Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması ikinci gününde sürdü.

Sincan Cezaevi’nde Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden duruşmanın ilk gününde tetikçi Eray Özyağcı, azmettirici olduğunu söyleyen ve olayları organize eden Doğukan Çep ile eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş'ın da bulunduğu 22 sanıktan 8'i savunmalarını yaptı.

Dünkü duruşmada Özyağcı ve sanık Vedat Balkaya ifadelerini değiştirdi. Sanıklar "alacak verecek" meselesi nedenini öne sürdü.

Tetikçi Erdal Özyağcı, Sinan Ateş'i ayaklarından vurduğunu, öldürmediğini iddia etti. Özyağcı, soruşturma savcısının kendisine "talimatı Bahçeli'den aldığını söyle" dediğini öne sürdü. Azmettirenin kendisi olduğu yönünde ifade veren Doğukan Çep ise Hasan Ferit Gedik cinayeti davası için Ateş'ten yardım istediğini ve para verdiğini, Ateş’in telefonlarına çıkmaması üzerine kendisine saldırı düzenlemeye karar verdiği iddiasında bulundu. Mahkeme Başkanı, eski Ülkü Ocakları Yöneticisi sanık Tolgahan Demirbaş'a, eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz ile ilgili soru sorulmasına izin vermedi. Duruşmada sanıkların dava ile ilgili "alacak verecek meselesi", "adi bir vaka" ve "MHP'ye karşı kumpas" algısı yaratmaya çalıştığı görüldü. Öte yandan MHP'nin, Sinan Ateş suikastı davasına katılma talebi "suçtan zarar görmediği" gerekçesiyle reddedildi.

Bugün ise tetikçiyi, Demirbaş'la birlikte Audi marka çakarlı araçla Bolu'ya götürdüğü belirlen Ülkü Ocakları yöneticisi ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Ümit Yıldırım'ın eski kalemi Emre Yüksel, Doğukan Çep'in cinayetten bir gün önce aradığı MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Köktürk, Çep'in de avukatlığını yapmış MHP'li avukat Serdar Öktem ve tetikçiyi Ankara'ya getiren özel harekât polislerinden Murat Can Çolak gibi kritik sanıklar savunma yaptı.

Duruşma yarın 09:00’da devam edecek.

Doğukan Çep duruşma başlangıcında gazetecileri "Görüşeceğiz seninle" diye tehdit ederken, Çep’in Hasan Ferit Gedik cinayetini işlediğinde avukatlığını yapan MHP'li Serdar Öktem de kendisi hakkında haber yapan gazetecileri "FETÖ'cü", "PKK'lı", "DHKP-C'li' diye suçladı. Öktem’in savunmasına devam edilirken salonda çıkan gerginliğin ardından mahkeme başkanı, Ateş ailesinin bir avukatını ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır'ı salondan çıkarttı. Mahkeme başkanı avukatın dışarı çıkarılmasında yavaş davranan polisler hakkında da tutanak tutulmasını istedi.

Üzerlerine atılı suçlamaları reddeden sanıkların birçoğu Sinan Ateş'i tanımadıklarını söyledi. Tetikçi'yi Demirbaş'la birlikte Bolu'ya götüren Ülkü Ocakları yöneticisi Emre Yüksel, MHP'ye kayıtlı olduğunu söylediği araçta iki kişi olduklarını iddia etti.

Sinan Ateş cinayeti davasının ikinci gününde süren duruşmada yaşananlar:

Duruşmayı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan ile İlhan Uzgel, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Sercan Hamşıoğlu ile Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi milletvekilleri Mustafa Kaya ve Mehmet Atmaca takip ediyor. Olay günü Ateş'in yanında yer alan ve yaralandığı için dosyada müşteki sıfatıyla yer alan akrabası Selman Bozkurt da duruşmada bulunuyor.

TETİKÇİYİ ANKARA'YA GETİREN POLİS: TANIMIYORDUM

Tetikçi Eray Özyağcı'yı 28 Aralık'ta Ankara'ya getiren özel harekat polislerinden Muratcan Çolak'ın savunması alındı. Dün de Çolak'la birlikte araçta bulunan diğer özel harekat polisi Aşkın Mert Gelenbay savunma yapmıştı.

