Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin 28 Kasım 2015'te Sur ilçesinde basın açıklaması yaptıktan sonra katledilmesiyle ilgili davanın karar duruşması bugün Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.

Avukatlar kararın okunmasını beklemeyerek alkışlarla mahkemeyi protesto etti ve salonu terk etti. Bu sırada içeriden görüntü aldığı iddiasıyla Evrensel gazetesi muhabiri Dilan Temiz gözaltına alındı. Gazeteci Dilan Temiz'in telefonuna el konuldu, hakkında suç duyurusunda bulunarak serbest bırakıldı.

ÜÇ POLİSE BERRAT

Avukat ve katılımcılar salon dışındayken duruşma yeniden başladı. Mahkeme karar vermek üzere ara verdi. Aranın ardından kararı açıklayan mahkeme heyeti, üç polise beraat verdi.

YOĞUN KATILIM

Duruşma öncesinde salonuna SEGBİS için iki adet projeksiyon kuruldu. Katılımcılar salona sığmadı, onlarca kişi ayakta kaldı.

Duruşmayı, Tahir Elçi’nin eşi CHP Milletvekili Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ve 18 baro başkanı, İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti ve CHP milletvekilleri, sivil toplum örgüt temsilcileri, uluslararası hukuk örgütlerinin temsilcileri izliyor.

Davada sanık polisler Fuat T., Sinan T. ve Mesut S., 'bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek' suçundan 2 ila 6 yıl arasında hapisle, Uğur Y. ise 'olası kastla ölüme sebebiyet verme' suçundan üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyor. Savcı Mustafa Alper Buğra Horozoğlu imzalı mütalaada, “bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan polisler S.T. F.T. ve M.S.’nin beraatı istendi. Diğer şüpheli Uğur Yakışır ile ilgili dosya, firari olması nedeniyle tefrik edilmişti.

'OLAYI ÇÖZMEMEK İÇİN ELİNİZDEN GELENİ YAPTINIZ'

Tahir Elçi'nin kardeşi Mehmet Elçi, "Bölgede savaş çatışma istemiyorum dedi ve beş dakikaya sonra çatışma oldu. Birkaç kişi çatışmaya girdi. O arada Tahir Elçiyi çeken kameranın kamera kaydı silinmiş. Diğer 13 saniye nerede silindi? Birkaç savcı tehdit ve santaj ederek Tahir Elçi ailehinde ifade verdi. Siz mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. Şimdi de sanıkların beraati talep edildi. Bu doğru değildir. Buna karşıyız" dedi.

'HEPİMİZ BU CİNAYETİ KİMİN İŞLEDİĞİNİ BİLİYORUZ'

Artı Gerçek'ten Rojhat Abi'nin haberine göre, Mahkemeye katılımcıların listesini sunan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, "Dört yıl soruşturma sürecini bekledik. Soruşturma aşamasında yapılmayan şeyleri yapmanız yönündeki tüm taleplerimizi reddettiniz. Bu kadar büyük katılım olduğu bir davaya meslek hayatım boyunca tanık olmadım. Neden bu dosya bu kadar önemli. Çünkü cinayetin kendi birçok şey ifade ediyor. Onlarca kamera önünde bir baro başkanı katlediliyor. Hepimiz bu cinayetin kimin işlediğini de biliyor. Herkes de biliyor. Ama herkesin bildiğini saklayan bir güç var. Cinayet işlendiği zamanki başbakan (Davutoğlu) cinayetin üstünü örtmenin mümkün olmadığını söyledi. Bunu neden söyledi? Çünkü siyasal iktidar işlenen politik cinayetlerin cezasız kaldığını da bilir" diye konuştu.

'BU DAVA SİYASİ BİR SUİKASTTİR'

"Bu dava politik bir davadır. Bu dava siyasi bir suikasttir" diyen Eren, şöyle devam etti:

"Kamuoyunda bu dava konuşuluyor. Bir ceza dosyasının olmasa olmazı olay yerinde keşif bile yapılmadı. Adli vakada uygulanması gereken hiçbir işlemi yapmadınız. Bu cinayeti herkes gördü. Tanıklar ifade verdi. Tehdit edildiklerini söyledi. Siz bunun karşısında hiçbir işlem yapmadınız. Bizim sunacağımız bütün talepleri yeniden dinlemenizi talep ediyorum. İddia makamına göre karar verilmemeli."

