüz bir biçimde, hiçbir gerekçe gösterilmeden, kendisine herhangi bir bildirim yapılmadan ve resmi bir evrak sunulmadan kaldığı KYK yurdundan çıkarıldığı ifade edildi. Yurt yönetiminin ne mesaj ne de telefon yoluyla bilgilendirme yaptığı, aradan geçen zamana rağmen hâlâ resmi bir gerekçenin iletilmediği vurgulandı.
Emek Gençliği açıklamasında, iktidarın baskılar, yasaklar ve yıldırma politikalarıyla gençliğin mücadelesini sindirmeye çalıştığı belirtilerek; yoksulluk, geleceksizlik ve antidemokratik uygulamalara karşı büyüyen gençlik tepkisinin gözaltılar, soruşturmalar, ajanlık teklifleri ve barınma hakkına dönük saldırılarla bastırılmak istendiği ifade edildi.
"19 MART SONRASI GENÇLER ARTAN BASKILARLA KARŞI KARŞIYA"
Açıklamada, 19 Mart’tan bu yana öğrenciler hakkında açılan soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar, üniversitelerde artan baskılar, yurttan atmalar, MESEM programına itiraz eden gençlere yönelik saldırılar ve politik gençlik örgütlerini hedef alan gözdağı girişimlerinin bu politikanın parçaları olduğu kaydedildi.
Son dönemde dünyanın birçok yerinde ABD politikalarına karşı dayanışma eylemlerinin büyütüldüğü, Venezuela halkıyla dayanışmanın güçlendirildiği, İran’da molla rejimine karşı verilen mücadelenin desteklendiği ve Suriye’de IŞİD artığı HTŞ çetelerinin Kürt, Arap Alevi ve Dürzi mahallelerine yönelik saldırılarına karşı eylemler örgütlendiği hatırlatıldı. Türkiye’de de pek çok kentte Rojava’ya yönelik katliamlara karşı dayanışma eylemleri düzenlendiği, bu eylemlerde Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını çekmesi ve HTŞ’ye verilen desteğin sonlandırılması çağrılarının yükseldiği belirtildi. Bu eylemlerin ise polis müdahalesi, gözaltı ve tutuklamalarla karşılık bulduğu ifade edildi.
"SALDIRILAR TÜM GENÇLERE YÖNELİK"
Açıklamada ayrıca, iktidarın Filistin halkına yönelik tutumunun ikiyüzlü olduğu savunularak, ABD-İsrail-Türkiye ittifakı doğrultusunda hareket edildiği, bu çizginin HTŞ gibi cihatçı yapılara verilen destekle ve içeride "Terörsüz Türkiye" söylemi altında yürütülen süreçle birleştiği vurgulandı. Bu politikaların bölgenin emperyalist yeniden paylaşımından pay kapma hedefinin parçası olduğu ifade edildi.
Kürt sorunu üzerinden yıllardır sürdürülen ırkçı ve şoven politikaların emekçi halkları bölmenin ve sömürüyü derinleştirmenin aracı olduğu belirtilirken, barışı savunan kesimlere yönelik baskılara ve cihatçı yapıların hareket alanının genişletilmesine karşı sessiz kalınmayacağı vurgulandı.
Açıklamada, gerçek barışın emperyalist müdahalelerle, sınır ötesi operasyonlarla ve baskı politikalarıyla değil; halkların iradesini esas alan bir siyasetle mümkün olduğu belirtilerek, çözümün Kürt halkının eşit yurttaşlık ve özgürlük taleplerinin tanınmasından geçtiği ifade edildi.
Namık Kemal Üniversitesi Emek Gençliği, gençliğin demokrasi mücadelesi ile Kürt sorununun çözümü arasındaki bağın görülmesi gerektiğini belirterek, birleşik mücadelenin büyütülmesi çağrısı yaptı. Açıklama, “Üyelerimize yönelik bu saldırılar mücadele eden tüm gençlere yöneliktir” denilerek, tüm gençlerin eşit, özgür ve barış içinde bir gelecek için örgütlü mücadeleye davet edilmesiyle sona erdi.