Suçlamaların hiçbirini kabul etmeyen Çolak, diğer polis Gelenbey’in teklifiyle Ankara’ya gitmeye karar verdiklerini söyleyerek, “Daha sonra tanımadığım Eray Özyağcı geldi, dedesinin hasta olduğunu, Ankara’ya gitmek istediğini söyledi. Aşkın da bana abisinin sıkıntılı olduğunu söyleyerek, 'gitmişken eğleniriz' dedi. Ankara’ya gittik. Ben uyudum zaten. Arabayı yaklaşık 40 kilometre sürdüm dönüşte, sonra yine uyudum” dedi.

Mahkeme başkanının ve Ateş ailesinin avukatlarının sorularına çelişkili yanıtlar veren Çolak, Eray Özyağcı’nın üzerinde herhangi bir silah görmediğini öne sürdü.

Çolak ayrıca, “Polisler şehir dışına giderken idari makamlardan izin almak zorundadır, izin aldınız mı?​” sorusuna, izin almadıkları cevabını verdi.

KÖKTÜRK: MHP'Yİ İŞİN İÇİNE KATMAK İSTİYORLAR

Daha sonra MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Köktürk’ün savunmasına geçildi. Doğukan Çep ile 2013 yılında cezaevinde tanıştıklarını söyleyen Köktürk, Çep’in Ateş öldürülmeden önce kendisini 28 Aralık gece 23.00’de Facetime üzerinden aradığını söyledi.

Köktürk, duruşmadaki savunmasında suçlamaları reddetti. Çep’in olaydan önce kendisini arayarak borç istediğini söyleyen Köktürk, eşinin hesabından 4 bin lira ödeme yaptığını söyledi

Köktürk, şu savunmayı yaptı:

"Tahliye olacağımı düşünmüyorum çünkü görülmemiş mahkemenin verilmiş cezası ile polisler soru soruyor. Çünkü onların işine geliyor MHP’yi işin içine katmak istiyorlar. Bana MHP yöneticisi ile neden fotoğraf çekildiğim soruluyor. Neymiş MHP İstanbul İl Başkanlığı önünde fotoğraf çekilmişim. Polis bana bu fotoğrafı soruyor ‘Bu işi MHP’mi yaptırdı?​’ diye. Ne alakası var? 55 yıllık kurumsal bir partide böyle bir şey olabilir mi? Yaşananlar tam bir komedi böyle bir cinayet davası olamaz. Bu soruşturmayı yapanlara hakkımı helal etmiyorum. Sadece MHP önünde fotoğrafım var diye bunlar başıma geldi.”

Sanık Serdar Öktem ile yakalandığı gün telefon görüşmelerinin olduğunu belirten müşteki avukatlarından Ali Yücel, Ufuk Köktürk’e bu görüşmelerin nedenini sordu. Ancak Köktürk, bu soruyu yanıtsız bıraktı.

ARACIN SAHİBİ UZUNLAR: "İCRAATA GİTMİŞLER" SÖZÜNÜ ÇAPKINLIK İÇİN KULLANDIM

Mustafa Uzunlar'ın savunmasına geçildi. Tetikçi Eray Özyağcı'nın Ankara'ya getirildiği aracın sahibi olan Mustafa Uzunlar da gözaltına alınarak tutuklanmış, ifadesinde söz konusu aracı Ataşehir’deki otoparkta iki polisin aldığını söylemişti.

Savunmasında suçlamaları reddeden Uzunlar, Doğukan Çep'i tanıdığını, kendisinden 'düğün tebriği' için polislerle birlikte kiralık araç istediğini, polislerden dolayı güvenerek aracı verdiğini söyledi.

Uzunlar, konuşmada geçen ‘İcraata gitmişler’ konuşmasına ilişkin, "Polislerin kendi aralarındaki pavyon konuşmasını kastettim, çapkınlıktır. Beni kandırarak, bu olaya kattığı için Doğukan’ın kendisinden de şikayetçiyim" dedi.

Daha sonra sanıklardan otopark sahibi Uzunlar’ın ortağı olan Osman Bayraktar’ın savunmasına geçildi. Bayraktar, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Doğukan Çep, Bayraktar’ın savunması sırasında söz istedi. Soru sormaması ve ne dediğinin anlaşılmaması üzerine mahkeme başkanı sinirlenerek, “Kes sesini, otur yerine, alın mikrofonunu” diye bağırdı.

Sanıklardan Mehmet Yüce’nin savunmasına geçildi. Yüce, tetikçi Eray Özyağcı’yı olay yerinden motosikletle kaçıran motokurye Vedat Balkaya’ya motosikleti satan kişi.

