Gazeteci Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması, 21 Mayıs’ta Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.
Deutsche Welle muhabiri olan Uludağ, 22 sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı mensuplarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla yargılanıyor.
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN ÇAĞRI
Uluslararası Af Örgütü, davaya ilişkin yaptığı açıklamada Uludağ’a yöneltilen suçlamaların dayanıksız olduğunu belirtti.
Açıklamada, gazetecinin yaptığı paylaşımların hem Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19. maddesi hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamında ifade özgürlüğü güvencesi altında olduğu vurgulandı.
Örgüt açıklamasında, “Gazetecilik suç değildir, Alican Uludağ derhal ve koşulsuz serbest bırakılmalıdır” ifadelerine yer verdi.
“PAYLAŞIMLAR İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA”
Uluslararası Af Örgütü, gazetecilerin kamu yararına ilişkin konularda haber yapma ve eleştirel görüşlerini paylaşma hakkının demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, Uludağ’ın tutuklu yargılanmasının basın ve ifade özgürlüğü açısından kaygı verici olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, yolsuzluk iddiaları gibi kamuoyunu ilgilendiren konularda haber yapan gazetecilere yönelik baskılara tepki gösterdi. Akşener, kamuoyunda "dezenformasyon yasası" olarak bilinen TCK 217/A maddesine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Bu maddenin, aşırı geniş ve muğlak içeriğiyle ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağını 2022 yılında yasalaşmadan önce de söylemiştik. Hükümet yetkilileri o dönem gazetecilerin yargılanmayacağını öne sürmüştü. Ancak son dört yılda bu madde, ifadelerin hangi bölümünün yanlış olduğunu gösteren somut kanıtlar olmaksızın gazetecileri hedef almak, tutuklamak ve cezalandırmak için kullanılıyor. Bu kabul edilemez."
Akşener açıklamasına şöyle devam etti:
“Yalnızca gazetecilik faaliyetleri yüzünden hak ihlallerine maruz bırakılan, kriminalize edilen ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan bütün gazeteciler ve diğer medya çalışanları derhal serbest bırakılmalı. Yasaların kötüye kullanılması sonucu haklarında açılan soruşturmalar ve davalar düşürülmeli. Alican Uludağ da bu gazetecilerden biri. Yetkililer, Alican Uludağ’ı derhal ve koşulsuz serbest bırakmalı, bu davadaki suçlamalar düşürülmeli. Türkiye yetkilileri; ceza soruşturmaları, davalar ve keyfi tutukluluk yoluyla özellikle gazetecileri susturmak için araçsallaştırılan TCK'nın 217/A, 299 ve 301. maddelerini yürürlükten kaldırmalıdır."



