Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), partisinin Hatay’dan milletvekili seçilen Gezi tutuklusu Can Atalay’ın, Meclis’te Bekir Bozdağ tarafından okunan Yargıtay kararıyla milletvekilliğinin hukuka aykırı bir biçimde düşürülmesini protesto etmek için çağrıda bulundu.

İstanbul’da Beşiktaş İskelesi’nde bir araya gelen kitle, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Hatay halkı vekilini istiyor”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları attı.

URFA: MESELE ESİR OLMAKTA DEĞİL TESLİM OLMAMAKTA

Can Atalay’ın avukatlarından Özgür Urfa söz aldı. Urfa “Bugün 30 Ocak, bunu bir kenara not alıyoruz” diyerek yaşanılanları 12 Eylül askeri darbesine benzetti. Özgür Urfa konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün yaşanan şeyin adı darbedir. Bu ülke darbeleri unutmayacak. Kaç yıl geçerse geçsin darbeyi yapanlar yargılanacaklar. 15 Temmuz öncesi Fetullah Gülen’i öven Bekir Bozdağ o gün yapamadıklarını bugün yapmıştır. Mesele esir olmakta değil mesele teslim olmamaktadır. Teslim olmayacağız.”

ÇELİK: KARARI TANIMIYORUZ

Bir diğer konuşmacı CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik oldu.

Artı Gerçek’ten Ezgi Yıldız’ın haberine göre, Çelik demokrasi vurgusu yaparak şöyle konuştu:

“Hukukun ve Anayasanın üstünlüğünü savunmak ve demokrasiye sahip çıkmak için buradayız. Demokrasi tarihimize yeni bir kara leke sürülmüştür. Depremzede Hatay halkının özgür iradesiyle seçtiği Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini tanımıyoruz. Karar anayasal düzene darbedir. Yüksek yargı organları suç işlemiş TBMM de bu suça ortak olmuştur. Bunu yapanlara şunu söylemek isteriz; Biz bu ülkede anayasayı savunacağız.”

TAŞ: BİZ 1970’LERİN DEV- GENÇ’LİĞİYİZ

SOL Parti MYK Üyesi Alper Taş söz aldı. Taş, “Biz vekillikle doğmadık bununla da ölmeyeceğiz” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye seslendi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Behice Boran’larız, biz 1960’ların TİP’iyiz biz, 1970’lerin Dev-Genç’leriyiz, Mahir’i, Deniz’i, İbrahim’iyiz. Siz bizi ne zannediyorsunuz? Bizi teslim alamazsınız. Tarih bitmedi. Bu bir postmodern darbedir. Bize düşen de bunları yapanların yüzüne darbeci olduklarını söylenmektir. Gezi’yi bitiremezsiniz ne içeride ne dışarıda.”

ATAY: ATALAY’DAN ZERRE GÖTÜREMEZSİNİZ

Eski TİP Milletvekili Barış Atay söz aldı. Atay, Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesini “yeni bir şey değil. Alışık olduğumuz bir tablo” sözleriyle özetledi. Atay konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’deki devrimcileri ve sosyalistleri tutuklayarak, öldürerek, kaybederek sindireceklerini sanıyorlar. Gelin görün ki buradaydık ve buradayız. Verdiğimiz mücadelenin ne olduğunu bilen insanlarız ve öldürülebileceğimizi tutuklanabileceğimizin farkındaydık. On yıllardır bu mücadeleyi başlatanların yolundayız. Biz kendimizi biliyoruz, AKP ve MHP de kendini biliyordur. Biz cinayetle hırsızlıkla anılmayız. Bizim vekillerimiz başı aşağı dolaşmaz yaptıkları için. Can Atalay’a terörist demişler. Ben anlatayım, Atalay bir avukattır. Soma’daki madencinin Çorlu’da tren katliamında, depremde katledilenlerin ve Aladağ’da yakılan çocukların avukatıdır. Can’dan toz zerresi götüremezsiniz. Bu ülkede terörist olmak bedava verdiğimiz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Bir terörist arıyorsanız Bekir Bozdağ’a bakın. Bizi sindireceğinizi sanıyorsanız hodri meydan.”

