Adli bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi, Narin Güran ve Rojin Kabaiş dosyalarına sunduğu teknik raporların ardından yaşananlara ilişkin kapsamlı bir yazı yayımladı. Beşikçi, yazısında her iki soruşturmadaki gelişmelere ve kendi deneyimlerine ilişkin çeşitli iddialarda bulunarak, dosyalarda benzer bir yapılanma ve manipülasyon ağı olduğunu öne sürdü.
Beşikçi, Narin Güran dosyasına sunduğu raporların ardından tarafsızlığının hedef alındığını ve bilirkişi listesinden çıkarılmaya çalışıldığını iddia etti. Medyada kendisine yönelik ambargo uygulandığını da savunan Beşikçi, raporlarına ilişkin maddi tespitlere itiraz edilmediğini belirtti.
“Rapora olmuyorsa yazanın üstüne oynayalım” denildiğini öne süren Beşikçi, bilirkişi yenileme başvurusundan men edildiğini ve bu konuda kendisine herhangi bir gerekçe sunulmadığını ifade etti
Beşikçi, Narin Güran soruşturmasındaki teknik raporlarının bilimsel verilere dayandığını belirterek, yargılama sürecinde bu raporların yeterince dikkate alınmadığını savundu. Beşikçi'ye göre bunun yerine “kendi adamlarına yazdırdıkları mucizevi daraltılmış baz ve UKB’nin Narin olamayacak karartısı” üzerinden bir anlatı oluşturuldu.
Medyanın yaklaşımına da tepki gösteren Beşikçi, daha önce paylaşımlarını haberleştiren bazı medya kuruluşlarının Narin dosyasında kendisine kapılarını kapattığını öne sürdü. Beşikçi, “Vaktiyle ‘Kumpas Bükücü’ başlıklarıyla neredeyse her paylaşımımı haber yapan medya Narin davasında bütün kapıları yüzüme kapayıverdi, artık ambargoluydum” ifadelerini kullandı.
“Ve Rojin...”
Yazısında Rojin Kabaiş dosyasına ayrı bir bölüm ayıran Beşikçi, Narin Güran davası sırasında Rojin’in babasının yaptığı “devlet nedir” şeklindeki çağrının kendisini harekete geçirdiğini anlattı.
Beşikçi, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş ile iletişime geçtiğini ve kendisine, “Artık senin bir oğlun daha var, elimden ne geliyorsa yardım edeceğim” diyerek destek sözü verdiğini aktardı.
Ancak Beşikçi, daha sonra bazı kişilerin baba ile arasındaki iletişimi engellediğini iddia etti. Araştırmalarının iki dosyada da benzer noktaları gösterdiğini savunan Beşikçi, “Diyarbakır ve Van’da olanların arkasında aynı zihniyet, aynı kişiler, kurumlar vardı, operasyon merkezi aynı laboratuvardı” iddiasında bulundu.
ROJİN’İN TELEFONU VE YURT DIŞINA GÖNDERİLMESİ
Beşikçi, Rojin Kabaiş’in telefonuna ilişkin de dikkat çeken iddialar ortaya attı.
Telefonun kilidini açabileceğini söylediğinin ertesi günü telefonun Portekiz’e gönderileceğine ilişkin haberlerin yayımlandığını belirten Beşikçi, telefonun daha sonra İspanya’ya gönderildiğini ve burada yapılan incelemede Türkiye’de kullanılan yöntemlerden farklı bir yönteme başvurulmadığını öne sürdü.
Çin’den gelen log kayıtlarının ise kendisine göre olayın üzerinin örtüldüğüne ilişkin şüpheleri güçlendirdiğini savunan Beşikçi, bu süreçte kendisini arayan bir yargı mensubunun “Bu dosyaya bulaşma. Yoksa paketlenirsin” dediğini iddia etti.
Beşikçi, bu nedenle 14 yıl sonra yeniden İngiltere’ye yerleştiğini ve burada daha geniş ifade özgürlüğüne kavuştuğunu belirtti.
“13 AYDIR GÖZLERİNİN ÖNÜNDEKİ ŞÜPHELİYİ GÖRMEMİŞLER”
Beşikçi, Rojin dosyasına ulaşmasının ardından özellikle Mehmet Çelik isimli kişi üzerinde durduğunu söyledi.
Haziran 2025'te dosyaya giren bilirkişi raporunda bu kişinin dikkat çekici biçimde yer aldığını belirten Beşikçi, soruşturmacıların yüzlerce DNA testi yaptığını ve Kıbrıs'ta bulunan bir kişiden dahi ifade aldığını ancak kendi değerlendirmesine göre dosyada önemli olduğunu düşündüğü bu kişiyi 13 ay boyunca tespit edemediğini öne sürdü.
Beşikçi, Rojin’in kaybolduğu gün saat 14.52’de Mehmet Çelik isimli kişiye, “Çok pahalı bir hediye değilse alın hocam, içinden gelmiş hediye etmiş kabul edin hocam, kırmayın öğrencinizi” şeklinde mesaj gönderdiğini aktardı.
Rojin’in kaybolduğu gün Instagram üzerinden de aynı kişiyle yazıştığını belirten Beşikçi, bu yazışmanın Rojin’in kameradaki son görüntüsünden yalnızca 16 dakika önce gerçekleştiğini söyledi.
Bilirkişi raporunda yazışmaların yer aldığını ve sonuç bölümünde kişinin adının Mehmet Çelik olarak belirtildiğini ifade eden Beşikçi, ardından yaptığı araştırmalarda Instagram hesabının silindiğini ve HTS kayıtlarında aynı isimde iki farklı kişinin Rojin’in kaybolduğu saatlerde Rojin ile aynı baz istasyonlarından defalarca sinyal aldığını tespit ettiğini ileri sürdü.
Beşikçi, söz konusu kişilerden birinin kampüsün hemen yanında bulunan Bardakçı köyünde yaşadığını da iddia etti.
“PROFİL SAHTEYDİ” İDDİASI
Beşikçi, araştırmasını sürdürdüğünde hoca-öğrenci ilişkisi üzerinden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kadrosunda çalışmış aynı isimde bir doktora ulaştığını anlattı.
Ancak söz konusu akademik profilde dikkat çekici bir durumla karşılaştığını öne süren Beşikçi, kişinin yayınlarında tıp dışındaki çalışmaların da yer aldığını ve bu yayınların aynı isimli gerçek doktor ve akademisyenlere ait olduğunu iddia etti.
Beşikçi, “Türkiye’de birkaçı doktor, onlarcası akademisyen olan aynı isim soyaddan onbinlerce kişi vardı, çok yaygın olan isminin avantajını kullanmıştı fakat profil sahteydi” ifadelerini kullandı.
Beşikçi’nin yazısında yer verdiği iddialar, Narin Güran ve Rojin Kabaiş dosyalarındaki soruşturma süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Beşikçi, yazısında aktardığı teknik değerlendirmelerin ve iddiaların soruşturma makamlarınca nasıl değerlendirildiğine ilişkin ayrıca ayrıntılı bir açıklama yapılması gerektiğini savundu.
Yazının tamamı burada.