Yüce, savunmasında taksi durağı işlettiğini, motor kiraladığını ve sattığını anlattı. Vedat Balkaya'nın kendisini arayıp motor kiralamak istediğini söyleyen Yüce, Doğukan Çep ile Eray Özyağcı’yı tanımadığını savunarak beraatini talep etti.

ESKİ MİT'Çİ ZORLU: EL ÇEKTİRİLEN SAVCILARA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

Eski MİT görevlisi Çağlar Zorlu’nun savunmasına geçildi.

Sanıklardan Tolgahan Demirbaş, bilirkişi raporuna göre, o dönem Ankara Emniyeti Cinayet Büro'da görevli olan ve bir dönem Ateş dosyasına da bakan komiser Mustafa Ensar Aykal'dan Ateş'in adresini, eski MİT görevlisi Çağlar Zorlu'dan da konumunu istemişti.

Duruşmada savunması alınan Çağlar Zorlu, dosyanın önceki savcıları olan ve daha sonra görevlendirmeden alınan savcılara işaret ederek, "Dosyadan el çektirilen savcı Durdu Özel ile Durmuş Ali Kaya’ya hakkımı helal etmiyorum. Olayda adı geçen kimseyi tanımıyorum. Bu davada beraber yargılandığım sanıklarla hiçbir bağlantım yoktur" dedi.

Zorlu, savunmasını şöyle sürdürdü:

“Şube Müdürlüğü’ne davet edildiğimde ‘Telefonuna, bilgisayarına bakacağız, bir şey çıkarsa yandın, yoksa iyisin’ dediler. Ben Demirbaş’a bazı programlar bildiğimi söyledim yalnızca sohbet arasında. Savcı Durdu Özer ve Durmuş Ali Kaya, ‘Sinan Ateş’in konumlarına baktık. Gerçekten de uydurmaymış' dediler, 'seni bırakacağız' dediler, 'ifadeni yazalım git’ dediler. Benim ifadem tutanağa yazılmış, polis geldi ‘Seni gönderiyoruz’ dedi. Sonra avukat çağırdılar. Ben onlar için bulunmaz nimettim, bu davaya renk katmak için getirdiler, Aytaç Ataç falan neden Sinan Ateş’i öldürsün. Ben tanımıyordum ki buradakiler de tanısın? Savcı Durdu Özer ile Durmuş Ali Kaya’nın şablon oluşturulması için buraya eklendim. Ben eski MİT’çi değilim.”

ATAÇ: ZORLU, ATEŞ'İN ADRESİNİ SORMUŞTU

Zorlu'nun ardından, Gölbaşı’ndaki çiftliğin sahibi Aytaç Ataç’ın savunmasına geçildi.

Aytaç Ataç, savunmasında suçlamaları reddederek, Tolgahan Demirbaş'ı tandığını, çiftliğe sürekli gidip geldiğini, olay günü de kendisini arayarak çiftliğe gittiğini söyledi. Sinan Ateş'in vurulduğu haberini alınca 'Tolgahan tanır' diye Demirbaş'ı aradığını söyleyen Ataç, " 'Vurmuşlar haberin var mı' dedim, 'yok abi' dedi. Olay günü Çağlar’ı da aradım (Zorlu). 'Sinan Ateş vurulmuş haberin var mı' dedim" diye konuştu.

“Çağlar’ı niye aradın? Onun Sinan Ateş’i tanıdığını nereden biliyorsun?​” sorusuna Ataç şu şekilde cevap verdi: “Olaydan 8 ay önce Tolgahan, Çağlar’a 'bir konumu öğrenebilir misin' diye sordu. Sinan Ateş’in adresini sormuştu. Bir eylem mi, pankart mı ne yapılacakmış. 'Çocuk musunuz' dedim.”

ÖKTEM: SAVCILARDAN ŞİKAYETÇİ OLDUM

Cinayeti organize ettiği iddia edilen Doğukan Çep’in Hasan Ferit Gedik cinayetini işlediğinde avukatlığını yapan Serdar Öktem’in savunmasına geçildi. Tetikçi Eray Özyağcı’yı taşıyan araçla aynı konumda olduğu tespit edilen Öktem, soruşturma sürecinde çok fazla usulsüzlük bulunduğunu ve savcılardan şikayetçi olduğunu söyledi.