Koray Aydın'dan yeni 'Akşener' çıkışı: Partililerin yüzünü yere eğdirdi Koray Aydın'dan yeni 'Akşener' çıkışı: Partililerin yüzünü yere eğdirdi

TİP tarafından yapılan açıklamada, “Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş yurt dışındayken Yargıtay’ın Hatay Milletvekilimiz Can Atalay hakkında verdiği hukuk dışı karar AKP Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ tarafından Meclis kürsüsünden okutulmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün Hatay halkının iradesini yok sayan bir karara imza atarak Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürmüştür” denildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Gezi’nin en güzel çocuklarından biri olan Can Atalay, 14 Mayıs Genel Seçimleri’nde partimiz tarafından milletvekili adayı gösterilmiş ve Can'ın milletvekili olabileceği Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Hatay halkı, iradesini ortaya koyarak Can Atalay’ı milletvekili seçmiş ve Can’a milletvekili mazbatası verilmiştir. Meclis’te milletvekillerinin yemin etmek için kürsüye çağırıldığı esnada Can Atalay’ın adı ‘Hatay milletvekili’ olarak okunmuş ve Can Atalay partimiz tarafından Meclis Başkanlığı için aday gösterilmiştir. Can Atalay’ın Meclis Başkanlığına adaylığı kabul edilmiş, ayrıca Meclis’teki tüm siyasi partilerin oy birliği ile Can Atalay, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi olmuştur. Dolayısıyla, ortada Can Atalay’ın milletvekili sıfatı kazandığına dair hiçbir şüphe yoktur.

Tüm bunlara rağmen Can Atalay’ın tahliye edilmemesine ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun sonucunda Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın derhal tahliye edilmesine karar vermiştir. Karar, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş olsa da mahkeme kararın gereğini yerine getirmeyerek dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise Anayasa’yı tanımamaya devam ederek AYM kararını hiçe sayan, hukuken bir karar olarak dahi adlandırılamayacak bir metne imza atmıştır. Bu hukuksuzluk üstüne AYM’ye bir başvuru daha yapılmış ve bu kez AYM, dosyanın görevli ve yetkili mahkeme olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve Can Atalay’ın derhal tahliye edilmesine oy birliğiyle karar vermiştir. Bu süreç yine aynı şekilde sürmüş ve milletvekilimizin hukuksuz tutukluluğu devam etmiştir.

Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yargıtay eliyle gerçekleştirilen bu Darbe girişiminin bir ortağı haline gelmiştir. AYM kararlarının bağlayıcı olduğu ve tüm yargı kurumlarını bağladığı yönündeki Anayasa hükmü önce Yargıtay tarafından, ardından da TBMM tarafından fiilen yürürlükten kaldırılmıştır.

Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı, TBMM tarafından tescillenmiştir.

Sanılmasın ki yılacağız, sanılmasın ki pes edeceğiz, ‘öyle olsun’ diyeceğiz.

Biz bugün, bir kez daha yeniden başlıyoruz.

Buradan bu hukuksuz kararın alınmasında en ufak bir payı olanlara, kararın altına imza atanlara sesleniyoruz:

Bu ülkenin tarihinin en aydınlık sayfalarından biri olan Gezi Direnişi’ni kirletebileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Ölümü reva gördüğünüz, ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz.

Halkımıza da buradan bir çağrı yapıyoruz:

Biz, Saray’dan büyüğüz, biz iktidarlardan, patronlardan büyüğüz. Bu yüzden şimdi bir kez daha yan yana gelmek, yeniden mücadele etmek zorundayız.

Can Atalay er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak."

Editör: Selda Manduz