'BU SORUŞTURMADA YER ALAN HERKES CİNAYETİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİ İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI'

Türkan Elçi'nin avukatı Orhan Kemal Cengiz ise, " Ne siz ne de sizden öncekiler tarafsız ve bağımsız. Bir mahkeme taraflı ve bağımlı olduğunu nasıl ifade edebilir. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesini kabul ettiniz ama sonra savcının isteği üzerine vazgeçtiniz. Bu taraflı ve bağımlı olduğunuzun göstergesidir. Savcı sözde bir yargılama yaptı. ‘Delil yok’ diyerek beraat istiyor. Siz delil toplamak için bir şey yaptınız mı? Bu soruşturmada yer alan herkes bir şekilde bu büyük cinayetin örtbast edilmesi için elinden gelen her şeyi yaptı. Suç alanı korunmaya çalışılıyor. Tahir Elçi davası aydınlanmaması için en başından itibaren bu soruşturma da yer alan herkes elinden geleni yapmıştır. Son derece planlı bir suikastin sonucunda Tahir Elçi öldürülmüştür. Sonrasında bütün deliller karartılmıştır. Aradan geçen 8 yılda hiçbir şey değişmedi. Bu dava kaç yıl sürerse sürsün takip etmeye devam edeceğiz. 20 yıl da geçse suçluların cezalandırılması için elimizden geleni yapacağız" dedi.

'DEVLET TAHİR ELÇİ'NİN ÖLDÜRÜLMESİNDEN SORUMLUDUR'

Elçi ailesinin avukatlarından Gamze Yalçın, "Devlet, Tahir Elçi'nin öldürülmesinden sorumludur. Savcılığın yapıyormuş gibi yaptığı ama asla yapmadığı olay yeri inceleme için ısrar ettik. Tahir Elçi başının arkasından tek kurşunla katledildi. Olay yeri inceleme eğer yapılmış olsaydı mermi çekirdeği ve tetiği çeken kişi bulunurdu. Elçi, kime göre terör neye göre terör kavramlarını tartışmaya açtığı için hedef gösterildi. Yargılama makamları gerekli işlemleri yapmayarak dolaylı olarak suç ortağı olmuştur. Londra Üniversitesi'nden gelen rapor olmamış olsaydı belki bu dava açılmayacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrını biliyoruz. Bizler Tahir Elçi dosyasının cezasızlık ile sonuçlandırılmaması için mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.

'ETKİN VE ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ'

Avukat Benan Molu, "Başta istihbarat memurları olmak üzere yapılan ihmalkarlıklar zinciri bu olayı meydana getirmiştir. Bugüne kadar etkin ve etkili bir soruşturma süreci yürütülmemiştir. Bu dosyada söylediklerimizin dikkate alınarak karar verilmesini talep ediyorum" dedi.

'İSTİHBARATÇILAR DİNLENMELİ'

Elçi ailesinin avukatlarından Tuğçe Duygu Köksal, "Savcılığın verdiği mütalaaya katılmıyoruz. Bu basit bir insan öldürme dosyası değildir. Burada istihbari ve icrai bir operasyon sırasında bu olay yaşanıyor. Bu olay hakkında mütalaa verilemez. Burada kaç kez açtık, gösterdik. Burada istihbaratçılar dinlenmeli. Sadece üç polis yargılanmamalı. Bir operasyon ihmali var. Yaşam hakkı ihlal edilmiştir. Etkin soruşturma ilkesini işletmelisiniz. Keşif kararı verilmesi ve sanık Mesut Sevgi için ayrı bir değerlendirme yapıp karar vermenizi talep ediyorum" diye konuştu.

'İLK DEFA BİR SAVCININ SANIKLAR LEHİNE TUTUM ALDIĞINI GÖRÜYORUM'

Savcının mütaalasını eleştiren Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, "İlk defa bir savcının sanıkların lehine tutum aldığını görüyorum. Bu kişilerin şüpheli sıfatını alabilmesi için bile yıllarca mücadele verildi. 11 celsedir milletvekilleri burada, yüzlerce avukat burada. Sanıklar neden yok? Sanıkları çapraz sorguya alma hakkımızı elimizden aldınız" dedi.

