DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İstanbul ve çevresinde yaşanan sel felaketini değerlendiren Bakırhan, kentleşme politikalarını eleştirirken Türkiye’de yürütülen barış süreci, bölgesel gelişmeler, basın özgürlüğü, fon soruşturması ve 2027 yılı bütçesine ilişkin mesajlar verdi.
Fon soruşturmasına geniş yer ayıran Bakırhan, yaşananların siyasi sorumluluğunun iktidarda olduğunu savunarak, “Tarihin en büyük vurgunlarından birini yaşadık. Ülke ekonomisi dünyanın en büyük kumarhanelerinden birine çevrilmiş” ifadelerini kullandı.
BAKIRHAN’DAN SEL FELAKETİ TEPKİSİ: “BU DURUMU YAĞMURA BAĞLAMAK OLMAZ”
Konuşmasına İstanbul ve çevresindeki kentlerde etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketiyle ilgili değerlendirmelerle devam eden Bakırhan, hayatını kaybeden yurttaşların ailelerine başsağlığı, yaralılara şifa diledi.
Yaşanan can kayıplarının yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağını belirten Bakırhan, kentlerin yönetim biçimini ve yapılaşma politikalarını eleştirdi.
Bakırhan, şöyle konuştu:
“Geçen hafta birçok kentimiz sağanak ve selle boğuştu. Yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara şifalar diliyorum. Selden zarar gören yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yağmur yağdığında insanların ölmesi, araçların sürüklenmesi, evlerin suyla dolması, 16 milyonluk kentin ve diğer kentlerin felç olması gündeme geliyorsa, bu durumu yağmura bağlamak olmaz. Bu durum kentin nasıl yönetildiğiyle ilgilidir.”
İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'da dere havzalarının yıllardır daraltıldığını savunan Bakırhan, yeşil alanların betonlaşmasına dikkat çekti.
İstanbul'da 168 dere havzası bulunduğunu, bunların 108'ine fiziksel müdahalede bulunularak daraltıldığını öne süren Bakırhan, “Suyun da bir hafızası var” dedi.
“BELEDİYE TRANSFERLERİNİ DEĞİL, SUYUN TRANSFERİNİ KONUŞUN”
İstanbul'un yeni mega projelerden önce büyük afet risklerine karşı korunmaya ihtiyacı olduğunu belirten Bakırhan, hükümetin belediyelerle ilgili politikalarını eleştirdi.
“İstanbul'un mega projelere ihtiyacı yok, mega risklerden korunmaya ihtiyacı var” diyen Bakırhan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İnsanlarımıza bir iyilik yapmak istiyorsanız mega riskleri ortadan kaldıracak projeler yapın. İki yıldır başta İstanbul olmak üzere belediyelerle uğraşıyorlar fakat 14 Ekim'de İstanbul iktidara belediyelerle uğraşacağına benimle uğraş dedi.
Belediye transferlerini her gün konuşacağınıza suyun nereye transfer edileceğini konuşsanız sayın hükümet.”
BAKIRHAN’DAN İRAN’A ÇAĞRI: “KÜRT AKTÖRLERLE DOĞRUDAN GÖRÜŞÜLMELİ”
Geçen hafta Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de (Hewler) düzenlenen MERI Forumu'na katıldığını hatırlatan Bakırhan, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bölgede savaş ihtimalinin ve silahlanmanın arttığını belirten Bakırhan, devletlerin barış konusunda yeterli adımları atmadığını savundu.
Forum kapsamında Barzani, Talabani ve Mazlum Abdi ile görüştüğünü aktaran Bakırhan, Türkiye'de yürütülen sürece verilen desteğin önemine dikkat çekti.
Bakırhan, şunları söyledi:
“Bugün bir yerde savaş var bizi ilgilendirmez denilebilecek durumda değiliz. Kimse büyük bir savaş istemiyor ama kimse gerçek bir barış kurmaya da yanaşmıyor. Herkes daha fazla silahlanıyor, daha fazla askeri üs kuruyor.
Tam da böylesi bir dönemde Hewler'de düzenlenen foruma katıldık. Forum vesilesiyle sayın Barzani'yle, sayın Talabani'yle, sayın Mazlum Abdi ile görüştük. Türkiye'de yürüyen sürece verdikleri önemi bir kez daha gördük.
