DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Urfa’da düzenlenen halk buluşmasında Türkiye’deki çözüm süreci, Meclis’ten geçen çerçeve yasa ve Rojava’da Şam yönetimi ile Kürtler arasında varılan uzlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Konuşmasının önemli bölümünü Suriye’deki gelişmelere ayıran Bakırhan, Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde önemli bir konuma geldiğini söyledi. Bakırhan, özellikle Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) feshedilmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı bünyesinde danışman olarak görevlendirilen Mazlum Abdi üzerinden yapılan tartışmalara yanıt verdi.
“MAZLUM KOBANİ, ŞARA’NIN DANIŞMANI OLMADI”
Mazlum Abdi’nin görevlendirilmesine ilişkin eleştirilere değinen Bakırhan, Abdi’nin doğrudan Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’nın kişisel danışmanı olmadığını savundu.
Bakırhan, şöyle konuştu:
“Şimdi diyorlar ki ya Mazlum Kobani niye Şara’nın danışmanı oldu? Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu. Ne adına dahil oldu? Kürtlerle, diğer halklar ve inançlarla yaşanacak sorunları çözmek için danışman oldu.”
Bakırhan, bu gelişmenin Suriye’de Kürtlerin gelecekteki konumu açısından önem taşıdığını belirterek, Şam ile yapılan anlaşmanın ardından Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde “çok önemli, kilit bir role” sahip olduğunu söyledi.
“KÜRTLER SURİYE’NİN GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLDU”
Suriye’deki yeni duruma dikkat çeken Bakırhan, Kürtlerin yaşadıkları bölgelerde yerel yönetim ve güvenlik alanlarında belirli kazanımlar elde ettiğini ifade etti.
Bakırhan, “Kürtler Suriye’nin geleceğinde bundan sonra söz sahibi oldular bu anlaşmayla birlikte” dedi.
Kürtlerin yalnızca Kobani ve Kamışlı gibi kentlerde değil, Halep, Şam ve Suriye’nin genelinde yönetime ortak olması gerektiğini savunan Bakırhan, son dönemdeki bazı atamaların da bu yönde gelişmelere işaret ettiğini söyledi.
“Bu durumu küçümsememek lazım” diyen Bakırhan, 10 yıl önce Suriye’de Kürtlerin kimliğinin dahi tanınmadığını belirterek, yaşanan ağır bedellerin ardından “eksik de olsa kazanımlar” elde edildiğini ifade etti.
“ANA DİLDE EĞİTİM KISITLARLA HAYATA GEÇİRİLMEMELİ”
Suriye yönetiminin Kürtçe eğitim konusunda attığı adımı da değerlendiren Bakırhan, mevcut düzenlemeyi yetersiz buldu.
Kürtçenin ulusal dil olarak kabul edilmesi halinde yalnızca haftada birkaç ders saatiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini söyleyen Bakırhan, Kürtlerin yaşadığı her yerde ana dilde eğitim hakkına sahip olması gerektiğini savundu.
Bakırhan, “Sınırlı ders saatiyle yetinilmemeli. Kürtler Suriye’de nerede yaşıyorsa yaşasın, hiçbir kısıt olmadan ana dilde eğitim görmelidir” dedi.
Ana dilde eğitimin yasal ve anayasal güvenceye alınması gerektiğini belirten Bakırhan, mevcut uygulamaların kararname ve sınırlı ders saatleri üzerinden yürütülmesini eleştirdi.
“KÜRTLER YÖNETİME ORTAK OLMALI”
Bakırhan, Suriye’de Kürtlerin yalnızca belirli bölgelerde değil, ülkenin tamamının siyasi geleceğinde söz sahibi olması gerektiğini dile getirdi.
“Kobani’de, Afrin’de değil, Halep’te de Şam’da da Suriye’nin genelinde de Kürtler yönetime ortak olmalıdır” diyen Bakırhan, yaşanan gelişmelerin küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, “10 yıl öncesi orada kimlik yoktu. Büyük bedeller var. Ama bu bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar var. Kabul etmek lazım” ifadelerini kullandı.
“MECLİS’TE TARİHİ BİR YASA GEÇTİ”
Türkiye’deki çözüm sürecine ve Resmi Gazete’de yayımlanan çerçeve yasaya da değinen Bakırhan, düzenlemenin Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözen bir yasa olmadığını vurguladı.
Bakırhan, yasanın temel amacının silah ve şiddeti devreden çıkararak Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine taşımak olduğunu söyledi.
“Yüz yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti” diyen Bakırhan, düzenlemeyi önemli bir başlangıç olarak değerlendirdi.
“TALEPLERİMİZİ DİLE GETİRECEĞİZ”
Çerçeve yasanın Kürt meselesinin tüm sorunlarını çözmediğini belirten Bakırhan, bundan sonraki süreçte dil, kimlik, yerel yönetimler ve siyasi tutuklular gibi başlıkların gündeme getirileceğini söyledi.
Bakırhan, “Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa bu yasa değil” ifadelerini kullandı.
Yasanın bir “kapı araladığını” belirten Bakırhan, sonraki aşamalarda yeni düzenlemelerin gündeme gelmesi gerektiğini savundu.
“SİLAHLARIN SUSMASI HER ŞEYE YETER Mİ? HAYIR, YETMEZ”
Bakırhan, sürecin yalnızca silahların bırakılması ve çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
“Silahların susması her şeye yeter mi? Hayır, yetmez” diyen Bakırhan, barışın eşit yurttaşlık temelinde yeni bir düzen kurulmasıyla mümkün olacağını belirtti.
Bakırhan, Kürtlerin ötekileştirilmediği, kimliklerinin ve onurlarının aşağılanmadığı bir düzen kurulması gerektiğini ifade ederek, stadyumlarda Kürtlere yönelik “sarı torba” gösterilerini de eleştirdi.
“Barış sadece çatışmanın bitmesi değildir” diyen Bakırhan, Kürtlerin kendi kimlikleriyle, Alevilerin kendi inançlarıyla, Arap yurttaşların da kendi kimlikleriyle onurlu biçimde yaşayabilecekleri bir düzen kurulması gerektiğini söyledi.
“ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİNİN ACILARINI DA PAYLAŞIYORUZ”
Bakırhan, konuşmasında çatışmalarda yaşamını yitirenlerin ailelerine de başsağlığı diledi.
Türkiye’nin farklı kentlerinde taziyelerin kurulduğunu belirten Bakırhan, “Hiçbir söz evlat acısını gideremiyor. O ailelerin acısını paylaşıyoruz” dedi.
Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra şehit ve gazi ailelerinin acılarının da ortak olduğunu söyleyen Bakırhan, “Trabzon’un acısı da Siirt’in acısı da Urfa’nın acısı da eşittir” ifadelerini kullandı.
Bakırhan, Suriye’de Kürtlerin elde ettiği kazanımların ise daha geniş haklarla tamamlanması gerektiğini belirterek, başta ana dilde eğitim olmak üzere Kürtlerin taleplerinin güvence altına alınması çağrısında bulundu.