'85 MİLYONA GÜNDÜZ VAKTİ İŞLENEN BİR CİNAYETİ ÇÖZEMEDİK Mİ DİYECEKSİNİZ?'

Mahkemeyi eleştiren Sağkan, "Kararınızı biliyorum. Bu salondaki herkes biliyor. Yargı makamı ise 'biz bunu kimin yaptığını bilmiyoruz' diyecek. Diyarbakır halkına ve 85 milyona gündüz vakti işlenen bir cinayeti çözemedik mi diyeceksiniz? Olay yeri keşfi maddi gerçeği ortaya çıkarmak için yapılmalıdır. Araştırma yapılmadan, dönemin başbakanı (Davutoğlu) dinlenmeden, ‘Tüm araştırmaları yaptık’ demeyi siz vicdanınıza sığdırıyorsanız diyecek bir şeyimiz yok. Sizden herhangi bir talebimiz yok" diye konuştu.

'O KAN SİZİN ELİNİZE DE BULAŞIR'

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı avukat Mehmet Emin Aktar, olay anına ait fotoğrafları mahkeme heyetine gösterdi. Aktar, "Savcı, şüpheden sanık yararlanır ifadesinde bulunmuş. 9 ayrı hakim değişti. Sizin bu dosyaya ilişkin bir hafızanız var. Cezasızlık için çaba sarf ediyorsunuz. Kanayan bir yaraya tedavi etmek için el uzatmazsanız, o kan sizin elinize de bulaşır. Keşif yapılması dışında bir talebim yoktur" dedi.

'FAİLİ KOLLAYANLAR UTANÇLA YAŞAMAYA DEVAM EDECEK'

İstanbul'da bir sahafta ortaya çıkan eski MGK belgesini hatırlatan eski Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, "Bu belgelerde Kürt iş insanlarının neden öldürüldüğünü yazıyor. Kürt iş insanlarının avukatları bile evlerinden kaçırılıyor ve öldürülüyor. Fail yok, tanık yok. Faili meçhul olarak kaldı. Avukat meslektaşlarımıza yönelik bir kıyım oldu. Tahir Elçi davası başta olmak üzere, faili kollayanlar, cezasızlık sistemi ile sonuçsuz bırakanlar bu utançla yaşamaya devam edecek" diye konuştu.

'DÜŞMAN CEZA HUKUKU SÜRDÜRÜLÜYOR'

ÖHD Eş Başkanı Ekin Yeter, "Türkiye'de ezilen ve sömürülen halklar için asla adaleti tesis edilmedi. Yaptırımını toplumsal bir sözleşmeden alan düşman ceza hukuku ile inşa edilen hukuk sürdürülmeye devam ediyor. Yargılama sırasında ciddiyet görmedik. Uluslararası bir kurumdan rapor almak zorunda kaldık. Toplumun ahlaki-politik değerlerinden uzak faşizan bir ulus devlet zihniyet ile karşı karşıyayız. Kimse kimseyi kandırmasın. O gün orada biz de olabilirdik. Bu yargılama, karakteri itibarıyla milliyetçi, hukuk dışı bir yargılamadır. Taleplerimizi kabul etmenizi istiyoruz" dedi.

'ELÇİ'NİN FAİLLERİ CEZALANDIRILMAZSA HUKUK DEVLETİNİN KATLİ OLACAK'

Mahkeme heyeti duruşmaya 10 dakika ara verdi. Aranın ardından söz alan İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, "Eğer bugün insan hakları konusunda uzman olan Tahir Elçi'nin failleri cezalandırmaz ise hukuk tarihine kara bir gün olarak geçecektir. Hukuk devletinin katli olacaktır. Yargılamanın 'mış' gibi yapıldığı ortadadır. Delillerin toplanması, sorumluların tespit edilmesi olmasa olmazdır. Hukuk devleti olmazsa sokaktaki vatandaşın da güvenliği olmayacaktır. Heyetinize tarihsel bir sorumluluk yüklenmiştir. Mütalaadan ayrılarak yargılamanın layıkıyla yapılması ve faillere net bir şekilde ceza verilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

'ELÇİ, GAZETECİLERİN VE POLİSLERİN OLDUĞU BİR ALANDA KATLEDİLDİ'

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, "Atilla İlhan'ın şiirinde dediği gibi 'Cinayeti kör bir kayıkçı gördü. Ben gördüm' evet kamuya açık, gazetecilerin, polislerin olduğunu bir alanda meslektaşımız katledildi. Yaşanan hukuksuzlukların bir yenisini bugün burada belki bir daha yaşayacağız. Bugün taleplerimizin reddedileceğini biliyoruz. Bundan dolayı taleplerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederek sözlerimi bitiriyorum" dedi.