En sık yapılan değerlendirmelerden biri şuydu; Türkiye'deki barış bölge barışının dinamosu olabilir. Buna biz de katılıyoruz. Bu süreç yalnızca Türkiye'nin değil bütün bölgenin umududur.”
İran yönetimine de çağrıda bulunan Bakırhan, Kürt siyasi aktörlerle doğrudan diyalog kurulması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, İran'daki Kürt partilerinin uzun süredir müzakereye hazır olduklarını ifade ettiklerini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“İran yönetimi de diyalog isteyen Kürt aktörlerle doğrudan görüşebilmelidir. Silahın konuştuğu yerde herkes kaybeder, masanın olduğu yerde kimse kaybetmez.
İran'da Kürt partileri yıllardır masaya oturmaya hazır olduklarını söylüyorlar. Tahran için bu kaçınılmaz bir fırsattır. Bu masa kurulmalıdır. Geçici olmamalıdır, bir güvencesi olmalıdır.
Kürtlerin dili, kimliği ve siyasi iradesi tanındığında emin olun ki İran kazanır. Kendi halklarıyla barışan bir İran dış müdahalelere karşı da daha dirençli olur. Bu diyalog bir an önce başlamalı.”
BARIŞ SÜRECİNE İLİŞKİN İKTİDARA ÇAĞRI: “DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ?”
Türkiye'de yürütülen sürece ilişkin açıklamalarda da bulunan Bakırhan, yaklaşık iki yıllık süreçte önemli gelişmeler yaşandığını belirtti.
Bakırhan, PKK yönetiminin Türkiye'den tamamen çekilme kararı açıkladığını ve 8 Ekim'de bazı kampların boşaltıldığının duyurulduğunu hatırlattı.
Bu gelişmelerin ardından iktidarın somut adımlar atması gerektiğini savunan Bakırhan, şöyle konuştu:
“İki yıllık bir süreç yaşadık. En son hareket yönetimi Türkiye'den tamamen çekildiğini açıkladı, bu önemlidir. 8 Ekim'de bazı kampları boşalttıklarını belirtti hareket yönetimi.
Bu önemli adım sonrası, barışın önünü açacak adımlar daha ne kadar bekleyecek? Böyle sorular geliyor. Bu soru herkesin sorduğu soru.
Fesih yapıldı, silahlar yakıldı, çekilme kararı açıklandı, kamplar boşaltıldı, artık beklemenin bir gerekçesi kalmadı. İktidarın da bir bahanesi ve gerekçesi kalmadı.
Biz de soruyoruz; iktidara diyoruz ki artık neyi bekliyorsunuz? İktidar artık niyet anlatmayı bir kenara bırakıp adım atmalı.”
“KAYYIMLAR NE ZAMAN GİDECEK, AHMET TÜRK NE ZAMAN GÖREVİNE DÖNECEK?”
Toplumun barış sürecine ilişkin somut beklentileri olduğunu belirten Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın iletişim koşulları, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin durumu, demokratik siyasete dönüş ve kayyım uygulamaları konusunda adım atılmasını istedi.
Bakırhan, vatandaşlardan kendilerine yöneltilen soruları şöyle aktardı:
“İnsanlar bize sayın Öcalan özgür iletişim koşullarına kavuşacak, cezaevleri ne zaman boşalacak, dağdakiler ne zaman demokratik siyasete dönebilecek, diye soruyor.
Her şeyi anladık da hasta tutsaklar tahliye edilmek için neyi bekliyor? Kayyımlar ne zaman gidecek? Ahmet Türk ne zaman görevinin başına dönecek? İnsanlar bunları soruyor.”
Barış sürecinin sürekli ertelenemeyeceğini vurgulayan Bakırhan, Meclisin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
“Barış bekleme salonunda duracak bir şey değil. Her ay yeni bir gerekçe üretilerek bu tarihi imkân tüketilemez” diyen Bakırhan, kayyım sisteminin sona erdirilmesini ve hukukun herkes için güvence haline getirilmesini istedi.
Bakırhan ayrıca Abdullah Öcalan'ın öncülüğünde bir kurul oluşturulması çağrısında bulundu.
