Türkiye, bütün dünyada işçilerin birlik dayanışma ve mücadelesini simgeleyen 1 Mayıs’a Taksim tartışmaları ve yasakların gölgesinde hazırlanıyor. İstanbul Valisi Davut Gül, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın Taksim Meydanı’nda kutlanmasının yasak olduğunu duyurdu.

Artı Gerçek’ten Müzeyyen Yüce’nin haberine göre, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da, Taksim'de 1 Mayıs kutlamasına izin verilmeyeceğini yineleyerek ‘güvenlik riski’ nedeniyle meydanın "toplantı ve gösteri yürüyüşü için uygun" olmadığını savundu.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi konfederasyonlar ve bağlı sendikaların belirli sayıdaki temsilcileri tarafından Taksim Anıtı’na çelenk koyulabileceğini ve açıklama yapılabileceğini ifade eden Yerlikaya, bu alanda kitlesel bir eyleme asla müsaade edilmeyeceğinin altını çizdi.

Yasak kararı sonrası CHP lideri Özgür Özel, Bakan Yerlikaya ile yaptığı telefon görüşmesinde Taksim Meydanı’nın kutlamalara açılmasını istedi. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Taksim yasağına karşı geçen yıl verdiği "hak ihlali" kararına rağmen meydanın kapatılmasına tepki gösteren sendikalar ve meslek kuruluşları da kutlamaları Taksim’de yapmaya kararlı.

‘TAKSİM’DE 1 MAYIS’I KUTLAMAK İÇİN HUKUKİ BİR ENGEL YOK’

1 Mayıs günü Saraçhane önünde toplanacak olan DİSK, ellerinde karanfiller ve AYM’nin Taksim yasağına karşı verdiği "hak ihlali" kararını içeren afişler ile Taksim’e yürüyecek. Bakan Yerlikaya’nın açıklamalarının kararlarını etkilemediğine dikkat çeken DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, açıklanan güvenlik gerekçesinin sebep olmaktan öte bahane olmaya başladığını belirtti. Taksim’in emekçilere kapatılmasının hukuka tamamen aykırı olduğunu ifade eden Görgün şöyle konuştu:

“Yasak kararı kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Bu yüzden de kabul etmiyoruz. 2010 yılından 2013 yılına kadar 1 Mayıs Taksim’de hiçbir sorun olmadan kutlandı. Sonrasında verilen yasak kararları ile 11 yıldır kutlanmıyor ve gerekçe olarak da güvenlik gösteriliyor. Bu gerekçe hayatın olağan akışına da aykırıdır. Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak için hukuki bir engel yok.”

‘TAKSİM MÜCADELEMİZ AYNI ZAMANDA ANAYASAL HAK MÜCADELESİDİR’

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da Taksim’in güvenlik gerekçesiyle emekçilere kapatılmasının gerçekçi olmadığı görüşünde. İktidarın yıllardır uyguladığı ‘yasakçı’ politikaların bu yıl da değişmediğini belirten Koçak, “Emekçileri Taksim’e sokmamak için kullandıkları güvenlik barikatlarının yarısını dahi güvenliği sağlamak için kullansalar sorun kalmayacak. Ayrıca güvenlik tehdidi oluşturacak bir sorun varsa bu sadece Taksim için değil, her mekân ve alan için de geçerli. Dolayısıyla güvenlik meselesi sadece Taksim’e indirgenemez. Bu yüzden verilen yasak kararı ne kabul edilebilir ne de hukuka uygundur.” ifadelerine yer verdi.

'BEŞİKTAŞ'TA BULUŞUP TAKSİM'E YÜRÜYECEĞİZ'

Koçak, bu yılki Taksim ısrarlarının arkasında AYM kararı olduğunu söyledi ve ekledi:

“Bu karara rağmen Taksim yasaklanıyor ve hukuk ortadan kaldırılıyorsa bu durum siyasi iktidarın, Anayasal haklarımızı tanımadıklarını gösteriyor. Bizim şu andaki Taksim mücadelemiz aynı zamanda Anayasal hak mücadelesidir. Bu yüzden 1 Mayıs’ta Beşiktaş’ta buluşup kitlemiz ile Taksim’e yürüyeceğiz.”

‘YASAK KARARI HUKUKSUZ, KORKUMUYORUZ’

Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu da Taksim yasağını neden tanımadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Taksim’in işçi sınıfının toplumsal hafızası bakımından simgesel bir önemi var. Bu yüzden de biz 1 Mayıs kutlamalarının Taksim’de yapılması ısrarımızı sürdürüyoruz. Bu uğurda bugüne kadar bedeli neyse; gözaltı ise gözaltı, dayaksa dayak hep ödedik. Yine ödemeye hazırız. Taksim’in mekânsal önemi kadar Taksim yasağının da egemenler için simgesel bir önemi var. Çünkü toplumun tamamını aynı anda susturabilecekleri temel düğüm noktası tam da burası. Biz bu düğümü kopartmak amacıyla hareket ediyoruz. Bu yıl Taksim’e daha güçlü girmeye çalışacağız. Verilen yasak kararı hukuksuzdur ve korkmuyoruz.”

