Sykes-Picot Anlaşması, 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ile Fransa arasında, Rusya’nın da bilgisi dahilinde gizlice imzalanan bir paylaşım anlaşmasıdır. Adını İngiliz diplomat Mark Sykes ile Fransız diplomat François Georges-Picot’tan alan bu anlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Doğu’daki topraklarının paylaşılmasını öngörüyordu.
Anlaşmaya göre, Osmanlı’nın Arap coğrafyası ve Mezopotamya bölgesi İngiltere ve Fransa arasında nüfuz alanlarına ayrıldı. Daha sonra Rusya ve İtalya da bu plana dahil edildi.
SYKES-PİCOT ANLAŞMASININ DOĞRULUĞU
Anlaşmanın varlığı, 1917 yılında Bolşevik Devrimi sonrası Rusya’nın gizli diplomatik belgeleri ifşa etmesiyle açığa çıktı. Bu belgeler, Sykes-Picot’un gerçek ve uygulanmış bir anlaşma olduğunu ortaya koydu.
Her ne kadar 1916’daki bu plan tam anlamıyla bire bir uygulanmamış olsa da, I. Dünya Savaşı sonrası yapılan San Remo Konferansı, Sevr Antlaşması ve özellikle 1920’lerdeki manda yönetimleri Sykes-Picot’un ruhuna uygun şekilde hayata geçirildi. Bugünkü Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün sınırlarının şekillenmesinde bu anlaşmanın büyük etkisi olmuştur.
KÜRTLER AÇISINDAN ÖNEMİ
Sykes-Picot Anlaşması, özellikle Kürtler açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu anlaşma ile Osmanlı sonrası Ortadoğu, ulus-devletler şeklinde paylaşıldı; ancak Kürtler için bağımsız bir devlet öngörülmedi.
Anlaşma sonrası Kürtler, Türkiye, Irak, Suriye ve İran arasında bölündü.
Kürtlerin yaşadığı coğrafya farklı manda yönetimleri altına girerek parçalandı.
Bu bölünmüşlük, 20. yüzyıl boyunca Kürt meselesinin temel kaynağı oldu.
Dolayısıyla Sykes-Picot, sadece tarihsel bir belge değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki etnik, siyasi ve sınır sorunlarının kökenini oluşturan bir anlaşma olarak önemini korumaktadır.
Sykes-Picot Anlaşması, doğruluğu belgelerle kanıtlanmış, Ortadoğu’nun bugünkü sınırlarını şekillendiren gizli bir paylaşım planıdır. Özellikle Kürtler açısından, tarihteki en kritik dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmektedir.