“Sayın Öcalan'ın önderliğinde kurul oluşturulmalı. Bu kurulda çalışacak insanlar gerekirse 24 saat Öcalan'la çalışmalıdır. Bu kurul hemen kurulmalı ve çalışmaya başlamalı” ifadelerini kullandı.
HALK TV'YE KAYYIM UYGULAMASINA TEPKİ: “BİR ELİNİZDE BARIŞ DEYİP DİĞER ELİNİZLE BASINI SUSTURAMAZSINIZ”
Konuşmasında basın özgürlüğü ve medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara da değinen Bakırhan, Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki gösterdi.
Bir şirket sahibine yönelik iddiaların milyonlarca insanın haber alma hakkını sınırlandırmak için gerekçe yapılamayacağını belirten Bakırhan, iktidarın basına yönelik politikalarını eleştirdi.
Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Bir elinizde barış deyip öteki elinizle toplumu ve basını susturamazsınız. Bir şirket sahibine yönelik iddialar milyonlarca insanın haber alma hakkına müdahale haline getirilemez.
21. yüzyılda hangi kitabı okuduğumuza, hangi haberin görüleceğine, hangi belediyeyi kimin yöneteceğini iktidar mı karar verecek?
Bu uygulamaların adı korku siyasetidir. İşçinin ücreti de Kürt'ün hakkı da gazetecinin geleceği de hukuka ihtiyaç duyuyor. Türkiye'nin demokratik ve kapsayıcı bir hukuka ihtiyacı var.”
İktidara demokratik adımlar atma çağrısını yineleyen Bakırhan, “Cesur olun, somut ve demokratik adımları artık atın. Liman göründü, süreci limana yakınlaştırmak önümüzde ama dümen sizin elinizde” dedi.
FON SORUŞTURMASINA SERT TEPKİ: “TARİHİN EN BÜYÜK VURGUNLARINDAN BİRİNİ YAŞADIK”
Tuncer Bakırhan, konuşmasında kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmasına da geniş yer ayırdı.
Ekonomide yaşanan gelişmeleri eleştiren Bakırhan, siyasi nüfuz kullanılarak haksız kazanç elde edildiğini öne sürdü.
Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Tarihin en büyük vurgunlarından birini yaşadık. Ülke ekonomisi dünyanın en büyük kumarhanelerinden birine çevrilmiş.
Alnı beş vakit secdeye gidenlere soruyoruz. Bu kadar soygun, vurgun, ahlaki çürüme olmadan yapılabilir mi? Yoksulun, işçinin, emeklinin hakkı buharlaşırken susmak kul hakkına girmek değil midir?”
2018 yılından bu yana devam eden ekonomik sorunların toplumdaki gelir eşitsizliğini derinleştirdiğini savunan Bakırhan, emeklilerin yoksulluk sınırının çok altında gelir elde ettiğini söyledi.
Bakırhan, ekonomik tabloyu iki farklı kesim üzerinden değerlendirdi:
“2018'den başlayan ekonomik krizden beri iki fotoğraf netleşiyor. Yoksulluk sınırının altıda birini emekliye veriyorlar.
Fotoğrafın birinde emekliler var, diğer tarafta siyasi güçlerine dayanarak milyonlarına milyonlar katanlar var.”
“BUNLAR SİYASİ GÜÇ OLMADAN YAPILABİLİR Mİ?”
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin (İSİG) verilerine de değinen Bakırhan, 2025 yılında 2 bin 100 emekçinin yaşamını yitirdiğini söyledi.
Bir tarafta geçim mücadelesi veren çalışanların, diğer tarafta ise siyasi bağlantılar sayesinde servetini artırdığını öne sürdüğü kişilerin bulunduğunu belirten Bakırhan, fon soruşturması ve kayyım yönetimlerindeki yolsuzluk iddialarına dikkat çekti.
Bakırhan, şöyle konuştu:
“İSİG Meclisine göre 2025'te 2 bin 100 emekçi yaşamını yitirmiş. Bir tarafta yaşamak var, diğer tarafta lüks arabalarla keyif süren ak torpilliler var.
Fon vurgunu, kayyım yardımcısının soygunu, haksız kazanç elde edenler... Bunlar siyasi güç olmadan yapılabilir mi?”