Erdoğan: Savaş riskiyle karşı karşıya kalabiliriz Erdoğan: Savaş riskiyle karşı karşıya kalabiliriz

'TARİH BU KARARI VERENLERİ DE İTİRAZ EDENLERİ DE YAZACAK'

Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, "Sebep ortada, katiller de ortada. Burada tüm meslektaşlarımız adil bir yargılama beklemediğimizi söylüyoruz. Bugün vereceğiniz karar, toplum vicdanında gerçek suçluların ortaya çıkarılmadığı bir sayfa olarak kalacaktır. Tarih bu kararı verenlerin ve bu karara karşı çıkanları da yazacaktır" diye konuştu.

'ADİL BİR KARAR ÇIKMAYACAĞINI BİLİYORUZ, DAVAYI AİHM'E TAŞIYACAĞIZ'

Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, "Milyonlarca insan bu duruşmadan çıkacak kararı bekliyor. Maalesef adil bir karar çıkmayacağını ben de biliyorum. Bu mahkeme acaba bir ilk olabilecek mi? Adil bir heyet olma cesareti gösterecek mi? Meslek hayatınız boyunca önünüzde bu derece bir dava bir daha gelmeyecek. Her 28 Kasım'da arkadaşlarımızla beraber Dört Ayaklı Minare'de olacağız. Üst mahkemeye taşıyacağız. AİHM'e taşıyacağız ta ki failler yargılanana kadar" dedi.

'DEVLET BU DAVAYA GÖZÜNÜ KULAĞINI KAPATMIŞ'

Adana Baro Başkanı Semih Gökayas, “Ben bir baba olarak bu yargılamayı çocuklarıma ifade edemiyorum. Ben Adana'ya döndüğümde avukatlara izah edemeyeceğim. Yurtdışından gelen avukatlar ülkelerine döndüğünde bunu izah edemeyecek. Devlet bu davanın üstüne yatmış vaziyette; gözünü, kulağını kapatmış vaziyette. Eğer yurttaşlar bu devlete güvenecekse, adalet olduğu taktirde güvenecek, sevecek. Hepimizin içinde adaletsizlik açısından bir kuşku olursa ne güven ne sevgi olur. Bugün 9 yıllık sürecin altında devletin itibarını korumak size düşmüş" diye konuştu.

'NORMALLEŞME OLACAKSA ELÇİ DOSYASINDAN BAŞLAYIN'

Siyasetin gündeminde normalleşme söylemlerini hatırlatan Kars Baro Başkanı Fettah Çapkurt da “Her geçen gün yargıya olan inanç azalıyor. Hatta dibe vurmuş durumda. Ancak her ne kadar böyle olsa da biz inancımızı yitirmek istemiyoruz. Bazı siyasilerden normalleşmenin olacağına dair beyanlar söz konusu. Eğer normalleşme, yumuşama olacaksa işte tarihi bir fırsat. Tahir Elçi dosyasında verilen karar ile başlayabilir. Tahir Elçi dosyası normalleşme başlatılan dosya olarak bilinir. Savaşa, çatışmaya karşı barıştan söz kurarken katledildiğini söylesinler. Tahir Elçi demokrasi, barışla ilgili üstüne düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiştir. Sıra bizlerde” dedi.

'YARGILAMA YAPMADAN HÜKÜM VERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ'

Tahir Elçi Vakfı üyesi avukat Mahsum Batı, "Toplam 40 talebimiz reddedildi. Ancak adalete olan inancımızı yitirmedik. Bu inançla bugün buradayız. Umutla bu süreci yürütmeye çalıştığımız bir davada sanıkların yüzünü dahi görmediniz. Sanığı olmayan bir davaya başkanlık ettiniz. Şimdi de yargılama yapmadan hüküm vermeye çalışıyorsunuz. Siz çoktan karar vermişsiniz. Vereceğiniz kararın hiçbir ehemmiyeti yoktur. Protesto ediyoruz."

