Kürt gazeteci-yazar Musa Anter cinayeti davasının zamanaşımı gerekçesiyle 2022 yılında düşürülmesinden dört yıl sonra, dosyanın yeniden açılması için Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'na başvuru yapıldı.
Anter'in kızı Rahşan Yorozlu'nun avukatı Bişar Abdi Alinak tarafından hazırlanan ve ekleriyle birlikte 400 sayfayı aşan başvuru dosyasında, 34 yıl önce işlenen cinayete ilişkin tüm belge, mahkeme kararları, tanık beyanları ve itiraflar ayrıntılı şekilde yer aldı. Dilekçede ayrıca Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul cinayetlere ilişkin açıklamalarına da yer verilerek Musa Anter cinayetinin tüm yönleriyle yeniden soruşturulması talep edildi.
AVUKAT ALİNAK: GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN KALICI BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL
Alinak, başvurunun yalnızca Musa Anter için değil, tüm faili meçhul cinayetler açısından önemli olduğunu belirtti.
T24'ten Sibel Yükler'e Alinak şu değerlendirmede bulundu:
"Kürt halkının bilgesi 'Apê Musa' olarak anılan Musa Anter cinayetinin yeniden ele alınarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, yalnızca Anter'e yönelik adaletin sağlanması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda katledilen Kürt aydınları, gazetecileri, siyasetçileri ve binlerce faili meçhul mağduru adına devletin adalet iradesini ortaya koyan bir adım olacaktır. Türkiye'de yeni bir çözüm sürecinin konuşulduğu bugünlerde, kalıcı bir toplumsal barışın ancak geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin aydınlatılması, faillerin hukuk önünde hesap vermesi ve cezasızlık pratiğinin sona erdirilmesiyle mümkün olacağı açıktır."
DOSYADA 34 YILLIK SÜREÇ AYRINTILARIYLA ANLATILDI
Musa Anter, 20 Eylül 1992'de Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Saldırı sırasında yanında bulunan yeğeni Orhan Miroğlu ise yaralandı.
Uzun yıllar faili meçhul olarak kalan dosya, dönemin Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, eski JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın "Anter'in içinde bulunduğu tim tarafından JİTEM adına öldürüldüğü" yönündeki açıklamalarını ihbar kabul etmesiyle 2013 yılında davaya dönüştü.
Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılmasının ardından dava önce Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, daha sonra ise 2014 yılında Ankara'ya gönderilerek JİTEM Ana Davası ile birleştirildi. Ancak dava, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 21 Eylül 2022 tarihinde düşürüldü.
400 SAYFAYI AŞAN BAŞVURU DOSYASI SUNULDU
Musa Anter'in kızı Rahşan Yorozlu, davanın düşürülmesinden dört yıl sonra Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'na başvurarak cinayetin tüm yönleriyle yeniden araştırılmasını istedi.
Yorozlu'nun avukatı Bişar Abdi Alinak tarafından hazırlanan ve ekleriyle birlikte 400 sayfayı aşan, 81 sayfalık başvuru dilekçesinde, Anter'in 1992 yılında öldürülmesinden bugüne kadar geçen 34 yıllık süreçte yaşanan gelişmeler kronolojik olarak aktarıldı.
AİHM KARARI DA DOSYAYA EKLENDİ
Başvuru dilekçesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı aracılığıyla toplum vicdanını derinden yaralayan faili meçhul dosyalarının yeniden değerlendirileceği, Türkiye'nin faili meçhul cinayet haritasının oluşturulduğu ve Uğur Mumcu, Çetin Emeç ile Bahriye Üçok cinayetleri gibi dosyaların yeniden ele alındığı yönündeki açıklamalarına da yer verildi.
Dosyaya ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Musa Anter cinayetinin devlet görevlilerinin bilgisi dahilinde işlendiğine ilişkin ciddi deliller bulunduğu ve olayın devlet tarafından etkili biçimde soruşturulmadığı gerekçesiyle Türkiye'yi tazminata mahkûm ettiği 2006 tarihli kararı da eklendi.
YENİDEN SORUŞTURMA TALEP EDİLDİ
Başvuru dilekçesinde; Musa Anter cinayetine ilişkin soruşturma ve kovuşturma sürecinde eksik bırakılan araştırmaların tamamlanması, dosyadaki fiziksel delillerin güncel adli bilim ve kriminal inceleme yöntemleriyle yeniden değerlendirilmesi, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve cinayetin emir-komuta zinciri içindeki tüm sorumlularının tespit edilerek haklarında gerekli adli işlemlerin yapılması amacıyla yeniden soruşturma yürütülmesi talep edildi.
“90'LARDA FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLERİN EN AĞIR BİLANÇOSU KÜRT İLLERİNDE YAŞANDI”
Anter Ailesi’nin avukatı Bişar Abdi Alinak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Akın Gürlek’in açıklaması, kamuoyunun aklına doğal olarak 90’lı yıllarda işlenen, failleri toplum nezdinde bilinen ancak yargı önünde faili meçhul bırakılan siyasi cinayetleri getirmiştir. Zira Türkiye, 90’lı yıllar boyunca toplu mezarlar, yol kenarlarında bulunan cansız bedenler, zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlerle anılan bir ülke hâline gelmiştir. Öyle ki İHD raporlarına göre yalnızca 1990 ile 1999 yılları arasında 1.964 faili meçhul siyasi cinayet işlenmiştir. Bu nedenle kamuoyunda ortaya çıkan en temel soru, bu dosyalara ilişkin soruşturmaların yeniden başlatılıp başlatılmayacağı olmuştur. Çünkü cezasızlıkla gerçekten mücadele edilecekse öncelikle bu dosyaların yeniden ele alınması gerekmektedir.
90'lı yılların karanlığında işlenen faili meçhul cinayetlerin en ağır bilançosu özellikle OHAL Bölgesi olarak ilan edilen Kürt illerinde yaşanmış olmasına, bu dönemde öldürülen yüzlerce kişinin önemli bir bölümünü Kürt siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar, aydınlar, insan hakları savunucuları ve sivil halk oluşturmasına rağmen, Bakanlığın açıklamalarında bu cinayetlere ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği gibi, kamuoyuna yansıyan somut bir adım da atılmamıştır.


