Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde yaptığı konuşmada emperyalist savaş örgütü NATO’ya bağlılık ilan etti. Bahçeli, Türkiye’nin NATO’nun “kalbinde” durduğunu, Libya'dan Irak'a, Polonya'dan Romanya'ya uzanan coğrafyada NATO’nun polisliğini üstlendiğini söyledi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarda 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine yer verdi.

SES'ten Şanlıurfa'daki sağlık sistemine sert eleştiri: "Sağlık krizi derinleşiyor"
SES'ten Şanlıurfa'daki sağlık sistemine sert eleştiri: "Sağlık krizi derinleşiyor"
İçeriği Görüntüle

Bahçeli, “NATO güvenlik ihtiyaçlarının doğurduğu bir zaruriyettir. Türk ordusu NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan konumdadır. Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun harekatlarını koordine etmiş, Irak'ta elini taşın altına koymuştur. Polonya'dan Romanya'ya uzanan geniş coğrafyada hava polisliği görevine iştirak etmiştir. Bu sayılanlar Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka serdengeçti bir ruhla omuz verdiğinin apaçık bir delilidir” dedi.

Bahçeli ayrıca, “Ortadoğu'nun asırlardır kanla yoğrulmuş coğrafyasında yeni bir düzen aranıyorsa, ancak ve ancak Ankara'nın iradesiyle hayat bulacağını” savunarak, Türkiye dışlanarak yapılacak her NATO planının “çökmeye mahkum” olduğunu öne sürdü.

Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkan noktalar şu şekilde:

“MEHMETÇİK SADAKATİNİ GÖSTERMİŞTİR”

“Cepheden cepheye koşup bu toprakları bize kanlarıyla vatan kılan, korkusuzluklarıyla güvenli kılan askerimize ben de diyorum ki: Bu vatan hepimizden evvel sizindir! Bu vatan sizin sayenizde hepimizindir. Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore’den Afganistan’a, Kosova’dan Libya’ya, Bosna-Hersek’ten Irak’a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk’ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir.”

“Soğuk Savaş’ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO’nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur... Türk askeri; Afganistan’da Kabil’in güvenliğinden en çetin eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine kadar her alanda en ağır, en çetrefilli sorumlulukları tereddüt etmeksizin üstlenmiştir.”

“NATO heyeti Ankara’ya gelirken zihinlere mıh gibi kazımalıdır ki; Türkiye’nin denizlerdeki varlığı ve sarsılmaz mutlakiyeti, yalnızca sınır güvenliği için değil; bölgesel barışın, küresel enerji yollarının emniyetinin ve ittifakın caydırıcılık kapasitesinin ayakta kalabilmesi için de hava kadar, su kadar hayatidir.”

“ASKERİ HASTANELERİN AÇILMASI HAYATİ ÖNEMDE”

“Ne hazindir ki; bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir… Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yarinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetine duran Mehmetçiğimize; aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz; askeri hastanelerin yeniden açılmasıdır.”