AVUKATLAR SALONU TERK ETTİ

Bu konuşmanın ardından avukatlar kararın okunmasını beklemeyerek alkışlarla mahkemeyi protesto etti ve salonu terk etti. Bu sırada içeriden görüntü aldığı iddiasıyla Evrensel gazetesi muhabiri Dilan Temiz, polislerce sürüklenerek gözaltına alındı. Gazeteci Dilan Temiz'in telefonuna el konuldu. Hakkında suç duyurusunda bulunarak serbest bırakıldı.

KARAR İÇİN ARA VERİLDİ

Avukat ve katılımcılar salon dışındayken duruşma yeniden başladı. Mahkeme karar vermek üzere ara verdi.

ÖMRÜNÜ İNSAN HAKLARI İHLALLERİYLE MÜCADELEYE ADADI

28 Kasım 2015'te Sur'da öldürülen Elçi, 1990'lı faili meçhul cinayetler, köy yakmalar ve yargısız infazlarla ilgili davalarda mağdurların avukatlığını yaptı. Lice, Kulp Cizre (Temizöz) ve Roboski Katliamı gibi birçok davanın avukatlığını yapan Tahir Elçi, 1994'te Şırnak'ta 38 kişinin bombalanarak öldürüldüğü Kuşkonar ve Koçağılı'nın bombalanmasıyla ilgili davada da mağdurların avukatıydı. Kuşkonar ve Koçağılı davasında AİHM Türkiye'yi mahkum etti. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi olan Elçi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) da kurucularındandı. Tahir Elçi, öldürüldüğünde Diyarbakır Barosu Başkanlığını sürdürüyordu.

TAHİR ELÇİ CİNAYETİ DAVASI

Elçi cinayetinde, olay yeri incelemesi 5 ay sonra yapıldı. Elçi'nin ölümüne neden olan mermi çekirdeği bulunamadı. Bu nedenle Elçi'nin ölümüne neden olan merminin hangi silahtan çıktığı tespit edilemedi. Elçi cinayetinin en önemli delillerinden biri olan Mardin Kebapevi'nin kamera kayıtlarının boş olduğu tespit edildi.

BARO GÖRÜNTÜLERDEN RAPOR HAZIRLATTI

Diyarbakır Barosu olay yerinden elde edilen tüm görüntüleri Londra'daki Forensic Architecture (Adli Mimarlık) adlı kuruluşa gönderdi. Hazırlanan raporda, polis memurlarından üçünün kuvvetli suç şüphesi altında olduğu saptandı. Polislerden birinin, Elçi’ye doğru açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memur olduğu ifade edildi. Raporda, iki PKK'linin, 'Elçi’ye yönelik öldürücü atış yapmadığı' tespiti yer aldı.

İDDİANAME 5 YIL SONRA HAZIRLANDI

İddianame, 5 yıl sonra, Mart 2020'de tamamlandı. Forensic Architecture tarafından hazırlanan raporda, üç polis memurunun yanı sıra, iki PKK'liden Uğur Yakışır da Tahir Elçi cinayetinin şüphelileri olarak gösterildi. Diğer PKK'li Mahsum Gürkan'ın sokağa çıkma yasaklarında öldüğü belirtildi. Forensic Architecture'ın, polislerden birinin silahından çıkan kurşunun Tahir Elçi’ye isabet etmiş olma olasılığının daha yüksek olduğu tespiti ise iddianamede yer almadı.

DAVUTOĞLU'NUN DİNLENMESİ KARARINDAN VAZGEÇİLDİ

Yıllardır süren yargılamada avukatların tüm talepleri ve reddi hakim talepleri reddedildi. Sanıkların tutuklanması talebi kabul edilmedi. PKK'li Mahsum Gürkan’ın telefonlarının iki yıl boyunca polis tarafından dinlendiği ortaya çıktı. Mahkeme, "Tahir Elçi cinayeti siyasi bir cinayettir ve mahkeme heyeti çağırırsa ifade veririm" diyen dönemin başbakanı olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun önce dinlenmesine karar verdi ardından vazgeçti.

Editör: Selda Manduz