İLK TALEP YOKSULLAĞA KARŞI ÖNLEM

Taksim yasağını tanımayacaklarını ifade eden sendikalar, 1 Mayıs’taki taleplerinin ise dikkate alınmasının önemine vurgu yapıyor. Türkiye'de işsizlikten, pahalılık ve yoksulluğa kadar son derece olumsuz bir tablo olduğuna dikkat çeken Aksu, bu yılki mitingde ilk taleplerinin ise yoksulluğa karşı önlem alınması olacağını söyledi. İkinci ve üçüncü taleplerini Filistin’de mağduriyetin son bulması ve emperyalist savaş politikalarına karşı barışın savunulması şeklinde sıralayan Aksu, “Bu taleplerimizi meydanlarda yüksek sesle dile getireceğiz. Bu sorunların hepsi hem halkların hem de işçi sınıfının ortak dertledir. Bu sorunların çözümü de acildir. Taleplerimizi en güçlü sesle haykırmak için meydanlarda olacağız” dedi.

‘EMEKÇİLERİN BÜTÜNLÜKLÜ PROBLEMLERİ VAR’

Her yıl olduğu gibi bu yıl da öncelikli taleplerinin yoksulluğa, yolsuzluğa karşı mücadele olacağının altını çizen KESK Eş Genel Başkanı Koçak ise taleplerinin üst başlığının “demokrasi, emek, adalet ve barış” olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin çoklu sorunları olduğuna vurgu yapan Koçak, özellikle kadınların yaşadığı problemlere işaret ederek, “Kadınların üçte biri ancak çalışabiliyor. Çalışan kadınların da neredeyse üçte biri güvencesiz ve esnek çalışmanın içerisinde yer alıyorlar. 31 Mart yerel seçimleriyle bir kazanım ortaya çıktı ve insanlar bu baskıcı, çatışmacı ortamdan çıkarak normalleşmek istiyor insanlar. Aynı zamanda yolsuzlukların da ortadan kalkmasını talep ediyorlar. Bu ülkede bugün emekliliklerin aldığı ücret açlık sınırının yarısı düzeyinde. Dolayısıyla emekçilerin bütünlüklü bir problemi var. Bunların çözülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

KESK: 1 Mayıs gözaltıları hak ihlallerinin devamıdır KESK: 1 Mayıs gözaltıları hak ihlallerinin devamıdır

‘ASGARİ ÜCRET, VERGİDE ADALET, DEMOKRATİK TÜRKİYE TALEBİ’

DİSK Genel Sekreteri Görgün de işçilerin, emekçilerin en büyük sorunu olarak yoksullaşma ve pahalılığı gösterdi. Her yılki gibi bu yıl da ilk taleplerinin ücretler arsındaki adaletsizliğin kaldırılması ve asgari ücretin iyileştirilmesi olacağını söyleyen Görgün, ikinci taleplerinin ise vergide adalet olduğunu kaydetti.

Aynı zamanda iş kazalarının önlenmesi için etkin bir iş güvenliği sisteminin kurulmasını da istediklerini vurgulayan Görgün, tüm bunların çözüme kavuştuğu ‘demokratik Türkiye’ taleplerinin olduğunu belirtti.

TAKSİM, 1 MAYIS İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Tarihi geçmişe bakıldığında tüm dünyada 100 yılın üzerinde bir süredir işçi bayramı olarak anılan 1 Mayıs, o gün bugündür her yıl toplumun farklı kesimlerinden emekçileri, kadınları, aydınları ortak mücadele bağıyla birleştiriyor.

İşçilerin birlik ve dayanışma mücadelesini simgeleyen 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı ise sembolik bir öneme sahip. Öyle ki 1970’lerin sonlarına doğru direnişlerini, hak arama mücadelelerini örgütlemeleriyle dikkat çeken emekçi sınıfı Türkiye’de ilk kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını 1976 yılında Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdi. O dönemde meydanda toplanan kalabalığın yarım milyona ulaştığı ifade edildi.

Kutlamalar bir sonraki yıl, 1977 yılında yine Taksim Meydanı’nda yapıldı. Ancak bu kez alanlar, tarihin en kanlı katliamlarından birine tanıklık etti. Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının hemen ardından emekçilerin üzerine ateş açıldı. Bugünkü The Marmara Oteli üzerinden açılan ateş sonrası 37 kişi öldü, yüzlerce kişi de yaralandı. Böylece Taksim Meydanı işçi sınıfının toplumsal belleğinde yer edinen önemli yerlerden biri olarak kayıtlara geçti.

Sonrasında Taksim Meydanı yıllarca 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı. Ta ki 2010 yılında kadar. AKP hükümeti 32 yıl sonra Taksim Meydanı’nı kutlamalara açtı, ancak bu durum da kısa sürdü. 2013 yılına gelindiğinde Taksim’deki yayalaştırma projesinin inşaatı gerekçe gösterilerek Taksim bir kez daha işçilere kapatıldı.

2013’ten itibaren Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına kapatılması ve kitlenin kentin farklı noktalarına yönlendirilmesi durumu bu yıl da değişmedi. Ancak konfederasyonlar ve bağlı sendikalar kutlamaları Taksim Meydanı’nda yapmak için sosyal medya üzerinden çağrılarını sürdürüyor.

Editör: Selda Manduz