Sosyal İş MESEM’lere dair hazırladığı raporda çocuk işçiliğin devlet eliyle büyütüldüğünü ifade edildi. Artan ölümler ve sömürüye karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Mesleki eğitim merkezleri (MESEM) Sosyal İş çalışma koşulları ve çocuk işçi cinayetleriyle gündemde kalmaya devam ederken Sosyal İş Sendikası, MESEM'lere ilişkin bir rapor hazırladı.
Başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve sermaye örgütü temsilcileri olmak üzere devlet ve patronların en az 17 çocuğun yaşamını yitirdiği projeyle övündüğünün ifade edildiği raporda, "Çocuk işçiliğiyle mücadele etmesi gereken Bakanlık, bu mücadeleye bütçe ayırmak yerine İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kaynak ayırarak çocuk işçiliğini teşvik ediyor. Biz memleketin milyonlarca çocuğuna yazılan bu kaderi, reva görülen bu sefaleti; üzeri örtülmeye çalışılan adlı adınca çocuk katliamını kabul etmiyoruz" dendi.
Raporda dünyada ve Türkiye'de çocuk işçiliğine dair şu veriler paylaşıldı:
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tahminlerine göre dünya genelinde 138 milyon çocuk işçi var.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre 15-17 yaş grubundaki her dört çocuktan biri çalışıyor. Bu oran, bir önceki seneden yüzde 2.8 artışa işaret ediyor.
18 Mayıs Cumartesi günü Manisa’nın Soma ilçesinde MESEM programı kapsamında çalıştığı inşaattan düşerek yaşamını yitiren Alperen Enes Ural'ın hatırlatıldığı raporda mevzuatın MESEM programı kapsamındaki öğrencilerin haftada dört gün işyerinde, bir gün okulda olmasını düzenlediğinin altı çizildi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın soru önergesine cevaben MESEM programı kapsamında cumartesi ve pazar günleri de çalışma yapılabileceğini itiraf ettiği vurgulandı.
Mesleki eğitim merkezlerinde çalıştırılan çocuk işçi ölümlerinin artmasıyla MEB'in 2024'ün Şubat ayında Millî Eğitim Müdürlüklerine iş güvenliği genelgesi gönderdiği ve iş güvenliğinden koordinatör öğretmenlerin sorumlu kılındığı hatırlatılarak şöyle dendi: "Ancak koordinatör öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yetkinliği bulunmadığı gibi, işyerlerini düzenli şekilde denetleyebilecek zamanı da işyerlerinin gerekli tedbirleri almasını sağlayacak gücü de yoktu. (...) Oysa ulusal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere göre; işyerlerindeki asgari sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanması, öncelikle işverene ait bir yükümlülüktür. Koordinatör öğretmenlerin görevi ve yetkisi, ancak öğrencilerin çalıştığı işyeri ortamının eğitim-öğretime uygun olup olmadığını denetlemek olabilir. İşyerlerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından denetimi yalnızca gerekli eğitimleri almış iş güvenliği uzmanları tarafından yapılabilir."
ADIM ADIM ÇOCUK İŞÇİLİK YASALAŞTIRILDI
MESEM'lerin hayata geçirilişi süreci ise kronolojik olarak şöyle anlatıldı:
"2016'da çıraklık eğitimi, örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alındı. MESEM’ler, Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlandı.
2020'de tüm meslek liselerinde MESEM’ler açıldı.
Gelinen aşamada, MESEM uygulaması kapsamında fabrikalarda staj yapan çocuk sayısının hızla arttığını ve söz konusu çocukların mesleki eğitim faaliyetlerini aşacak biçimde doğrudan üretimde işçi olarak, ucuz işçi temini amacıyla çalıştırıldığını görüyoruz. Ülke genelinde MESEM programına kayıtlı yaklaşık 1,5 milyon öğrenciden 300 bine yakınının 18 yaşın altında olduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda işyerlerinde çalıştırılan çocukların yaşının 14’e kadar indiği görülebilir.
Yasal mevzuatta bu kadar belirgin düzenlemeler yapılmış olsa da MESEM projesi kapsamında çocukların mesleki eğitim niteliklerine uygun olmayan ve eğitimlerinin devamına engel teşkil edecek işlerde çalıştırıldığı; üstelik İş Kanunu kapsamında çalışan işçilere tanınan haklardan dahi yararlanamadan, bütünüyle ucuz işgücü olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Çocuklar okuldan kopuyor, ölüme sürükleniyor
MESEM'lerdeki başlıca sorunlar ise şöyle sıralandı:
"MESEM ile çocuklar okullarından koparılıyor.
MESEM ile çocuklar tehlikeli iş ortamlarında çalıştırılarak fiziksel ve ruhsal gelişimleri tehlikeye atılıyor.
Usta öğretici belgesi kolaylıkla temin edilebildiğinden, çocuklar yetkin olmayan kişilere teslim ediliyor.
MESEM ile öğrenciler kamu kaynakları aracılığıyla patronlara bedava işçi olarak kullandırılıyor.
MESEM ile çocuklar kendilerine herhangi bir mesleki katkısı olmayacak işlerde çalıştırılıyor.
MESEM ile bu ülkenin milyonlarca haysiyetli emekçisinin çocuğu ölüme sürükleniyor."
Rapor, şu çağrıyla sonlandırıldı: "Sosyal-İş Sendikası; memleketin bütün emekçilerini, bütün sendikalarını, meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partilerini ve “Türkiye’nin geleceği patronların üç kuruşuna değişilemez” diyenleri MESEM projesine karşı sesini yükseltmeye çağırıyor."