Kendisine emniyete neden gittiğinin sorulmasını eleştiren Öktem, "Durdu Özer ve Durmuş Ali Kaya’nın manipülasyonuyla tutuklandım. Ülkü Ocakları ve MHP ile ilgim olduğu soruldu. 'Onur ve şeref duyuyorum Ocak üyesi olduğum için ama dosyayla ilgisi yok' dedim. Durdu Özer, savunmaları vermeyeceğini söyledi gizlilik gereği, 10 dakika sonra twitter’a düştü savunmam. '2 Ocak’ta neden emniyete gittin' dediler, ben avukat olarak emniyete gitmemle sorgulandım. Vatan haini Cevheri Güven hakkımda videolar yaptı, bunlardan rahatsız oldum, Ankara’ya gidiyordum" ifadelerini kullandı.

Emniyetin girişinde “Cinayet büroda gözaltında olduğuma dair haberler çıktı, buna istinaden ifade vermeye geldim” dediğini söyledi ve gözaltı kararı olmadığı bilgisinin verildiğini anlattı. Sonrasında bu görüşmeye dair sahte bir tutanak ortaya çıktığını savunan Öktem, tutanakta Ufuk Köktürk’ün avukat görüşüne geldiğinin yazıldığını söyledi. Aracının, tetikçi Eray Özyağcı’yla aynı konumda bulunmadığını kanıtlamak için HTS kayıtlarının ortaya çıkarılmasını defalarca istediğini ancak sonuç alamadığını söyleyen Ökten, aracın ruhsat sahibinin de kendisini tanımadığına dair ifadesi bulunduğunu kaydetti.

"SİNAN ATEŞ’İ TANIMIYORUM"

Doğukan Çep’le aralarında vekil-müvekkil ilişkisi dışında bir ilişkisi olmadığını iddia eden Öktem, Sinan Ateş’i tanımadığını, aynı teşkilatta olmalarından kaynaklı sadece ismini duyduğunu söyledi.

DURUŞMADA GERGİNLİK

Ökten’e müşteki avukatlarından birinin sorusuna sanık avukatlarının itiraz etmesi üzerine başlayan atışma gerginliğe dönüştü. Mahkeme başkanının avukatlardan sessiz olmaları istemesi ancak atışmanın devam etmesi üzerine mahkeme başkanı “Atarım dışarı” diye bağırdı.

Sanık avukatları ile Ateş ailesinin avukatları arasında gerginliğin devam etmesi mahkeme başkanı, Ateş ailesinin avukatı Ali Yücel'in dışarı çıkarılması talimatı verdi.

Mahkeme başkanı "Ağzınıza hakim olamıyorsanız çıkacaksınız, dışarı çıkacaksınız" deyince bir başka avukat, "Çıkar o zaman" dedi. Mahkeme başkanı bağırarak, "Atın bunu" diye bağırdı. Salonun aynı tarafında bulunan bir kişinin mahkeme başkanına cevaben “Atarsın” demesi üzerine mahkeme başkanı “Atın o avukatı dışarı” diye bağırdı.

Yavaş davranan kolluk görevlileri hakkında işlem yapacağını söyleyen mahkeme başkanı, "Onu dışarı çıkarmayan polisleri de istiyorum. Kolluk amirler, emniyet müdürleri buraya gelsin, sicillerini istiyorum, görevlerini yerine getirmediler, beni burada bas bas bağırttılar. Ben burada 10 defa emir vermek zorunda değilim" diye bağırmaya başladı.

Bu esnada duruşmayı takip eden Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘atarsın’ diye seslenenin avukat değil kendisi olduğunu söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, hem işaret ettiği avukatın hem de Çayır’ın salondan çıkarılmasını istedi. İki isim de salondan çıkarıldı.

Erdoğan: Savaş riskiyle karşı karşıya kalabiliriz Erdoğan: Savaş riskiyle karşı karşıya kalabiliriz

Mahkeme heyeti, duruşmaya saat 14.00'e kadar ara verdi.

MAHKEME BAŞKANI TUTANAK TUTTU

Aranın ardından duruşma yeniden başladı. Mahkeme Başkanı, Ateş ailesinin avukatı Ali Yücel'i mahkemenin talimatına rağmen dışarı çıkarmayan Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Düzgün dahil olmak üzere polisler hakkında tutanak tutulmasına karar verildiğini bildirdi. Mahkeme başkanı, bu yönde polislerin sicillerinin belirlenmesi için müdür yardımcısı Murat Düzgün'e talimat verildiğini, hazırlanacak tutanağın mahkemeye teslim edilmesinin istendiğini söyledi.