“FON VURGUNUNUN TEK SORUMLUSU İKTİDARINIZDIR”
Fon soruşturması nedeniyle siyasi sorumluluk üstlenilmesi gerektiğini savunan Bakırhan, iktidarın gelişmeleri dış etkenlerle açıklamasına tepki gösterdi.
Bakırhan, fon soruşturmasıyla bağlantılı olduğunu belirttiği yasal düzenlemeye de karşı çıkarak, düzenlemenin dolandırıcılık iddialarına karışan kişilerin cezalandırılması yerine uzlaşma yolunu açtığını ileri sürdü.
Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Fon vurgunu sebebiyle istifa etmeleri gerekirken iç ve dış mihrak var diyorlar. Valla kusura bakmayın, bu meselenin tek sorumlusu iktidarınızdır.
Bu hafta fon vurgunu ile ilgili bir yasa görüşülecek. Bu yasa insanları dolandıranları cezalandırmak yerine vurgunu yapanla helalleşmek istiyor. Böyle yasa olmaz.
Bu sorunu çözmek zorundasınız ve biz bunun takipçisi olacağız.”
Fon soruşturmasında 20 milyar dolarlık bir tutarın söz konusu olduğunu ileri süren Bakırhan, Mecliste araştırma komisyonu kurulması taleplerinin kabul edilmediğini söyledi.
“20 milyar dolar, az buz bir para değil. Öyle bir vurgun ki açıklayamıyorlar. Tüm partiler, bu mesele araştırılsın, bir araştırma komisyonu kuralım dedi, bunu kabul etmediler” ifadelerini kullandı.
BAKIRHAN’DAN 2027 BÜTÇESİNE ELEŞTİRİ: “BU BÜTÇE KİMİN BÜTÇESİ?”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclise sunulan 2027 yılı bütçe teklifini de değerlendirdi.
Bütçede faiz ödemelerine ve sermayeye ayrılan kaynakların yüksek olduğunu savunan Bakırhan, kamu kaynaklarının emekçiler ve dar gelirli vatandaşlar lehine kullanılmadığını öne sürdü.
Bakırhan, bütçe teklifine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“2027 yılı bütçesi sunuldu. Yine kaynaklar faiz lobisine, sermayeye aktarılırken, yükü emekçiye yıkan bir bütçe hazırlıyorlar. Buna da refah bütçesi diyorlar.
Faize yaklaşık 4 trilyon ayırıyorlar, sosyal harcamalara 1,3 trilyon.
Emekçilerin ödediği gelir vergisinden 5,5 trilyon almayı düşünüyorlar, patronlardan 2 trilyon almayı düşünüyorlar.
Bu bütçe kimin bütçesi, bu mu refah bütçesi?”
SAVUNMA HARCAMALARINDAKİ ARTIŞI DA ELEŞTİRDİ
Bakırhan, 2027 yılı bütçe teklifinde savunma harcamalarının yüzde 60 artırıldığını belirterek, bu artışın gerekçesinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Türkiye'de yürütülen süreç ve PKK'nin çekilme kararına işaret eden Bakırhan, savunma bütçesindeki artışı şu sözlerle eleştirdi:
“Savunma harcamaları yüzde 60 artmış. İki yıldır bir mermi atılmadı. PKK sınırdan çekiliyor. Hayırdır bu kadar para ayırıyorsun... Bu nasıl izah edilecek merakla bekliyoruz.”
DEM PARTİ 24 EKİM'DE BÜTÇE KAMPANYASI BAŞLATACAK
Bakırhan, DEM Parti'nin emekçileri ve dar gelirli yurttaşları önceleyen bir bütçe için çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
24 Ekim'de “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” talebiyle kampanya başlatacaklarını duyuran Bakırhan, vatandaşlardan kampanyaya destek istedi.
Bakırhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“DEM Parti olarak kaynakların emekçilere ve yoksullara ayrıldığı bir bütçe için mücadeleye devam edeceğiz. 24 Ekim'de ‘Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe’ talebiyle bir kampanya başlatacağız. Her yerde bu kampanya için desteklerinizi ve katkılarınızı bekliyoruz.”



