Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi 12 avukat ile kapatılan Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 50 kişinin yargılandığı davada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı. Mahkeme, 28 sanık hakkında hapis cezası verirken 11 sanık hakkında beraat kararı verdi; bazı sanıklar yönünden dosyanın ayrılmasına, bazıları hakkında ise davanın düşmesine hükmetti.
Karar duruşması, yerli ve yabancı çok sayıda hukukçu, baro temsilcisi, insan hakları savunucusu ve uluslararası gözlemcinin katılımıyla gerçekleşti. Avrupa’daki barolardan temsilcilerin de izlediği duruşma, savunma hakkı ve avukatların yargılanması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Duruşma sürecinde konuşan ÖHD Eşbaşkanı Serhat Çakmak, davada yargılanan avukatların mesleki faaliyetlerinin cezalandırıldığını savunarak, “Eşit yurttaşlık talebinin mahkeme salonuna sığdırıldığını gördük. Deliller hukuka aykırı, bu dava adil yargılamaya aykırıdır” dedi. Avukat Emrah Baran, cezaevlerinde yapılan müvekkil görüşmelerinin delil olarak kullanılmasına dikkat çekerek davayı “avukatlık faaliyetinin yargılanması” olarak nitelendirdi. Avukat Nagihan Avçil ise dosyanın hukuka aykırı dinlemeler ve sahte imzalarla oluşturulduğunu savundu.
Mahkeme, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “örgüt propagandası”, “örgüte yardım” ve “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” gibi suçlamalardan 28 sanığı çeşitli sürelerde hapis cezalarına çarptırdı. Bazı sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılırken, 11 sanık yönünden beraat hükmü kuruldu. Bazı sanıkların dosyaları ayrılırken, bir sanık hakkında vefat nedeniyle davanın düşmesine karar verildi. Mahkeme ayrıca bazı dijital materyaller ve silahlar hakkında müsadere hükümleri kurdu. Gerekçeli kararın tebliğinin ardından sanıkların istinaf yoluna başvurabileceği bildirildi.
Kararın ardından Van Barosu, yazılı bir açıklama yaparak davaya tepki gösterdi. Baro, ÖHD üyesi avukatlara yönelik yargılamaların bireysel cezalandırmanın ötesinde savunma hakkını hedef aldığını vurguladı. Açıklamada, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle cezalandırılmasının hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğu belirtilerek, savunmanın yargının kurucu unsurlarından biri olduğu hatırlatıldı.
Van Barosu, savunma hakkının susturulmasının yalnızca avukatları değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir sorun olduğuna dikkat çekti. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiği vurgulanan açıklamada, siyasal saiklerle hareket eden bir baskı aracına dönüştürülmesinin kabul edilemeyeceği ifade edildi. Baro, ÖHD’li avukatlara verilen cezaların kaldırılması çağrısında bulunarak, “Savunma yargılanamaz, savunma susturulamaz, avukatlar yalnız değildir” mesajını yineledi.
Davanın geçmişine bakıldığında, 16 Mart 2016’da İstanbul’da yapılan operasyonla ÖHD üyesi avukatlar ve TUAD yöneticilerinin gözaltına alındığı, ilk duruşmanın ise 22 Haziran 2016’da görüldüğü biliniyor. İddianamede avukatlar, cezaevlerinden bilgi aktarmak, örgütsel iletişim sağlamak ve sosyal medya paylaşımları yapmakla suçlanmıştı. Yargılama süreci boyunca uluslararası hukuk çevreleri ve insan hakları örgütleri davayı savunma hakkına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmiş, birçok yabancı baro ve gözlemci duruşmaları izlemişti.
Kararla birlikte, uzun yıllardır devam eden dava süreci yeniden kamuoyunun gündemine taşınırken, avukatların yargılanması ve savunma hakkının sınırları konusundaki tartışmalar da yeniden alevlendi.