"ARADA ARAR 'PARA GELECEK ŞU HESABA YOLLAR MISIN' DER"

Ardından taksi şoförü Caner Güney’in savunması alınmaya başlandı. Günay, tetikçi Eray Özyağcı’yı İstanbul’dan Ankara’ya getiren özel harekât polisleri Muratcan Çolak ve Aşkın Mert Gelenbey ve aracı kiraladıkları otoparkın ortağı Osman Bayraktar’la birlikte olaydan 5 gün sonra gözaltına alınmıştı.

Doğukan Çep’i 1 yıldır tanıdığını, abonelik sistemiyle çalıştığını ve Çep’in müşterilerinden biri olduğunu söyleyen Caner Güney, Sinan Ateş’i tanımadığını, adını da o dönemde ilk kez duyduğunu öne sürdü.

Güney, avukatların “28 Aralık’ta sizin hesabınızdan Zekeriya Asarkaya’nın hesabına bin lira gönderilmiş. 6 Aralık’ta Muhammet Özyağcı’dan hesabınıza 50 bin lira gelmiş, açıklar mısınız?​” sorusuna “Doğukan Çep arada arar, 'para gelecek, sonra şu hesaba yollar mısın' der, öyle yolladım” cevabı verdi.

YÜKSEL'İN SAVUNMASI

Eski Ülkü Ocakları yöneticisi ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın eski kalemi Ülkü Ocakları Yöneticisi Emre Yüksel’in savunmasına geçildi.

Cinayetin tetikçisi Eray Özyağcı cinayetin ardından Tolgahan Demirbaş ve Emre Yüksel tarafından alınarak İstanbul'a doğru yola çıkmıştı. Yapılan incelemede Yüksel'in kullandığı 06AT5021 plakalı Audi marka aracın Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım'ın üzerine kayıtlı olduğu öğrenilmişti. PTS kayıtlarına göre, Audi marka araç 30 Aralık saat 22.25'te Bolu'ya giriş yaptı. Demirbaş ve Yüksel, aynı araçla daha sonra 23.27'de Bolu'dan çıkış yaptı. Soruşturma sürecinde şüphelilerin bu sırada tetikçiyi geçici olarak Bolu'ya bıraktığı değerlendiriliyordu.

Gazeteci Alican Uludağ'ın bugünkü haberinde söz konusu araç ile MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül'ün babasına ait aracın peş peşe kameralara takıldığı ortaya çıktı.

"BOLU'YA GİDERKEN YANIMIZDA KİMSE YOKTU"

Emre Yüksel savunmasında Sinan Ateş'i tanımadığını söyledi. Olayın olduğu günün bir gün öncesinde silah ruhsatının çıktığını belirten Yüksel, o gün Tolgahan Demirbaş ile çiftlikte atış yapmak için buluştuklarını ve ardından Balgat’ta yemek yediklerini, daha sonra işlerini halletmek üzere ocağa gittiklerini söyledi. Yüksel, tutuklanma gerekçesinin 'hiç tanımadığı' Aytaç Ataç ve Çağlar Zorlu’nun ifadeleri olduğunu öne sürdü.

Plaka sorgulama konusunda ise Yüksel, Sinan Ateş’in avukatı Ali Yücel’in plakasını sormadığını, Tolgahan’a sorduğu plakanın tesadüfen Ali Yücel’e ait olduğunu iddia etti. Bu durumun iki buçuk yıl önce atılmış bir mesajla ilgili olduğunu ve hatırlayınca bunu ifadesinde belirttiğini söyledi.

Mahkeme başkanı, Yüksel’e olay saatinden sonra yapılan 58 telefon görüşmesini sordu. Yüksel, bu görüşmelerin üç gün içinde gerçekleştiğini, çoğunun cevapsız çağrılar olduğunu ve ruhsat işleri ile misafir işlerinden kaynaklandığını öne sürdü. Ayrıca İstanbul’a giderken yanlarında kimse olmadığını iddia etti.

"ARAÇ MHP'YE AİT"

Emre Yüksel, savunmasının ardından avukatların sorularına şu cevapları verdi:

“Bana tahsisli araç hâlâ İstanbul’dadır, benim bir ayağım İstanbul’dadır, şehir dışına çıkmak benim için rutindir. Bir HTS’nin altından geçerken, Tolgahan Demirbaş’ın olduğu bir fotoğraf.

