Abdullah Öcalan, İmralı heyetiyle yaptığı son görüşmede, daha önce kendisine atfedilen ve kamuoyunda tartışma yaratan “Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” değerlendirmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Öcalan, Alevilerin tarihsel hafızasının ve bu nedenle ortaya çıkan kaygıların ciddiye alınması gerektiğini belirterek, söz konusu yaklaşımın Aleviliği Sünnilik içinde eritmek anlamına gelmediğini ifade etti.
“AMAÇ ALEVİLİĞİ SÜNNİLİK İÇİNDE ERİTMEK DEĞİL”
T24’ten Ceren Bayar’ın haberine göre, Öcalan, Alevilerin tarihsel hafızasına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır.”
Öcalan, değerlendirmesinin devamında ittifak anlayışının egemenlik ilişkileri üzerinden değil, eşitlik ve özgürlük temelinde ele alınması gerektiğini belirtti. Mezopotamya Ajansı'nın aktardığı görüşmede Öcalan'ın ayrıca “Alevi Rönesansı”nı ortak demokratik geleceğin önemli sütunlarından biri olarak nitelendirdiği aktarıldı.
“GEÇMİŞTEKİ İTTİFAK ANLAYIŞINI YENİDEN CANLANDIRMAK DEĞİLDİR”
Öcalan, İdris-i Bitlisi ile Osmanlı arasındaki tarihsel ilişkiye yapılan göndermenin nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin de şu ifadeleri kullandı:
“İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir.”
Bu değerlendirmeyle Öcalan, tarihsel ittifaka yapılan göndermenin aynı siyasi yapının veya ilişkinin günümüzde yeniden kurulması anlamına gelmediğini savundu.
ALEVİ AYDINLAR BİLDİRGESİ’NDE TEPKİ GÖSTERİLMİŞTİ
Öcalan’ın daha önce yaptığı değerlendirmenin kamuoyuna yansımasının ardından, 31 Ağustos 2026’da “Alevi Aydınlar Bildirgesi” yayımlanmıştı.
Bildiride, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ilişkinin Aleviler açısından taşıdığı anlamın göz ardı edilmemesi gerektiği belirtilmiş, söz konusu referansın Alevilerde kaygı yarattığı ifade edilmişti.
Bildiride şu ifadeye yer verilmişti:
“Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz.”
Açıklamada ayrıca Kürt sorunundan kaynaklanan çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine yönelik adımların olumlu karşılandığı, TBMM’de yürütülen yasal çalışmaların takip edildiği ve demokrasiyi güçlendirecek yasal adımların atılmasının beklendiği belirtilmişti.
BİLDİRGEDE TARİHSEL HAFIZAYA VURGU YAPILMIŞTI
Alevi Aydınlar Bildirgesi'nde, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi üzerinden yapılan tarihsel göndermelerin Alevilerin tarihsel hafızası açısından kaygı verici olduğu savunulmuştu.
Bildirgeyi imzalayan isimler, barış ve demokratik çözüm arayışının önemine dikkat çekerken, tarihsel olarak Aleviler açısından travmatik kabul edilen dönemlere ilişkin referansların da dikkate alınması gerektiğini ifade etmişti.
Bildirgenin ardından Alevi ve Bektaşi Ocakları mensuplarından da destek açıklaması geldi. 5 Eylül’de yayımlanan açıklamada 44 Ocak mensubu, bildirgede dile getirilen kaygıları paylaştıklarını ve talepleri desteklediklerini belirtti.
ÖCALAN’DAN ROJAVA DEĞERLENDİRMESİ
Öcalan, son görüşmede Suriye’nin kuzeyinde, Rojava’da yaşanan son gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Öcalan’ın Rojava’daki gelişmeler için “açık bir provokasyon” ifadesini kullandığı aktarıldı.
Öcalan’ın değerlendirmesinde şu ifadelerin yer aldığı bildirildi:
“Bir genci vahşice katledip sonra da kente girmeye bahane edeceksin. Bu açık bir provokasyon. Diyalog zeminine yönelik bu sabotaj hemen durmalıdır.”
Öcalan böylece Rojava’daki son gelişmelerin diyalog zeminini etkilediğini savundu ve yaşananların durdurulması çağrısında bulundu.
TARTIŞMANIN ODAĞINDA TARİHSEL REFERANS BULUNUYOR
Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ilişki, son haftalarda İmralı süreci ve Kürt sorununa ilişkin tartışmaların başlıklarından biri haline geldi.
31 Ağustos’ta yayımlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’nde söz konusu tarihsel referansın Aleviler açısından taşıdığı anlamın dikkate alınması gerektiği belirtilirken, bildiriyi imzalayanlar demokratik ve yasal çözüm arayışlarını desteklediklerini ancak Alevilerin tarihsel hafızasını kaygılandıracak söylemlere itiraz ettiklerini açıklamıştı.
Öcalan’ın son açıklamasında ise aynı tarihsel referansın yeniden kurulması gereken bir ittifak modeli olarak değil, geçmişte egemenlerin çıkarları doğrultusunda şekillenen ittifak anlayışının günümüzde halklar ve inançlar temelinde yeniden yorumlanması olarak ele alındığı görülüyor.
DEM Parti ise bildiride bahsedilen değerlendirmeleri yalanlayarak "Öcalan’ın bu bağlamda bir değerlendirmesi bulunmamaktadır" açıklamasını yapmıştı.
ÖCALAN: TUTANAKLARIN GERÇEKLE BAĞLANTISI YOK
Bildiri sonrası yaşanan tartışmalar, 13 Eylül'de yapılan son İmralı görüşmesinde gündeme geldi. DEM Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre Öcalan, bahse konu tutanakların gerçekle bağlantısı olmadığını ifade etti. Kaynaklara göre Öcalan, şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle bize mal edilerek dolaşıma konulan bazı görüşme tutanaklarının gerçekle bağlantısının olmadığını tekrar belirtmek isterim. Ancak daha önce Demokratik Toplum Manifesto’su için İdris-i Bitlisi ile ilgili yaptığım değerlendirmeler de eksik yansıdığı için bazı kesimler tarafından tartışma konusu haline getirilmiş. Meseleyi daha anlaşılır hale getirmek amacıyla kısa bir değerlendirme yapmayı uygun görüyorum."
"SÖZ KONUSU OLAN MİRLERİN DEĞİL HALKLARIN İTTİFAKIDIR"
Öcalan, söz konusu değerlendirmesi şöyle aktarıldı:
"İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir. Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi Rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir."
"ROJAVA’DA OLUP BİTENLER BİR PROVOKASYONDUR"
DEM Parti kaynaklarının aktardığına göre Öcalan, Suriye'nin kuzeyinde son dönemde yaşanan gelişmelere de değindi ve provokasyon uyarısı yaptı. Eski SDG mensubu Sipan Ciziri'nin kaçırılarak öldürülmesine dair Öcalan, "Rojava’da olup bitenler bir provokasyondur. Bir genci vahşice katledip sonra da kente girmeye bahane edeceksin. Bu açık bir provokasyon. Diyalog zeminine yönelik bu sabotaj hemen durmalıdır" dedi.
MEHDİ ZANA İÇİN BAŞSAĞLIĞI
Öcalan ayrıca Kürt siyasetçi Mehdi Zana’nın vefatına dair "Halkın yerel demokrasi temelinde irade olması için önemli bir çabaya sahipti. Başta Leyla Zana olmak üzere tüm ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.