Bolu’da durduk, Çorbacı Mülayim’de çorba içtik, dinlenme tesisine geçip İstanbul’a geçtik. İki kişi gittik. 06 AT 5021 plakalı Milliyetçi Hareket Partisi’ne ait araç Ülkü Ocakları’na tahsisli. Bu aracı şahsıma ait yetkisi yoktur. Sık sıkça kullandığım, birçok yöneticinin kullandığı araç. Ülkü Ocakları yöneticisi olarak kullanma hakkına sahibim, aracı Ülkü Ocaklarından aldık."

"FESTİVALE GİTTİM"

Emre Yüksel’in savunmasının ardından 1877 Alemdağ Spor Kulübü Derneği Başkanı Alper Atay’ın savunmasına geçildi. Alper Atay, suçlamaları reddetti ve Sinan Ateş’i tanımadığını öne sürdü. Atay, Doğukan Çep’i Ufuk Köktürk aracılığıyla tanıdığını, o dönemde futbolculuk yaparken zaman zaman görüştüklerini ve birlikte futbol oynadıklarını söyledi.

Olayın yaşandığı gün evinden çıkıp kulübün antrenmanı için stada gittiğini, daha sonra eve ve kulübün kafesine geçtiğini, ardından bir festivale gittiğini iddia etti. 31 Aralık’ta kendi evinde olduğunu ve akşam saatlerinde Doğukan Çep’in geldiğini öne sürdü. Beraber oturduklarını ve akşam saatlerinde festival alanına geçtiklerini savundu.

Atay, polisler tarafından alınarak yılbaşı gecesi festivalde olduklarını söylediğini belirtti. Polisin kendisini oraya götürdüğünü ve Doğukan Çep’in otelde gözaltına alındığını söylediklerini öne sürdü. Adli kontrolle serbest bırakıldığını ve 40 günün sonunda Ankara’da savcılıktan çağırıldığını dile getirdi.

Atay, üç savcının kendisini sorguladığını ve Doğukan Çep’in böyle bir şey yapacağını bilmediğini söyledi. "Festivale gittim, başıma bu geldi" diyerek savunmasını tamamladı.

SALON BOŞALTILDI

Mahkeme heyeti saat 15.45'e kadar duruşmaya ara verdi. Sanıklar salondan çıkarıldığı sırada kendi aralarında ve müdafileriyle anlaşmazlık çıktı. Bu sırada sanıklar müşteki sıralarına dönerek “Sizin de başınız sağ olsun” dedi, müştekilerden biri “İnşallah sizin de başına gelir, evlat acısı çekersiniz” diye bağırdı. Sanık yakınları, “Ne var, baş sağlığı dilediler” dedi. Kısa süreli sözlü atışma yaşandı. Salon boşaltıldı.

ESKİ AMİR AYKAL: SUÇ OLDUĞUNU BİLİYORUM AMA OLAĞANÜSTÜYMÜŞ GİBİ YAKLAŞILIYOR

Aranın ardından duruşma yeniden başladı. Ankara Emniyetinden eski cinayet büro amiri Mustafa Ensar Aykal’ın savunmasına geçildi.

Bilirkişi raporuna göre, Tolgahan Demirbaş, o dönem Ankara Emniyeti Cinayet Büro'da görevli olan ve bir dönem Ateş dosyasına da bakan komiser Mustafa Ensar Aykal'dan Ateş'in adresini, eski MİT görevlisi Çağlar Zorlu'dan da konumunu istemişti.  Demirbaş’ı gözaltına alan ekipte Aykal da vardı.

Aykal, kasten öldürmeye yardım suçlamasını kabul etmediğini söyleyerek, şöyle savunma yaptı:

"Tolgahan Demirbaş isimli şahıs dışında kimseyi tanımıyorum. Kendisi çok sayıda meslek büyüğümü tanıyan, onların vasıtasıyla şahsımı tanıyan, emniyet, bürokrasi camiasından çok sayıda tanıdığı olan, herhangi bir adli suça karışmadığını bildiğim, öğretmen ve evli biridir. Bu şahıs, zamanla tarafımda oluşturduğu güven çerçevesinde bazen şahsımdan bilgi taleplerinde bulunmuştur. Bu fiilin suç olduğunu bilmekteyim. Ama olağanüstü durumlar gibi yaklaşılıyor."

DAVADA ÜÇÜNCÜ GÜN YARIN

Aykal’ın beyanının tamamlanmasının ve avukatların sorularını cevaplamasının ardından mahkeme, Ayşe Ateş’in avukatı Ali Yücel’in salondan çıkarılması talimatını uygulamayan polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Duruşma yarın 09:00’da devam edecek.

Editör: Selda Manduz